The Fall Düşüş (2006)


Eşsiz bir filmden bahsedeğim gerçekten eşsiz bir şaheser. Aklın uçlarında ancak aklın alabileceği kadar gerçek ve rahatsız edici bir konusu olan bir film Fall ( Düşüş ). Bir sinema dublörünün talihsiz kazasından sonra kaldığı hastane de Alexandria adlı ufacık pamuk gibi bir kızla tanışması ve O na masal anlatmasıyla devam eden bir film


Film bazen Roy'un hikayelerindeki hayal alemlerinde - ki bu hayal alemleri eşsiz sinematografik çalışmalara sahip, ve bu durum izlediğiniz filme el ayak renk doku ve koku katmış - Bazen ise Roy'u hedefine taşıyacak Alexandria'dan istedikleri gerçek hayatta devam ediyor.


Yaşamak ve yaşamamak arasında ince bir çizgi gibi bir film herkesin hayatında en az bir kez izlemesi gerekli .


Fetih (1453)


Aziz Şehrin önünde duran henüz 21 yıllık kalp atının üstünde duramaz, kalbinin koruna dur diyemez ve haykırır Ey aziz Konstantiniye ( İstanbul ) Ya sen beni alırsın Ya ben Seni. Yaşadığınız toprakların adı İstanbul ise bazen tam göbeğinde durun Bir semazen gibi dönmeye başlayın Yeditepesindeki yedi caminin durmadan haykırarak Allah a dua ettiğini göreceksiniz. Sonra aşıkların Sevdalıların bir iken bin sevdaya bulandığını algılayacaksınız hatta bazen boğazınıza boğaz dolacak ufak bir esinti size İstanbul'da olduğunuzu anımsatacak.


Asırlar öncesinden Kainatın kurulmasına sebep Peygamberin Müjdesi ile fethedilen Bir yüzyılı devirip yeni bir yüzyıl açan iki ayrı kıtaya kollarını açan bir şehirdesiniz. Şehir size dua eder, Sizde dualarınızı esirgemeyesiniz.


Değişim (2009)


Bodoslama daldığım 2009 için hala yapabilecek doğru dürüst bir yorumum yok yani hep olduğu gibi devam ediyor ama bu bir kesin 2009 a dair yapılabilme ihtimali ufak olan birçok olgu 2010 a kocaman olarak devir daim yapıyor. Ve inanıyorum ki 2010 uzun süredir hasretini çektiğim ve ummadığım nice değer verilmesi gereken değerleri yanıma getirecektir. Hayatımı az çok ciddiye almaya başlıyorum. Tamam zaten normal bir alem ve standart bir dünya içinde değilim ama bazen önemsemek te gerekmekte.


Baba (1984-20..)


Tam 25 yıldır evladımsın benim kanımsın canımsın fakat ben bu 25 yıldır senden tek birşey anlamış değilim...


Bir babanın sabahın kör karanlığında evladına dediği kelimeler bunlar.

Ne garip şu sıralar hem ben hem de kendisi ciddi bir insomnia sıkıntısıyla karşı karşıyayız. Uzun uzun isyan etmem gerekirken ve bu kadar o istediklerimi anlatmaya cesaretlenmişken işte tam o sırada içimdeki Bazı ben'leri öldürdüm. Gözlerindeki o eşsiz o derin pişmanlığı gördüm üzüldüm hüzünlendim tek kelime edemedim.


Oğul (2009)


Kumral saçlarını suratıma - ufacık ellerini göğsüme sokuşturuyor içim içimden kalkıyor, hem zaten yabancıydı kendisi buralara. Kokluyorum başka alemlere dalıyorum ne kadar eşsiz yaratmış Yaradan. Ne inanılmaz bir koku bu böyle uğradığı yerlere çok güzel resimlerden fırlamış bulutlar yayıyor. Ve ben o eşsiz manzaraya hayran kalarak izliyorum.


Kardeş (30/05/2009 - 23:55)


Bu aziz gece olsa olsa mubarek hayırlıdır. Gökyüzünden yıldızlar gözyaşların gibi bağrıma doluyor doluşuyor etrafa melekler saçılıyor. Kardeşim, Eşsiz Parçam, Eksikliğim, Tam Olmuşluğum - yanımda susuyorsun ve biz susuştukça ötelere kainatın alemin dünyanın çok ötesine hayırlı kapılar güzel zamanlar dağıtıyoruz. Allah'tan temennizlerimizin en başına sırtımızda bir çuval Ebubekir Görevinde, Olmayı ekliyoruz. Haddimize değil fakat, Ve ancak sen ve ancak ben ve sen varken ben Ve ben varken sen bunu isteyebilir.


Aşk ( Sonsuz )


Zamanı vakti yok bunun söylenecek ve söyleyecekleri de yok sağır dilsiz kör



Aşk ne uyku bilir ne de beni uyutur. Kıvrım kıvrım kıvranarak uyku ve uykusuzluk halinde sevginin cennetinden sevginin cinnetine akıyorum bilmiyorum ve algılayamıyorum uyuyor muyum uyanıyor muyum ? Ellerinden sarıyorum terini hissediyorum, uçuyoruz dünyanın tepesinde. Bilseydin kaç gece saat geceyi çok geçince senin kapının önünde dilsiz kulaksız beklediğimi, dolup dolup boşalırken birkez olsun ağlayamadığımı. Aşka ve hayata dair mutluluk huzur adlı bir yol keşfedildiyse eğer ben buna inanıyorum o şey deli gibi aşık olunmakta değil ancak bu derece aşık olmaktadır.


Ünlü bir yazar şöyle der : Bir parça beyaz boş kağıt Tanrı’nın bize tanrı olmanın ne kadar zor olduğunu anlatma yoludur der. Ve şimdi kendimi düşünüyorum ne yaparsam ne yazarsam koluma yasladığın başının beni sardığının hayalinin resmini çizemem söyleyemem. Sardığın anda ağla ey yar gözyaşların gözyaşlarıma bulansın ruhum özgür kalsın ifrad olsun seni ben değil ölümsüz ruhum sarsın. Onca yaşamaya ve yaşama rağmen. Ne anlatsam ne anlatayım bilmem ne söyleyeyim – bunca söyleyemezken söyleneceklerin sonu yok. Bir gariptir başlanacak ucu da yok bucağı da yok. Sana başlayacak cesaret güç yok. Takat yok bu alemde öyle bir kalp yok. Ve ne garip o sayfa hep beyaz sonsuz bir beyaz.


Sen alemi ötelerde ben her gece uyku yoluna seyrü seferde sana hayırlı geceler temennisiyle. Sırf gözlerimi kapadığımda aklımda fikrimde ruhumda sen ol ninnim kal.


Gece ve gündüz sadece tabir olur bunu anlatmaya hem gece ağırdır sensiz hem gündüz mahkum ve çaresizdir sensiz. Durmadan geceyi gündüzü Yaratan Yaradan’a dua ederim. Senin bana karşı duyduğun hüsn’ü zahnı da bana yüklesin de senin yükün hafiflesin, bir of bile çekmeyesin.


Şimdilerde dünya kadar ihtiyacım var sana dualarını esirgeme bende esirgemiyorum senden inanıyorum ki ancak dualarımız bizim derdimize devadır.....

1 Comment

1 Response so far.

  1. merhaba
    uslubunuz çok hoş fırsat buldukça geri tarihe doğru giderek yazılarınızı okuyacağım elinize dilinize yüreğinize sağlık ayrıca geçmiş olsun sağlık sorunlarınız için sevgiler

Yorum Gönder