Çıplak ayak koşuyorum. Heyecan ve korkudan ölmek üzereyim. Tepemde dört başlı bir kuş var. O kadar garip bir yaratık ki cüssemin birkaç katı kadar. Hatta gagasında dişleri, gördüğüm kadarıyla kılıç kadar keskin tırnakları var. Sırf ardımdan gelen tek mahlukat o olsa yine neyse ejderha ya benzeyen çift başlı başka bir varlık ta ardımdan koşturuyor yakaladı yakalayacak nefesini boynumda hissediyorum. Yığılıp kalabileceğim yere bakıyorum meğer çiğnediğim zemin kocaman kocaman böcekler türlü türlü yılanlar ve akreplermiş. Dizlerime kadar çıkmayı başarmışlar ben koşturdukça onlarda bedenimin üstüne doğru çıkıyorlar. Aniden boğazıma kadar süzülmüşler hissediyorum, neredeyse nefesimi kesecekler ağzımı burnumu kapatacaklar. Ama el uzatıyorum gökyüzünden bana uzanan ele elini tutuyorum kurtuluyorum. Bu ne güzel bir melek, bu nasıl bir cennet, nasıl bir kabus tu gördüklerim.






Hayatım hep bu döngü üzerine devam ediyor. Ben hata yaptıkça, çuvalladıkça, yalnız kaldıkça, yani herkesin uzaklaştığı sırada hep yanı başım da oluyorsun.






Herhalde dünya üzerindeki her sevgiye mantığa uygun açıklama getirilebilir, güzelliğinden dolayı sevilen kıza, dürüstlüğünden dolayı takdir edilen arkadaşa hemen hemen her sevgiye, Ama ancak bir annenin evladına duyduğu sevgi herhangi bir açıklama taşımaz. Sadece senin ayaklarının altına yakışır, sadece ellerin sunabilir, ağzın söyleyebilir cenneti. Ancak Yaradan kulunu senin biz evlatlarına duyduğun şefkat ve merhametle sevebilir. Ben bir evladın annesine duyduğu aşk ile az çok bir şeyler yazacağım. Annem sana yazıyorum.

Gece kabus görmüşüm başucumdaymışsın beni uyurken izliyormuşsun bir bardak su içirdin, içime serptin başka diyarlardan güzellikleri, burnuma saldın elini koklattın eşsiz misk-i amberleri. Beni o garip ucubelerin pençesinden kurtardın. Hem senden başkasının eli de o hengameye girmezdi gayri. Kendine sardın. Yıllar sonra hayatımızda eğer gerçekten birini sevdiğimizde uykudaki haline deli gibi sevdalandığımızı öğrendim. Dünyada ki hiçbir şeyin o sahnedeki kadar mükemmel olamayacağını algıladım. Şimdiler de daha iyi anlıyorum hatta hissetmeye çalışıyorum seni. Meğer kalbin çok genişmiş bir ben olsam yine neyse üç kardeşimin de sevgisini nasıl barındırdın orada öyle. Hiç teklemedi mi ?






Savaşın, barışın, zorlamaların, dünyanın dayatması ahlakın, kaygının, soruların, cevapların olmadığı bir yer senin kalbin saf sorgusuz sualsiz beklentisiz yıpranmayan bir aşk var. Kocaman bir okyanus gibi içine daldığımda dünyanın en güzel meyvelerinin tadını veren en eşsiz rüyalarını gösteren bir okyanus. Beni bilmem hangi başarım için sevmiyorsun, ya da kaşım ya da gözüm içinde sevmiyorsun, karşılıkta beklemiyorsun bu aşktan, her hatamda üzülüyorsun üzüldüğünü anlayıp üzülmemem için ben yanına vardığımda üzgün durmuyorsun. Çünkü parçalanmışsın da dünyaya gelmişim bu hayatı yaşamama sebep olmuşsun, çok ötelerde göklerde kaderimin hayatımın yazıldığı sıralarda ancak sana emanet edebilirlermiş. En iyisini de yapmışlar. Nasıl bir şeysin sen ne kadar sıcak ne kadar yumuşak.






Annem veda ederken, sen benden yana muradını gördüğünü söylemiştin. Seni sen henüz bu yerlerdeyken herkesten çok sevdiğimi bilirdin. Bende sevinirdim, şenlenirdim. Şimdi hayatımı yaşarken her şey varken, yokken, karışıkken, birini seviyorken, birine kızarken, yani büyümüşken çiçek toplamaya çıktım taze çiçekler kokladım hiçbirine kıyamadım. Bir anayı evladından ayırmamak toprağı çiçekten almamak için belki de, ama gelip sana toprağın çiçeğe analığını anlattım bu da benim hediyem kabul edersin umarım.






Bu hafta haftanın Enleri yok ömrümün bütün Enleri zaten sensin annem nasıl desem ne etsem de sevgimi somut hale çevirip dokunmanı sağlayabilsem. Gerek yok ta hani zaten biliyorsun. İçinde baharın akıl çelen müziklerini barındıran cıvıl cıvıl Makedon türküsünde bir nakarat geçer / Kalbimde bir yılan var anneciğim / O yılan aşk bir sen bilirsin Anneciğim/ Bu yazı hayatın başlangıcı olan kadınlara, Ayşe’lere, ve bütün annelere yazılmıştır. Elini öptüm dudaklarımın arasından içime o eşsiz rüzgar doluştu kalbimi gökyüzünde uçuşan her hangi bir yaprak gibi hafifletti. Alnıma koydum.






Ali 2oo9

1 Comment

1 Response so far.

  1. çok iyisin yazıların çok samimi zaten anne insanın en samimi olabileceği konu ama onu da bu kadar güzel anlatmak yazmak her oğula nasip olmaz

Yorum Gönder