2oo9

31.12.2008 zaman: Çarşamba, Aralık 31, 2008 Gönderen illegalizma

Bitmek Tükenmek bilmeyen kar yağışı mucizeler gibi....
Ancak bir anne ve evladı arasında paylaşılan herhangi bir şey artık her ne ise ısdırap ise derin bir acıya mutluluk ise rengarenk dünyaya dönüşür.....
Doğuştan bir hastalığım var her gördüğümü İnsan zannediyorum...
o1/o1/2oo9....

Sesinden Sıcaklığın ve Merhametin ve Vicdanın dışarılara sıçrıyor yakala onları ben kalbime hakim olamıyorum....
Ruhumu saran garip hüzün biliyorum er geç dağılacaksın...
Sıcak Soba dibinde bir bardak sert tarçın kırılgan anılarla dolu dükkan aklın yamaçları söylenemeyen kelimeler havada uçuşan düşünceler.....

Alish 2oo9

1 Comment


Ben ve 6 yaşındaki ufaklık tarafından sık sık yapılan bir aktivitedir. Gecenin bir vakti küçücük kalbini hissedip te yanımda uzanan yaratığa masallar fısıldamak. Bu hafta ilk kez annesinin yanına gitmemek için ağladı zannedersem büyüyor. Ve büyütüyor. Biz insanlar hayatın hallerinde adım adım olgunlaştığımızda artık canlı oyuncaklar istiyoruz – sıcaklığını hissedebileceğimiz. - Masalı anlatmak işin kolay yanı anlamlandırdıklarını algılamak çok zor. Hele Bu haftaki hikayenin ana teması İyilik Yap İyilik bul olunca iş daha bir garipleşiyor. Küçük ama çok zengin penceresinden baktığı dünya hepimizinkinden daha renkli ve katıksız. ( Seni çok seviyorum - ama sarılma bana kolun canımı yakıyor. )

Uzun süredir aslında Haydar'la konuşmamız gerekenleri konuşamadığımız - Haydar'la görüşme de yine haftanın güzel anlarından dı - şiddetle tavsiye vardı ki gerçekten yerinde bir şiddet. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, bizler gibi anlatan dil ile yazılmış gerçek ruh aforizmalarını kendine sararak yaşatan bir kitap. Hele Nüzhet tasvirleri işte gerçek aşk bu olsa gerek dedirtir derecede. Kitapların çoğu uyku gelsin diye okunurken Peyami SAFA’nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Uyku kaçınca sabaha güneşe karşı en isyankar hal ile okunması gereken eşsiz bir eser.

A.R.O.G. – nicedir Issız adamı izleme planı yapılan ama alelacele karar verilen bir gecede izlendi. Film hakkında diyecek tek kelime yok vasat ve altı işte - ama özel bir gece olduğu kesin. ( Özgürlük ve Mutluluk ancak anlatıldığında paylaşıldığında kanatlanıp var olması gereken yere doğru uçuyor.) Bu arada zannedersem benim yüzümden hastalandın.:(


Bir intihar ve başarılı olunamayan bir intihar girişimi de büyük bir ilgiyle araştırıldı bu hafta. Ne garip insanoğlu denen canlı o kadar çok yaşıyoruz ve yaşlanıyoruz ki bu yaşlanma bize insan olma egosunu derinden sessizce işliyor. O benlik halinin ittirme kuvvetiyle ve bir süre sonra artık sağlam karakterlerde bile haddin dolduğu anlarda bu şekilli enstanteneler de yaşanmıyor değil. Aynı zamanda bazen bazı olaylar ölümden ve ölümcül hastalıklardan daha da ağır oluyor. Bir babanın gözleri önünde gözlerini elleriyle kapatarak yağmur yağmur gözyaşları döken bir evlat gibi. Ardından diğer evladın çığlığına cevap vermek için vazgeçilen bir intihar girişimi gibi. Ölüm gibi tek bir çizgi ve açıklamasız. Bir kez daha cevap verir gibi Dünya yada adı ne konmuş ise işte O. ne elim dediğin şey sana ait ne ayakların onca yollarda yürüdüğün ne evin ne de benim dediğin her şey SEN ( Aklının kalbinin içindeki varlık ) sadece var olması kaçınılmaz gün için avunuyorsun.


Bu hafta sonradan haftalık olan yazılarımın ritüeli bir alıntı yazı ( Fikir Atölyesi – İçimdeki Serseri ) ve (Karmakarışık..) bir ruh haliyle bozuldu. Evet aslında her şey çok karışık haddinden fazla. Bir kocaman yıl devrildi. Hiç önemsemem yılbaşı muhabbetlerini anlamsız gelir herhalde yaşlandığımız için tebrik edilme hali. Yoksa yeni yılınız kutlu olsun kelimesi helal olsun bir yaş daha gitti 365 gün – Vay be yaşlanıyorsun öleceksin demenin nezaket halimi. Neyse her ne kadar önemsemesem de gazetelerde verilen almanaklar gibi yıllık vicdani muhasebeye de kapılarım da kapalı olmuyor hani. Hele birde yıl sonu satrancı var ki o da tam anlamıyla yorucu. İlk 2003 yılında aklımdaki birkaç kişiyi silip yerine yeni birilerini alma hali başlamıştı. Aralık ayı sonlarının gelenekseli oldu. Aklımın içinde oynanan bir satranç gibi kimi piyonlar yer değiştiriyor, bazıları tutunamıyor aklımdan kayıyor yok oluyor. Hatta şu sıralar aklımın tahtındaki şahın bile koltuğu tehlikede. Yeni şah sen misin? Yoksa.
Biliyorum ki bir sonraki yazım yeni bir yılda olacak. O zaman ümit ediyorum ki karışıklığın üstesinden geleceğim. İnsan yine de beklenti içinde oluyor işin özü. Yeni sayfa 01/01 diye başlayan. İnşallah umduklarımız umduğumuzdan daha basit yanaşır kapımıza.

Kutsal topraklar içime küçük cam parçacıkları gibi dağılıyor. İçimi acıtıyorsunuz sadece ağlıyorum ve yeter mi bilmem ama en uhrevi halimle dualarımı yolluyorum.
Yazı son kez okundu eksik kalmasın eksik kalınmasın diye. Dün gece sana yine mektup yazdım ama sözler uzadıkça uzadı. Şimdi de Zara söylüyor Fasıl Bu Son Fasıl…!

Alish 2oo8

4 Comments


Aklım Kalbim Ruhum darmadağınık yıllar önce bıraktığım örümcek ağları çok fena kök bağlamış en içlerime en derinlerime. Hem zaten pek kimseninde bu ağlardan kurtul diye teskini yok. Bakalım yolun sonunda ne olacak. ne malum belki de yılan avcısı bu defa haklı çıkar. - Şimdi yine bekliyorum nicedir beklenenleri. Kırmalıyım bir taraftan zincirlerimi ha diye olacak iş değil! adım adım ilerlemezsem bedenime aşina olmuş zincirin telleri beklenmedik acıları yaratır bunun da farkındayım.

Fondan Monsoon Wedding Çalıyor. Hüzün Dolu Ve kendi kendine kırılan kalbime dokunur gibi monitörü anlamsız anlamsız izliyorum. Zannedersem Haydarın görüşlerindeki gibi Dokuzuncu hariciye Koğuşu'nu yeniden okumalıyım. Aynen Peyami Safa 'nın Dediği gibi - ( Ne kadar kendimi kırklı yaşlarımdaymış gibi hissetmiş olsam bile hem ona, hem kendime birçok şeyi itiraf edecek yaşta değilim ) .




3 Comments


Haftalık yazılar gibi oldu ama nedense bütün bir haftadır melankoli yazamama halleri yaşadım. Ve bugün Pazar son yazımın üzerinden tam bir hafta geçti. Kocaman yedi gün. Nasıl geçtiğini algılayamadığım takvimdeki kayıp yedi gün gibi geçen yeni bir yedi gün daha ömrümden yedi işte.
Tamamiyle uyumak ve uykusuz kalma arası bir 7 gün bir çok gelişme olan bir hafta ilk önce gerçek sevgiden gerçek sevgiliden keşkeler dolu bir mesaj. Keşkelerin değilim keşkelerim değilsin hem aklımın hem kalbimin büyük köşesinin tek sahibisin cebimdeki umutlarımsın sen veya başka birine dair.
Mesaj dedik te bu günlerde birilerinden gelen mesajlarda heyecana boğuyor anlamadım ne iş ne ayak ? ( Ne iş ne ayak kelimesi benim jargonumla ilgisiz ama anlayan ve anlaması gereken anlayacaktır. = )
Aklımı kaçırmalıyım hem bu aralar hem de buralar ona zararlı farkındayım. Sabrın sonu selamet fakat hala sabretmek ve hep sabretmeye mahkum kalmak bir kader mi bilmem. Ama şükür ey Yaradan Senden geldi.
Bu arada Mevlana Celaleddin’i Rum’i kendi deyimiyle sevgilisine – yarin vuslatına kavuştuğu – aslında sadece mekan değiştirdiği ( Çünkü ölümü bu denli anlatan biri için ölüm kelimesi bile yakışmıyor ) Yaradan-a kavuştuğu Şeb-i Arus – un yıl dönümü idi. Mevlana ‘ yı çok beğendiğim ve çok zaman hayatımın yön göstergesi olan yılan avcısı misali ile büyük minnetle ve hürmetle anıyorum. – Nasıl Bir aşk bu içimdeki alevlenmiş yüreğim.
Bat for Lashes’in uzun süredir dinlemediğim eşsiz şarkıları hele bir şarkısı var ki What’s A Girl To Do deli bir şey ya - ve Farid Farjad’ın kulağımın pasını silen kemanının telleri haftaya uygun müzikler idi sık sık kendini tekrar eden.
Bu haftanın enleri ve ilkleri God Of War 3 ün videosu ile devam etti. - benim için oyun aleminde dönüm noktası olan – ki bu dönüm noktası gerçekten kelimelerle anlatılamayacak bir deneyim çünkü GOW benim gibi hard olmayan fakat sanal dünyada belirli bir yol katetmiş biri için gerçek manada sürprizlerle doluydu ve hayretler uyandırmıştı hatta ilk oyunu sık sık rüyalarımda oynadığımı hatırlarım. Böylesine bir şey yapılamazdı ve yapılmamıştı eskiden her defasında bir labirentten çıkmamız istenirdi şimdi ise labirenti kökten yerinden oynatmamız çözmemiz isteniyordu. ( Daha oyunlar için ve ilgili yazacak bir çok yazım olacak ) God Of War 3 ‘ün yep yeni oyun içi görüntüleri ve traileri vardı. Kratos, Zeusun ona yaptığı büyük yanlıştan sonra hiddetini zapt edemiyor! ( zaten zapt etme konusunda başarılı biri değildi )
Ve haftanın finali dolu dolu gözyaşlarıyla bitti. Harun Hocanın şiddetli tavsiyesi üzerine meraklanıp ta gecenin saat 3 üne kadar ekran başında gözyaşlarına boğulduğum inanılmaz ötesi film. Bilmem herkese aynı duyguları verir mi ama bu kadar sıcak ve samimi bir filmi izlemeyeli çok uzun süre olmuştu. Aynı zamanda ağlama vaktimde gelmişti hani yaradı desem yeridir.
Film - I Am Sam - Ben Sam – özürlü bir babanın aslında özürlü olanların özrü bulunmadan özür yaratanların olduğunu gösterdiği inanılmaz bir film. Filmin performansı bir saniye olsun düşmedi o kadar yoğun duygular var ve o kadar güzel işlenmiş ki – Hele Lucy nin o gece sırf babasının yanında kalmak için yaptıkları anlatılmaz. Sam in tarihinde ilk kez Perşembe video gecesini ekmesi - arkadaşları - aklının yakın ama bir o kadar uzak yanları anlatmak yersiz. - herkesin ömründe en az birkaç kez izlemesi gereken güzide bir film.
Başlığa gelince çok özel bir sebebi yok ama dolu dolu bir hafta için söylenebilecek bir kelime zaten şu sıralar ekranımı süsleyen dört mevsim tasviri de onaylar gibi – dışarısı çok soğuk ama içim dört mevsim bir ara donuyorum bir ara yanıyorum.
Neyse bu bir hafta da böylece geçti sonlara doğru adım adım yaklaşıyorum eskileşmişin sonu yeni olanın başlangıcı olmayabilir ama eski olan yeterince eskimişti kararım kesindir. Şimdi fondan Volkan Konak Söylüyor. Verin beni mektebe Ayşem le okuyayım. – Kurban olayım Ayşem yazdığın yazılara. - Ela Ela Leose. -



Alish 2oo8

3 Comments

Şimdi Yine sana yazıyorum bütün sözlerimi bütün kelimelerimi zaten sen ile yazıyorum. Her zamankinden farklı yine her zaman farklı olduğu gibi. Çünkü her sana yazdığımda kalbim bir başka taraflarından çarpıyor her defasında farklılaşıyorum kah İstanbul semalarının altında tarıyorum saçlarını kah kurak çöllerde binbir masal dinliyorum sözlerinden kelimelerinden. Gözlerim bir başka bakıyor dünyaya aklıma sen gelince aslında en sinirlenmem gereken halimde bile buna da şükür deyip geçiyorum. İçimdeki iyi niyet ilacım, damarıma aldığım tek doz hoşgörü. Sofu oluyorum Başlıyorum düşüncelerimle düşlerimde dönmeye aklımda ölüyorum ve ancak tam manada ruhumda doğuyorum. Gözlerim ufuklardaki yağmurda güneşte ay da sen ki değerlerden daha değer bir anne oluyorsun en seven sen halinle ben ki bir evlat oluyorum yıllardır annem diye yakındığım.
Bir savaştan diğer savaşa sırf sana kahramanlıklar için girişiyorum bir iyilikten bir yenilgiye doğuyorum sırf sen var olduğumu gör diye! Biliyorum görmesen bile en ben halimi seviyorsun benim benden olma, benim ben bile benden değil dediğim yanlarımdan bile seviyorsun beni! En korkak halim bile elindeki kılıcıyla bir kahraman senin için. En zayıf halim bile orduları korkutuyor senin gözünle bakılınca. En durgun halim bile sen için deli fırtına. En suskun halim bile haykırıyor sana. İşte seni bundan dolayı çok seviyorum ama sen beni seviyorsun diye değil sırf seni sevdiğimi ve sırf sensiz sana dair paranoya olmuşluğumu seviyorum.
Sana yazmak böyle bir şey işte dur diyemiyorum aklıma o na hükmünü veren kalbime hatta ellerim parmaklarım bile aykırı artık ben dur söyledikçe tıkır tıkır işliyor aynı o şarkıdaki gibi.
Her şeyi ama her şeyi sana yazıyorum sana yaşıyorum sen bilmesen ve görmesen bile…


Alish - 2008

3 Comments


Beklemeyi bile beklediğim ve kendisini hiç sevemediğim bir Pazar günü – her Pazar aynı sendromları yaşıyorum fakat bu Pazar biraz daha kötü geçti her şeyden önce uykusuz kalışım ve son 4 yılıma kene gibi yapışan göz ağrılarım aynı zamanda yükseklik fobimin etkisiyle bacağımdaki kramp ve ağız yaralarım. Birkaç gün öncesinden planını yaptığım huzur dolu bir gün olması gereken fakat sadece dediğim gibi beklemeyi beklediğim bir gün. Yine sadece hayatımdaki her Pazar gibi berbat geçti.
Pazar işte her Pazar gibi tam manasıyla manalarıma uygun bir gün. Fakat aynı günün gecesi çok uzun süredir planlayıp ta asla gerçekleştiremediğim bir film. 300 ( Spartalı ) Gerard Buttler ın eşsiz eserinden bir sinema şaheseri olarak uzun süre önce görücüye çıkan ciddi manada emek harcanmış Gladiator tadı veren ama içinde anlamları ve anlam karmaşalarını tam yerinde barındıran bir film. Şimdi üzerine çok yorum yapacak değilim hem zaten film çoktan unutulmuştur. Ama film de en fazla ilgimi çeken şey spartalıların sırf spartalı olmak için ( Bu bölümü filmi izlemişseniz ne demek istediğimi pekala anlayacaksınız. ) bütün duyguları ‘ ki buna bir babanın evladına aşkı bir kocanın karısına sevdası da dahil kendi kendilerine yaşamaları - filmden hoşlanmama ana sebep aynen ruh halim gibi aklımın ve kalbimin binbir türlü fırtınasından aforizmasından eser elimde kalan sadece kendime haykırışlarım.
Aslında genel geçer bir kanı olabilir ama bu toprağın evlatları kendi içlerinde yaşarlar. Dönüp te geçmişimize bakalım isterim büyük ihtimalle hepimizde durum halleriyle olmasa da anahatlarıyla böyledir. Bugüne kadar babamdan tam manasıyla onun evladı olma halimi göremedim ama biliyorum ki içi sırf ben değil diğer kardeşlerimin de sevgisiyle dolu. Ve bu sevmek en yüce sevgi bu kimsenin dokunmadığı kimsenin bilemediği hiç kimsenin bilmemesi gerektiği bir aşk.
Dünyamızı aydınlatanın aslında içimizde gizli olduğunu biliyorum yıllar yılları kovalayacak aklım sırlarım hep bende kalacak ve ben beni ben yapan bütün sırlarımla yaşayacağım.
Hep birini seveceğim aklım hep o birinde kalacak beynim ruhumla dans edecek onu düşündüğümde en güzel aşk ağıtlarımı en güzel yazılarımı onu düşünürken yazacağım.
Hep sadece tek düşüşümü hatırlayacağım nice düşüşlerim nice iktidarlarımı yıkmış olsa bile ben sadece o yenilgide kalacağım belki zamanlamadaydı hatam yada hata değildi belki olması gereken de olmuş olabilir.
Hep sadece o uzun geceyi düşüneceğim nice gecelerim olmuştur sabahlarımı getirmek için sırtımda onları çektiğim urganların izleri olan ama ben hep o gece de takılı kalacağım.
Bunları sadece ben bileceğim.
Şimdi elimde sigaram uzun gecenin derin şehre yansımalarını izliyorum ve bunu çok iyi biliyorum bu asil yalnızlığımı her şeyden çok seviyorum.


Alish - 2008

1 Comment

Üşüyorum üşeniyorum bir çok zaman yaşamaya......
Sözlerime kelimelerime nasıl başlayacağımı tam manasıyla kestiremiyorum ilk olan ilk yazımın yeterince kısa olması zaten yeterince kısa idi. İşin özü kısacası bana bu blog merakını ve blogları takip etmemi aşılayan başta kuzenim Muzi. ardından biricik dergi OGZ (Anlam arayışları içinde Olduğum Oyunlar ) Oyungezer. TEŞEKKÜRLER.
İlk yazı oldugundan ve genel kuramlarıyla konumuz bulunmadığından yine kısa kesmek durumundayım fakat diğer ilk yazıya göre daha uzun ve herhangi bir ilk yazı içinde yeterli Sanırım....
Bu arada geçtiğimiz Kasım 'ki zaten aralığı bile yedik Umduklarım ve beklentilerim gerçekleşmedi ama biliyorumki Kasım Ayına Beni sıkı sıkı tutunduran şey Ardımı Bırakmayacak.
Alish - 2oo8

6 Comments

Ve Güneş....

zaman: Cuma, Aralık 12, 2008 Gönderen illegalizma

Elbette bir gün gelecek dolacak içerime....

Beklemekteyim bu arada bu ilk yazım aslında daha uzun uzun olması gereken ama şimdilik kısaltılması gereken bir yazı bundan sonra Buradayım....


Alish - 2oo8

1 Comment