Hiç Bir Şey...

13.11.2009 zaman: Cuma, Kasım 13, 2009 Gönderen illegalizma


Yılın ilk karı…

Elif ile başladı her şey. Nihayetin ezelinde Elif Ördü Elif Örüldü. Ve Yaradan kullarını uyarı lafzında kendi kelamında Elif diye buyurdu.

Elif Lam Mim…

Ve Elif ile başladı her şey her ölümde Elif her ölümün arka kapısında bekleyen doğumlara Elif diye başladı ezeller ebedlere. Her başlama Elif işte.

İlk kar yağıyor aleme Elif diye diye ayan beyan göz göre göre. Elif’e dokundum dokunacağım. Bu kadar yakınken her şey. Elif diye mucizeler mahiyetinde meleklerin himayesinde. Seyre dalıyorum onların ellerinde tuttukları kendilerinden daha az beyazlıktaki kar tanelerini. Öylesine bir intizam ve eşsiz bir nizam gösterisi var bu karmakarışık yağışta kalabalıkta esen rüzgarda havada uçuşan beyazlıkta. Onlar ellerinde öylesine tutmuşlar ki sanki bu aleme en değerli metayı ve yine bu alemin en değerli mekanına emanet edercesine. Ve dönüp bakıyorlar Yaradan’ın her bir tanesinde büyüklüğünü nazarların nazarında aksettirdiği kar tanelerine. Her biri farklı bir şekilde, her biri kendine has bir sessizlik ve sadece beyazdan fakat dünyanın bütün renklerine. Hadsiz hesapsız sayıdaki her bir tanenin üzerine hadsiz hesapsız motifleri işleyene hadsiz hesapsız şükürler olsun ki, bu yıl da aciz gözlerimi ilk karı görmekle şanlandır dı şereflendirdi.

Kasım Ve 1

O çok ikircikli Eylül ayını ardımıza bıraktık göz açıp kapayıncaya kadar. Ne kadar da çabuk ilerliyor zaman. Hele bu hiç geçmeyen enteresan zamanlar diliminde. Kasım geldi dayandı kapıya ki hatta bu yazıyı eklediğimde yani bu yazı sizlerle tanıştığında büyük ihtimalle sonları vuruyor olacaktır kapısına kasım ayının. Hayatıma dair en önemli ay Ocak ayı bunu bir defa adım soyadım gibi biliyorum. Ne Ocak beni ne de ben Ocağı sevemedim. Ve garip bir çelişki ki bazen sevilmeyen az ve nadir olunca farklılık hatta uzak diyarlarının değer mahiyetinde. Bir de bu içinde bulunduğumuz Kasım ayı var ki kendisinin ne olduğuna dair hiçbir fikrim yok inanın bana. Fakat fena halde bağlı hatta bağımlıyım bu rahatsız geçiş ayına. Geçmişime geçip uzun uzadıya kol gezdiriyorum aklımın çatı katında umutsuz bir aramaya koyuluyorum ama yok bulamıyorum adı Kasım olan herhangi hiçbir anım hiçbir hatıramı yakalayamıyorum. Hatırlayamıyorum evet evet hatırlayamıyorum. Gel gör ki bu içinde bulunduğum garip hatırlayamama hatır halim midir nedir ise artık beni bu aya bu denli sıkıca tutunduran şey bilemiyorum.

Haftada Bir 1 yaşında bir kocaman yıl daha takvim yapraklarını terkediyor. Zamanın durağanlığına gecenin geçmeyen saniyelerine inat. Ne yıldı ama yazsam roman olur kıvamına çalıyor hayatım gittikçe. Her hafta aksatılmadan yazıldı Haftada Bir. Sizlere yazılmaya çalıştı kendince kendi lisan-ı haleti ruhiyesinde. Dünyayla ilgili dünyaya karışmadan karıştırmadan en finalinde. 1. Yıldönümünde artık aksamakta ama aksama da değil bu gecikmenin adı özünde. Yazılan ama sadece yayınlanamayan yazılar mevcut güncelerin ucunda bucağında. Bu yıl Haziran ayına kadar böylesi sancılı olacaktır bu ilerleme anladığım kadarıyla. Kendime dair bir hayat bulabilmek için başladığım firar tünelinde firar eşiğinde tünelin henüz kapısında. Beni ben yapan rutinlerden bile ayrılmaya varan delilik arifesinde işte.

My Sister’s Keeper

Uzun süredir yazmaya cesaret edemediğim o yazıya başlıyorum biliyorum ki aslında hiç bir şey yazamayacağım. Bu arada birazdan okuyacağınız kelimelerin karışıklığından sorumlu olan ben değilim. Göğsümde barındırdığım ve aklımın ucunu her yaladığında boğazıma tıkanan taşın yaptıklarıdır bu karışıklık bu karmaşa. İşte bu sebeptendir ki hiçbir şey yazacağım.

Nick Cassavetes’in son filmi My Sister Keeper Türkiye de Kız kardeşimin Hikayesi olarak geçenlerde vizyona giren filmden bahsedeceğim. Bu arada gözlerimin de kusuruna bakmayın hissedilebilir yazının üstündeki nem ha yağdı ha yağacaklar. Elimde olan imkansızlıklardan dolayı beyazperde de filmi izleme fırsatı bulamadım ve iyi ki de öyle olmuş diye söyleniyorum. Sonsuz gecelerimden birinin kıyısında bana eşlik eden Insomnia nöbetlerinde izlemek nasip oldu. Zaten sonu baştan belli uykusuz geceyi sabaha bağlamama yardım etti. Filme dair dönüp dolaşıp hiçbir şey demekten kendimi alıkoyamıyorum. Her şeyi barındıran hiçbir şey işte, izleyin ağlayın işte.

Saat gecenin üç buçuğu dışarısı zifiri karanlık tek ışık benim monitörüm. Uzanıyorum paketteki tek ve son sigaraya tam şimdi Winamp Playlistte yazı sizlere veda ederken eşsiz girişiyle çalıyor yıllar önce çıkan bir albümden bir türkü Laço Tayfa – Zülüf. Sabahı bekliyorum.

Haftaya İnşaAllah görüşmek üzere.

Selametle…

Ali 2oo9

3 Comments

3 Responses so far.

  1. "inşaAllah" taki A'yı büyük yazışın çok enteresan. bu senin nası katı eğitimden geçtiğini gösteriyo. yanılıyo muyum? tai öyle diildir, öyle olsa karşı çıkardın di mi... yine de enteresan,

  2. kelimelerinin nasıl özlemişim ali bir hafta aksama nasıl da uzun geldi,iyisin değil mi

  3. Mehmet Akif hayatın kendisi eğitim verince manevi alemindeki değerlere bakış açın değişiyor katılaşıyor....

    Ali de seni özledi Valla Ablacığım benim...

Yorum Gönder