Gerekli...

17.01.2009 zaman: Cumartesi, Ocak 17, 2009 Gönderen illegalizma


Henüz geçtiğimiz bayramdı şen şakrak kahkahaları doldurmuştu o odayı. Orada onun gülüşlerine şahit olan herkese gerçek bayramı sunmuştu altın tasta bembeyaz dişleriyle. Çiğdem mahsun dudak hareketleri konuşamama halleri uzun uzun garip aralıklarla gülüşleri - içimize serpiştirmişti umut çiğdemlerini. Acaba Çiğdemi mi yazsam o aniden çıkan sersem güneşin içimizde adı umut olmuş çiğ’demleri yok ettiğini mi yazmalıyım? Dünyanın bir Çiğdemden İçimizin bin Çiğdem den annesiz ve öksüz kaldığını mı yazmalıyım. Ya da öylesine güncel gündemden birkaç görüş mü beyan etsem set mi çeksem kendi gündemime. Yok yok zaten nicedir aklıma hakim oluyorum sana yazmamak için ama dur dememeliyim, özgür olamazsam buraya yazmamın ne anlamı var ki.

Hey! Sana yazıyorum.

Biliyor musun? Sen deyince aklım köle kalbim gaddar bir hükümdar oluyor. Ve o padişah emirler yağdırıyor. Sana yazmama engel hiçbir kargaşa kalmasın diye hiçbir şüphe ve tereddüt olmasın diye sana yazmaya karşı koyan aklımın ufak zerrelerine savaş açıyor. Ortalık kan revan sonra uzaktan dönüp bakıyor eseri üzerine ve benimle dalga geçen başka bir ben gibi küstah küstah gülmeye başlıyor. Ellerime ayaklarıma seninle dolu her zerreme. Başka taraflarından çarpıyor, fütursuzlaşıyor, kontrol edemiyorum. Uyku haram zaten.!

Yanı başımdasın yürüyoruz birlikte, ellerin ceplerinde ketum umursamaz adımlarını ve nefesini takip ediyorum, anlayıp sen de nefesimi takip etme diye tutuyorum nefesimi. Korkak bir çocuk, savaşta esir alınmış asker, aldatmış Mecnun kimsesiz hisseden Leyla gibi, heyecandan oraya yığılıp kalabilirim. Bir adım arkadan yüzüme bakıyorsun şimdi tam kestiremiyorum herhalde gülümsüyorsun. Buz kesmiş havada gülüşünün estirdiği sıcak meltem sırtıma işliyor ürperti tutuyor benliğimi. Tam anlayamadım bunu neden yaptığını ama sen elini daldırdın göğsüme en diplerindeki kalbimi yakaladın. Sıkıyorsun sakince kalbim bir garip sanki çok sıcak bir yaz gecesi uyanmışta aceleyle ve gözlerini tam manasıyla kullanmayarak soğuk su içiyor gibi ya da ayaza çekmiş havadan sobanın dibine tünemiş gibi.

Anlamsız anlamlı algılamaya başlıyorum ne olduğunu da kestiremeden. Ve renklerim saçılıyor üzerine ufaktan çekinerek göz atıyorum elinin olduğu yere bir tek kırmızı yok. Karanlıklarımın rengi yok sadece. Her renk orada hepsi dans edercesine sanki bir yılan gibi süzülerek ilerliyorlar elinden itibaren. Yok yok öldürmek ya da bana boğmak değil niyetim. Karışsak hani. Hani açsam kalbimi görecektin ya renklerimi artık gerek kalmadı. Elin orada oldukça daha bir açılıyor ruhumun kaçmasını engelleyen kapakçık her dakika her saniye işte şimdi benden ayrılacak gibi. Ama ben sana kıyamıyorum daha fazla durmamalı elin, yorulmamalı O eşsiz sanat eseri.

Ve basit bir refleksle gözlerin iz bırakarak geçiyor gözlerimden onlarda biliyorlar nasıl tükendiğimi. Sevilmenin şımarıklığı mıdır bazen cesaretimi toplayıp ta bakabildiğim gözlerindeki? Yoksa hayır sadece geçerken uğrak yerine acıyarak son kez kırılgan ama kurtulası bakışların mıdır bunlar. Veya sıcak mıdır, soğuk mudur? Ne kadar başka şeyler gözlerin ve bakışların biri eylemi gerçekleştiren diğeri başlı başına bir eylem, başkaldırı sanki bütün alemime. Gözlerin kanatlanmış aklıma uçuyor. Düşüncelerimi okumaya mı gidiyor.

Susuyorum.

Şefkatin dolaşıyor saçlarımda ben sana dair dokunduklarıma değil dokunamadıklarıma sevdalanıyorum söyleyemiyorum yine tıkanıyorum kalıyorum bin bir türlü sorum var bağrımda haykırsam belki ancak kendi bağrım duyar sesimi. Onca sözden sonra anlamı varmı bilmem ama herhalde var olmalı bu yazıda eksik kalınmamalı yine her zaman ki gibi. Aziz kelime eşlik et dökül dişlerimin arasından ve haykır ağzım Seni Seviyorum diye.


Biniyorum arabaya kontağı çeviriyorum o sırada radyo devreye giriyor. Yabancı olduğum bir ses hiç te yabancı olmadığım sözlere sahip bir şarkıyı seslendiriyor Demet söylüyor – Bir vurgun bu sevda - sesi açıyorum saat gecenin kör karanlığı şehre karışıyorum bomboş cadde ye düşmüş ışıkları takip ediyorum hayallerimi takip ettiğim gibi. Öylesine bir sigara yakıyorum ama anlamsız değil çektiğim yudum. Ve gözlerin çarpıyor gözlerime Konuşamıyorum.




Alish 2oo9

1 Comment

1 Response so far.

  1. offf ya biri tarafından bu kadar sevil ama bunları okuyama
    okursa zaten kanser olur sevdadan
    mona roza şiirini hatırladım okuyunca öyle bir sızı
    bir de mihriban türküsü geldi aklıma nerden geldiyse demek bağları var

Yorum Gönder