NEDEN...

9.10.2009 zaman: Cuma, Ekim 09, 2009 Gönderen illegalizma


Hayat akıyor kendi yolunda bir bedenin damarlarının içinde akan şey mahiyetinde sürükleniyor her olay. Ne akacak kan damarda duruyor ne de zaman. Durdurmaya gücümde yetmiyor zaten. Ne kan durmalı ne de zaman. Ben bu hasretin içinde iken zaten ne kanın önemi var ne de zamanın. Bir tepeye tırmanıyorum. Oradan tepeden yükseklerden izlemeliyim. Kendimi dinlemeliyim. Susmalıyım kesin suskunluğa boğulmalıyım. Ruhuma dokunmalıyım biraz demlenmeliyim.

Özlüyorum hasret çekiyorum bu kadar içten bu kadar derinden hissediyorum. Ellerim ayaklarım ruhum hepsi eşlik ediyor bu özleme her taraftan ağıtlar yağdırıyorlar. Kalbimin hasrete salınmış yüzüne. Bakıp bakıp acıyorlar çok garip kendi parçalarım yine kendi parçalarıma üzülüyor ağıt yakıyor. Artık kalmayan o kalbime. Yanan küllenen biten yıkılan o kalp dediğim organa ruhumu fani bedenimde saklayan kalbime. Yetmiyor içimdekiler durdurmaya bu hasreti. Ne ben varım şimdi ne de sen aşk var ortada adı sadece hasret olan. Her defasında en olmayacak taşa ayağı takılıyor tam bitecek sonsuz özlem yeniden başlıyor şafaklar belki görme ihtimalleri sürüklüyor gecelerce ardında beni, hastalıklı gözlerimi, yangın yeri ruhumu. Kenetleniyor bakışlar o kapılardan kapı açan tavana. Karanlık her şey her zaman şimdiki gibi. Bitmez bir karanlık var. O kadar çok ki var olmayacak mutluluk hayalleri ve o kadar çok ki o kenarları kesik rüyalar. Hep te en önemli o kesilen parçacıklar tam ulaşıp elini işte benimsin artık diyerek tutacakken aslında ben bile yokmuşum bunu anlatıyor. O kesikler o parçalar. Bir enteresan bu alem tam çözecekken düğümleniyor ve en önemli yerleri kesik o rüyaların. Aslında olması gereken yok hep. Aslolan değil artık yaşadığım aslın kopyasını bile yaşayamıyorum. Elimden alınmış birçocuğun en değerli oyuncağı, bir babanın en sevdiği evladı, elimden alınmış bir Leyla. Ne bir şair ne bir müzik kesiyor, ne de dillendiriyor içimdeki derin özlemi. O sonsuz ve sonu olmayacak yangını. Hayal işte benimki oturup dinlenmeliyim.

Hafta boyunca ne olduğunu kestiremediğim olaylar örgüsündeyim. Evet evet çok özlüyorum burnumun direği titriyor her aklıma geldiğinde sırtımdan ateş desen değil buz desen değil bir geçit töreni alayı süzülüyor. Her zerrem eşlik ediyor ardından. Bu aşka hayal halime, bu sevdaya makus talihin bulaşmış denklemine. Çözemiyorum. Çözmeye kalktığımda her defasında elime yüzüme bulaştırıyorum. Artık çözmeye korkuyorum. Kalbim tersinden çalışıyor nicedir. Ben neden buradayım, neden bu anları yaşıyorum ve nasıl taşıyorum yer yer hayret ediyorum. Nedenleri toparlayıp onca gece olduğu gibi bu gecede sırtıma alıyorum. Ne garip nedenleri yüklenebilmek için binlerce neden daha oluşturuyorum. Neden diyorum. NEDEN.

Haftanın Enleri yaşam şartlarına takılmış durumda aslında en nihayetinde hayatın kendiside uzun uzadıya bir en... Ama uzun süredir izlemek istediğim Hancook adlı filmi nihayet izleyebildim. Serseri olmanın aslında kişiye özel yalnızlık getirdiğini. Trajikomik anlatım tarzı ve Filmin o çok derinlerinde kavuşunca yok olan aşktan bahsetmesi eşsizdi. Hem zaten Charlize Theron'un Gözyaşları görmeye değer...

Şimdilik bu kadar Haftada bir - bir şekilde Yaradan'ın izniyle sizlere ulaşabiliyor.

Ali 2oo9

1 Comment

1 Response so far.

  1. eline sağlık

Yorum Gönder