En Yazı...

14.02.2010 zaman: Pazar, Şubat 14, 2010 Gönderen illegalizma




Bu hafta Uzun süredir yazmadığım Enleri yazayım evet öneriler topluluğu yazıya hoş geldiniz.

Küçük Prens : Yıllar önce her neyse şimdi onca şeyi kaybettikten sonra bile yine aynı tadı aynı gezegende yaşatmayı başarabilen Küçük Prens Antoine de Saint Exupery’nin Mükemmel hayal gücü bütün bir haftada en önemli enimizdi. Hala yetişkin olmayı başaramamaktan, hala rakamlarla konuşamamaktan, hala mor panjurlu evi hayal etmekten, hesapsız bir dünyada hesapsız yaşamaktan kısacası içimdeki onca yıkıntıya rağmen, en zayıf noktam olan çocukluğumun yaşamasından dolayı mutluyum. Söylemeye korktuğum kendi ismini benim dilimde duyduğunda ürküp kaçacağından çekindiğim mutluluğu hissetmek gibisi yok. Küçük Prensin küçük gezegeninde istediğim vakit gün batımını izlemek.

Kafa Dengi : Bu hafta, hafta içinde aynı kanalda iki tane eşsiz yapımda olabileceğini kanıtladı bana 24 Kanalı. Gün içinde haber programları akşamları ise tematik film kuşakları ile oldukça seçkin bir kanal ama bu hafta içinde iki program vardı biri 6 Billion Others ( 6 Milyar Öteki ) ve bu haftaki konusu evrensel dillerden biri olan sevgi yakın zamanda vizyona girecek olan bir film de var bununla ilgili Başka Dilde Aşk diye. Belgesel izlenmeye değer olmuş tek kelimeyle. Aynı zamanda Cuma gecesi Kafa dengi adında bir muhabbet programı var ki ancak adı muhabbet ile açıklanabilir hem programın samimiyeti Hem de konukları Sadık Yalsızuçanlar programı çok güzel bir seyirlik haline getirmişti. Hele doğunun isyan halinin Hz. Ali ile eşleştirilmesi ve Zülfikarın Zahir’e Ve Batına bakan yüzlerinin konuşulduğu dakikalar mükemmeldi.

Solmaz Kamuran - Kiraze : Salt Mutsuzluk Kısacası katıksız Mutsuzluk. Yurtlarından çıkarılan bir etnik grup bir dine mensup olan insanlar bir hüzün yıllarca sabredilen zor ömür. Zamanın ve hayatın değişken bazen de kaskatı sabit sırlarıyla dolu tarihi bir roman. Kitabın birçok yerinde boğazınıza tıkanacak nefesiniz. Hele Raşel’in Moşe’ye Kavuştuğu an yok muydu?

Nazan Bekiroğlu – La (Sonsuzluk Hecesi ) : Sonsuzluk Hecesi Yok ile başlıyor ardından İlahe eklenip giden mükemmel bir öykü bir Nazan Bekiroğlu klasiği daha Yazıcının diliyle yazmalı aslında klasik etiketi az kalır açıklamak için. Yazıcı yazmış yine yazacağını. Cennetten kovulan ilk insanı Adem’i tarifsiz güzellik Havva’yı Teslimiyet adlı Habil’i Ateş yığını olan Kabil’i. Kitaplar vardır hani sizi bekleyen işte bu hafta kitaplar vardı beni bekleyen. La, Kiraze, Küçük Prens beni bekliyordu bu hafta.

Salyangoz : Aşk konuşulmadığında ete kemiğe bürünüyor. “Salyangoz” hafta içinde yayınladığım kısa filmden bahsediyorum. Bir kurban bayramında izlemiştim ilk olarak kaç yıl geçti aradan hatırlamıyorum. Çok beğendiğim bir filmdir. Hem kitaplar hem de Aşk var içinde daha ne olsun.

Feyruz : Le Beyrut deyip yak yık. Evet genelde kadın sesi daha bir etkiler beni Anaçlıkların damıdır? Bilmiyorum Ama kadın sesi insan ruhuna daha fazla yaklaşıyormuş gibi geliyor bana daha bir sırlı gizemli işte. Feyruz üç yıl önce durmadan dinlediğim şarkıları ile yeniden misafir oldu enteresan dünyama.

The Four Horseman : Beyaz At, Gri At, Kırmızı At Ve Siyah At Dünya üzerindeki katıksız gerçek bir mitos İronik…

Fondan Çalıyor Azam Ali – I am a Stranger in This World

Haftaya görüşmek üzere.

Ayakları az biraz yere basabilen bir serserinin deyimiyle

Selametle…


Ali 2o1o

1 Comment

1 Response so far.

  1. cuma güzeldi bence de hatta benim için çok özel ve güzeldiiiii

Yorum Gönder