<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497</id><updated>2011-10-11T04:45:19.413-07:00</updated><category term='Gerçek'/><category term='Shadow Of the Colossus'/><category term='Island'/><category term='Taşıyorken'/><category term='A'/><category term='Çaldıklarım'/><category term='Uçurum'/><category term='Orly'/><category term='Papatya'/><category term='Sanal'/><category term='Silmişsin Onca Zamanı'/><category term='Portishead'/><category term='Akdamar'/><category term='Anlamıyormusun'/><category term='Ahtamara'/><category term='Ketum'/><category term='Oyun'/><category term='Deli Vampir'/><category term='Hala Söyleyemiyorum'/><category term='Bitmez Tükenmez Yolculuk'/><category term='Gece Gündüz'/><category term='Game Over'/><category term='Hayat'/><category term='Sabır'/><category term='Love'/><category term='Ah bir Söyleyebilsem'/><category term='İstanbul'/><category term='Wonderland'/><category term='İçim Kırık dökük'/><category term='Saygı'/><category term='Üzülme'/><category term='Coraline'/><title type='text'>˙·٠•● Haftada Bir ●•٠·˙</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>101</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-5173862732192527584</id><published>2010-10-04T11:03:00.000-07:00</published><updated>2010-10-04T11:07:28.012-07:00</updated><title type='text'>Dua Bekliyorum...</title><content type='html'>Bugün 04/10/2010 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın 05/10/2010 için her kim okuyorsa dua bekliyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani hayatın kırılma noktası derler ya işte tam oradayım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya sonsuz bir Veda Ya da sonsuz bir bağlılıkla her ne olacağı kesin olmayan &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir acaip yolculuk...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dua Bekliyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-5173862732192527584?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/5173862732192527584/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/10/dua-bekliyorum.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/5173862732192527584'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/5173862732192527584'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/10/dua-bekliyorum.html' title='Dua Bekliyorum...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-3891961526549563278</id><published>2010-10-03T04:07:00.000-07:00</published><updated>2010-10-03T04:15:10.032-07:00</updated><title type='text'>Alıntı...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/TKhlKkmAydI/AAAAAAAAAVQ/-G_hFuGT6Kg/s1600/october_rain_by_asbeautydies-d2zygcw.png"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 223px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/TKhlKkmAydI/AAAAAAAAAVQ/-G_hFuGT6Kg/s320/october_rain_by_asbeautydies-d2zygcw.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5523776175266122194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günler boyu, önünde küpe çiçeği saksıları dizili penceremizden ayrılamadım. Ve hep aynı iki yaprağın arasından, aynı sokağın, aynı köşesine baktım. Geleceğine olan inancımı hiç kaybetmedim. Beklemek öyle despot bir duygu ki; ancak beklemeye sadık olursan kavuşacağına, başka bir işe bakarsan beklediğini kaçıracağına inandırır seni. Beklemeye esir olursun. Bu esarette, sevdiğini düşünmeye ara vermek bile affedilmez ihanettir, dilinden asılırsın. Düşünmediğin gecelerin utancını taşır sessizliğin, neden durgun olduğunu merak edenlere inanmayı sevdikleri yalanlar söylersin "uyuyamadım..çayı çok kaçırmışım, ah şu sokak köpekleri yok mu..."  &lt;br /&gt;Konusu hiç iç açıcı olmayan bir filmin, sırası hiç gelmeyen kavuşma sahnesi en çalışılmış sahnen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"tam şurdan boyasız evin yanındaki sokaktan gelecek, belki şu kırık kaldırım taşına basar, önce bizim evi arar gözleri, sonra odamın penceresine bakar ki ne görsün ben hala oradayım, elbetteki; bıraktığı yerden bir an olsun ayrılmadım" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Soluk alman için gerekli o adamı beklerken gereksiz detaylar ezberlersin. Bir sokak lambasının kaçta yanıp kaçta söndüğünü bildiğin kadar yüzündeki ışığın söndüğünü bilmezsin. Bu çocuk sağlam değil aman uzak dur, diyen dostlarının o gittiğinden beri ortalarda görünmediğini farketmezken, sarı çizgili bir bacağı kopuk kedinin sabahtan beri görünmediğinin farkına varırsın. Esen bir rüzgarın uçurduğu poşeti gözden kaybolana kadar izleyen kayıp bir aşıksın artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        En çok saçlarımı tararken aklıma düşüyor, saçımın kıvrımlarında anılar taşıdığımı kim tahmin edebilir ki? Bu yüzden olur olmaz saçlarımı taramaya başladım, tuhaf bir randevu verdim saçlarıma, kararlaştırdığımız aynanın önünde, aynı saatte, aynı tarakla...Farzettim ki tarak onun elleri, saçımı yolarcasına taramayı bu farzla bıraktım. Söylesem bana gülerler. Meyvelerden en çok ayvayı sevdiğimi söylediğimde güldüler zaten. Nesi komikse.. Benim sevgilimin göğsü ayva kokardı, ayva bahcelerinde buluşup koynuna yattığım, tenini okşayıp okşadığım elimi bile kokladığım adam başka ne kokacaktı ya? Yoksa bakma işte ayvanın sevilecek bir yanı yok. Belki artık kokusunu da sevmemeliyim. Kendime inanmayı sevdiğim yalanlar söylemeliyim. "unuttum, çok oldu unutalı...zaten belliydi gideceği.. kalsa bu kadar sevmezdim"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel, ne güzel olmuşsun&lt;br /&gt;Görülmeyi, görülmeyi&lt;br /&gt;Siyah zülfün halkalanmış&lt;br /&gt;Örülmeyi örülmeyi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim yârim bana küsmüş&lt;br /&gt;Zülfünü gerdana dökmüş&lt;br /&gt;Muhabbeti benden kesmiş&lt;br /&gt;Sevilmeyi sevilmeyi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Hatıra bıraktığı ajandanın ilk sayfasında bu şiir yazılı, sonraki sayfaların şiirleri kirli. İkindi saatleri  hatasız insanlar, kusursuz çaylar eşliğinde düzenin çok bozulduğundan bahsederken ben düzeni bozanın hatası olmaya koştum. Beni beklediği kuytuda ilk önce gözleri ışıldardı, o kahrolası ela gözleri. Dudaklarıma, ellerime, kirpiğime ayrı ayrı aşkını anlattı, ara sıra gözlerime şarkı okudu, saçlarıma şiir. O okudu ben şiire el koydum, başka ela gözleri başka siyah zülüflerden kıskandım.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bir zamanlar dünya'nın en küçük seyyahıydım. Suskun bir adamın ela gözlerine seyahat ettim. Biliyordum ki gözlerinde sonu olmayan bir yeryüzü saklıydı, hatta bir ara pılımı pırtımı toplayıp gözlerine yerleştim, yaşayıp gittim. Bazen gözlerinin sınırlarını kapadı, ben yerimden yurdumdan oldum. Elimle yüzünü kendime çevirip; zorla, cürümle gözlerine iltica ettim. Ta ki gözlerini tüm ziyaretlere tamamen kapatana kadar...&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Su kanalında bir beden..öleli on gün olmuş yada öldürüleli...İkindi vakti bulundu. Ölenin düzeni bozanlardan olduğunu anlayana kadar sık sık "düzen çok bozuldu" diyen adamlar göründü kayboldu, gerçeği öğrenince de "su testisi su yolunda" dediler, üstlerine düşen görevleri bitirip gittiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Ayrı ayrı karşılaşıp tek vücutta spastikleştiğimiz o köprünün hemen altında yatan kirli bakışlı adam; ölmüş olman beklemeyi bırakacağım anlamına hiç gelmedi. Ben seni beklemeye hep sadık kaldım.Hep esir kaldım. Hatıranı sakladım, günahlarını sevdim, saçlarımı hiç kesmedim ara sıra ördüm. Seni çok özledim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazara Teşekkürlerimle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkürler Siminya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada Bir Bir alıntıyla &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoluna ara vererek soluk alarak devam etmekte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aliş - 2o1o&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-3891961526549563278?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/3891961526549563278/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/10/alnt.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/3891961526549563278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/3891961526549563278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/10/alnt.html' title='Alıntı...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/TKhlKkmAydI/AAAAAAAAAVQ/-G_hFuGT6Kg/s72-c/october_rain_by_asbeautydies-d2zygcw.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-3057915248046067278</id><published>2010-09-23T23:53:00.000-07:00</published><updated>2010-09-24T00:11:48.348-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='A'/><title type='text'>Daimi Kalp sızısı</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/TJxN6XGY7LI/AAAAAAAAAVI/y2CRcr4ePhk/s1600/autumnal_equinox_by_edcrfv1990-d2zcls5.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 224px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/TJxN6XGY7LI/AAAAAAAAAVI/y2CRcr4ePhk/s320/autumnal_equinox_by_edcrfv1990-d2zcls5.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5520372908277951666" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sonsuz Kalp yangını...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitmeyen bir gurbet...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kimsesiz bağıra düşmüş çığlık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ömür yutkunmasına izin verilmeyecek bir boğaz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boğaza tıkanmış bir düğümün adı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hıçkırarak dökülmeye cesaret edilemeyen bir gözyaşı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Aşk yani...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her seveni bu kadar yakar mı bilinmez ama..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk Kelimesinin evveliyatından eski sanki sevmelerim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daimi Kalp sızısı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani tutmuşken özlem krizi dile getirmeliydim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada Bir kafasına estikçe burada..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aliş 2o1o&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-3057915248046067278?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/3057915248046067278/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/09/daimi-kalp-szs.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/3057915248046067278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/3057915248046067278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/09/daimi-kalp-szs.html' title='Daimi Kalp sızısı'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/TJxN6XGY7LI/AAAAAAAAAVI/y2CRcr4ePhk/s72-c/autumnal_equinox_by_edcrfv1990-d2zcls5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-513191552195670275</id><published>2010-08-25T12:59:00.000-07:00</published><updated>2010-08-25T13:04:28.865-07:00</updated><title type='text'>Elhamdülillah!...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/THV3MIthdwI/AAAAAAAAAU4/m9Qje9px0p0/s1600/butterfly_copy.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/THV3MIthdwI/AAAAAAAAAU4/m9Qje9px0p0/s320/butterfly_copy.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5509440769538225922" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Sıcacık kestaneler var elimde. Bir koşu gidip aldım sana! Sıcacık kalsınlar diye yer yer üflüyorum YARADAN’ın verdiği aciz nefesim ile. Bilmem ısınıyor mudur? kalpleri. Benim mutluluğa hasret kalbimin ateşiyle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Yani umut ediyorum hala Küçük gri kuş Sitem taşını Beyaz mermer şehrin tam bağrında tırnaklarının arasında bıraktığında. Beyaz Mermer şehir nasıl birdenbire suskun bir şekilde boğuluyorsa umut denizine ve bütün sokaklar caddeler yaşanmışlıklar nasıl şahit oluyorsa bu sonsuz suskunluğa öylesi susuyorum. Suskunluk var boğazımda, gayrı engel değil ki susmam umuda. Umut edip susuyorum eğer susulacaksa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Ramazan. Sen bekliyor olmalıydın dört duvar arasında. Zamanlarım elimden kayıp giderken. Sen bekleseydin ya. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Elhamdülillah Önce kıvılcım idim sonra döndü temaşa çaktı şimşek. Kopardı bütün çekirdekleri sonsuz uykudan. Ben adım adım ateş oldum. Yani bir kordu düşmüştü viran bağlarıma. O zamanlar henüz el kadar çocuktum anlamıyordum. Yine de Elhamdülillah. Önce kıvılcıma sırasıyla ateşe ve kor’a. Şimdi bilmem kaçıncı kül evresinden sonra tekrar ateşe ve kor’a. Elhamdülillah Buna da Elhamdülillah söküp atamıyorum ya ne kalbimi ne de içindeki seni dünyanın tam ortasında…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suskunluğum bana yoldaş gayrı yollarıma…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman yazarım yazılırım bilmiyorum ama…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada bir halen buralarda…  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alish 2o1o&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-513191552195670275?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/513191552195670275/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/08/elhamdulillah.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/513191552195670275'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/513191552195670275'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/08/elhamdulillah.html' title='Elhamdülillah!...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/THV3MIthdwI/AAAAAAAAAU4/m9Qje9px0p0/s72-c/butterfly_copy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-2193904110561463476</id><published>2010-07-11T10:49:00.000-07:00</published><updated>2010-07-11T10:56:46.933-07:00</updated><title type='text'>Big Fish</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/TDoFndWvAZI/AAAAAAAAAUw/5urVB4Ta0To/s1600/buyuk-balik.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 226px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/TDoFndWvAZI/AAAAAAAAAUw/5urVB4Ta0To/s320/buyuk-balik.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5492708870984761746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazmaktan yoruldum mu nedir ama anladığım kadarıyla Hayır. Hala benden kalan kırıntılar var kesemde. Ama zaman işte onu da ağır ağır sindire sindire tüketmekte. Yazmıyor muyum, Yazıyorum aslında. Gizli saklı ve biraz da Suya…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun süredir filmlerden bahsetmemiştim. Hollywood’un kısır yapımlarının olduğu bu kurak dönemde o kadar harika filmler çıkıyor ki alternatif sinemalardan. Sorara’yı Taşlamak, True Legend gibi çok kaliteli yapımlar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında Big Fish’i anlatmak istiyorum. 2010 yılının en büyük hayal kırıklıklarından biri olan Alice in wonderland’in Psikopat yönetmeni Tim Burton’ın 2003 yılında gösterimde olan filmi nicedir izleyemiyorum bırakın film izlemeye televizyondan bile o derece kopukum ki. Neyse uzun zamandır zaten yıldızlarımız barışık değil. Sanırım hayatımız internetten ibaret olma yolunda çok yol katetmiş. Görmeden haberdar olmadan her şeycikler ne kadar da sanallaşmış. Asıl konumuz bu değil. Harika bir kabustan enteresan bir düşe geçiş yapan büyük Balık o kadar güzel di ki ilk izlediğimde ki gibi. Pek az film kendini ilk heyecanla izletebilir. Bunlardan biri de Tim Burton’ın bence kült filmi olan big fish. Çok güzel hikayesi inanılmaz bir masalla senaryolaştırılınca ve bu kadar fantastik öğe reel hayatın içine bu kadar nizami dezenfekte edilince ben gibi sinemaseverlere ilaç oluyor resmen. Hele filmde kahramanımızın alnına yazılmış sevgilisini görme sahnesi yok mu. Görülmeye değer. Bir iyilik yapın sizlerde hayal kurun ve izleyin derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Alice in Wonderland den beridir bu denli beklenti içinde olduğum film Amerika ve Fransa’da gösterime girmiş şimdilik IMDB’de sadece 4.4 olan puanı korkuttu beni ama hikayenin özünü bildiğim için gidilir görülür. Türkiye de vizyona girince…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir amatör şarkı buldum bu sıralar durmadan onu çalıyor Winamp media player’ım yoruldum diyesi isyan edesi yakındır. Çaresiz derdimin sebebi belli. Dermanı yaramda arama doktor. Şifa bulmaz gönlüm senin elinle boşuna benimle uğraşma doktor. Dermansızlara gelsin. Siz kelimelerle yetinin. Üşenmeyip netten de arayın derim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufaktan gevezelik olan bu yazımda sizlere veda ediyor. Her başlangıç gibi sonu yanına alıyor. Ve çekip gidiyor. Hava sıcak ruhum buzdan kalelerin içinde. Ben hala bir arafın tam göbeğinde. O kadar imkansız ki her şey gülmek huzur mutluluk. Nasıl da elimden alındı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada Bir Haftaya Burada &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umulur ki görüşmek üzere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( Okusan diyorum hani gönlüm baharlara bulansa kimbilir belki. Neyse... )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Al’ish 2o1o&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-2193904110561463476?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/2193904110561463476/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/07/big-fish.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/2193904110561463476'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/2193904110561463476'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/07/big-fish.html' title='Big Fish'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/TDoFndWvAZI/AAAAAAAAAUw/5urVB4Ta0To/s72-c/buyuk-balik.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-4268459181653785505</id><published>2010-06-26T11:37:00.000-07:00</published><updated>2010-06-26T11:40:57.940-07:00</updated><title type='text'>Kelebeğin Alnına Yazılmış Bir Kere O Çiçek...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/TCZJmVhR5UI/AAAAAAAAAUo/YSJRZjqHeOo/s1600/Here_on_Earth_by_farhadvm.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/TCZJmVhR5UI/AAAAAAAAAUo/YSJRZjqHeOo/s320/Here_on_Earth_by_farhadvm.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5487154118958114114" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazımı yine sana yazıyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O çok sıcak şehrin bir köşesindesin küçücük kalbin…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu biraz garip gelebilir sana ben kalbinin parmaklarının ucunda attığını düşünüyorum… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani elinde kalem yazarken… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tutkuyla sarıldığın kahve fincanına dokununca…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben sana yazmayınca yani yazılmayınca bir şeyler eksik sanki her şey yarım yamalak. Bir parçası kopmuş kalp. Diğer tarafından vazgeçilmiş lisan. Sessizlik ses her şey anlam dahilinde oluyor sana yazınca sana yazılınca…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen ey sevgili bu dünyada bir hüzün adına saklı nasibim. Nasipsizliğim gayrı bütün cihanda… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen bana nasip olunca ben bütün sözlerimi sen diye söylüyorum. Çiçek diyorum sen geliyorsun. Gül diyorum ağla diyorum da sen  etrafımda dolanıyorsun…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ki tutuğum Ben ki Lal sözlerim ardındaki sessizliğim. Biliyormusun seni ses etmeden sevdim gürültü içimde onca depremler yıkımlar yaşanırken… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni böylesi tutkuyla sonsuz suskunlukta sevdim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kez daha Anlıyorum ben seni sevdim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir erkeğe ne kadar yakışırsa aşk seni sevda tahtına oturtup acısını da bal eyleyip sevdim bu sevdanın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyeyim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben herhangi bir adam..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni sevdim işte. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi kelimesinin en sonsuz derinliğinde…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada bir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevda halinde Gönül krizlerinde hala her şeyden çok sadece seni sevmekte…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftaya görüşmek üzere &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alish 2o1o&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-4268459181653785505?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/4268459181653785505/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/06/kelebegin-alnna-yazlms-bir-kere-o-cicek.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4268459181653785505'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4268459181653785505'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/06/kelebegin-alnna-yazlms-bir-kere-o-cicek.html' title='Kelebeğin Alnına Yazılmış Bir Kere O Çiçek...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/TCZJmVhR5UI/AAAAAAAAAUo/YSJRZjqHeOo/s72-c/Here_on_Earth_by_farhadvm.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-1457758576906904540</id><published>2010-06-19T11:17:00.000-07:00</published><updated>2010-06-19T11:40:36.446-07:00</updated><title type='text'>Söyleyemediklerimin ardına Üç Nokta...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/TB0KdEFijxI/AAAAAAAAAUg/DW06jD0cn0E/s1600/The_Pier_by_bigfoot112.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/TB0KdEFijxI/AAAAAAAAAUg/DW06jD0cn0E/s320/The_Pier_by_bigfoot112.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5484551415636594450" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafif klarnet tınısı salıyor beni hayal alemime…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüyalarım karman çorman düşüyorum sonsuz bir uçurum öylesi bir düşüş ki düşüyorum ben. Her zerrem bu düşüşün içinde düşler aleminde…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kocaman dağımın ardından yine güneşleri doğuramıyorum. Yine karanlşık ve yağmur bu şehirde sigara dumanı kurşuni hava… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soluduğum havanın içinde ne ki sık sık dışında…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kelimeler o kadar fazla ki o kadar çok şey dökülüyor ruhumun en derinlerinden…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peşinden yorgunum. Yorgunluk aslında senin peşinde olmak. Sonsuz bir seyr’u sefer bu sonu olmadığını bile bile sonsuzluk hayali. Yine sadece sein hayaletin…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suskunluğa dair üç Nokta...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nicedir Yazamıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar çok susmak istiyorum ki bağır çağır konuşmam gereken bu zamanlarda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat desen zaten varolmayan diyarlarda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bekliyorum beklediğimin ne olduğunu asla bilemeden..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum aslında hiç bir şey bilmediğimi bilemediğimi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada Bir belki haftalarca sonra..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki haftaya tekrar burada...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Al'ish 2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-1457758576906904540?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/1457758576906904540/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/06/soyleyemediklerimin-ardna-uc-nokta.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/1457758576906904540'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/1457758576906904540'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/06/soyleyemediklerimin-ardna-uc-nokta.html' title='Söyleyemediklerimin ardına Üç Nokta...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/TB0KdEFijxI/AAAAAAAAAUg/DW06jD0cn0E/s72-c/The_Pier_by_bigfoot112.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-7019364798007586786</id><published>2010-05-31T06:39:00.000-07:00</published><updated>2010-05-31T06:41:22.608-07:00</updated><title type='text'>Kahrolasın Kahırlarda Boğulasın....</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/TAO8cB-Kj1I/AAAAAAAAAUY/-B3HV1xm3ds/s1600/untitled.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 108px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/TAO8cB-Kj1I/AAAAAAAAAUY/-B3HV1xm3ds/s320/untitled.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5477428761564188498" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette Mazlumun Ahı kalmayacaktır Sanada..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahrolasın İSRAİL Kendi kahrında boğulasın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada Bir Kalbi bir parçalanmışçasına çaresiz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-7019364798007586786?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/7019364798007586786/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/05/kahrolasn-kahrlarda-bogulasn.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/7019364798007586786'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/7019364798007586786'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/05/kahrolasn-kahrlarda-bogulasn.html' title='Kahrolasın Kahırlarda Boğulasın....'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/TAO8cB-Kj1I/AAAAAAAAAUY/-B3HV1xm3ds/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-4335737789639945679</id><published>2010-05-30T07:12:00.000-07:00</published><updated>2010-05-30T07:20:45.196-07:00</updated><title type='text'>Hiç mi Beni Sevmedin?</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/TAJyz-MVFoI/AAAAAAAAAUQ/uTLnIE6f-nA/s1600/4139f3d67f84357e0d6fc63d71365a9f.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/TAJyz-MVFoI/AAAAAAAAAUQ/uTLnIE6f-nA/s320/4139f3d67f84357e0d6fc63d71365a9f.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5477066334029551234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-4335737789639945679?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/4335737789639945679/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/05/hic-mi-beni-sevmedin.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4335737789639945679'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4335737789639945679'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/05/hic-mi-beni-sevmedin.html' title='Hiç mi Beni Sevmedin?'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/TAJyz-MVFoI/AAAAAAAAAUQ/uTLnIE6f-nA/s72-c/4139f3d67f84357e0d6fc63d71365a9f.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-6238399836922089865</id><published>2010-05-24T22:20:00.000-07:00</published><updated>2010-05-26T02:34:45.236-07:00</updated><title type='text'>Bil Diye..</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S_zq36Td7kI/AAAAAAAAAUI/XBF-AiuCHOU/s1600/30923_391702417786_224331732786_4135684_5521558_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 160px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S_zq36Td7kI/AAAAAAAAAUI/XBF-AiuCHOU/s320/30923_391702417786_224331732786_4135684_5521558_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5475509493240294978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün gece yine rüyalarımdaydın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uykumu böldüğümde gözlerimden süzülen damlalardaydın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne Kadar Sevildiğini Bil Diye Yazıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Kadına yıllardır yazılmış bir aşk kitabesi, Yazıyorum yazdıkça yaşıyorum, Belki &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okursun ihtimaliyle Umutlanıyorum, Bahar Oluyor Dünyam..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüznün Sonsuz Kıyılarında Kırık BİR KALP...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2o1o ( Başı Boş Bir Vakit - Kör Kurşun Misali )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-6238399836922089865?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/6238399836922089865/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/05/bil-diye.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/6238399836922089865'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/6238399836922089865'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/05/bil-diye.html' title='Bil Diye..'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S_zq36Td7kI/AAAAAAAAAUI/XBF-AiuCHOU/s72-c/30923_391702417786_224331732786_4135684_5521558_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-6253217469476847323</id><published>2010-05-23T11:17:00.000-07:00</published><updated>2010-05-23T11:20:38.382-07:00</updated><title type='text'>Bugün Pazar...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S_lx2E7J2fI/AAAAAAAAAUA/9wIqOtZDXWE/s1600/butterfly_by_ola_photo.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S_lx2E7J2fI/AAAAAAAAAUA/9wIqOtZDXWE/s320/butterfly_by_ola_photo.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5474531995894274546" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sıralar pek yazamıyorum. Yazmak ta gelmiyor hani içimden derin yalnızlığımın sonsuz heyulasını çarptığı vakitler ya Hani. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahar Var işte. Güneş İnsanlar şen şakrak hayatlar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu Haftada Yazamıyorum bir şiir olsun istedim… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İbrahim Sadri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmur da var &lt;br /&gt;Çok sevdiğim rüzgar da &lt;br /&gt;Bugün Pazar &lt;br /&gt;Daha uyanmadı komşular &lt;br /&gt;Damların üzerinde kuşlar &lt;br /&gt;Daha rahatlar &lt;br /&gt;Radyolarda eski şarkılar çalıyorlar bu saatlerde &lt;br /&gt;Gönül penceresinden ansızın bakıp geçenlere doğru &lt;br /&gt;Yağmur da var &lt;br /&gt;Çok sevdiğim rüzgar da &lt;br /&gt;Daha uyanmadı komşular &lt;br /&gt;Bugün Pazar &lt;br /&gt;Ve ben seni çok özledim &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışarı çıkmak istiyor canım &lt;br /&gt;Tek başına haytalık etmek &lt;br /&gt;Islanmak Pazar sabahında yağmurda &lt;br /&gt;Boş caddelerde dolaşmak &lt;br /&gt;Vitrinlerine bakmak mağazaların &lt;br /&gt;Sinemaların afişlerine &lt;br /&gt;Sokakların isimlerine &lt;br /&gt;Telefon kulübelerinde uyuyan çocuklara &lt;br /&gt;Bir merhaba demek sessizce &lt;br /&gt;Sahilde martılara simit atmak &lt;br /&gt;Otobüslerin ilk seferlerine binmek &lt;br /&gt;Gitmek istiyor canım &lt;br /&gt;Hayatın gittiği yere...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Islık çalıp şarkılar uydurmak kendi kendine &lt;br /&gt;Fırından taze ekmek alıp &lt;br /&gt;Buğusunu çekmek içine &lt;br /&gt;Ve ben seni çok özledim &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam böyle bir şey &lt;br /&gt;Çiçeğe su yürümesi &lt;br /&gt;Bebeğin ağlaması &lt;br /&gt;Toprağın uyanması &lt;br /&gt;Yağmurun yağması &lt;br /&gt;Ateşin sıcağı &lt;br /&gt;Bu Pazar sabahı &lt;br /&gt;Tam böyle bir şey &lt;br /&gt;Bir sabahçı kahvesine uğramak &lt;br /&gt;Bir bardak çay &lt;br /&gt;Taze dem kokusu &lt;br /&gt;Hayatın atardamarlarında dolaşmak &lt;br /&gt;Bölmeden şehrin uykusunu &lt;br /&gt;Bir siir yazmak &lt;br /&gt;Pazar bulmacasının boş karelerine &lt;br /&gt;Şiirde tam da bunu anlatmak delice &lt;br /&gt;Tam böyle bir şey &lt;br /&gt;Hesapsız gölgesiz bedelsiz kimsesiz &lt;br /&gt;Bir şiir yazmak &lt;br /&gt;Bir bardak çay içmek &lt;br /&gt;Sokaklarda gezmek &lt;br /&gt;Yağmurda ıslanmak &lt;br /&gt;Ve ben seni çok özledim!.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada Bir Haftaya Kendi sesiyle Allahın izniyle Burada…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2o1o&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-6253217469476847323?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/6253217469476847323/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/05/bugun-pazar.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/6253217469476847323'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/6253217469476847323'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/05/bugun-pazar.html' title='Bugün Pazar...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S_lx2E7J2fI/AAAAAAAAAUA/9wIqOtZDXWE/s72-c/butterfly_by_ola_photo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-5694383933950963424</id><published>2010-05-17T09:42:00.000-07:00</published><updated>2010-05-17T09:43:39.802-07:00</updated><title type='text'>Canım...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S_FyNQ7_2rI/AAAAAAAAAT4/UObC81BqDkU/s1600/95cee996e4488703257a63e428e29d27.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S_FyNQ7_2rI/AAAAAAAAAT4/UObC81BqDkU/s320/95cee996e4488703257a63e428e29d27.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5472280594442345138" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can diyorum ya hani boylu boyuna Canım. İçimin tellerine dokunarak söylüyorum bu kelimeyi, Bilirmisin bu kelime ağzımın kafesinden özgürlüğüne uçtuğunda Canımdan can vermeye riyazet gösteriyorum. Canım deyip te ruhumdan benden yana kalma ufak tefek yerleri yokluyor, içimin ateşinden kalma savrulan küllerimi kokluyorum. Yanık, kekremsi. Ancak canım olabilir sana söyleyeceğim. “Sen” Diye sana seslendiğimde bil ki bir canım alındı benden senin canına can olsun diye. Ben böyle olsun sana Canım diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekti işte hani aşkın en yakışan haliyle can dediğinde kadın ruhunda başka yapılarla yükseliyor. Başka makamlarda oluyordu. Erkek can diyordu, kadın seviliyordu işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana ancak Canım diyebilirim. Hani canımdan alıp ta senin canına can olsun niyeti ile.  En çokta can dediğimdendir yangınım Canan demiş olsaydım Canan Olmuş olacaktın, Canan kader çizgisinde olduğu yerde kalacaktı da benimle yürümeyecekti ya da CANAN diye yazılacaktı defterlere senin kalbimin üzerinden bir göz açıp kapasıya kadar kısa süreli ama gel gör ki ömrümün üzerinden bir ömür kadar geçtiğin bu süreç içinde. Ben can demişim Öz canımı sırtımda taşıdığımda, bana ne kadar yapışıksa ki kalbim ve ruhum o kadar işte can demişim. Can dediğimde her canım diye gönlüme kendimi ayan ettiğimde kalbimin zarına değmişsin…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüzün Ordularıyla dayanmış kalbimin surlarına tekrar. Kalbimin Zarına değiyor, titretiyor bitiriyor. Hüznün kalbimin zarına değiyor. Bittim hüznün ile…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada Bir Haftaya İnşaAllah tekrar burada…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2o1o&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-5694383933950963424?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/5694383933950963424/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/05/canm.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/5694383933950963424'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/5694383933950963424'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/05/canm.html' title='Canım...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S_FyNQ7_2rI/AAAAAAAAAT4/UObC81BqDkU/s72-c/95cee996e4488703257a63e428e29d27.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-4738316583227168483</id><published>2010-05-16T23:08:00.001-07:00</published><updated>2010-05-16T23:11:24.765-07:00</updated><title type='text'>Gördüğüm Kadarıyla...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S_DdyFaT4yI/AAAAAAAAATw/seeiTPoEh5o/s1600/remove_me_from_here_to_1945_i_by_cPaos.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 206px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S_DdyFaT4yI/AAAAAAAAATw/seeiTPoEh5o/s320/remove_me_from_here_to_1945_i_by_cPaos.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5472117399770882850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S_DdtlPxeyI/AAAAAAAAATo/y8WhHzqejNw/s1600/87687.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 221px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S_DdtlPxeyI/AAAAAAAAATo/y8WhHzqejNw/s320/87687.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5472117322417273634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S_DdojhCB2I/AAAAAAAAATg/uYXr501ohw4/s1600/db06394694ca4f30243b6d46dcfef13f.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 206px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S_DdojhCB2I/AAAAAAAAATg/uYXr501ohw4/s320/db06394694ca4f30243b6d46dcfef13f.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5472117236053444450" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S_Ddd6sK2rI/AAAAAAAAATY/oxtzncXchp4/s1600/4598_by_karil.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 238px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S_Ddd6sK2rI/AAAAAAAAATY/oxtzncXchp4/s320/4598_by_karil.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5472117053295614642" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S_DdVDbAngI/AAAAAAAAATQ/Wh67x4sSYcc/s1600/41a4db6c8c1b8b4a223a9c12998f6c02.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S_DdVDbAngI/AAAAAAAAATQ/Wh67x4sSYcc/s320/41a4db6c8c1b8b4a223a9c12998f6c02.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5472116901020737026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada Bir Haftaya Allah'ın izniyle Burada...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aliş 2o1o&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-4738316583227168483?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/4738316583227168483/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/05/gordugum-kadaryla.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4738316583227168483'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4738316583227168483'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/05/gordugum-kadaryla.html' title='Gördüğüm Kadarıyla...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S_DdyFaT4yI/AAAAAAAAATw/seeiTPoEh5o/s72-c/remove_me_from_here_to_1945_i_by_cPaos.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-2772424247282066264</id><published>2010-05-09T04:06:00.000-07:00</published><updated>2010-05-09T04:31:51.039-07:00</updated><title type='text'>Konuşsam Ağlayacağım Biliyorum...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S-adBXvk8DI/AAAAAAAAATI/IYQ1pWc_3cs/s1600/Kitten_and_Mom_by_Milcaifloz.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S-adBXvk8DI/AAAAAAAAATI/IYQ1pWc_3cs/s320/Kitten_and_Mom_by_Milcaifloz.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5469231444367044658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En nihayetinde Bir Yıl Yeni bir yılın döngüsünde. Hey hat sonsuz Hasretim Bugün geldim kapına dayadım alnımı Yanağının sıcaklığında olmayan buz gibi demire. Uzandım yanı başına. Saçlarımı okşa, hiçbir şeye sen kadar ihtiyacım yok bir bilsen. Ey İçime Düşen isim, Ey gönlümün Ey kalbimin benden çalınmış parçası. Dualarım sensin Dualarımı sana eylemekteyim. Bir Evlat annesine 2 bağla bağlanır, Biri göbek bağıdır, Gayb yolculuğunun sonunda anasına acı vererek ayrılır. Bir de ruh bağı vardır ki Bir değil bin ömür geçse üstünden, ne çözülür ne de koparılır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada Bir yazamayacağını anlıyor. Hani yazarsa gözündeki gözyaşları ayan beyan olur düşüncesi ile kırık bir yarım kalp ile kimsenin görmemesini istediği Yalnızlığı ile, kendinden bir alıntı ile bu hüzün dolu günde. Geçen yıl tam bu günde Yani Anneler gününde yazılan yazı ile sizlerle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalbimde Bir Yılan Var.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıplak ayak koşuyorum. Heyecan ve korkudan ölmek üzereyim. Tepemde dört başlı bir kuş var. O kadar garip bir yaratık ki cüssemin birkaç katı kadar. Hatta gagasında dişleri, gördüğüm kadarıyla kılıç kadar keskin tırnakları var. Sırf ardımdan gelen tek mahlukat o olsa yine neyse ejderha ya benzeyen çift başlı başka bir varlık ta ardımdan koşturuyor yakaladı yakalayacak nefesini boynumda hissediyorum. Yığılıp kalabileceğim yere bakıyorum meğer çiğnediğim zemin kocaman kocaman böcekler türlü türlü yılanlar ve akreplermiş. Dizlerime kadar çıkmayı başarmışlar ben koşturdukça onlarda bedenimin üstüne doğru çıkıyorlar. Aniden boğazıma kadar süzülmüşler hissediyorum, neredeyse nefesimi kesecekler ağzımı burnumu kapatacaklar. Ama el uzatıyorum gökyüzünden bana uzanan ele, elini tutuyorum kurtuluyorum. Bu ne güzel bir melek, bu nasıl bir cennet, nasıl bir kabus tu gördüklerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatım hep bu döngü üzerine devam ediyor. Ben hata yaptıkça, çuvalladıkça, yalnız kaldıkça, yani herkesin uzaklaştığı sırada hep yanı başım da oluyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhalde dünya üzerindeki her sevgiye mantığa uygun açıklama getirilebilir, güzelliğinden dolayı sevilen kıza, dürüstlüğünden dolayı takdir edilen arkadaşa hemen hemen her sevgiye, Ama ancak bir annenin evladına duyduğu sevgi herhangi bir açıklama taşımaz. Sadece senin ayaklarının altına yakışır, sadece ellerin sunabilir, ağzın söyleyebilir cenneti. Ancak Yaradan kulunu senin biz evlatlarına duyduğun şefkat ve merhametle sevebilir. Ben bir evladın annesine duyduğu aşk ile az çok bir şeyler yazacağım. Annem sana yazıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece kabus görmüşüm başucumdaymışsın beni uyurken izliyormuşsun bir bardak su içirdin, mucizevi ellerinle içime serpiştirdin başka diyarlardan güzellikleri, burnuma saldın elini koklattın eşsiz misk-i amberleri. Beni o garip ucubelerin pençesinden kurtardın. Hem senden başkasının eli de o hengameye girmezdi gayri. Kimse cesaret edemezdi ki? Kendine sardın her zamanki gibi Beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar sonra hayatımızda eğer gerçekten birini sevdiğimizde uykudaki haline deli gibi sevdalandığımızı öğrendim. Dünyada ki hiçbir şeyin o sahnedeki kadar mükemmel olamayacağını algıladım. Şimdiler de daha iyi anlıyorum hatta hissetmeye çalışıyorum seni. Meğer kalbin çok genişmiş bir ben olsam yine neyse üç kardeşimin de sevgisini nasıl barındırdın orada öylece. Hiç teklemedi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaşın, barışın, zorlamaların, dünyanın dayatması ahlakın, kaygının, soruların, cevapların olmadığı bir yer senin kalbin saf sorgusuz sualsiz beklentisiz yıpranmayan bir aşk var. Kocaman bir okyanus gibi içine daldığımda dünyanın en güzel meyvelerinin tadını veren en eşsiz rüyalarını gösteren bir okyanus. Beni bilmem hangi başarım için sevmiyorsun, ya da kaşım ya da gözüm için de değil bu sevdan, karşılıkta beklemiyorsun bu aşktan, her hatamda üzülüyorsun üzüldüğünü anlayıp üzülmemem için ben yanına vardığımda üzgün durmuyorsun. Çünkü parçalanmışsın da dünyaya gelmişim bu hayatı yaşamama sebep olmuşsun, çok ötelerde göklerde, kaderimin, hayatımın yazıldığı sıralarda ancak sana emanet edebilirlermiş. En iyisini de yapmışlar. Nasıl bir şeysin sen ne kadar sıcak ne kadar yumuşak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annem veda ederken, sen benden yana muradını gördüğünü söylemiştin. Seni sen henüz bu yerlerdeyken herkesten çok sevdiğimi bilirdin. Bende sevinirdim, şenlenirdim. Şimdi hayatımı yaşarken her şey varken, yokken, karışıkken, birini seviyorken, birine kızarken, yani büyümüşken, çiçek toplamaya çıktım taze çiçekler kokladım hiçbirine kıyamadım. Bir anayı evladından ayırmamak toprağı çiçekten almamak için belki de, ama gelip sana toprağın çiçeğe analığını anlattım bu da benim hediyem kabul edersin umarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta haftanın Enleri yok ömrümün bütün Enleri zaten sensin annem nasıl desem ne etsem de sevgimi somut hale çevirip dokunmanı sağlayabilsem. Gerek yok ta hani zaten biliyorsun. İçinde baharın akıl çelen müziklerini barındıran cıvıl cıvıl Makedon türküsünde bir nakarat geçer / Kalbimde bir yılan var anneciğim / O yılan aşk bir sen bilirsin Anneciğim/ Bu yazı hayatın başlangıcı olan kadınlara, Ayşe’lere, ve bütün annelere yazılmıştır. Elini öptüm dudaklarımın arasından içime o eşsiz rüzgar doluştu kalbimi gökyüzünde uçuşan her hangi bir yaprak gibi hafifletti. Alnıma koydum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftaya Görüşmek Temennisiyle &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2oo9 – 2o1o&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-2772424247282066264?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/2772424247282066264/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/05/konussam-aglayacagm-biliyorum.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/2772424247282066264'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/2772424247282066264'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/05/konussam-aglayacagm-biliyorum.html' title='Konuşsam Ağlayacağım Biliyorum...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S-adBXvk8DI/AAAAAAAAATI/IYQ1pWc_3cs/s72-c/Kitten_and_Mom_by_Milcaifloz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-4289108374659349377</id><published>2010-05-02T00:40:00.000-07:00</published><updated>2010-05-02T00:57:04.839-07:00</updated><title type='text'>Nerede...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S90squiQliI/AAAAAAAAATA/poBOI4pCwZc/s1600/Spontaneous_by_lucidreamer20.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S90squiQliI/AAAAAAAAATA/poBOI4pCwZc/s320/Spontaneous_by_lucidreamer20.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5466574635255502370" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada bir Koca bir duvarın önünde akıtılacak ne kadar gözyaşı varsa akıtmakta, Olsa olsa o duvar Kutsaldır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şehrin en tepesinde, hüzün dolu bağrına üflemekte derman çare dilemekte, Olsa olsa o şehir İstanbul’dur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Yapı’nın etrafında Hu deyip feryad figan tavaf halinde, İnsanlığının en kesin Batıniliğinden, Gözgöze gelinmiş en keskin Zahirliğine yolculukta, Olsa olsa o bina Kabe’dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Nehrin kenarında günahlarına eyvah edip gözlerinden damlayanlarla nehrin kendi suyunu karıştırmakta. Olsa Olsa o Nehir Ganj’dır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Savaş Meydanında elinde kılıcıyla hasretlerin çoktan daha çok ötesinde, Özlemin tasvirini nicedir aşmış durumda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kız çocuğunun özleminde ve asla olmayacağının sonsuz derinlikteki bilincinde…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada Bir Araf’ta Yok Olmayı her şeyden fazla temenni etmekte. Ama hiç var olmadım ki diyerek yokluğun varlığına eksik varlığıyla meydan okumakta. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir rüyanın en derininde ağlayan yarin gözyaşlarına dokunmakta, O yar olsa olsa Daimi bir kalp sızısı-dır Varlığın ve yokluğun arasında en var ve en çok yok olandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana Yazdım gayri yine yollayamadım Yare yollayamadığım mektuplar arasında kaldı yazdıklarım kim bilir yok olacak zamanla zamana ayak uyduramayacak asla. Ama kağıt ve Kalem şahit ki birkaç damla gözyaşı ile taçlandırdım kelamımı! Hani Aşkının bana Hak Fakat haram olduğundan bahsetmiştim ya. İşte O Aşkın da bir Hakkı var. O Hak olsa olsa Gözyaşıdır…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada Bir Sessiz Sözsüz….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftaya Allah’ın İzniyle Burada…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2o1o&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-4289108374659349377?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/4289108374659349377/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/05/nerede.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4289108374659349377'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4289108374659349377'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/05/nerede.html' title='Nerede...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S90squiQliI/AAAAAAAAATA/poBOI4pCwZc/s72-c/Spontaneous_by_lucidreamer20.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-4697214478066357554</id><published>2010-04-25T06:30:00.000-07:00</published><updated>2010-04-25T06:33:20.219-07:00</updated><title type='text'>Çok Garip Bu Dünya...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S9REg39u5QI/AAAAAAAAAS4/5SICHHMfdBY/s1600/su_sa.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 228px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S9REg39u5QI/AAAAAAAAAS4/5SICHHMfdBY/s320/su_sa.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5464067579476632834" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzü kapalı halleriyle bir kadının kadın olması hasebiyle en fazla olan bir kadın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardını dönmüş Sessiz Sedasız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinden alınanlara isyanda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışında Yalan  kahkahalardan bir suret, İçinde aşktan kan ağlayan bir Velet…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok Garip işte ya…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok Seversin Bir Yaratılmışı. O Kendini senden alır. Öyle Böyle en nihayetinde, çünkü çok sevmişsindir. Ve O bunu Çok iyi bilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok seversin Birini O gitmiş olsa bile hep Onu beklersin Yine sadece Onu istersin O seni kimsesiz bırakmış olsa bile. Her duana ortak eder. Her hayrın vesilesi farz edersin. O bütün kainat seni bırakacak derken Kainatı haklı çıkaran olsa bile Sen yine Onu seversin. Ve ne olursa olsun yine de seversin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok seversin birini çoktur her şey çok fazla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok seversin birini O kadar seversin ki İsyan edemezsin Seni Kolsuz Kanatsız bıraktığına. Sesin diline düşmeyi bilmez içinde düğümlenirsinde ses etmeyi beceremezsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok gariptir bu dünya gerçekten sevmemelisin. Gerçekten seversen eğer herkesten farklıdır bu dünya…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok Gariptir Bu dünya…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevmemelisin. Düşmemeli bir ceylanın gözleri kendinden kaçak gözlerinin içine. Bakmamalı sana. Bakmamalısın O’na Unutursun uyumayı, Konuşmayı Gülmeyi ne ki ağlaya ağlaya ağlamayı da unutursun zamanı geldiğinde. Gözlerin kurur adım adım ruhun eşlik eder hakeza. Kurak topraklardır bastığın zemin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asla kavuşamayacağım Sana. Hiç gelmeyeceksin Bana. Hiç gelemeyeceğim Sana. Yandım Bittim İçim Kan Revan. Köz Kül Kalmadı bağrımda Sonsuz Bir Hüsran…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada Bir Kimsesini Özlem krizlerinde…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftaya Buluşmak temennisiyle &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2o1o&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-4697214478066357554?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/4697214478066357554/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/04/cok-garip-bu-dunya.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4697214478066357554'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4697214478066357554'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/04/cok-garip-bu-dunya.html' title='Çok Garip Bu Dünya...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S9REg39u5QI/AAAAAAAAAS4/5SICHHMfdBY/s72-c/su_sa.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-6862142844034472380</id><published>2010-04-18T01:18:00.000-07:00</published><updated>2010-04-18T01:20:55.388-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Wonderland'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Portishead'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Coraline'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Taşıyorken'/><title type='text'>Taşıyorken...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S8rAdNisICI/AAAAAAAAASs/vdgerMX_tww/s1600/0be794c8dd538bb820c2051a490fd0d8.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 215px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S8rAdNisICI/AAAAAAAAASs/vdgerMX_tww/s320/0be794c8dd538bb820c2051a490fd0d8.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5461389106224046114" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koraline in Wonderland : Hay Allah sadece bu muydu Aslında oldukça kırgın buruk girdiğim sinema salonunda Alice in wonderland'i izlemeye koyuldum. Asıl birlikte izlemem gerekenin yanımdaki kocaman boşluğu ile birlikte. Tim Burton'ı takip edenleriniz varsa bilirsiniz adamın Rüya çizdiği esnada aslında Kabus tohumlarını ortalığa savurduğunu. Ama Alice in Wonderland öylemiydi asla değil. O kadar da beklenti ile gitmişim ki. Hepsi boşa çıktı resmen. Bu kadar güzel malzeme hele bu kadar deli bir adamın elinde harika harmanlanır diye düşünürken kocaman bir düş kırıklığı idi. Alelacele bağlanmış finali, Aşırı derecede çocuksu dokusu. Hikayenin özütünün üstten anlatılması, Filmdeki, Alis’in ruhsuzluğu donukluğu, her şeyi ile bayağı bir film olmuş olmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koraline ve gizli dünyadan bahsedeyim imkan ve şartların olgun olduğu arada bu hafta izledim. Neil Gaiman'ın mükemmel romanı Laika presents tarafından animasyon olarak sinemaya uyarlanmış çok da güzel olmuş. Zaten roman harika, düş, hayal, fantezi aleminin tepelerindeki adam Neil Gaiman'ın elinden çıkmış. Filmin uyarlaması da kaliteliydi. Romandaki hissi yaşadım desem yeridir. Bir çocuk için eşsiz bir hayal alemi olan gizli dünya bir yetişkinin boğazını sıkacak raddede gerilim dolu. Düğmelerle dolu bir dünya aslında bütün hikaye dejavu yaşatmış bir kara kediden ibaret. Bir bez bebek vardı ki tırnak yedirtir. Edinebilirseniz izleyin derim. Hatta kitabını okumanızda da ekstra kallavi fayda var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neil Gaiman Yazmışken Sandman'in babasının son romanı Mezarlık kitabı'nı okumak için fırsat kolluyorum desem yeridir. Hiçbir fantezi yazarından Neil Gaiman’dan aldığım eşsiz tadı okuyamıyorum. Hele bir Sandman serisi var ki bilen bilir. Ancak deli bir adam bu kadar iyi bir mizansen oluşturmaya yetkin olabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Facebook çok garip bir alem az kaldı yakında otomatik sistemle Doğum günü kutlama sistemi de olur. Hazır kalıp bir yazı ile listenizdeki bütün arkadaşlarınızın gönlünü alabilirsiniz. Bilmem ne kadar var olmaması gereken bir ilişkiler sisteminin hakim olduğu dünyada yaşadığımızın farkında mısınız. Hele çok sinir oluyorum her şeylerini facebook gibi sosyal paylaşım ağlarında paylaşanlara. Sinir oluyorum da ben de hala Facebook kullanıyorum.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki şarkı paylaşayım istedim Biri İnce Sazın eşsiz solisti Hemşehrim. Kadife sesli Melihat Gülses. Handan ablam paylaşmış araklayayım. Blog radyosu bozukmuş Portishead - Magic Doors Çalmıyormuş sayfanın diplerindeymiş Napalım biz de en tepeye aldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kainatta gerçekten birbirini seven bir çiftin birbirine seni seviyorum demesi, Zannımca kainatta bir şeylerin yer değiştirmesi. İçerde bir şeylerin titreşmesi. Zamanın dişlilerinin bir süreliğine tersine ilerlemesi. Dünyanın döndüğü tarafın istikametin tersine dönmeyi istemesi, Mukabil Yaradan’ın yarattıklarına şefkatinin O’nun isteğinin önüne geçmesi, set çekmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni yazayım da nasıl yazayım. Alnına düşen perçemlerini, o perçemlerin her alına düştüğünde içime bir hançerin saplandığını, yetmeyip göğsümdeki hançerin depreştirilmesinden ibaret oluşunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boynunun sadece bana ait taraflarını. Sarılırken ruhumun dolanıp ta gözlerimi kapadığını, boynumun ve dahi ruhumun senden taraf yanlarını, Güneşe bakışını, Allah’a Şükredişini, konu ben iken sesinin titreyişini, konu sen iken içimin yerinde duramayışını, kalbime konan bin bir ahenk rengarenk kuşları, lalelerin vakitsiz açışlarını, bir şehrin kalbi kırık hallerini, Bir vapurda elimdeki simiti paylaştığım martıyı. Mutluluğu mu yazmalıyım en fazla sen gelince. Senin bana fazla geldiğin vakitlerimi yazmalıyım. Kör gecenin sabahını bekleyen benden mi dem vursam, Senin taşacak derecede kocamanlığını mı dile beyan getirsem. Sırra ortak etmemeliyim dilimi kelamımı, sen dememeli dilim içim zaten sen diye zikir halindeyken. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; En fazla konuştuğunu sevdiğimi mi yazmalıyım. Yoksa aslen hiçbir şeyin bunca anlamlı olmadığı susuşlarını mı dile getireyim. Seni Onaylıyorum. Bir erkeğe yakışacak derecede bir aşk’la onanıyorsun bir ben tarafından. Güzellik söylenmeli dile getirilmeli,   Onaylamalıyım. Koca kainatta hiçbir erkeğin hiçbir kadını bu denli sevmediği vasfiyetle senin yokluğunun oluşturduğu Varlığını Onaylıyorum. Zannımca bu üç günlük dünya yolunda bir hak yazılmışsa alnına yazılan hakkın aşk kısmında ben varım. Bir hakkın varsa o hakkın aşk payendesini zapteden ben olmaktayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl söz nice bir kelam eyleyeyim. Hangi kelimeyi hangi kelimenin arkasına bağlayıp Ne kadar bir Cümle kurayım seni anlatmak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hey Hat Kuyu derin mi derin Ya Hak Bana da bir Kapı bana da bir pencere Yusuf'u nasıl sardıysa Kuyu. Nasıl bir cennet bahçesine döndüyse O Kuyu. Nuhu Nasıl boğmadıysa o fırtına. Eyyüb'e Nasıl Sabır İhsan ettiysen Bedenini kapladığında böcekler, Karıncalar Süleyman hakkında konuşurken neydi ise Süleyman'ın zihnindeki. Bana da Ya Hak Bana da Tahammül Tahayyülü Nasip Eyle.. İsa'yı Nasıl yıktıysa en yakınında ki. İkra Lafzında Muhammed Nasıl titrediyse, O titremeye.Nasıl tahakküm getirdiyse  Bana da Ya Hak bana da SABIR nasip Vaveyla İhsan eyle. Ben kim ki bu isimler arasında anılacak bir isim. Ama Ya Rab Bende kulum nihayetinde Kapındayım Beklemekteyim. Bana da Hayır Kapılarını nasip eyle ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakma Leyla Ben Esma Yolunda. Sen uğruna Mecnun olmuşum Ne yazar. Ne ki Mecnun olmak yeter mi ki sen uğruna? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakma Leyla Ben Sen yolunda Esma yolculuğunda Seni Yaradan’a Aşık. İçime bu aşkı salana sevdalı …&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu Alem de varsa bir mucize Aşktır…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşıyorken Yazmak gerekti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada Bir Nevrotik krizlerle rutin rotasında devam etmekte…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2o1o&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-6862142844034472380?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/6862142844034472380/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/04/tasyorken.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/6862142844034472380'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/6862142844034472380'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/04/tasyorken.html' title='Taşıyorken...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S8rAdNisICI/AAAAAAAAASs/vdgerMX_tww/s72-c/0be794c8dd538bb820c2051a490fd0d8.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-3865920208181423470</id><published>2010-04-09T07:21:00.000-07:00</published><updated>2010-04-11T03:20:09.217-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Üzülme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Papatya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sabır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hala Söyleyemiyorum'/><title type='text'>Üzülme</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S8GhrYwaAxI/AAAAAAAAASk/Rl3hAmUqdeo/s1600/Use_This_17_by_Inthename_Stock.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S8GhrYwaAxI/AAAAAAAAASk/Rl3hAmUqdeo/s320/Use_This_17_by_Inthename_Stock.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5458821990101680914" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzülme!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzülebiliyorsan bir kalbin var demektir. Kalpsizler üzül(e)mezler ki. Ne mutlu sana ki, üzülebiliyorsun. Dokunan var demek ki kalbine. Ya dokunulmasaydı kalbine. Ya hüznün gönül toprağını karmasına izin verilmeseydi. Demek ki gözden çıkarılmadın. Demek ki sen hâlâ bir umut tarlasısın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzülme! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzülüyorsan, Biri var ki cılız varlığını düştüğü çamurdan kaldırmak istiyor. Onun için dokunuyor kalbine. Kıymetini bil ki, üzmeye değer görüyor seni. Hüzünlerin kalbinin toprağını allak bullak ediyorsa, sen ekilmeye layık bir topraksın demektir. Kaygıların vuruşuyla tuz buz oluyorsa taş katılığında büyüttüğün güvencelerin, yarılan göğsüne umut fidanları dikiliyor demektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzülme! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzün yerde geziyorsan, ellerin boynuna sarılı ise, içini ısıtacak haberlerin mürekkebi damlıyor olmalı ömrünün defterine. Kar yağıyorsa güvendiğin dağlara, yarının ovalarında rengârenk çiçeklerin olacak demektir. Hırçın fırtınalar sarsıyorsa sevinçlerinin zirvesini, rüzgârlar dövüyorsa umudunun yamaçlarını, bir yüce dağsın sen demek ki, az bekle, eteğinden serin pınarlar akmaya başlayacak demek ki... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzülme! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzülüyorsan, şımaramazsın. Kibrin kirli tuzağına düşemezsin. Kendini beğenmişliğin çamuruna dolaşmaz ayakların. Uzak geçersin isyanlı yollardan. Heveslerinin ardı sıra düşüp nisyan uçurumlarının başına sürüklenmezsin. Seni Biri yakınlığına çağırıyor demek ki... Gözden çıkarmamış olmalı seni. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzülme! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzülüyorsan, bir kutlu teselli kapısının önünde bekletiliyorsun demektir. Gözlerini kaldır vefasız dünyanın eşiğinden. Gönlünün elinden çıkar sebeplerin boş avuntularını. Umudunu kes sahte doymalardan. Yüreğini küstür coşkulardan. Kapı açıldı açılıyor demektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzülme! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzülüyorsan, kaybedeceğin bir şeyler var demek ki... Kaybedeceği bir şeyi olanlar çoktan kazanmışlardır. Eline geçmeyenleri saymakla tüketme nefesini, elindekileri saymaya başla. Hepsini saysan bile, nefesini saymaya nefesin yetmeyecek demektir. Bak işte zenginsin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzülme! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni bir "İşiten" var. Seni senin kendini bile sevmenden önce O sevdi seni. Senin kendini bile bilmediğin unutuş kuyularından çekip çıkardı seni. Çektiğin acılara habire meşgul çalan telefonlar gibi kör ve sağır değil O. Yüreğinin her yangınına O yetişiyor. Ayrılıklarına ve sıkıntılarına metal soğukluğundaki plazalar gibi umursamaz değil O. Yitirdiklerinin hepsini sana iade edeceğine söz veriyor. Sevdalarına ve özlemlerine çok seçenekli sınav kâğıtları gibi tatsız ve tuzsuz formüller sunmuyor. Seni herkesten çok anlıyor, seni senin kendini düşündüğünden çok düşünüyor. Gözyaşlarınla imzalayasın istiyor yakarışlarını. Bir ebedî çerçevenin içinde, gösterişsiz bir kullukla fotoğraflamak istiyor seni. Dağılıp giden ömür kırıntılarının arasından sıcacık bir kardelen ümidi devşiresin istiyor. Keyfinin çatlak kabuklarının arasından sonsuz teselli pınarları akıtmak istiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzülme! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varlığının tenine çiziktir her hüzün. Varlığından haber verir üzüntün. Hatırlar mısın, bir zamanlar hatırlanmaya değer bir şey bile değildin? Hiç umursanmadan çöpe atılabilecek kirli bir su iken sen, yüzüne bir tek O baktı. Kimselerin arayıp sormadığı, önemseyip adını bir kenara yazmadığı o günlerde, senin adını ilk O andı. Hatırını bildi. Seni yanına aldı. Hep yanında oldu. Sen seni unutup da başını yastığa koyduğunda bile, seni her defasında sabaha çıkardı. Sen Onu defalarca unuttun ama O seni asla unutmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzülme! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O'nun en sevdiği kulu da yalnız kaldı. Taşlandı. Sürüldü. Yaralandı. Aç susuz kaldı. Yuvasına uzaktan gözleri yaşlar içinde baktı. Mağarada yapayalnız ve korunmasızdı. Senin gibi üzülen yol arkadaşına sonsuz müjdeler veren tebessümüyle fısıldadı: "Lâ tahzen, innAllahe meânâ." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzülme! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaldır yüzünü yerden. Omuzlarından sarsıp kendine getirmek istiyor seni Sevgili. "Rabbin sana küsmedi ki..." Gözlerinin içine içine bak sevdiklerinin. "Rabbin seni unutup yalnız bırakmadı ki..."  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senai Demirci&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ömrü boyunca hiç üzülmemesini istediğim biri için geldi bu haftaki yazımız hem bu alıntı hem papatyalar O'nun için gelsin. Sadece&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta yine bir alıntı yazı ile devam ediyoruz. Senai Demirci'nin çok sevdiğim yazısı aynı zamanda çok sevdiğim birinin önerisi ile. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haftanın şarkısı Yeşim Salkım'dan Gelsin Son bir sigara içelim Öyle git gideceksen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok eski bir hatırlayış. Aslında asla unutmayış...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada Bir Haftaya Kısmet'se Tekrar Burada&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2o1o&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-3865920208181423470?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/3865920208181423470/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/04/uzulme.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/3865920208181423470'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/3865920208181423470'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/04/uzulme.html' title='Üzülme'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S8GhrYwaAxI/AAAAAAAAASk/Rl3hAmUqdeo/s72-c/Use_This_17_by_Inthename_Stock.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-3444128278056615656</id><published>2010-04-05T00:09:00.000-07:00</published><updated>2010-04-05T22:04:21.847-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Island'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çaldıklarım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akdamar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ahtamara'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Love'/><title type='text'>Ah-Tamara...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S7mdFojmdDI/AAAAAAAAASc/D1qaPVUGQHM/s1600/Foto%C4%9Fraf0638.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S7mdFojmdDI/AAAAAAAAASc/D1qaPVUGQHM/s320/Foto%C4%9Fraf0638.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5456565143647712306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S7mcaSJvifI/AAAAAAAAASM/jK7_clH702g/s1600/Foto%C4%9Fraf0649.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S7mcaSJvifI/AAAAAAAAASM/jK7_clH702g/s320/Foto%C4%9Fraf0649.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5456564398899300850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S7mcARaWsZI/AAAAAAAAASE/LE9VW_NQo9Y/s1600/Foto%C4%9Fraf0605.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S7mcARaWsZI/AAAAAAAAASE/LE9VW_NQo9Y/s320/Foto%C4%9Fraf0605.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5456563952023941522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S7mO-VYqv6I/AAAAAAAAAR8/R47YxphlBh0/s1600/Foto%C4%9Fraf0619.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S7mO-VYqv6I/AAAAAAAAAR8/R47YxphlBh0/s320/Foto%C4%9Fraf0619.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5456549625079709602" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S7mOdXchDyI/AAAAAAAAAR0/UMlifnqt_2M/s1600/Foto%C4%9Fraf0670.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S7mOdXchDyI/AAAAAAAAAR0/UMlifnqt_2M/s320/Foto%C4%9Fraf0670.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5456549058697039650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S7mONI3A1XI/AAAAAAAAARs/RwMjQpZxIQA/s1600/Foto%C4%9Fraf0667.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S7mONI3A1XI/AAAAAAAAARs/RwMjQpZxIQA/s320/Foto%C4%9Fraf0667.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5456548779903735154" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S7mNqyOajPI/AAAAAAAAARk/kkquKTN3xfs/s1600/Foto%C4%9Fraf0663.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S7mNqyOajPI/AAAAAAAAARk/kkquKTN3xfs/s320/Foto%C4%9Fraf0663.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5456548189712321778" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S7mNbFjxsAI/AAAAAAAAARc/Dh4ctYlvWbE/s1600/Foto%C4%9Fraf0676.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S7mNbFjxsAI/AAAAAAAAARc/Dh4ctYlvWbE/s320/Foto%C4%9Fraf0676.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5456547920024285186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S7mNAH-tw1I/AAAAAAAAARU/gTf4VbLOeFo/s1600/Foto%C4%9Fraf0636.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S7mNAH-tw1I/AAAAAAAAARU/gTf4VbLOeFo/s320/Foto%C4%9Fraf0636.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5456547456817677138" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S7mM0P_MLxI/AAAAAAAAARM/XViqknAq3rw/s1600/Foto%C4%9Fraf0581.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S7mM0P_MLxI/AAAAAAAAARM/XViqknAq3rw/s320/Foto%C4%9Fraf0581.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5456547252808724242" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahar Geldi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah-Tamara'dan Çaldıklarım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada Bir Haftaya Tekrar Burada...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serserinin deyimiyle Selametle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2o1o&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-3444128278056615656?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/3444128278056615656/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/04/ah-tamara.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/3444128278056615656'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/3444128278056615656'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/04/ah-tamara.html' title='Ah-Tamara...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S7mdFojmdDI/AAAAAAAAASc/D1qaPVUGQHM/s72-c/Foto%C4%9Fraf0638.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-7413569991707485641</id><published>2010-03-28T06:20:00.001-07:00</published><updated>2010-03-28T06:23:48.962-07:00</updated><title type='text'>Adım Adım...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S69X4eosk4I/AAAAAAAAAQc/3jZzsp-JLqc/s1600/IMG_45092.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 242px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S69X4eosk4I/AAAAAAAAAQc/3jZzsp-JLqc/s320/IMG_45092.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5453674301577008002" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;AforizMasal’a Adım adım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayal alemi asıl yaşadığım. Hayallerle ölmek Hayallerle dirilmek ama asla Hayalleri öldürememek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sesin bir gölün dibine düşmesi. Bir çift gözün bir kırık kalbe dokunması…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala çok güzel onca şey yokken yitikliklerdeyken Hayal kurmak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar önceki arkadaşım evlenmiş dizlerine yetişmiş boyda henüz 7 yaşında da bir oğlu var. Vay be yaşlanıyoruz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen yasaklara çok kızıyorum. Bazen ise neden bu kadar az yasak var diye kızıp sinirleniyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlu bir garip alem. Koca güruh sürü psikolojisinin sınırını asla aşmıyor şaşırtıcı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakikatin ne olduğuna dair hiçbir fikrim yok…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alice in Loserland…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinle Ney^den Yüzlerce yıl önce nasıl şikayet ediyorsa ayrılıkları. Bir gözden mahrum, bir dünyadan yoksun olmayı. Bugün aynı şikayetini dile getiriyor. Yüzlerce yıl öncesine bağdaş kurmuş şekilde…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kargo aldım bu hafta içinde bir anne şefkati bir sevgilinin gülücüğü, yüzyıllık özlemin hasreti. Ne bulunmuşsa konulmuş. Teşekkür ederim tesellimdir. Teselliler Kitabı. Yazın dünyanın en güzel yazısı yazmışsın yazılacak olanı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahar geldi. Şiddetli başağrıları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada Bir Haftaya İnşaAllah tekrar burada…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aliş’in deyimiyle &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mart 2o1o&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-7413569991707485641?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/7413569991707485641/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/03/adm-adm.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/7413569991707485641'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/7413569991707485641'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/03/adm-adm.html' title='Adım Adım...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S69X4eosk4I/AAAAAAAAAQc/3jZzsp-JLqc/s72-c/IMG_45092.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-9028418094444903152</id><published>2010-03-21T03:34:00.000-07:00</published><updated>2010-03-21T03:39:14.060-07:00</updated><title type='text'>Düşürmeden...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S6X3OGS7azI/AAAAAAAAAQU/D5kwn4Kj7f8/s1600-h/Pod_Wall_by_skurvash.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S6X3OGS7azI/AAAAAAAAAQU/D5kwn4Kj7f8/s320/Pod_Wall_by_skurvash.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5451034745582086962" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kaç gündür Şükürlerin Şükrünü ediyorum. Ama asla yetemiyor. Yetmiyorum. Yettim inancına kanaat getiremiyorum. Bu sabah yine sırf şükrüne uyandım Ey beni Yaradan. Benim bu dünyada olmamı isteyen. Herhangi hiçbirşey iken bana beden kıyafetini giydiren. Hayatı bana layık gören. Soyunuyorum gaflet bahçelerinin uyku ikliminden. Çok şükür ki ismin çağlar çağlar aşıp yedi kat arzı dolaşıp benim kulaklarıma dokunuyor. Uyanıyorsam İsminden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecenin isli perdesinin altına gizlenip te benden ayrılmış ruhumun üzerine bulaşmış gri ve siyah tondaki tüm renkleri tek tek atıyorum. Miskinlik adlı hayal aleminden gerçek adlı ritüelin hayalmiş gibi duran ama en gerçek diyarların yolculuğuna çıkıyorum. Ben beni en fazla senin huzuruna durduğumda buluyorum. Rengarenk oluyorum adım adım. Beni asla yalnız bırakmayan beni huzuruna çağırıyor. Hiçbirşeye böylesine koşar adım gitmiyorum. Ses ki o ses Bir arguvan bir lalezar. Ah ki eyvah ah ki ahuzar.  Hem renk hem koku mahiyetinde. Hissediyorum içimi nasıl kanatlandırdığını uzanırsam dokunacakmışım gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ses koca dünyayı turluyor. Ses beynimde yankılanıyor. Kalbim kapakçıklarının ardında her kapakçığın birbirine vuruşunda tekrar tekrar can buluyor kan pompalıyor cismani bedenime. Aynı ses içten dışa dıştan içe yankı yapıyor. Kulaklarım değil duymama sebebiyet, olsa olsa göğüs kafesime dolaşıyor da ben nefes diye içime çekiyorum o sesi. Ve ben ilerliyorum manevi iklimin huşu bekçiliğine. Beklemenin en güzeli o kapıda durmak. Ancak o kapıdan temmenidar kalmak. Az da olsa nasiplenmeye belki. O sonsuz dergaha böylesi bir günahkarın kabul edilmesini umut eylemek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağzımı açsam belki ışıklarım yayılacak ayak basılan bütün topraklara. Ne ağzımı nede gözlerimi açabiliyorum. Ve ben bunu yazmaya cesaret edemiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah namazının abdest halinde. Aklım kaçacak yer arıyor. Zihnim öylesi bir bulanıklıktaki kör olmaya meyilli. Ruhum hadi çek git aradan diyor. Aklım bulanık ama kör ve gitmeye meyilli. Göğsüme sığmıyor  hissiyat aleminin sonsuz şehirlerindeki kalbim. Sığdıramıyorum içime bu sevgi fazla bilmekteyim. Bu sevgiyi sevmeye kanaat getiremiyorum yine en fazla yoksun olduğum şey bu adını koyamadığım sevgi oluyor.  Sadece düşmeden düşürmeden yazmam gereken gerçek aşkı yazarken korkuyorum. Yazmaya yelteniyor ama gel gör ki Yazmaya da yetemiyorum. Şahit ki şahitlik yapıp şehadet getirebilecek herşey, bedenime düşen o su damlası ile mahşer kalabalığının ortasında yapayalnız kalıyorum. Başımın ağrısına şükür dişime dilime her zerreme şükür. Öylesine beklenmedik anda öylesine umut dağlarımın iplerinin koptuğu bir anda. Öyle bir hikaye duydumki şükretmemek umut etmemek elde değil ayakta değil hele benimle hiç değil. Şükür…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veterinerlik fakültesinde okuyan bir arkadaşım var karşılaştık birkaç  muhabbet salaş bir kahve de bir iki çay ve ardından abi başımdan garip bir olay geçti anlatayım dedi ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bugün bize ötanazi için bir inek göndermişlerdi. Hayvanın arka ayakları tamamen felçli denmişti. Hoca da ilacı verelim öldürelim dedi. Ama ben hocam fırsat bu fırsat Hayvanın üzerinde birkaç ameliyat uygulaması yapalım dedim kısırlaştırma gibi işlemler bilirsin. Evet dedim hikayeyi merakla dinliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hocamız kabul etti bende arka ayaklarından birine anestezi için enjektörü sapladığımda hayvan tepki verdi. Aynı zamanda bu olaya o ateist hocamız da şahit oluyor. Dur dur dedi evladım bu felç değil en azından kurtulabilme umudu yüksek. Ve biz normalde ötanazi için gelen hayvanları hemen ilaçlayarak öldürüyoruz bekletmeyiz dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-  Ve şimdi O hayvanı tedaviye aldık iyileşme gösteriyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yücesin yücelerden yücesin. Yüce öyle bir kelime ki Yüceliğini ifade edemeyecek kadar aciz. Yücesin Allah’ım. Büyüksün  Ey Rabbim ben ki ismini andığımda Büyüklüğünden korkup titreyen. Büyüklük vasfını doldurmaya yetemeyecek bir kelime işte büyük…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağızsız dilsiz hayvana yaşamını ikinci kez bağışlayan. Ağzı olanlara ağızsız bir varlığa nasıl hayat kapısını açtığını gösteren. Kapındayım dilim damağım tutuk dilenirsem RABBİM’den dilenirim… Sessiz sedasız dileniyorum kimseden isteyemeyeceklerimi. Kimsenin yüzüne dillendiremeyeceklerimi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada Bir Bin Şükür ile devam etmekte…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2o1o&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-9028418094444903152?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/9028418094444903152/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/03/dusurmeden.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/9028418094444903152'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/9028418094444903152'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/03/dusurmeden.html' title='Düşürmeden...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S6X3OGS7azI/AAAAAAAAAQU/D5kwn4Kj7f8/s72-c/Pod_Wall_by_skurvash.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-660321133948536764</id><published>2010-03-14T06:40:00.000-07:00</published><updated>2010-03-14T06:54:17.984-07:00</updated><title type='text'>Alıntı...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S5zovuw8XEI/AAAAAAAAAQM/1lOnzF4Z-0w/s1600-h/yusuf-ile-zuleyha-nazan-bekiroglu.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 207px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S5zovuw8XEI/AAAAAAAAAQM/1lOnzF4Z-0w/s320/yusuf-ile-zuleyha-nazan-bekiroglu.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5448485555916266562" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YUSUF’UN DUASI: RABBİM BANA İSTEMEMEYİ İSTEYEBİLMEYİ NASİB ET&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Züleyha, gecesinin güzelliğini sererken Yusuf’un gözlerinin önüne, Yusuf da insandı. istek, insanın zaafıydı. Ama: Rabbim, bana istememeyi isteyebilmeyi nasib et.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyin kalpte başlayıp kalpte bittiği mevsimde, her şeyin kalpteki rengine göre isim aldığı yerde Yusuf bu duasındaydı. Ve Yusuf biraz da bu dua ile, bu duayı edebilmiş olma yürekliliğiyle peygamberdi: Rabbim, bana istememeyi isteyebilmeyi nasib et.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değil mi ki ilk bakışta Züleyha Yusuf’a ötelerden gelen bir ses, bir cennet çiçeği gibi, susuzluğunun farkında bile olmayan çöl toprağına inen bir yağmur defteri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Züleyha sılaya davet, ilk bakışta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü nefis sonsuzluğu vaad ederek yanıltıyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeytan; hayrı hayr, şerri şer göremeyeni, eşyanın hakikatine inemeyeni,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilk bakışta mavera&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ile kandırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vaad: Ezel sevinci, ebed muştusu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vera, ilk bakışta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Züleyha: Ezel, ebed, mavera, ilk bakışta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasak bahçe, memnu meyve, zehirli sarmaşık aşeka: Züleyha son bakışta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstelik Züleyha isteyici&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstelik “Rabbinden bir işaret görmeseydi Yusuf da onu isteyecekti”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yusuf’un içinde işaretin gerçekleştirici gücü, Yusuf içinde istememeyi isteyebileceği işareti gördü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzünü gök katlarına çevirdi de, Rabbim, dedi, kuyunun karanlığında beni yalnız bırakmayan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karanlığın ve derinliğin korkusunu bir anda aydınlığa, ümitsizliğimi bir anda muştuya çeviren o zaman,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hâlâ koruman altında değil miyim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;suç mu yazdın yoksa alnımdaki yazıya?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün insanlarla birlikte benim de içimde taşıdığım, gizli ya da aşikar olan o meyil,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi daha derin bir kuyuda değil miyim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ki insan değil miyim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen tutmazsan elimden şüphesiz meyledenlerden olurum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düştüğüm kuyudan daha derin ve karanlık bir kuyu değil mi güzeller güzeli Züleyha? Tut elimden yoksa boş yere mi göründü o rüya bana?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rabbim, dedi, Yusuf, sen bana, kendi isteğimin dışında şu iklimde ve şu odada bulunduğum şu anda, Züleyha’yı istememeyi isteyebilmeyi nasib et. Katından bir esirgeme ver. Değil mi ki isteğe yaklaşınca, istememeyi istemek artık imkansızlaşır. Bu yüzden değil mi Rabbim, senden gelen yasaklar “yapma” ile değil “yaklaşma” emri ile başlar. Yaklaşırsam eğer şu içimdeki doğal olan akışla Züleyha’nın ırmağına, yaklaştıktan sonra “yapmam” diyemem. Üstelik yaklaşırsam eğer yapmamayı da artık dua edemem. Daha kolay olan “yapma” değil “yaklaşma”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyleyse aslolan: “Yaklaşma”. Öyleyse Rabbim, insan yaratılmışlığımın sorumluluğuyla en fazla baş başa kaldığım şu anda, şu odada, sen bana istememeyi isteyebilmeyi nasib et. Beni, insan yaratılmışlığımın en doğal akışını kendine ait olmayandan sakındıracak güçle insan et.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rabbim, diye, devam etti Yusuf duasına. istemeyi istemek kadar, istememeyi istemek de zor. Biliyorum ki katından bir koruma dökülmezse varlığıma, nefsimin altından kalkamam. Son hızla aşağı doğru ilerleyen bir teknenin içinde yukarı doğru koşarak Bahr-i Umman’ı aşamam. Benim tedbirim senin takdirinden küçüktür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle dua edince Yusuf, ona Rabbinden bir işaret geldi. Her şeyin kalpte başlayıp kalpte bittiği mevsimde, her şeyin kalpteki rengine göre isim aldığı yerde. Masun ve masum olan Yusuf bu duayı etmiş olabilme yürekliliğiyle peygamberdi. Ve o iffet demekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yûsuf İle Züleyha, Timaş yayınları, İstanbul, 2000, s. 107 - 109&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada Bir yoluna bir alıntıyla devam ediyor uzun süredir dem vuruyor ama yazamıyordum nasip bugüne imiş.. Hem Şu sıralar insanların deliler gibi herşeylerini paylaştıkları Facebook'ta da pek pek söyleniyor pek konuşuluyor bu edep kavramına. Bir de çok sevdiğim Hayatımda eşsiz yeri olan yazarlardan biri olan Nazan Bekiroğlu'nun Yusuf İle Züleyha adlı kitabından okuyun istedim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son sözümüz kendi Özümüz bir türkümüz Olsun nette bulup pekala dinleyebilirsiniz. Devrim Gürenç söylüyor. Sanki o ayrılığın içinde onu yaşıyormuş gibi titrek bir sesle... Bayramdan Bayrama...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada Bir Haftaya Yine Burada...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2o1o&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-660321133948536764?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/660321133948536764/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/03/alnt.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/660321133948536764'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/660321133948536764'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/03/alnt.html' title='Alıntı...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S5zovuw8XEI/AAAAAAAAAQM/1lOnzF4Z-0w/s72-c/yusuf-ile-zuleyha-nazan-bekiroglu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-6548582435128802791</id><published>2010-03-10T01:14:00.000-08:00</published><updated>2010-03-10T01:37:34.958-08:00</updated><title type='text'>Gecikmişlik...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S5djmgGYWXI/AAAAAAAAAQE/t36DSKVwatw/s1600-h/5809af968afadaf236808db1b6af2a5f.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S5djmgGYWXI/AAAAAAAAAQE/t36DSKVwatw/s320/5809af968afadaf236808db1b6af2a5f.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5446931787430779250" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bir gecikmişlik hali yok bilirsiniz Haftada Bir haftada sadece bir kez yazılıyor. Muhtelif sık sık değişen günler de ne var ki bu hafta ne klavye beni sevdi ne ben elime kalemi aldım. Anlamadığım bilmediğim bir ruh haleti içinde bekledim sadece bekledim. Bazen neyi beklediğini beklersin. Bıkmadan beklersin sık sık, Bazen o Yarin kapısında beklersin ışığını söndürsün diye, artık hiçbir şekilde sana ait olmasa da beklersin o kapıda belki ışığını söndürür umuduyla Yarim dediğin ve yüzüne asla söyleyemediklerinin sahibinin kapısında. Bazen belki bir evlat beklersin sıcak eli yılların görmüş olduğu elin içinde erisin de yılların eskittiği eli eritsin diye. Beklersin işte bazen bilmeden. Yazacağımı biliyordum tam yazılması gereken zaman zarfı içinde yazacağımı biliyordum.  Nihayet başladım yazmaya ve siz yarın okuyacaksınız. Bunu seviyorum beğenilmek kaygısı yok ya da belli bir zaman kalıbına kendimce sıkıştırılma halim yok benim dünyam işte ben yazıyorum istediğim zaman yazıyorum. Ne fazla ne de eksik yazıyorum. Sadece yazdıklarıma inanıyorum. En azından yazabiliyorum. Yazdıklarımı beğenmek değil bu aksine beğenilme kaygısı duymadan kendince beğenerek yazma hali bu. Bu arada kendimi beğenmek ne haddine Ene demek yakışır mı hiç dilime Koca Yaradan bile kendi Kelamında Biz diye bahsetmişken Kendinden, Ben var mıyım ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada Bir Onca yazılacağa rağmen susarak gecikerek en azından Haftada Bir olarak yoluna devam ediyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftaya Görüşmek Üzere…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2o1o&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-6548582435128802791?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/6548582435128802791/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/03/gecikmislik.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/6548582435128802791'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/6548582435128802791'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/03/gecikmislik.html' title='Gecikmişlik...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S5djmgGYWXI/AAAAAAAAAQE/t36DSKVwatw/s72-c/5809af968afadaf236808db1b6af2a5f.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-4251745167680342952</id><published>2010-02-28T05:36:00.000-08:00</published><updated>2010-02-28T05:40:39.173-08:00</updated><title type='text'>İsimlerin Üstündeki İsim Ve Benim Ülkem…</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S4pyJ1xVOGI/AAAAAAAAAP8/i4IFI_udMXg/s1600-h/IMG_0748.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S4pyJ1xVOGI/AAAAAAAAAP8/i4IFI_udMXg/s320/IMG_0748.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5443288613009045602" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O Kadar güzel yazmak istiyorum ki okuyanın içine hançer gibi saplanmalı o kelimeler. Çok güzel tarif etmeliyim. Asla dolduramamalı güzel adlı kelime yazacaklarımın ardını. Önüne ya da arkasına kifayet ekletilmemeli. Herhangi bir tabir O’nu tasvir ederken ki güzelliği açıklayamamalı. Açıklanamaz olmalı eşsiz güzelin tabirinin bile eşsiz güzelliği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cennetten kovulan ilk insanın bir hatırlayış hali ile tek seferde nüksedip dudaklarına yansıttığı bir isim düşünün. O isim sayesinde yeniden cennete kabul edilen bir cennet sürgünü düşünün. Yusuf’u zındana attıran bir isim olsun ve Yusuf’u sınavların sınavından alıp Mısr’a emir Yapan o İsim olsun. Vahşi’ye bir değil bin ah çektiren Ah ki eyvah dedirten bir isim düşünün. Dervişe yemeyi içmeyi unutturan. İçeriden haykırırken dışarıdan suskunluğa mahkum kılan bir isim olsun.  O İsme sahip Olanın edebi ile dünya intizam ve nizamını yitirmesin. Öyle isim ki. Nur’u Ay Nur’u Gül. Can-u Canan. İsmi Azam. Ahmet. Muhammed. Hazreti Muhammed. Hazretin bir ismin başına en güzel yakıştığı hal. Birlikte anıldığı için mutlu olma halinin hali işte Hazret adlı kelimenin durumu bu. Gül vermek istiyorum bütün dünyaya. Kutlu Doğum HAFTASI…. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burası benim ülkem. Her ne kadar bana dair her şeyi benden almış olsa da benim ülkem burası. Kopamıyorum küsüp ayrılamıyorum bu ülkeden. Benim ülkem burası benimle dertleşen beni yalnız hissettiren, yine aynı çeviklikle aynı zamanın aynı dilimi içinde beni dünyanın en kalabalık insanı zannettiren. Sadece benim ülkem gördü gözlerimin içindeki yeşili. Yalnızca benim ülkem baktı gözlerimin içinden ruhuma. Ben sadece bu ülkeye gösterdim yeşil kapılarımın ardındaki sonsuz mor diyarları. Ben adlı mahremiyetimi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milyonlarca partikül birbirinden ayrılıyor her sabah bu ülkede belki hüzünlü belki sevinç dolu. Ve her akşam bir araya geliyor benim ülkemde. Belki ayrı, belki bir arada. Burası benim ülkem. Benim ülkem ayırıyor benim ülkem birleştiriyor. Bu ülkede üzülmek yok dünyanın en büyük trajedisini yaşıyor olsanız bile herhangi bir maruzatı yok, çünkü kaldırmışlar üzüntü denilen ikiyüzlü riyakar kelime örtüsünü. Bu ülkeyi kuranlar üzülmeyi yasaklamışlar. Mutsuzlukta yok bu ülkede. Ama olmayan mutsuzluktan, yoksun olan üzüntüden hatta belki kendine gizlediği sevincinden daha büyük hüzün var bu ülkede. Kabullenilmiş hüzün. Sessiz hüzün. Adı gibi samimi hüzün. Kendine kaldığında hissedebildiğin şey adı hüzün olan şey sadece hüzün. Hüznün damarlarıyla da uğraşmışlar bu ülkeyi kuranlar. Ama şunu anlamışlar ki. Bu ülkenin alnına yazılmış hüzün. Ve yeter ki alnına yazılsaymış yaşanmaya mahkum olan şey. Sökülmüyormuş yüzyıllar boyunca.   Kocaman bir hazan var bu ülkede. Kendi yaralayan ama o yaraya merhemi sadece kendinde olan bir ülke burası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bu topraklara bağlanmışım bu topraklar bana kök salmış. Cihangir den o tepeden salıyorum ruhumu bedenimi kendimi. Kendimle ilgili en düşünülecek şey var aklımda en beni düşünüyorum. Hatta burada benim ülkem de birçok zaman beynim varlığı ile ilgili geçerliliğini yitiriyor. Kalbim tedavülde oluyor. Bu kadar basit açıklayamıyorum ama aklım değil kalbim hükmediyor bana ve sadece benim ülkemde bu iki garip organ birbirinden ayrılmayı bu kadar sorgusuz başarabiliyor. Ben benim ülkemdeyken duygumun önüne mantığımı geçiremiyorum. Bundan dolayı seviyorum belki de bu ülkeyi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Binlerce bahanem var aslında sevmeye bu ülkeyi. Seviyorum ben benim ülkemi. Bu kadar bonkör harcamamalıyım bu sevmek sözcüğünü ama el verip tutamıyorum taşıyor içimdekiler. Hangi durak bu kadar büyük bir mutluluk, hangi zaman bu kadar durdum ve bu kadar kendimde döndüm. Ah Pierre Loti. İçimde o kadar büyük bir savaş var ki bilsen nasılda yorgunum ben bedenimden. Sana dayadığım avuç içimden anla. Sana bulaştırsın toprağına anlatsın hikayemi. Oku beni okuyabilirsin bilmekteyim. Bu yorguna ninni söyle ağızsız dilsiz tepe. Yapayalnızım bu ülkede gözlerim yeşil ve bu ülkenin adı nakış nakış işlenmiş yüreğime İstanbul Benim Ülkem. Sana yazıyorum bu yazıyı İstanbul. Ve sen Ruhunla dinliyorsun. Bunu hissediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta kapanış müziğimiz yok. Benim ülkemi dinleyin, milyonlarca kalbin o ruhun canlanması için nasıl bir ritmik tempoda çarptığını duyacaksınız. Mükemmel evet evet tek kelimeyle eşsiz. Sessizlik ülkemin katıksız sessizliği seni de çok seviyorum. Benim Ülkem &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada Bir Serüvenine devam ediyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftaya Görüşmek üzere &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2o1o&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-4251745167680342952?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/4251745167680342952/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/02/isimlerin-ustundeki-isim-ve-benim-ulkem.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4251745167680342952'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4251745167680342952'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/02/isimlerin-ustundeki-isim-ve-benim-ulkem.html' title='İsimlerin Üstündeki İsim Ve Benim Ülkem…'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S4pyJ1xVOGI/AAAAAAAAAP8/i4IFI_udMXg/s72-c/IMG_0748.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-2097875288412651247</id><published>2010-02-21T03:10:00.000-08:00</published><updated>2010-02-21T03:17:06.132-08:00</updated><title type='text'>Zihinsel Başıboşluk Ve Daimi Kalp Sızısı</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S4EVk_SGZyI/AAAAAAAAAP0/qp77oD1Gu4o/s1600-h/autmlfang.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 210px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S4EVk_SGZyI/AAAAAAAAAP0/qp77oD1Gu4o/s320/autmlfang.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5440653550047094562" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;James Blund söylüyor sırf benim değil duvarında Nazende’nin asılı olduğu kalp kırıklıklarımla dolu odamın da ruhuna işliyor. kelimeleri renkli bir şiir gibi Goodbye My Lover. Birkaç gündür tepemde dolaşan ilham perimi incitmeden yakalamayı nihayet başardım. Kendisi Güz yapraklarından oluşmuş kanatlara sahip dolayısıyla yakalamak canını yakmadan onunla olmak çok zor. Ve ben Onun için sabrediyorum. Genelde Perşembeyi Cuma ya bağlayan geceleri odama misafir oluyor. Ranzanın köşesine oturuyorum ayaklarıma bakıyorum her zaman olduğu gibi yüzüne bakmaya çekiniyorum. Ve anlatmasını bekliyorum tek tük birkaç kelime sarf ediyor işte olduğu kadar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşlerimi düşüreyim gözlerinizin önüne sizler düşlerimi okuyun. Şu sıralar muzdarip olduğum o kadar enteresan bir şey var ki eskiden o çok renkli oyun şimdilerde çok ciddi sıkıntılar yaratıyor desem yeridir. Evet şu sıralar artan baş ağrılarımın eşliğinde zihinsel başıboşluk yaşıyorum. Anlatılamaz bir grilikte yok oluyor partiküllerim sonra rengarenk dağılıyorlar anlamlı anlamsız kabuslar oluyor. Karşımda oturan muhatabım olan kişiyi dinliyorum her şey yolunda gibi bir şeyler anlatıyor. Oradan bu parayı almalıyız. Hesaplara dikkat etmeliyiz. Karşımdakinin dediklerini tekrarlıyorum ama bu kelimelerin anlamını bilmiyorum çok basit olağan bu kelimeler beynimde anlamsız bir karmaşaya neden oluyor. Sanki adım adım kumun içine gömülüyor gibiyim boğuluyor gibiyim. Kumun içinde kuru kuru ölüyorum. Gece hemen uyumadan önce uzandığım yatağın yeniden odamın içinde fırıl fırıl dönmesi de  çabası. Yok yok yeniden deliriyorum. Belki de uzun süredir benden ayrılmış aklıma kavuşuyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen Zenginiyim şimdi sensizlik dönemlerinde oluşturduğum senlerle dolu her tarafım Facebook ta bir grup var oldukça beğeniyorum paylaşımlarını. İnsan İnandığı şeyler uğruna muhteşem hatalar yapabilir diye bir göz atın derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta hafta içinde bir anı dinledim senden ilk kez duymuştum ama yabancı değildim kelimelerine. Garip ki bu gece hissettim, yastığımdan sen kokusu geliyordu ruhuma dolanıyordu. Evet evet mükemmel bir hatırlayış eşsiz bir biliş hali sen kokuyordu yastığım. Ve ben senin kokunu sana yazmıştım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ayağı olmayan bir karınca varmış aşk ile yola çıkmış. Yare, dosta ulaşmak için, yolda gören karıncalar sen ne yapıyorsun bu tek ayağınla ulaşabilir misin demişler. O da aşk gibi bir cevap vermiş ulaşamasam da Yolunda ölürüm...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah o sokağın kulağı olsaydı da ayaklarımın yalvarışlarını duysaydı. Ne olurdu dönüp sarılabilseydim sana. Boynunda ağlasaydım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşkın verdiği müzikle başladık aşkın verdiği müzikle bitirelim aynı gecede belki de yüz kez tekrarladı kendini Can Atilla – Aşk’ı Hürrem...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftaya Görüşmek Üzere..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben Hep buradayım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2o1o&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-2097875288412651247?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/2097875288412651247/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/02/zihinsel-basbosluk-ve-daimi-kalp-szs.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/2097875288412651247'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/2097875288412651247'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/02/zihinsel-basbosluk-ve-daimi-kalp-szs.html' title='Zihinsel Başıboşluk Ve Daimi Kalp Sızısı'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S4EVk_SGZyI/AAAAAAAAAP0/qp77oD1Gu4o/s72-c/autmlfang.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-2418707418741262593</id><published>2010-02-15T05:45:00.001-08:00</published><updated>2010-02-15T05:46:10.018-08:00</updated><title type='text'>Nedir?</title><content type='html'>Ne söyleniyor. Nasıl Söyleniyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl da çarpıyor yüreğim bilsen tutmuyor dizlerim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerin çarpar gözlerime Konuşamam...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-2418707418741262593?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/2418707418741262593/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/02/nedir.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/2418707418741262593'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/2418707418741262593'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/02/nedir.html' title='Nedir?'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-7251032220217218927</id><published>2010-02-14T05:04:00.000-08:00</published><updated>2010-02-14T05:07:41.801-08:00</updated><title type='text'>En Yazı...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S3f1GoWjj9I/AAAAAAAAAPk/L2cpmaGIUoo/s1600-h/The_Four_Horsemen_woodcut.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 225px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S3f1GoWjj9I/AAAAAAAAAPk/L2cpmaGIUoo/s320/The_Four_Horsemen_woodcut.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5438084569333206994" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta Uzun süredir yazmadığım Enleri yazayım evet öneriler topluluğu yazıya hoş geldiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük Prens : Yıllar önce her neyse şimdi onca şeyi kaybettikten sonra bile yine aynı tadı aynı gezegende yaşatmayı başarabilen Küçük Prens Antoine de Saint Exupery’nin Mükemmel hayal gücü bütün bir haftada en önemli enimizdi. Hala yetişkin olmayı başaramamaktan, hala rakamlarla konuşamamaktan, hala mor panjurlu evi hayal etmekten, hesapsız bir dünyada hesapsız yaşamaktan kısacası içimdeki onca yıkıntıya rağmen, en zayıf noktam olan çocukluğumun yaşamasından dolayı mutluyum.  Söylemeye korktuğum kendi ismini benim dilimde duyduğunda ürküp kaçacağından çekindiğim mutluluğu hissetmek gibisi yok. Küçük Prensin küçük gezegeninde istediğim vakit gün batımını izlemek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafa Dengi : Bu hafta, hafta içinde aynı kanalda iki tane eşsiz yapımda olabileceğini kanıtladı bana 24 Kanalı. Gün içinde haber programları akşamları ise tematik film kuşakları ile oldukça seçkin bir kanal ama bu hafta içinde iki program vardı biri 6 Billion Others  ( 6 Milyar Öteki ) ve bu haftaki konusu evrensel dillerden biri olan sevgi yakın zamanda vizyona girecek olan bir film de var bununla ilgili Başka Dilde Aşk diye. Belgesel izlenmeye değer olmuş tek kelimeyle. Aynı zamanda Cuma gecesi Kafa dengi adında bir muhabbet programı var ki ancak adı muhabbet ile açıklanabilir hem programın samimiyeti Hem de konukları Sadık Yalsızuçanlar programı çok güzel bir seyirlik haline getirmişti. Hele doğunun isyan halinin Hz. Ali ile eşleştirilmesi ve Zülfikarın Zahir’e Ve Batına bakan yüzlerinin konuşulduğu dakikalar mükemmeldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Solmaz Kamuran -  Kiraze : Salt Mutsuzluk Kısacası katıksız Mutsuzluk. Yurtlarından  çıkarılan bir etnik grup bir dine mensup olan insanlar bir hüzün yıllarca sabredilen zor ömür. Zamanın ve hayatın değişken bazen de kaskatı sabit sırlarıyla dolu tarihi bir roman. Kitabın birçok yerinde boğazınıza tıkanacak nefesiniz. Hele Raşel’in Moşe’ye Kavuştuğu an yok muydu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazan Bekiroğlu – La (Sonsuzluk Hecesi )  : Sonsuzluk Hecesi Yok ile başlıyor ardından İlahe eklenip giden mükemmel bir öykü bir Nazan Bekiroğlu klasiği daha Yazıcının diliyle yazmalı aslında klasik etiketi az kalır açıklamak için. Yazıcı yazmış yine yazacağını. Cennetten kovulan ilk insanı Adem’i tarifsiz güzellik Havva’yı Teslimiyet adlı Habil’i Ateş yığını olan Kabil’i. Kitaplar vardır hani sizi bekleyen işte bu hafta kitaplar vardı beni bekleyen. La, Kiraze, Küçük Prens beni bekliyordu bu hafta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salyangoz : Aşk konuşulmadığında ete kemiğe bürünüyor. “Salyangoz” hafta içinde yayınladığım kısa filmden bahsediyorum. Bir kurban bayramında izlemiştim ilk olarak kaç yıl geçti aradan hatırlamıyorum. Çok beğendiğim bir filmdir. Hem kitaplar hem de Aşk var içinde daha ne olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feyruz : Le Beyrut deyip yak yık. Evet genelde kadın sesi daha bir etkiler beni Anaçlıkların damıdır? Bilmiyorum Ama kadın sesi insan ruhuna daha fazla yaklaşıyormuş gibi geliyor bana daha bir sırlı gizemli işte. Feyruz üç yıl önce durmadan dinlediğim şarkıları ile yeniden misafir oldu enteresan dünyama.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Four Horseman : Beyaz At, Gri At, Kırmızı At Ve Siyah At Dünya üzerindeki katıksız gerçek bir mitos İronik…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fondan Çalıyor Azam Ali – I am a Stranger in This World&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftaya görüşmek üzere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayakları az biraz yere basabilen bir serserinin deyimiyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2o1o&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-7251032220217218927?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/7251032220217218927/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/02/en-yaz.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/7251032220217218927'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/7251032220217218927'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/02/en-yaz.html' title='En Yazı...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S3f1GoWjj9I/AAAAAAAAAPk/L2cpmaGIUoo/s72-c/The_Four_Horsemen_woodcut.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-6044919364874023847</id><published>2010-02-12T04:48:00.000-08:00</published><updated>2010-02-12T05:08:49.058-08:00</updated><title type='text'>Salyangoz...</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="468" height="332" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-d3407eeab855ae53" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v18.nonxt3.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dd3407eeab855ae53%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1329928568%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D66350E5CF140E7308FE30F8778AA0061A921295.1F5EAFC63DD07DCF0310F4D61F6ED3DF2DD61709%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dd3407eeab855ae53%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D1hO9ZodOmDXQsySho36PFBfRgng&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="468" height="332" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v18.nonxt3.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dd3407eeab855ae53%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1329928568%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D66350E5CF140E7308FE30F8778AA0061A921295.1F5EAFC63DD07DCF0310F4D61F6ED3DF2DD61709%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dd3407eeab855ae53%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D1hO9ZodOmDXQsySho36PFBfRgng&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-6044919364874023847?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/6044919364874023847/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/02/salyangoz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/6044919364874023847'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/6044919364874023847'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/02/salyangoz.html' title='Salyangoz...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-7730603177060003736</id><published>2010-02-07T04:42:00.001-08:00</published><updated>2010-02-07T04:44:19.765-08:00</updated><title type='text'>Kimim Ben?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S261RBZ4dqI/AAAAAAAAAPU/4Q5gurDTFx4/s1600-h/Can__t_Live_Without_You_by_normel09.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S261RBZ4dqI/AAAAAAAAAPU/4Q5gurDTFx4/s320/Can__t_Live_Without_You_by_normel09.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5435481104322164386" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Altın kafesine mahkum olmuş bir kuş gibi gördüğüm kabuslar var şu sıralar beynimin gizli dehlizlerinde kalbimin el değmemiş göze bulanmamış kimseye anlatılmamış, kimseciklerin elini dokundurmadığı acılarından sızıyor kederim. Hem ruhum hem bedenim iki gözümün kenarlarından süzülüyor iki ırmak çenemde buluşuyor doymuyorum doyamıyorum ağlamaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;El ver kurtar beni. Gecenin bir vakti Kar durmak bilmiyor şen şakrak indiriyor melekler her bir tanesini. Aziz Cuma gecesi henüz bugün. Duaya kapaklandı içim yüreğim bu kadar kimsesiz hissetmemiştim nice zamandır. Kaç zamandır. Bastırarak söylüyorum zamanları. Nasıl bir yanılgıymış meğer hayat denilen Garip kuru şey. Yolda başlamadan kaybetmekmiş adı bazıları için hayatın ta kendisi. Ama melekler indiriyor işte bıkmadan usanmadan iki gündür ve şimdi bu gecenin dibinde bu saatler de devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güle eğlene taşıyıcıları tarafından usul usul bırakılıyor yere eşsiz Mimarın inanılmaz şaheserleri her bir kar tanesi. Yukarıya çıktığınızda Seslerin sahibine Kelamın ezeline ulaştığınızda benim dualarımı da alır mısınız heybenize. Çok ihtiyacım var kimsesizim Ancak O olacaktır yardımcım. Bu dünyadaki hiçbir şey benim değil. Ben hiç kimsenin değilim. Yok herhangi bir el tutacak ısıtacak artık korkmamama sebep olacak. Yok bir göğüs yaslanıp ağlayacağım bir omuz. Hayatta hiç kimseyle ismimin önüne bir bağlaç koyulamıyor bunu öğreniyorum. Ve kader bunu gösteriyor Ayan Beyan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç kimseyim Hiç kimsem yok benim. Üvey öylesine yapıştırılmış ve idareten yaşanmış bir hayatın üvey taşıyıcısıyım. Kimsesizlerin Kimsesi yalvarıyorum. Ben güzelim güzellerden daha güzelim. İnsanım nihayetinde melek değil fakat yeri geldiğinde meleklerden daha yüksek seviyelerde. Güzelim çünkü Yaradanım sensin her şeyim sensin ve ancak sesimi sen işitebilirsin. İraden cümle iradelerin üzerinde ve ben kendi irademle kapına geldim ancak senden dilenirim. Pencereyi açıyorum soğuk doluyor ciğerlerime yardımcı olun diyorum. Kar yağıyor susuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarım yamalak alelacele içilmiş bir sigaradan sonra henüz başlığını koyamadan yazıyorum. Yazacağım çok iyi biliyorum. Güzel yazacağım ne yazdığımı bilmeden neye yazılacağımı bilemeden. Sesimi kelimelerimi Kainat üzerindeki tüm seslerin Sahibine emanet ediyorum ve öyle yazıyorum. Çünkü açıklanası her sırrın içinde sır var sırrın özünde. Sahih ve kadim her söylenenin ardında. Hakikatin var olduğu Sırlar içinde Artık kelimeleri sırra ortak etmek istemeden o çok güzel yazılacak yerleri sana bırakıyorum al kalemini sen yaz bu satırlara gözleri değen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimim Kimsem yok benim. Hem bilen var mı ki ben kimim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada bakıyorum dalya demişiz. Tam 100 olmuş sevgiliye gönderilmemiş mektuplar….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftaya Görüşmek temennisiyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serserinin Deyimiyle Selametle….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2o10&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-7730603177060003736?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/7730603177060003736/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/02/kimim-ben.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/7730603177060003736'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/7730603177060003736'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/02/kimim-ben.html' title='Kimim Ben?'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S261RBZ4dqI/AAAAAAAAAPU/4Q5gurDTFx4/s72-c/Can__t_Live_Without_You_by_normel09.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-2396120192388664698</id><published>2010-01-31T03:47:00.000-08:00</published><updated>2010-01-31T03:56:43.335-08:00</updated><title type='text'>Yenilen Yenilik...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S2Vv5wF3COI/AAAAAAAAAO8/Jfd4lPdxMiM/s1600-h/tariki_by_kannagara.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432871563445078242" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S2Vv5wF3COI/AAAAAAAAAO8/Jfd4lPdxMiM/s320/tariki_by_kannagara.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Leyla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanın ardımıza düşüp ardımızı rahatsız ettiği zamanların ucunda bucağında sessiz sedasız yaşıyoruz işte. Haftada Bir - Leyla'ya ağıttır. Küçük bir an küçücük zamanlar diliminde içime doluşmuş bir aşkın sonsuza kadar izdüşümlerini kendimin sanki unutmak isteyip aslında sadece sanmak gibi bir kelimeyle kendi sanrılarıma sığınma halim olup. Unutmanın aksine anımsayacağımı umduğum yazılar birikimi işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar yıllar sonra bir hayatım olduğunda, bir hayatın bana bağlı olduğu civarlarda yeniden açıp okuyacağım bir günce. Yare yazıldığım, yeryüzünden silinip de manevi alem de bütün benliğimle dişimle tırnağımla var olduğum anlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yar'dan habersiz Yar'dan aldığım emanet Yar'e doğru yol almakta. Bu yol ki hasret ateşinde yanmak Gurbet soğuğunda donmaktan daha çetin acılara gebe. Onca özleme hasrete rağmen asla Rahman'a Yar'ı aldığı için isyan etmeden. İsyan da ne kelime imiş. Bu duruma şükretmek kaderini kabullenmek bilinci ve ruh haletiyle. En büyük ayrılığın içinde olsam bile her an her saniye aklımı kemirsin diye Leyla, Aklıma hükmediyorum. Aşkın gelip aklı kovmasını değil. Aklıma doluşan eşsiz hatıraların aşkı bağrına almasını arzuluyorum. İşte o zaman gönüllü alıyor eline bavulunu o akıl, çekip gidiyor. Gerçeğin ne hayalin ne olduğunu kestiremediğim bir geceden bir anı; yanı başımda oturmuş nefesini yokluyorum. Kalbim kalbime değiyor. Ruhumun bu kadar çok kendine kaçamak hali yoktur bilmekteyim. Hala yanı başımda oturmuş. Susuyor aynı yere bakıyoruz. Çok ötelerden bir ses doluşuyor içime aşk aynı yere bakmaktır. Bunu söyledikten sonra o ses selam veriyor ve çekip gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel olmak, çirkin olmak, bütün dünyevi kavramlardan arınmak, seni sevmek senden ziyade güzel bulamamak, her tarafı güzel dünyada. Sen varsın ya&lt;br /&gt;sen işte demek sessiz sedasız kendine konuşmak kendinle konuşmak. gözlerdeki yaşın sen olması. Sen olmasan da yaşanılmış her şeyi seninle yaşamak. Sensizken bile sadece sana Yaşamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Ana Bir Oğul...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün dünyayı Yedi katı ile sema yedi katı ile yer kabuğu. Milyonlarca çeşidi milyon canlısı cansızı ile donatmadı mı ki sevgisi ile YARATICI. Hu der Yer Hu der gökyüzü içtekiler dıştakiler. Ayrı ayrı ama kendi içinde ve kendi dışında her şey içerde ve tamamen dışarıda…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hey Hak aşkdan bunca dem vuruyorum ama bilmekteyim her aşk ancak Allah der. Zahıri bütün aşklar kapılarının sonunda ancak Allah'a ulaşmalıdır. Yaradan'a ulaşamayan sevgi Heba olur erir biter. Faniye sevdalanmamalı. Ancak ruhun ölümsüzlüğü asıl ölümsüze aşk ile bağlanmalı ki bu dünya o ruha bir tiyatro sahnesini, Olan olmayan her şeyi bütün ayrıntısıyla gösterebilsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün gelsin ki Anasından nice zamandır ayrı kalmış bir evladı Hazin bir veda ile evladını bu dünyanın dibine gömmüş kendi hasretiyle yanmış bitmiş bir ana yüreği bağrına alsın. Çok uzakta gurbette olsun her şey. Zaten bütün alem gurbettir hem o anaya hem o evlada. Fakat bütün dünya sıladır. Öylesine kucaklasın ki elsiz ayaksız fakat öylesine sarınsın ki ve öyle bir sarılmışlık hissi olsun ki. Onca zaman hep birbirini arayan Aşık ve Maşukçasına. Tek kelime etmesin artık ne ana ne evlat. Dünya Hem Anaya Hem Evlada Bir seyrü sefer ziyafeti hazırlayıversin. Ve Yer Gök Allah’ı zikretmeye devam etsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aksayan Aksaklığın gerçekleşmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nice zamandır yazıyorum haftada bir aksayacak bazen yayınlanamayacak diye ama en ciddi aksamayı ne yazık ki geçtiğimiz üç hafta içinde yaşadık. Ama şimdilik bunu söyleyebilirim ki kıyıda görünen artık aksamanın olmayacağı. İmkanlar dahilinde haftada bir her hafta yazılmaya yayınlanmaya devam edecek. Eskisi gibi sadece Haftada bir kez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın Enleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun süredir hayatın ne kadar zor olduğundan dem vurmuşum da yazamamışım. Bakıyorum da meğer varmış yazılacaklar. Profesör Suat Yıldırım’a ait Kur-An’ı Kerim Meali Dünyayı anlatan kitap öyle sorularıma öylesine sert çıkmazlarıma cevap buldu ki şaşırdım kaldım. Gerçekten Kur-an’I Kerim her zamana hitap etmekte henüz birkaç ay önce yine okumuştum ama şimdi şunu algılıyorum birkaç ay önceki ben şimdi ki benden farklı bir benmiş. Malumunuz Enler bölümü uzun uzadıya uzardı ama Şimdi bütün dünyadaki en büyük mucizenin ardına başka bir en eklemek makul kaçmaz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftaya Görüşme temennisiyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serserinin deyimiyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2o1o&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-2396120192388664698?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/2396120192388664698/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/01/yenilen-yenilik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/2396120192388664698'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/2396120192388664698'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/01/yenilen-yenilik.html' title='Yenilen Yenilik...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S2Vv5wF3COI/AAAAAAAAAO8/Jfd4lPdxMiM/s72-c/tariki_by_kannagara.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-7221680115687501168</id><published>2010-01-26T04:37:00.000-08:00</published><updated>2010-01-26T04:46:07.354-08:00</updated><title type='text'>Hadden Halsiz...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S17jvsRLGsI/AAAAAAAAAO0/TjSPpSTrZc4/s1600-h/elex1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5431028609131944642" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 186px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S17jvsRLGsI/AAAAAAAAAO0/TjSPpSTrZc4/s200/elex1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Herşeyi söyledim mi ? &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hiçbirşey söylememişim...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ne Kadar çok susmuşum meğer...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;2010 Bir görünmez kapının ardından açılan başka bir görünmez kapı...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Demedim mi?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Oraya gitme demedim mi sana, seni yalnız ben tanırım demedim mi?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi ben'im?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir gün kızsan bana, alsan başını, yüz bin yıllık yere gitsen,&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;dönüp kavuşacağın yer ben'im demedim mi?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Demedim mi şu görünene razı olma, demedim mi sana yaraşır otağı kuran ben'im asıl,&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;onu süsleyen, bezeyen ben'im demedim mi? Ben bir denizim demedim mi sana?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sen bir balıksın demedim mi? Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın,&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;senin duru denizin ben'im demedim mi?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Demedim mi senin uçmanı sağlayan ben'im,&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Senin kolun kanadın ben'im demedim mi?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Demedim mi yolunu vururlar senin, demedim mi soğuturlar seni.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Oysa senin ateşin ben'im, sıcaklığın ben'im demedim mi?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Türlü şeyler derler sana demedim mi? Kötü huylar edinirsin demedim mi?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ölmezlik kaynağını kaybedersin demedim mi?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yani beni kaybedersin demedim mi?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Söyle, bunları sana hep demedim mi?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Mevlana Celaleddin Rumi...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Haftada Bir Haftaya Pazar günü yeni yazısıyla yeniden Burada...&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Selametle...&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ali 2o1o&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-7221680115687501168?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/7221680115687501168/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/01/hadden-halsiz.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/7221680115687501168'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/7221680115687501168'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2010/01/hadden-halsiz.html' title='Hadden Halsiz...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/S17jvsRLGsI/AAAAAAAAAO0/TjSPpSTrZc4/s72-c/elex1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-9081535391968794613</id><published>2009-12-31T02:04:00.001-08:00</published><updated>2009-12-31T02:06:22.033-08:00</updated><title type='text'>Kurallar</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Szx3efTqaPI/AAAAAAAAAOs/U-lV-dCZ3mQ/s1600-h/Foto%C4%9Fraf0139.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421339417130985714" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Szx3efTqaPI/AAAAAAAAAOs/U-lV-dCZ3mQ/s200/Foto%C4%9Fraf0139.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sınırlar ve kurallar. Hangi kural bu nasıl bir savaş böyle tutunduğumuz nasıl bir dünya. Anladığınız üzere Sorgu sual yazılarımın bir yenisi daha geliyor. Hatırlıyormusunuz. Henüz 4 yaşlarındaydık herkes uyuduğunda aklımız evdeki en ufak tıkırtının peşine düşer ve asla bulamadan sonlanan yorgunlukla uykuya dalardık. Varolmayan şeylere varolan şeylerden daha bir inanır daha bir bağlanırdık küçücük kalbimizle. Ne kadar güzelmiş meğer o zamanlar. Varolmayan düşmana karşı savaş nasıl da anlamlıymış. Şimdilerde artık hayatımın büyük bir kısmını kendi payıma düşen koca dilimini bitirdiğim bu günlerde daha iyi anlıyorum. Çocukları izliyor takip ediyorum. Çok şey öğreniyorum. Dilini anlayamadığım diyarın dilsiz sözsüz oyunlarını ciddiye alarak olması gerekeni yapıyorlar o çocuklar. Ve bu dünyada önemsenmeyi en fazla hakeden ciddiyetle işlerini yapıyorlar oyun oynuyorlar. Kanatlarını görebiliyorum. Özgürler ve yaşıyorlar. Aldıkları kadarıyla verebilecek hiçbir şeylerinin olmamasının rahatlığıyla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınırlarla bürüdüğümüz hayatı anlatayım canınızı sıkmalıyım. Sorgulamalara eşlik edin istiyorum karanlık odada elimde sigarayla. Birilerinin sorumluluğu herşeyden önce sırtınızda en büyük kambur. en yorucu görev öyle ki bir savaş alanında sorumluluklarınız için başka başka sorumluluklarınıza karşı göğüs göğüse savaşıyorsunuz. Sorumluluklarınızı ardınıza alarak. Hele ki bu işin görünmeyen sınırları var yaşadığınız sosyalitenin içindeki görünmez duvarlar. Bu duvarlar O kadar yüksek o kadar geçilmez ki hem tepelerini cam parçalarıyla bezemiş onlar görünmez ellerle. asla ötesini göremeyeceğiniz duvarlar bunlar. Yıkıldığında sadece sizin öleceğiniz duvarlar bunlar. Fakat itiraf etmeliyim ki ölüm iyidir. Yeni bir başlangıç yeni bir hayat demek düşünsenize. Yıkamıyorsunuz da zaten kim görebilmiş ki siz göresiniz duvarın ardındaki felaketlerle dolu zannettiğiniz hayatı. Anneniz ne der ya babanız sahip olduğunuzu zannetiğiniz onca insan ne der adlı kement te nicedir boynunuza takılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kez sorulara maruz kalan sizsiniz. Soruyorum. Siz size çizilen yolda mı yürüyorsunuz yoksa gördüğünüz her şey kocaman bir komplo mu. Yani hayatınız sizin mi O yol dediğiniz karmaşa sizin mi siz mi çizdiniz. kimse elinizi tutmadı mı müdahale etmedi mi çizerken. İşin özü olmak istediğiniz kişi misiniz. Yoksa uzaktan yakından alakasız bir kaftanın içine mi gömmüşsünüz kafanızı. İçi sıcakken yanmanın kül olmanın ya da o kaftandan kurtulup donmanın ne anlamı var diyenler den mi siniz. Durup düşünün bir bakın etrafınıza. Şimdi burada olmalı mısınız? Bu siz mi siniz? Sırf siz değil zaten koca alem dürüst değil ki gözlerinizin içine baka baka bunca yalan arasında. neyin yalan neyin doğru olduğunu anlamak çok zor değil mi?&lt;br /&gt;Hem zaten bu da sizin için çok değerli bir çıkış kapısı. Olmasına en ihtiyaç duyduğunuz şey yalanlar. Herkes söylüyor da tuzu biberi olsa gerek koca koca&lt;br /&gt;yalancılığınızın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konumuz bu bize ait olmayan olamayan hayatlarımız. Ele geçirmek için nelerden nice değerlerden ödün verdiğimiz ve bizim zannettiğimiz dünyamız. Asla aldatamayacaksınız her gece yanınıza uzanan o adamı/kadını. Kendinizi aldatmanız daha basit hem kolaya doğru eğimli yapınız da bunu istiyor sizden. Kesinlikle o bilmem kaç kez iç geçirdiğiniz bahçenin içinde ne olduğunu öğrenemeyeceksiniz. Çalamayacaksınız tek bir elmayı bile. Ne zaman kendiniz istedi diye aldınız o elbiseyi. Ne zaman bu kadar sevdiğinizi hissettiniz aynaya yansıyan yüzünüzdeki gerçekleri. Tahammül edebiliyormusunuz hala yalan pompalanmış&lt;br /&gt;yüzlerinize. Sonra avunacak ve yine asla inanamayacağınız yalanlar ritüeliniz başlayacak.&lt;br /&gt;Her kaybedilenin, her yapılamayanın ardından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimsenin duymasını istemediğiniz. bu kadar çıplak savunmasız kaldığınız hali afişe etmemek için Yalanlar söyleyeceksiniz kısacası.&lt;br /&gt;Garip ki kendinize sadece. Kaç kez ağlamak istediniz de ağladınız. Ya da en son ne zaman gayri ihtiyari öylesine güldünüz hatırlayanınız var mı?&lt;br /&gt;Aslında bu kadar önemli değil di benim için diye inkar edeceksiniz kendinizi. Gelin görün ki dudaklarınızdan süzülmeyeceğini mi&lt;br /&gt;zannediyorsunuz. O kendini aldatma resminin. Bir gün özgür kalmayacağını mı düşünüyordunuz? Günü geldiğinde kendinizi çekip vurmaya kalkıştığınızda.&lt;br /&gt;Siz sizden hesap sormayacak mı. Yalnız sadece yalnız değil tamamen yalın kaldığınızda sormaz mı size? Bunu neden yapmadın neden yapamadın diye.&lt;br /&gt;Sizden önce sizi öldürmeye teşebbüs etmeyecek mi? Bütün dünya ya dürüst olmuşsun ne yazar sen kendine yalancısın yalanlarla dolusun demez mi&lt;br /&gt;konuşmaz mı ne dersiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet evet bu dünyaya gelmeden özgürdük ve dünyaya veda ederken özgür olacağız. Özgürlüğün sınırlarında düşünüyorsunuzdur kendinizce.&lt;br /&gt;hemen aklınıza şu geliyordur. Benim özgürlük sınırım diğer insanların özgürlük sınırına kadar laf salatasıdır bu ağzınızda gevelediğiniz.&lt;br /&gt;teselli kırıntıları işte yine kocaman yalanlarınız. Duyuyor gibiyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soruyorum kime ait hayatınız. Hangi bedel ve ne kadar değeri düşündünüz mü hiç? Korkularımızı en ufakken ki korkularımızı bile aşabildiğimiz.&lt;br /&gt;küçük ama kocaman yüreğimizle yaşadığımız dönemler canlandımı aklınızın karanlık kuytu köşelerinde? Hala korkakmısınız? Korkuyormusunuz? Kendinize&lt;br /&gt;sormaktan ve aslen cevabını bildiğiniz o can yakan cevaplardan? Korkuyormusunuz? Garip insanlar ve garip kurallarına çarpıyorum aklımda dengemde milini&lt;br /&gt;kaybetmiş durumda. Ben o ruh haleti içinde karalıyorum bu yazıları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 için hatta bundan sonraki bütün hayatım için bunu yaşayacağım. Hayatımı çalanların elinden geri alacağım. Kendi hayatımı kuracağım&lt;br /&gt;Yaşayamadıklarımı ardıma gömmeyeceğim aksine Önüme atıp peşine düşeceğim. Yaşamak için mücadelesini vereceğim ne çok şey olduğunu kestirmek&lt;br /&gt;pek de zor olmasa gerek hele benim için. Neyse yıkıyorum bir kaç duvarı. Mizacım değil yıkıntıların ardında da hiçbir insanoğlunu bırakmam&lt;br /&gt;bunu da çok iyi bilmekteyim. Kendim yıkarım. Gerekirse yine kendim ölürüm o yıkıntıların arasında. Ama en azından yaşamak istediğim hayatı yaşama&lt;br /&gt;mücadelesinin mağlubiyet görünen taraflarında galip gelirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar öncesinden bir şarkı gelsin biterken çalsın Emilia - Big big world.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftaya görüşmek üzere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2009&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-9081535391968794613?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/9081535391968794613/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/12/kurallar.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/9081535391968794613'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/9081535391968794613'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/12/kurallar.html' title='Kurallar'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Szx3efTqaPI/AAAAAAAAAOs/U-lV-dCZ3mQ/s72-c/Foto%C4%9Fraf0139.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-2668990160003427846</id><published>2009-12-31T02:02:00.000-08:00</published><updated>2009-12-31T02:06:48.047-08:00</updated><title type='text'>Ben Bir Oyuncuyum...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Szx3CZmJJoI/AAAAAAAAAOk/qEoY5h4MfJA/s1600-h/sotc_1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421338934561547906" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 152px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Szx3CZmJJoI/AAAAAAAAAOk/qEoY5h4MfJA/s200/sotc_1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hayatımla barışamamamın ana nedenlerinden biride sanal aleme deli gibi tutkun olmam aslında. Bu hayatın bunca realitesinden kaçış için exit levhası gibi bana. Bu tutkunluk çok hoşuma gidiyor gerçeğin yalanla hatta tamamiyle abartıyla bulunması bunu oyunların kendi içinde barındırması beni rahat bir huzura yönlendiriyor. Sorumsuzca bir sorumluluk gibi. En son çok uzun zaman önce Game Over adlı bir yazı yazmıştım daimi takipçilerim hatırlarlar bir kaç oyundan bahsetmiş dem vurmuştum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Şu sıralar pek oynayamıyorum. Ama yakın zamanda oldukça dinamik bir şekilde oyun alemine geri dönmeye yeminli ve meyilliyim Vesselam. Zaten her ay her ne olursa olsun Oyungezer desteğiyle kendimi ayakta tutuyorum. Hem neler çıktı böyle. Ne psikopat yapımlar var böyle kapıda Empire Total War'ımı desem her videosuna ağzımın suyunu akıttığım God of war3 ten mi bahsetsem. neyse daha fazla sabırsızlık modunu arttırmayayım. Bu yazımı nice zamandır yazmam gereken birşeyi yazmak için yazıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir önceki cümledeki garip takıntıma aldırmayın ben bile algılayamadım. Shadow Of The Colossus sözünü edeceğim oyun kendisine oyun demeyi kendime yakıştıramıyorum. 2005 Yapımı Playstation 2 platformuna çıkmış bir oyundu benim deyimimle sanal kıyafete bezenmiş dokunulabilir realite. işin özü zaten Ps2 konsoluyla geç tanışmıştım ama O sıralar ki aşırı bonkörlüğüm hemen hemen konsolun tüm oyunlarına sahip olmama sebebiyet verdi. Aralarında bir oyun vardı ki Shadow Of The Colossus. Tek kelimeyle benim gibi yıllardır oyun alemini takip eden biri için harika bir deneyimdi. Shadow Of The Colossus ki türkçesi Colossus ( Eski yunan yapıları ) gölgesi demek. Farklıydı bambaşka bir alem anlatılamaz yaşanır bir senaryoya sahip oyundu. Bir gölge ve ışık oyunu ki kendisi ismine layık bir bakıma. Yolunuzu gösteren bir ışık varki o da dünyanın can damarı olan güneş. Yazımın bundan sonraki kısmı hard gamerlar için bolca spoiler içermektedir uyarmalıyım.Bir de yola çıkmamıza asıl sebep var ki o da Aşk. Gerçek bir aşk var oyunda. Gerçeğe bu kadar yakınlığı böylesine sanal bir ortamda bulmak beni şok etmişti. Oyun atınızın sırtında ölü yatan bir kızı taşıyarak bir tapınağa girişinizle başlıyor. Kızı yatırıyorsunuz o tapınağın içindeki taşın üzerine. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Etrafınızda Kuşlar uçuşuyor. derinlerden acıtmayacağım diye haykıran ama ruhunuzu kemiren eşsiz müzikler adım atıyor bu başlangıçta aklınıza doğru süzülerek. Mükemmel bir boşluk hissi idi. Bu süreden sonra bir kaç trailerla sizlere neler yapacağınız anlatılıyor. Ve girdiğimiz tapınaktaki kutsal ses yardımcımız oluyor neler yapmamız gerektiğine dair. Oyunun 3. boss'undan ( Yaratığından ) sonra anlıyorsunuz ki taşıdığınız kız aşkınız ve siz onun ruhunu almaya çalışıyorsunuz. Epik japon fantezisinden en az ben kadar hoşlanıyor iseniz kendisi sizleri deli gibi içine çekecektir. Nasıl oluyor peki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikayemiz şöyle;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lord Emon adlı kötü karakter Onun yani sevdiğiniz kızın ruhunu kılıcına hapsedip tam 16 tane colossusun içine hapsediyor. bu colossuslar bina hayvan karışımı devasa yaratıklar ilk karşılaşmanızda Lan napacağım moduna girmekte serbestsiniz. Siz elinizdeki kılıç ok gibi alet edevatla onların zayıf noktalarına indirdiğiniz darbelerle çalınan ruhu geri almaya çalışıyorsunuz. Her colossusun ölüm anlarına eşlik eden müzikler sahneler içinizi yakıyor. Gerçek aşka en yakın olduğunuz sıradaki, yaratığın ölüme doğru ilerlediğinde ki o ruh gözünüzün önünde beliriveriyor. Ve O ruh kıza taşınmak üzere sizin bedeninize giriyor. Colossusların ölüm sahneleri var ki her birini defalarca izlesem de bıkamayacağım sahneler. O hüzünlü devrilmeleri nasıl da rahatsızlık verici tanık olmalısınız. Zaten oyunun başlar başlamaz sizlere aşıladığı hiçlik hissi işte o sıralarda her şeye dönüşmeyi başarabiliyor. 16 Colossus'u adım adım ve nice şeylerinizi kaybederek devam ediyor öldürüyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ölümden sonra bunalım modunuzun ekstra artmış olduğunu sezerek katliama devam ediyorsunuz. 16. Colossusla hıncahınç mücadelenizden sonra tapınakta gözlerinizi açıyorsunuz. Ve Kow Otani'nin Prologue adlı müziği eşlik ediyor bu sahneye. Artık bitti eşsiz aşka kavuştum. O'nun ruhunu çalanlardan geri aldım diye rahat bir nefes alıyorsunuz ki aldanmayın. Dünyanın kuralı şu ki mutlu aşk yoktur dibinde elbette ayrılık olmalı yoksa aşk aşk olur mu ki ironisi ile başbaşa kalıyorsunuz. Aşkımızın canlanması için 16 değil 17 ruha ihtiyaç var. Oyun dünyasının bana en yaşattığı en büyük sürprizlerin ilk sırasındadır bunu anladığım an. Ve malumunuz olduğu üzere sevgilinizi kendi ruhunuzu da bağışlayarak dünyaya döndürüyorsunuz. Kaybettiğiniz öldüğünüz ama hiç bu kadar canlanamadığınız finaliyle sonlanıyor. Shadow Of The Colossus. Bitiyor ve kendimi gecenin 3ünde ekranın başında gözyaşlarıyla buluyorum. Tam böyleydi yaşadığım dakikalar. Hatta tüm gece garip sersem halimle uykuyu kovalamaya çalışmıştım. Gerçekliğe yakınlaştığınızı hatta hissettiğinizi o sanal alemin içinde algılıyorsunuz. Shadow Of The Colossus eşsiz bir yapımdı ve hep öyle kalacak nice oyunlar vardı beni yoran. kendimi bana hissettiren ama hiç biri Shadow Of The Colossus gibi yakınlaşmamıştı ruhuma. İçinde mükemmel sürprizlerin olduğu. Hem atmosferi hem dolu dolu hikayesi ile Kendisini yad ettiğim bu günlerde tekrar oynamam gerektiğini düşünüyorum. Shadow Of The Colossus'u özlemişim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Shadow Of The Colossus başlarken ve sonuna kadar o 16 yaratıkla karşılaştığınızda kendinizi hiç kocaman bir hiç hissetmenize sebebiyet veriyor. Finalinde de zaten aslında hiçtiniz oluyor yanıt. Asıl amacımızın aşk için ölmeli o zaman aşk olduğunu buluyorsunuz. Bu yazının sonuna elbette ki Shadow Of The Colossus'un sanatsal müziklerinden biri olan Kow Otani'nin Prologue (To the ancient Land) resitali eşlik etsin. Hadi bakalım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftaya görüşmek üzere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2009,9&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-2668990160003427846?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/2668990160003427846/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/12/hayatmla-barsamamamn-ana-nedenlerinden.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/2668990160003427846'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/2668990160003427846'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/12/hayatmla-barsamamamn-ana-nedenlerinden.html' title='Ben Bir Oyuncuyum...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Szx3CZmJJoI/AAAAAAAAAOk/qEoY5h4MfJA/s72-c/sotc_1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-8365433081171171254</id><published>2009-12-31T02:00:00.000-08:00</published><updated>2009-12-31T02:02:38.916-08:00</updated><title type='text'>Son Perde...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Szx2gapRcfI/AAAAAAAAAOc/JvTSr29qRMY/s1600-h/Afremov_RAIN_OF_LOVE_Original_by_Leonidafremov.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421338350727557618" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 165px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Szx2gapRcfI/AAAAAAAAAOc/JvTSr29qRMY/s200/Afremov_RAIN_OF_LOVE_Original_by_Leonidafremov.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;27/12/2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belli olmayan bir yolun başında bekliyorum. Vay be ne yıldı bu böyle neler de geçti üzerimden. Bunca şey hangi arada doluştu nasıl oluştu hayret. Gerçekten ardından kocaman bir Vay Be yi hakediyor 2009 nasıl bir zaman dilimiydi çözümlemekte güçlük çekiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunca zamandan sonra tekrar ölümle burun buruna geldim hem de iki kez. Ki kendisi hala burnunu burnumun yanından çekmiş değil. İkisi de birbirinden çok ilgisiz alakasız sebepler Garip enteresan işte. Insomnia nöbetlerimin şiddetlendiği genelde gecenin diplerinde bana eşlik eden sigaralarla geçti bir kocaman yıl. Ve her sigarada önümüzdeki yıl için sigarayı bırakmalıyım temennisinin havada uçuştuğu bir yıl. Yok yok bırakacağım kesin. Hem zaten iyiden iyiye azalttım sigara törenlerimi. Neyse gerçek manada boş bir yıl değildi hatta dolu dolu. Aşkı yeniden tanımlamama&lt;br /&gt;kendisin asla ölmeyen duygulardan biri olduğuna. Milyonlarca gelgitler yaşatmasını bir kaç saniyede başarabilen bir delilik olduğuna kanaat getirmeme sebebiyet verdi mesela. Hem sonra hep olduğum yerde kalsam da aslen çok başka diyarlarda yaşadığımı bu kadar yakından hissettim. Farklı olduğumu bir kez daha benimsedim herkes gibi değilim herkes gibi olamıyorum. Barışmaya çalışıyorum farklılıklarımla.&lt;br /&gt;Bir de aydınlanmanın yıl sonuna denk gelmesi dolayısıyla geç kalınmış bazı planlarımı hala kendimce taşıyorum. Her ne kadar söz konusu planların gerçekleşme süreçlerinin en az bir kaç yıl alması bendeki takat sınırlarını zorlamakta olsa bile ki ama olsun beklemek lazım. Sabır en nihayetinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada işin özü bir yıl almanağı olmayacak bu yazım. Malumunuz yıllık almanak yazma geleneneğim ancak kalabalık bittikten&lt;br /&gt;vay beler şaşırmışlıklar tükendikten sonra yazılıyor ki o da ancak şubat ayına denk gelmekte Sizlerde büyük ihtimalle ancak 2010 yılının ilk günlerinde okuyacaksınız. fakat Aralığın dibinde karalıyorum bunları imkansızlıklardan mütevellit kalem kullanıyorum bildiğimiz A4 kağıdına yazıyorum. Aslıma da uygun bu durum&lt;br /&gt;kendimi çok daha iyi hissediyorum. Tek ayağım hep geçmişin dibinde bir diğeri gelmeye çalışan geleceğin eşiğinde. Kalem geçmiş. Kağıt geçmiş ama kelimeleri döken geleceğe açılan pencerenin umududur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi asıl konumuza geleyim. Son perde. Bir yıl daha geçti tek düzlemde bir zaman dilimi. Dünyanın bize hissettirmeden oldukça hızlı döndüğü ki bu döngü süresinde değişimi kaçınılmaz kıldığı bir an bir yıl işte. Kimbilir Sınırlarımız belki de. Şeyden bahsedecektim ben Sinema'dan bahsedecektim. 2009 Hem benim bulunduğum yer itibariyle hem de sinema dünyasının kısırlığından pek birşey getiremedi toparlarsak The Course case of Benjamin Button, Kızkardeşimin Hikayesi, Slumdog Millionaire gibi bir kaç film var arşivlenecek ve yıllar sonra tekrar izlenebilecek. Bir de bu yazıyı yazdıktan ama yayınlamadan önce yani takvimlerin hala 2009’a tutunduğu zamanlarda elime geçen ve hikayesini çok beğendiğim The Illusionist var ki çok güzel bir film hem tarihi dokusu itibariyle hemde dünya üzerindeki en büyük sihri yine büyünün diliyle anlatması itibariyle. Gerçek aşkın yıllar yıllar sonra yine yaşayabileceğini oldukça güzel betimleyen bir yapım olmuş. Hem Edward Norton hem de Jessica Biel'in performansları benim gibi popüler kültür çöpçüsü koleksiyonerler için oldukça değerli bir parça haline getiriyor The Illusionist filmini. İzleyin derim Şiddetle Tavsiye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında gördüğüm kadarıyla sinema alemindeki bu sessizliğin tek sebebi var o da fırtına öncesi sessizlik. Evet kesinlikle öyle. 2009 dibinde James Cameron ( Titanic - True lies - Terminatör ) ustanın Avatar'ı çıkıyor ama aman karıştırmayalım bu Avatar o çok sevdiğim manga çizgi dizi değil ondan ve film versiyonundan da söz edeceğim birazdan. James usta hep en baba bütçe ile rasyonalite'yi sanal ortamda anlatmaya çalışan bir adamdır ki başarılıdır. Ve bunu sağlam senaryo kullanarak yapmayı da bilmiştir. Ve James Cameron'un filmi ile ilgili esaslı bir iddiasıda var aynen şöyle. Avatar'dan sonra sinema'nın bildiğiniz sinemanın eski sinema olmayacağı. Heyecanla Avatar'ı beklemedeyim. Şu sıralar vizyonda. En azından medeniyeti bulana kadar bende bekleyeyim.:) Ve bakıyorum da 2010'da ne kadar&lt;br /&gt;manyak filmler gelecek ve ben nasıl bir beklenti içindeyim bilseniz. Aslında çok erken olmasına rağmen şimdiden sabırsızlık yaşıyorum. 2010 mart ayında vizyonda olacak olan Tim Burton'ın Alice in Wonderland'ını mesela nice zamandır hiç bir filmi bu kadar dört göz modda beklememişim Ve Avatar The Last Airbender anlatılamaz bir alt psikolojiye sahip eşsiz çizgi dizinin isim hakkı da İşaretler filminin yönetmeni M. Night Shaylaman da imiş ki umarım berbat etmez birşeyleri. Çünkü Avatar The Last Airbender kesinlikle bir Yetişkin çizgi filmi. Anlatımının, senaryosunun nasıl bir psikopat bir adamın elinden çıktığını durup durup düşünüyorum. Ve M. Night Shaylaman'ın esaslı korku figürleri dahi bende garip derecede trajikomik bir etki yaratıyor.2010 yılı içinde daha açıklanmamış ve benim de pek malumatımın olmadığı bir kaç film daha var bir kaç haftaya kadar burada yazmaya özel bir gayret sarfedeceğim. Bir de yıllar önce David Fincher'ın mükemmel bir şaheseri olan Fight Club'ının yazarı Chuck Palahnuik'in başka bir romanı olan Görünmez Canavarları ki bu roman bir yeraltı edebiyatı ürünüdür. filme dönüşüyormuş. Zaten kelimeleriyle bizleri mest eden adamın ilk romanının sinemaya çok güzel aktarımı kendisini beklenilebilirler listesinde en üst sıralara yerleştirmeye yetiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı zamanda uzun süredir aradığım ve şans eseri bulabildiğim eşsiz bir film Sharon Stone'un başrol oynadığı iyilik meleği benim izlememi beklemekte bir de hani hayatınıza dair filmler vardır izlersiniz izdüşümlerini kendi içinizde yaşarsınız kaç kez olursa olsun Onu izlemekten yaşamaktan asla bıkmazsınız. her saniyesini aklınıza kazırsınız ya işte o filmlerden biri olan In America'da acilen izlenmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne olursa olsun o kadar karmaşık bir yıl olsa bile gerçek manada itiraf etmeliyim ki 2009 sadece tekrarların bir yanılsaması oldu benim için ha ciddi farklar da var dı elbette. İçimde adlandırıp anlamlandıramadığım bunca herşeyin kötü olmasına rağmen dur diyemediğim çok başka bir inanç ve umut var ki o da 2010 yılının farklı geçeceğine ki öyle olmasa bile bununla ilgili çabayı hakedecek bir yıl olacağını düşündürüyor. Yok yok bunu ancak düşlemeliyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yıl sonu ve yeni yıl temennisi yazacağım kelimelerle sonlandırayım bu son yazımı. ha tabi geleneğe karşı gelmeden Dean Martin söylüyor 1953 yılından 2009'un sonuna 2010'un başına Thats'a Amore. Nice mutlu zamanlara senelere. Kapınızda Dua beklentisi ile&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftaya Görüşmek üzere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2009,9&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-8365433081171171254?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/8365433081171171254/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/12/son-perde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/8365433081171171254'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/8365433081171171254'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/12/son-perde.html' title='Son Perde...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Szx2gapRcfI/AAAAAAAAAOc/JvTSr29qRMY/s72-c/Afremov_RAIN_OF_LOVE_Original_by_Leonidafremov.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-9010828761126689485</id><published>2009-12-31T01:57:00.000-08:00</published><updated>2009-12-31T02:00:26.708-08:00</updated><title type='text'>Belirsizlik</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Szx2LTZLSPI/AAAAAAAAAOU/Vuxaf4rNzaM/s1600-h/45.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421337988003743986" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 137px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Szx2LTZLSPI/AAAAAAAAAOU/Vuxaf4rNzaM/s200/45.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;20/12/2009 - 04:32&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Geceyi ören Mimar ufak ufak sabahı geçiriyor dünyanın üzerine bu koca alemin ben gördüğüm taraflarına... Sabahı nasıl ederim diye kıvranıyordum müştemilatın içindeki yatağımda terledim üşüdüm sızlandım ahladım vahladım fakat zamanın zemberiğini yine tutamadım sabah oluyor tane tane. Her biri taneler halinde dağılıyor aydınlık gökyüzüne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektrikli ocağa bir fincanlık su bırakmıştım kalkıp bir kahve içeyim diyorum. buharı tütüyor üzerinde hem su üşüyor hem sigaramın dumanı ve hava ayaz sırtım omuzlarım hatta ayağımın açık kalan tarafları bileklerim üşüyor kuruyor ufak bir dokunuşta dağılacak derecede. Kuru zaten bu dünya kuru ve belirsiz bir dünya. Ben ne verirsem O'nu alıyorum eksiksiz her daim. Bu hayata ne kadar dengesiz davransam o da bana aynı şiddette yanıt veriyor hem de hiç mi hiç bekletmeden.Ne olacağı belli olmayan bir alem. Hele söz konusu kabullenmekte ciddi sıkıntılar yaşadığım hayat bana ait ise gerçek manada kurak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalıkta Sağlıkta, hasta olduğumda kalmasa gözüm o kapıda O kapıdan içime dolsa beklenen. Usul usul süzülse yanaklarıma orada birikmiş bıkkınlıklarıma ilaç olsa. Dokunsa kendi eseri yaralara hasretlere gurbetlere ve o eşsiz yaralar tek bir dokunuşla iyileşiverse. Bu na Kadir'dir bilmekteyim O esşiz varlık. Bir bardak su içsem ellerinden dökülse artık yanmış her tarafıma o su. Bir söz her ne olursa olsun kelam eylese. Anlamsız da olsa bir kaç kelime yakalayabilsem ağzından. Dokunsa onun kelimeleri kimseciklerin değemediği uzanamayacağı en kuytu derinlerime. Etraf bayram yerine dönse şenlik olsa her taraf. Ne hastalık kalsa Ne gece Ne de gündüz Varolsa. Ağzı her açılıp kapandığında O bu dünyadan olmayanın. İçime güneşler doğursa tüm acılarıma meydan okurcasına kurak topraklarıma. Olmayacak iş biliyorum hiç olmayacak gel gör ki gafil insanlığım dem vurmadan edemiyorum. Hastayım ama aslolan hastalık değil beni yoran. Umulmadık süreçlerdeki bırakılmışlığım. Kendi vazgeçmişliğim, mecburi ayrılığım daha çok canımı yakan. İki büklüm olmayacakları bekleyişlerim beni bitiren harap edip olmadık viranlara sürükleyen. Hastayım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ayrılıklarda en fazla kendimi bulabildiğim tek yer olan Mabedimi özlüyorum Laylalarımı söylemeyi yanına uzanmayı saçlarını hayal etmeyi perçemlerine dokunmayı. Annem hasret kesene fazladan yükleniyorum. Vefasızlığı kendime atfedip kendi yayıma kendi okumu sürüyorum kendimle ilgili herşeyi öldürmek istiyorum.&lt;br /&gt;Sana gelemiyorum fakat dualarımla elimden geldiğince dillerim döndüğünce köprüler oluşturmaya uğraşıyorum geceleri hayallerimde yakalamaya çalışıyorum ellerini. Senden olan parçana katıksız sevdalı göğsüne dayayayım istiyorum başımı Orada ağlamak orada ölmek. Ağıtlar yakıyorum. Ağıtlarımı sana yakıyorum.&lt;br /&gt;Zamanlardan mekanlardan ötelerde. Ben bile nerede olduğumu bilemeden Bırakma Ellerimi... Kaybolmayayım dünya Mapushanelerinde Şefkatine muhtacım. Katıksız geliyorum katıksız gelirsin bana biliyorum Yağ istiyorum üzerime. Yağsın her ne olacak sa. Buyur ihsan et hasretinle yanan ruhuma şefkatini esirgeme gir rüyalarıma. Şen şakrak güleyim hayata döneyim. Yaşayayım Öleyim. Şükür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün özlenenleri bunca özlememe vesile eyleyen her şey için her zerrem ile minnettar şükürdarım. Çok şükür ki Acı da Sen'den Tatlı da Sen'den dir İşittim İman ettim. İstediğim nice Hayır vardır kimbilir nice Şer kapıları'na açılan. Ve nice Şer vardır Hayır kapılarına vesile olan. Elimi eteğimi dergahından eksik etmeyi bana nasip eyleme...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sözler sanadır. Sana söylenmeli ancak sen duymalısın o tepede kalbimi canımı donduran rüzgara o kara rağmen soluğunun doluşması içime. Sesimin titremesi her zamanki gibi. Sen olacaksın ardındaki o sesin, telefonun. Yanaklarım hala seviniyor sana dökülen gözyaşlarına mesken oldukları için. Beşeriyet aleminden kopmuşum beklediğim belirsizlik bile sonunda belki sen olursun diye çok beklenilesi. Çoktan daha çok beklemeli gerekirse. Hiç kimse bilmiyor ve hiç kimse bilmeyecek artık.Sırtımı dönmüşüm dünyaya senin adın yok ise.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melankolik duraklarımın birinde, hala gök ve nerenin nihai zemin olduğunu bilemeden. Yorgun solungaçlarıma kaçan tuzlu suyun içinde O senden ayrılığın bedenime ruhuma saldığı bitmek bilmeyen ve ufku olmayan acı içinde yüzüyorum. Gözyaşlarımı yüzdürüyorum gölün kenarında. Hissetmişmidir, Yanmışmıdır gölün kalbi sen uğruna dökülenler ona ulaştığında.&lt;br /&gt;Gökyüzümden düştün üzerime. Bu göğü Bu yeri şahit gösterdim içimdekilere. Bir kartanesisin elimde avucumda kalmış son tek tane. İçimin yangınlarına küfrediyorum Donmalıyım ben hem beden hem ruhum ile. Seni yaşatmalı bu can burdayım demeliyim sana yazmalıyım. her yazdığım her yazılan gibi.&lt;br /&gt;İçimden geliyor içim. Sen bu kadar varken bende herkese fazla gelen dünya bana dar kalıyor. Yetemiyorum içimdekilere. Ne dillenmeye ne de dillendirmeye. Bakma melankolilerime Issızlığım sevdadandır. Sevdadır ıssızlığım. Herşeye karşın karşı karşıya kalmışlığıma rağmen and içtim seni. Aklıma unut diye fısıldadığımda kalkıp tövbe ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftaya görüşmek temennisiyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2009&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-9010828761126689485?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/9010828761126689485/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/12/belirsizlik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/9010828761126689485'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/9010828761126689485'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/12/belirsizlik.html' title='Belirsizlik'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Szx2LTZLSPI/AAAAAAAAAOU/Vuxaf4rNzaM/s72-c/45.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-8898064714174152332</id><published>2009-12-18T02:05:00.000-08:00</published><updated>2009-12-18T02:08:55.136-08:00</updated><title type='text'>Sabreden Bıkkın...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SytUnaov_wI/AAAAAAAAAOM/OXNktVD9Q-E/s1600-h/untitled.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5416516012985024258" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 163px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SytUnaov_wI/AAAAAAAAAOM/OXNktVD9Q-E/s200/untitled.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Başladım kelimelerimi avlamaya en nihayetinde. Bu aralar tıkanıklığımın ne olduğunu kestiremiyorum neden dökülemiyorlar sözlerim. Dolu dolu bulutlu gökyüzüm ha yağdım ha yağacağım kar misali. Kendi kendime de olsa söyleyemiyorum artık nicedir içimde irinleşmişlikleri. Nedir beni bu suskunluğa tutunduran nedir niyedir bilemiyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir sufi edasıyla abamın altına bürünmüş. Bir kaplumbağa mahiyetinde başımı içime çekmiş zamanlarımı mı bekliyorum onu bile bilmiyorum. Zaman mı bekliyorum şafak mı sayıyorum. Neden döküp rahatlayamıyorum. Neden bu kadar soğuk ve soğuğun oluşturduğu kuraklıkta bu hayatım, bu dönemler Neden. En son üç beş ucu açık kelam ile yazmıştım meramımı. Her ne yazdığımı ne yazacağımı bilemeden. Karmakarışık ruh halimin bağrında elimden ne kadarı gelirse işte o kadar yazmaya çalıştım. Acaba yıllar sonra bu kelimeleri yazdığım zamanları mekanları hayatları anımsayacak mıyım? Acaba yıllar sonra olacak mı?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bilinmez bir sona yelken açtım. Garip ki ilerliyorum. Ve artık içten içe sabır kapılarımın direncini yitirdiğini umutsuz çaresiz elim yanaklarımda izliyorum. Son olmasını istiyorum artık bir son durak. Bir dinlenme bir unutuş hali başımı yastığa koyar koymaz uyumak istiyorum adımlarımı korkmadan atsam diyorum. Korkmadan yürüsem bu yolları. Zamanların üzerine saldırsam artık ütopik de olsa elimdeki kılıçla. Bir kılıç olsun istiyorum kesip atmalıyım kanserli yanlarımı. Gerekirse bütün bedenimi arındırmalıyım kanserden. Son olsun istiyorum son için sabır istiyorum. Sonu göstermeye tahammül nasip eylesin istiyorum. Kimsesizlerin kimsesinden.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Uyku ve uyuklama tutmayandan Hay’dan Kayyum’dan, Doğunun ve Batının Kuzeyin Güneyin Yaratıcısından. Güneşe günü getirsin diye hüküm verenden Ay’a geceyi ışıtsın diye emir verenden. Bu yeri bu gök kubbenin altında tek kelimeyle eşsiz nizamıyla donatandan. Bir zaman, bir mekan, bir hayat temenni ediyorum. Bu fırtınanın sonu olsun istiyorum üzerimdeki karların erimesini arzuluyorum. Bir kardelen mahiyetinde uyanmak istiyorum. İçimin artık nicedir yanacak yanlarının kalmadığını seziyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Allah’tan öyle şeyler geliyor ki anlamak biz aciz kulların haddine değil. Naçiz görüşümüz Yaradan’ın sonsuz görüşü gerçek manada naçar kalıyor. Bu yazı çok zor günlerden sonra umarım ki sizinle buluşacak. Zor günlerdir yaşadıklarım. Zoru seviyorum ama haddin sınırını aşınca çekilmez oluyor bunu pek nadir kendime itiraf ediyorum. Ve anlıyorum tahammülümün sonlarındayım. Sabır ihsan etsin istiyorum Allah’tan. Kişinin kimsesi olmasa bile, kişinin herkesi olsa bile en kendi halinde yine ve her zaman kişiye kimse Yaradan oluyor. Her daim En güzel En tok haliyle. Çok şükür sabırsızlığıma da sabır diliyorum. Sabır ya Hak Yolum uzun azığım kısıtlı uzandığım yer karların üstü. Fakat değil mi ki Bir Örümceği iki cihan güneşini korumaya vesile eyleyen?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zor günlerden yeterince dem vurdum canınızı sıkmışımdır bilmekteyim. Fakat zorluklarda açan güzellikler de var hayatımın heybesinde çok şükür. Ömrümün en duygusal anlarından birini yaşadım geçtiğimiz öğretmenler gününden önce. Sağlık taraması için belki de dünyanın bile unuttuğu köyümüze gelen sağlık ekibine yardımcı oluyorum el yordamıyla. Bütün çocuklar eteğime sığınıyor. Kelebekler gibi uçuşuyorlar çevremde. O sırada bir çocuğunun olması ne demek. Masumiyet dolu sevgi ne demek. İçi kof olmayan aşk ne demek. Korkunun çaresizliğinden sığınak bulmak ne demek. Parmak kadar yaratıktan hayatının eğitimini almak ne demek. Onca şeyin ne demek olduğunu o sırada çok iyi algılıyorum. O tüm bakışların bakışıma kilitlendiği çok küçük ama oldukça büyük zaman diliminde. Hele bir an dönüyor ki. Belleğime çivi yazısıyla işleniyor. Güzel kızım Helin, özlemim, hasretim, Bir kız hayalim. Gerçek manada dünyaya dair pek az hayalimden biri kızımın olması. Henüz her şey den uzakta en masum haliyle daha 8 yaşında. Ekonomik koşullarının kötülüğünden dolayı annesinin ancak üzerine geçirdiği önlüğü çıkarmaya çalışıyoruz aşı için, ne var ki her tarafı dikişli her tarafı el emeği ve her tarafı anne şefkati ile dokunmuş önlüğü çıkarmak zor iş. Eğiliyor kulağımın dibine yanaklarıma düşüyor inci taneleri sarılıyor boynuma Öğretmenim ben çok korkuyorum diyor. Ve gece susuyor gündüz susuyor yapayalnızlığım bitmez gecelerim tek başına bir sınırda olmanın ürkekliği tükeniyor yanağımdaki inci sayesinde kayboluyorum bir zelzele de. Bir fırtına da nefes almaya çalışıyorum ama diğer yandan boğmasını istiyorum o inci tanesiyle. Böylesine gelgitler içinde bende sarılıyorum KIZIM korkma buradayım diyorum. Kızım oluyor O bağrına alıyor beni. O günden önce ve o günden sonra bakışlarına bakıp gülümsün hayatımsın bir tanemsin diyorum. Utangaç suratını bağrıma basmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İbrahim Sadri’yi ve şiirlerini geceleri yanıma alıyorum. Dışarının uçsuz bucaksız anlamsız kalabalığına inat ve içimin gürültüsüne kendi savaşını açma tenezzülünde bulunarak sessiz sedasız kulaklığımdan içime süzülen kelimelere yükleniyorum. Bir de bir şarkı var ki mizacıma çok uygun sözcüklerle örmüş Niran Ünsal Nasip Değilmiş söylüyor. Yok bir sitemim hayatta her şey kısmet. Soldu gençliğim ömrümü aşkla ziyan ettim ağla gönlüm nasip değilmiş vuslat. Rahat uyu Yar sana hakkımı helal ettim. Eşsiz bir kabullenme var. Kendimi buluyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kabulleniyorum. Zamanı Varlığı yokluğu. Benden alınanlara da bana verilenlere de sonsuz şükür ile. Tavandaki o garip şekli eşsiz ucubelere benzersiz yaratıklara benzeterek gelmesi için dua ediyorum uykunun. Sabahın ve bir sonraki sabahların. Uykusuzluk zor iş. Elektriği pek nadir buluyoruz aynı zamanda sadece gecenin bir yarısında hem zaten ben gibi bir vampir için ideal bir saat neler yazmak için açmıştım bu Word belgesini nelerde yazmışım şaşırıyorum. Yine geleneğe ayak uyduruyorum sonuna bir şarkı ekliyorum. Son nokta müzik olsun istiyorum her zaman ki gibi. İyi zamanlara müjdeciymiş hesabı yaparak. Louis Armstrong – What a Wonderful World. Kendinden henüz sorgulayacak kadar bıkmamış bir bıkkının dudakları eşlik ediyor sonsuz karanlığa… &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Haftaya Görüşmek üzere&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Selametle&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ali 2oo9&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-8898064714174152332?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/8898064714174152332/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/12/sabreden-bkkn.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/8898064714174152332'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/8898064714174152332'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/12/sabreden-bkkn.html' title='Sabreden Bıkkın...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SytUnaov_wI/AAAAAAAAAOM/OXNktVD9Q-E/s72-c/untitled.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-6319804239601103685</id><published>2009-12-04T02:43:00.000-08:00</published><updated>2009-12-04T02:51:58.024-08:00</updated><title type='text'>Ağlasam Şimdi... ( Boğamam ki Bu Şehri.)</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SxjpaRk9ohI/AAAAAAAAAOE/KaIF4oJd-C8/s1600-h/tears.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5411331589889958418" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 147px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SxjpaRk9ohI/AAAAAAAAAOE/KaIF4oJd-C8/s200/tears.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kalkıp Ağlayayım...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çok Ağır Ruhum bedenime saplandı çekip çıkaramıyorum...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu Ben'miyim Ben Ben'miyim..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Nasıl bir Hastalık böyle her daim kemiren adım adım Tüketen...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şefkat'e Muhtaç bir bebek aklım kalbim İsyana da Ölüme de Nazır..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Gökyüzü Size kalsın...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hangi Acıdır bu denli Acı olan...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ne zaman bitecek bu diyetim..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Her daim akılsız aklımda akıllanmaya muhtaç akıl haline aklım ermiyor...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hayattan Ölümüne korkuyorum. Ölümden cesaret alayım..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kısa Kısa azalıyorum... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Az Alıyorum Bu Hayattan...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yok Bir Sitemim Hayatta herşey kısmet..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Rahat uyu koy yastığa başını..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kaçıncı sigara bu Dermanı peşinde aradığım saydım mı saymadım mı?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gök Kubbenin altında Donmuş ruhuma Eşlik etmekte bedenim...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Nasip Değilmiş...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Helal ettim hakkımı Hem Kendime Hem Hayata...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-6319804239601103685?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/6319804239601103685/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/12/kalkp-aglayaym.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/6319804239601103685'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/6319804239601103685'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/12/kalkp-aglayaym.html' title='Ağlasam Şimdi... ( Boğamam ki Bu Şehri.)'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SxjpaRk9ohI/AAAAAAAAAOE/KaIF4oJd-C8/s72-c/tears.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-6162930997796312197</id><published>2009-11-29T07:22:00.000-08:00</published><updated>2009-11-29T07:43:04.036-08:00</updated><title type='text'>Ada...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SxKTckXr82I/AAAAAAAAAN8/MXs6ZMVeQ3g/s1600/mavi-ada.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5409548221434032994" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 148px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SxKTckXr82I/AAAAAAAAAN8/MXs6ZMVeQ3g/s200/mavi-ada.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir ada bulmalıyım kendime ortası sadece bana ait ağlama duvarlarıyla çevrili olan. Kenarlarında köşelerinde akan ırmakların adı bana dair dökülen gözyaşları olmazsa ne anlamı var ki? Bir kalp bulmalıyım kendime benden ve melankolik halimden çok uzakta ve bir o kadar ihtimalsiz taraflarda var olan. Var olduğunu varsayan. Onun içine dehşet derecede zorlukta zemheri bir fırtınadan kopmuş kocaman büyüklükteki dolu tanesi olarak düşmeli ve O’nun canını yakmalıyım. Ben o kalbi ancak ve sadece benimle doldurmalıyım. Bana bulaşmalı. Bulandırmalıyım. Acı ateşlerini ustaca salmalıyım üzerine o kalbin. Bunun için yardım etmeli bana gözlerim. Uykusuz gecelerinin adı ben olmalıyım sabah uyandığında ne yemeyi ne içmeyi düşünmeli o kalp sadece oturup ağlamalı ben uğruna. Ve artık tam manasıyla benimle dolduktan sonra taşmalı isyan edipte bulduğu taşı ki bulabilirse aşktan kuraklaşmış heybetli yapılarının çöl halinin içinde alıp ta başına çalmalı o kalp. Her zaman uçurumun kenarında olmalı onunla birlikte. Hiç ve kesin bir vuslat olmamalı asla. Bir aşk olacaksa işte ancak böyle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk. Bayramın ikinci günü kocaman evde yapayalnızım bilgisayar masamın üstü oldukça kalabalık dönüp çalışma masama bakıyorum orası da savaş yeri uzun süredir okunması gereken kitaplar izlenmesi gereken Dvd’ler yapılması gerekenler, ertelenenler, ertelenemeyenler, aniden çıkıp gelmişler. O sırada hem kendi içimdeki hem de dış dünyamdaki bu kadar içi içe olmuş kalabalıktan sıkılıp televizyonda zap yapıyorum. Trt Türk’te bir program var takıldım kopamıyorum. Hac Yolculuğu. 2008 yılı Türk kafilelerinden birini yakından takip etmişler. Bu kafilede bir kız var ki Henüz 20’sinde. O’nun döktüğü her gözyaşına bende ekran başında gözyaşıyla cevap veriyorum. Olduğu yer bayram yeri. Her yer beyaz Bembeyaz. Lafa söze hacet yok. Safa’da Müzdelife’de Medine’i Münevvere’de Kabe’de Hac vazifesinde. Belden aşağısı felç bir kız ama bu dünyadaki insanların büyük bir kısmından çok daha sağlam bir kız. Ne kadar çok şey öğretiyor bana o arada nasıl bir içsel yolculuğa çıkarıyor hayret ediyorum. Kelimelerini sözlerini duymalıydınız. Bir insanın gözlerinin içi herhalde ancak bu kadar parlayabilir. Arafat’taki vazifesini yerine getirdikten sonra. Anlatıyor dönüp Arafat’a bakıyor. Peygamberimiz’de bakmış mıdır bu dağa? diyor kelimeleri hızla boğazına tıkanıyor. Kim bilir ne söyleyecek ki işte tam o sırada kalp giriyor araya ve söz bitiyor. Artık gözyaşları konuşuyor. İçerden haykırıyorlar. Heybeme ne kadar çok katık kattığını bir bilse… Bayramı bayram yaptı… Bayramı bayram olsun… &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aslında anlamsızdır Aşk.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dünyadır bir tarafta sessiz sedasız..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bırakılan emanettir Emanetçi ve emanet veren Haberdar..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama Asıl kötü Emanette bilinçtedir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çekip gitmektir..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Susup kalmak...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir kıyıda kendi dalgalarına boğulmaktır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bağırmaktır...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Susmaktır..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve en iyi Ben bilirim...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;SADECE vazgeçmektir....&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir seçeneğin ardında başka bir seçenek bırakmasıdır...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İhtimallerin imkansızlığıdır...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aslında ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa bir yazı bu hafta sizinle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftaya İnşaAllah Görüşmek temennisiyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2oo9 &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-6162930997796312197?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/6162930997796312197/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/11/ada.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/6162930997796312197'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/6162930997796312197'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/11/ada.html' title='Ada...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SxKTckXr82I/AAAAAAAAAN8/MXs6ZMVeQ3g/s72-c/mavi-ada.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-5365876306684555362</id><published>2009-11-24T07:16:00.001-08:00</published><updated>2009-11-24T07:27:50.836-08:00</updated><title type='text'>Güzel Bekleme...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Swv7Xu7Q-KI/AAAAAAAAAN0/SOLS8iSMsBQ/s1600/hghghax4.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407692162740582562" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 160px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Swv7Xu7Q-KI/AAAAAAAAAN0/SOLS8iSMsBQ/s200/hghghax4.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Meçhulün Vazgeçilmezliği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazıya yazılmakta sıkıntı çekiyorum. Yalnızca uzunluğuyla bile amacını çoktan aşan bir cümleyle vakit kazanmaya mı çalışsam. Ya da hayır hayır zaten maksadını aşmış derecede uzun olmuş bir cümleyle giriş yaptım henüz birkaç saniye önce. Amacı olmayan amaçsız yazıya. Fakat bu durum hiçbir zaman herhangi bir kaygı konusu olmadı benim için. Hiçbir gayen olmadan yolculuğa başlamak. Ve nihayet böyle bir yolculuk bu yazacaklarım. Başlıyorum ve böylesi başlamalara bayılıyorum. Bunu yapmaktan eşsiz bir keyif sonsuz bir zevk alıyorum. Ne sonu ne de başı belli olmayan yalnızca yazmak eylemi olan olağan ama olağandışı bir eylem. Tuhaf bir his benim için. Hani ne yazacağımı bilmeme hallerim işte siz varsınız ya bu hayatta daha başka bir şeyimin olmasına da lüzum yok. Gerçekten seviyorum bu ne yapacağımı ne yazacağımı şaşırdığım karıştırdığım ellerimi belimde kavuşturup umutsuzca gözlerimin arasından süzülen güneşi hissettiğim anları. Var olmasa bile o güneş hoşlanıyorum bir güneşin doğma hayalinden. Elbet doğacaktır güneşli günler. Hoşuma gidiyor benim bile benden beklemediğim kelimelerin benden ayrılıp kopmaları. Onca zamandır bulundukları yerden sanki artık sıkılmışlarcasına koşarak uzaklaşmaları büyük bir keyif. O çaresiz hal ama en hasılı tam sınırlarında hissettiğim çare halleri. Gerçekten seviyorum hayatı işte böylesine yaşamayı. Herhangi birine bağımlı olmadan bağlılık bağını sadece kendi sınırlarında çizdiğim en dengeli en dengesiz hallerimi seviyorum. Hayatımı da böyle olduğu için kabulleniyorum. Finalinin ne olacağını hiçbir zaman bilmiyorum. Hiçbir zaman için “İşte bu olsun” istemiyorum. Planlamıyorum, programlamıyorum, kalıplaştırmıyorum. Sormuyorum, sorgulamıyorum, yorumlamıyorum. Hem merak ta etmiyorum sadece geldiği gibi ya da geleceği kadarıyla yaşamaya girişiyorum. Evet bu sıralar pek narsistim kendimi seviyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barnabas’ın Sırrı :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acilen okunması gereken bir kitap hatta kesinlikle okunmalılar listesine çoktan kaydedildi. Peki kimdir bu Barnabas Ve sırrı nedir ve neden bu kadar önemlidir diyeceksiniz hemen cevap vereyim. Kendisi uzun zaman önce çok fena halde ilgi alanımın sınırlarını fethetmişti ki hala kuşatmadan kalıntılar mevcuttur manevi bahçemin duvarlarında. Aziz Barnabas Dünya üzerinde asıl İncili yazan 12 havarinin dediklerinin çok dışında söylevi olan başlı başına havari olan bir havaridir. Hz. İsa’nın ilk havarisi ve aynı zamanda Katibidir. Ve Nasıra’lı İsa’nın kendi dili olan Amarice yazmıştır İncili. Şimdi daimi okurlarım neden senin gibi İslami ölçütleri belli olan biri için bu denli önemli diye sorabilirsiniz ki haklısınız. İşin özü zaten burada gizli. Barnabas İncilinde Hz. İsa’nın beşer, kul bütün insanlar gibi olduğu tanrısal bir varlık olmadığı onun bir iletici yani bir peygamber olduğu anlatılmıştır. Aynı zamanda en can alıcı hatta dünyanın tarihini değiştirecek bir bilgiyi de saklıyor Barnabas İncili kendinde. Dünyaya Ahmet adında son Peygamberin geleceği müjdeleniyor. Ve dinin kendini tamamlayacağı anlatılıyor. Benim zaten tam manasıyla kendi dinimin beynimde aslen temellenmesine de yardımı olan bir isim Aziz Barnabas. Ben derim ki bulunda okuyun bu kitabı ben hakkında bildiklerime yeni bilgiler katabilmek için okuyacağım sizlere de tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son Sözler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk Kabe’nin siyah örtüsüne yüz sürenin gözünden dökülen…&lt;br /&gt;Aşk Mecnun Leyla’ya sende kimsin dediğinde maralların gırtlağına tıkanan…&lt;br /&gt;Aşk hesap günü kargaşasında anaya yavrusunu unutturan neyse herkesi ve her şeyi öyle unutturan&lt;br /&gt;Aşk Yangın yeri Aşk Talan.&lt;br /&gt;Aşk dağları yürüten&lt;br /&gt;Bir gece Ay’ı sol Güneşi sağ eline verseler de vazgeçilmez olan.&lt;br /&gt;Aşk damda deve aratan, balıklara iğnesini getirten.&lt;br /&gt;Ebubekir adında birini yoldaş eden..&lt;br /&gt;Aşk Fatıma’nın paklığı Zeyneb’in cesareti Vahşi’nin keşkesi…&lt;br /&gt;Aşk Meryem…&lt;br /&gt;Tahta atların üzerinde ana karalar aşıran, Kağıt gemilerle okyanusları bitiren, Oyuncak kılıçlarla haramileri düşüren…&lt;br /&gt;Aşk ikindi Aşk şimdi…&lt;br /&gt;Aşk bekleyen&lt;br /&gt;Aşk Hatice…&lt;br /&gt;Kimsenin kimseye hayrı olmadığı yerde yine de ilk akla gelen…&lt;br /&gt;Sonsuz karanlıkların ortasında vurgun yemiş bir çığlıkla çerah’lar yakan&lt;br /&gt;Aşk koşmak&lt;br /&gt;Aşk Safa ile Merve arasında olmak…&lt;br /&gt;Aşk en çok ağlamayı kendine yakıştırmak…&lt;br /&gt;Koşmak Koşmak Koşmak&lt;br /&gt;Aşk Hacer…&lt;br /&gt;Bir aba bir hırka bir nefeste kırk bin kere adını söyletebilen Aşk Mevlana…&lt;br /&gt;Bütün evliyaların gizlediği bütün Abdalların izlediği bütün Dervişlerin içlerinden geldiği gibi…&lt;br /&gt;Aşk en çok İsa’ya yakışan…&lt;br /&gt;Sabırsa Eyyub’a yazılan Merhametse son Nebi’ye inen…&lt;br /&gt;Denizler tutuşturulduğunda, dağlar yürütüldüğünde, yıldızlar semadan bir bir döküldüğünde herkesin her şeyi, her şeyin herkesi unuttuğu günde Aşk unutmamak…&lt;br /&gt;Aşk gözü karalık…&lt;br /&gt;Aşk yalnızlık…&lt;br /&gt;Aşk öksüz şehirlerin kapısında Bağdat’ta Gazze’de Kandahar’da İstanbul’da ısırdıkça kanayan dudaklardan dökülen sözlerle havanın nasıl saatin kaç olduğunu sormak…&lt;br /&gt;Aşk hiç kimsenin hiç kimseyi bu kadar sevmemesi...&lt;br /&gt;Yağmurun incire zeytinin dala söylediği…&lt;br /&gt;Anla işte Aşk On Bir yaşındaki Muhammed’in Annesi…&lt;br /&gt;Aşk eylem dünyanın en güzel başkaldırması en güzeliyle hem de dünyanın.&lt;br /&gt;Bir hırkadan yazılmış en güzel şiiri bulup çıkarmak…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk hiç kimsenin hiç kimseyi bu kadar güzel beklememesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Dua…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük ihtimalle Allah’a adanan onca Kurbanın kesildiği zamanlarda okuyacaksınız bu yazıyı. Kutsal Mabedimizin yani dünyanın temelinin atıldığı yerde Adem’in Havva’ya Havva’nın Ademe duyduğu kırk yıllık özlemin sonlandığı yerde Adem’in aklına gelen cennet duvarlarının olduğu yerde, Hz. Muhammed’in Hırkasının altı üstü. Hacer’in yüreğinin çarptığı yerde. Adalet haykıran taşların özlediği Ömer’in topraklarında. Bir kükreyişi ile en küçük canlı nebatatın bile ruhunu titreten Yaradan Aslanı’nın adımlarının değdiği yerde. Gönlünün zenginliğinin dünyadaki hiçbir zenginlikle ölçülemediği katibin Osman’ın Şehid edildiği kanının yine inandığının üzerine dökülen yerde. Hayatı unutturan yerde. Dünyanın başladığı ve yine dünyanın sonlanacağı o yerde. Kainatın etrafında dönecek nice yürekler Hak Ya Hak deyip ağlayarak. ( Hak Nasip eylesin ben gibi ciğeri o topraklara yanıp tutuşanlara o gözyaşlarını temennisi ile ) Dönen nice kalplerin artık ağlamalarının alevlendirdiği yangına kaçınılmaz olarak tekrar ağlamayla deva arayanların şifayı ancak gözyaşlarıyla ifade de dile getiren ruhların dualarının gökyüzüne ve aynı düzenden kopmadan ama artarak çoğalarak Yani bize bizden fazlasını vermeyi kabil görmüş Merhametin. Gökyüzünden yeryüzüne eşsiz bir devir daimi dua yağmurları altında okuyacaksınız. Hepsinden nasiplenmeniz temennisiyle. Bu dua da bayram hediyesi sizden çok uzak ama içinize seslenen bir yerlerden sizlere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonundan bir adım öncesinde hani bu en aciz haleti Aşk’ı anlattığım kelimelere bir şiirden birkaç kelime bulaştırdığım alıntılı uzun ve nihayetini ancak bağladığım aksayan yazım sizleri beklemekte. Gel gör ki hasretlerde dinginleşen gecikmenin acısını çıkarırcasına…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam manasıyla kendimi hazır hissettiğimde klavyenin tuşlarına parmaklarım Kurban’ın benim için neler ifade ettiğini itiraf edecekler. O zamana kadar sizde dinleyin Havayı Karayı Bayram Sabahı Tekbirlerini Dünyanın Dönüş sesini Vel-Hasıl’ı Mucizeyi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftaya görüşmek temennisiyle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2oo9&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-5365876306684555362?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/5365876306684555362/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/11/guzel-bekleme.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/5365876306684555362'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/5365876306684555362'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/11/guzel-bekleme.html' title='Güzel Bekleme...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Swv7Xu7Q-KI/AAAAAAAAAN0/SOLS8iSMsBQ/s72-c/hghghax4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-4424243766481775958</id><published>2009-11-13T02:26:00.001-08:00</published><updated>2009-11-13T02:27:54.865-08:00</updated><title type='text'>Hiç Bir Şey...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Sv00foCJS0I/AAAAAAAAANs/brP4gDZksSs/s1600-h/my_sisters_keeper_image12.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5403532845841468226" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 100px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Sv00foCJS0I/AAAAAAAAANs/brP4gDZksSs/s200/my_sisters_keeper_image12.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yılın ilk karı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elif ile başladı her şey. Nihayetin ezelinde Elif Ördü Elif Örüldü. Ve Yaradan kullarını uyarı lafzında kendi kelamında Elif diye buyurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elif Lam Mim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Elif ile başladı her şey her ölümde Elif her ölümün arka kapısında bekleyen doğumlara Elif diye başladı ezeller ebedlere. Her başlama Elif işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk kar yağıyor aleme Elif diye diye ayan beyan göz göre göre. Elif’e dokundum dokunacağım. Bu kadar yakınken her şey. Elif diye mucizeler mahiyetinde meleklerin himayesinde. Seyre dalıyorum onların ellerinde tuttukları kendilerinden daha az beyazlıktaki kar tanelerini. Öylesine bir intizam ve eşsiz bir nizam gösterisi var bu karmakarışık yağışta kalabalıkta esen rüzgarda havada uçuşan beyazlıkta. Onlar ellerinde öylesine tutmuşlar ki sanki bu aleme en değerli metayı ve yine bu alemin en değerli mekanına emanet edercesine. Ve dönüp bakıyorlar Yaradan’ın her bir tanesinde büyüklüğünü nazarların nazarında aksettirdiği kar tanelerine. Her biri farklı bir şekilde, her biri kendine has bir sessizlik ve sadece beyazdan fakat dünyanın bütün renklerine. Hadsiz hesapsız sayıdaki her bir tanenin üzerine hadsiz hesapsız motifleri işleyene hadsiz hesapsız şükürler olsun ki, bu yıl da aciz gözlerimi ilk karı görmekle şanlandır dı şereflendirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kasım Ve 1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O çok ikircikli Eylül ayını ardımıza bıraktık göz açıp kapayıncaya kadar. Ne kadar da çabuk ilerliyor zaman. Hele bu hiç geçmeyen enteresan zamanlar diliminde. Kasım geldi dayandı kapıya ki hatta bu yazıyı eklediğimde yani bu yazı sizlerle tanıştığında büyük ihtimalle sonları vuruyor olacaktır kapısına kasım ayının. Hayatıma dair en önemli ay Ocak ayı bunu bir defa adım soyadım gibi biliyorum. Ne Ocak beni ne de ben Ocağı sevemedim. Ve garip bir çelişki ki bazen sevilmeyen az ve nadir olunca farklılık hatta uzak diyarlarının değer mahiyetinde. Bir de bu içinde bulunduğumuz Kasım ayı var ki kendisinin ne olduğuna dair hiçbir fikrim yok inanın bana. Fakat fena halde bağlı hatta bağımlıyım bu rahatsız geçiş ayına. Geçmişime geçip uzun uzadıya kol gezdiriyorum aklımın çatı katında umutsuz bir aramaya koyuluyorum ama yok bulamıyorum adı Kasım olan herhangi hiçbir anım hiçbir hatıramı yakalayamıyorum. Hatırlayamıyorum evet evet hatırlayamıyorum. Gel gör ki bu içinde bulunduğum garip hatırlayamama hatır halim midir nedir ise artık beni bu aya bu denli sıkıca tutunduran şey bilemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada Bir 1 yaşında bir kocaman yıl daha takvim yapraklarını terkediyor. Zamanın durağanlığına gecenin geçmeyen saniyelerine inat. Ne yıldı ama yazsam roman olur kıvamına çalıyor hayatım gittikçe. Her hafta aksatılmadan yazıldı Haftada Bir. Sizlere yazılmaya çalıştı kendince kendi lisan-ı haleti ruhiyesinde. Dünyayla ilgili dünyaya karışmadan karıştırmadan en finalinde. 1. Yıldönümünde artık aksamakta ama aksama da değil bu gecikmenin adı özünde. Yazılan ama sadece yayınlanamayan yazılar mevcut güncelerin ucunda bucağında. Bu yıl Haziran ayına kadar böylesi sancılı olacaktır bu ilerleme anladığım kadarıyla. Kendime dair bir hayat bulabilmek için başladığım firar tünelinde firar eşiğinde tünelin henüz kapısında. Beni ben yapan rutinlerden bile ayrılmaya varan delilik arifesinde işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;My Sister’s Keeper&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun süredir yazmaya cesaret edemediğim o yazıya başlıyorum biliyorum ki aslında hiç bir şey yazamayacağım. Bu arada birazdan okuyacağınız kelimelerin karışıklığından sorumlu olan ben değilim. Göğsümde barındırdığım ve aklımın ucunu her yaladığında boğazıma tıkanan taşın yaptıklarıdır bu karışıklık bu karmaşa. İşte bu sebeptendir ki hiçbir şey yazacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nick Cassavetes’in son filmi My Sister Keeper Türkiye de Kız kardeşimin Hikayesi olarak geçenlerde vizyona giren filmden bahsedeceğim. Bu arada gözlerimin de kusuruna bakmayın hissedilebilir yazının üstündeki nem ha yağdı ha yağacaklar. Elimde olan imkansızlıklardan dolayı beyazperde de filmi izleme fırsatı bulamadım ve iyi ki de öyle olmuş diye söyleniyorum. Sonsuz gecelerimden birinin kıyısında bana eşlik eden Insomnia nöbetlerinde izlemek nasip oldu. Zaten sonu baştan belli uykusuz geceyi sabaha bağlamama yardım etti. Filme dair dönüp dolaşıp hiçbir şey demekten kendimi alıkoyamıyorum. Her şeyi barındıran hiçbir şey işte, izleyin ağlayın işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat gecenin üç buçuğu dışarısı zifiri karanlık tek ışık benim monitörüm. Uzanıyorum paketteki tek ve son sigaraya tam şimdi Winamp Playlistte yazı sizlere veda ederken eşsiz girişiyle çalıyor yıllar önce çıkan bir albümden bir türkü Laço Tayfa – Zülüf. Sabahı bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftaya İnşaAllah görüşmek üzere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2oo9&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-4424243766481775958?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/4424243766481775958/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/11/hic-bir-sey.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4424243766481775958'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4424243766481775958'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/11/hic-bir-sey.html' title='Hiç Bir Şey...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Sv00foCJS0I/AAAAAAAAANs/brP4gDZksSs/s72-c/my_sisters_keeper_image12.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-7480068545672593960</id><published>2009-11-13T02:18:00.000-08:00</published><updated>2009-11-13T02:21:13.147-08:00</updated><title type='text'>Aziz...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Sv0y_G9PEhI/AAAAAAAAANc/wCk2tLfe44w/s1600-h/b-335794-Kar.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5403531187695063570" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 160px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Sv0y_G9PEhI/AAAAAAAAANc/wCk2tLfe44w/s200/b-335794-Kar.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Soğuk…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanın ve mekanın çok ötelerinde sabahı sabaha çağırıp da kendine çalmak için artık yalvarıyorum. Saniyenin kadranlarında aklımla aklımın ereceği derecede sabahı bekliyorum. Hadsiz hesapsız bir soğuk içine büründüğüm yorganın altından sert fırtınalara zemherilere inat burnuma kadar çıkıyor. Üşüyorum. Ne enteresan ki yıllar sonra yeniden okumak için niyetlendiğim aslına bedeni oturtmuş ve aslında gerçek okuyucu için içinde çok gizli göndermeler olan. Friedrich Nietzsche’nin herkesin okuması gereken eseri Böyle buyurdu Zerdüşt'ün bu ikinci okuma dönemlerinde. Nietzsche’nin deyimiyle Tesadüf. Benim hayat anlayışıma göre Tevafuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadakat…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadakat böylesine birçok şeyi bir arada yazmak için çabaladığım bir yazı arasında dem vurabileceğim mahiyette bir durum değil. Ama o kadar garip bir şey oldu ki hayatımda henüz geçenlerde. Zaten sorgulanabileceği taraflarının kesinlikle anlaşılabilir olmadığı ucu açık bir eylem bu sadakat. Biliyorum ben aslında sana çok sadığım bu nedenle seni kendim için seviyorum bu arada kendimi de senin için seviyorum. Buraya kadar her şey oldukça normal. Kendimi sevdiğim için seni aldatıyorum. İşte anormalleşme sınırları başlıyor. Mutlu olmamı sen istiyorsun. Bende mutlu olmanın tuhaf denemelerini yaşıyorum. Yani seni sen için aldatıyorum. Senden başka kıyılarda tutunup tutunamayacağımı deniyorum bu denemelerden başarısız çıkıp sana daha fazla bağlanıyorum. Ve herhalde daha sadık bir hareketin var olabileceğini tahayyül edemiyorum. Enteresan bir aldatma hikayesi dinledim bu hafta içinde bana oldukça uzak hem karakter hem hayat tarzı farklı olan birinden. İşte o garip sadakatsizlik denemesi ve hikayesinden aklımın ucuna asılanlar. Ne kadar olursa olsun insanların ilişkilerini uzaktan izlemek hoşuma gidiyor. Hele o sözde gurur kabartan olayları bende derin sıyrıklar oluşturuyor. Ne kadar enteresan bu insanlar ne zaman bunca insan insancık oldu şaşırıyorum. Ya ben çok farklıyım ya da bu derecede anormalliğin ve özrün kabahati çoktan çok çok aştığı çok garip olaylar normalleşme sürecinde çok ciddi adımlar atmış ta haberdar değilim. Sadakatli olmanın anormalleşme sürecine girmiş olması üzüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadakatimden vazgeçmeyeceğime beni bu hayata tutturan her ne ise işte O ve Onlar için sadakatle sadakat nöbeti tutuyorum her ne kadar insancıklar tarafından anormal varsayılsa bile. Ve belki de bu derece asosyal bir karakter olmamın ana sebebi insanların insancıklara doğru mutasyon sürecini izlemenin verdiği rahatsızlıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesaj…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geleceği çok öncelerden belli bir mesaj aldım ama ne garip ki yaşayacağımı bu kadar umduğum olayın beni bu kadar saçma sapan hallere sokmasını pek saçma buldum. Meğer içimdeki o umulmadık umut o derece umulmadık ve küçük değilmiş ki olası olağanların gerçekleşmesi şaşırttı. Hala olası ve olanaklarla konuşuyorum bu derece büyükmüş meğer umduklarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonsuz Hikaye…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet sonsuz bir hikayeye başladım bir elma çalan kuşun peşinden 77 kilitli kapının ardındaki 77 yaratığın koruduğu zindanlardaki prensesin bulaştığı bitmeyen bir hikaye küçücük on dört göz on dört akla anlatıyorum. Devamının benim bile artık ciddi manada merak ettiğim ve aslen bilmediğim ama anlık kurgusal olarak anlatmaya devam ettiğim ve devam etmek için eşsiz bir güç bulduğum hikaye. Her kelimemin peşinde o on dörtlünün gözlerinde parlayan hayallerle dans ediyorum görünmez bir dans dokunmadan ama ha dokundum ha dokunacağım hissi ile. Ve anladığım kadarıyla bütün kış bittikten sonra bitecek ve belki de hiç bitmeyecek bir hikaye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazılamayacaklar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazsam bile okuyamayacaksınız. Görünen o ki yazdığım bu yazı bu hafta için Haftada bir de kendine yer bulamayacak. En azından şimdilik. Ben yazıyorum okunacağı nasip kılınmışsa okursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Kar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önümüzdeki hafta yılın ilk karını yazacağım. Bu hafta düştüler havanın içinden içime. Burada mucizelerle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftaya İnşaAllah Görüşmek Üzere..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim deyimimle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2oo9&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-7480068545672593960?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/7480068545672593960/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/11/aziz.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/7480068545672593960'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/7480068545672593960'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/11/aziz.html' title='Aziz...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Sv0y_G9PEhI/AAAAAAAAANc/wCk2tLfe44w/s72-c/b-335794-Kar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-41751328232423059</id><published>2009-11-01T04:07:00.002-08:00</published><updated>2009-11-01T04:08:38.072-08:00</updated><title type='text'>Düşe Yazmak...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Su16N-lUMAI/AAAAAAAAANU/c-Tl6lAf9FU/s1600-h/85my.png"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 159px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Su16N-lUMAI/AAAAAAAAANU/c-Tl6lAf9FU/s200/85my.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399105908843491330" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala bir hayatım var hala yaşamaya devam etme ritüelinin kıyılarında ufaktan volta atıyorum. Yaşamak ve ölüm arasındaki o yokluk çizgisinde. En son saatlerimi bozmuştum ve şimdilerde tam manasıyla bunu istemesem de kafayı yedi bütün saatler, inanın bana anlamış değilim nasıl oldu da böyle oldu. Bu delilik halleri benden mi bulaştı bütün saatlerime çözebilmiş değilim. Biri bir saat ileri iken diğeri bir saat geç. Her ikisi de pek sık kullandığım pek te ihtiyacım olmayan saatler. Pek sık kullanmama rağmen o kadar değerli olmaması bende garip bir rahatlık hissi aynı zamanda. Zamanın zamanım olmadığı zamanlarda. Saatim yok acelem yok. Zincirlerden kurtulmak görünmeyen prangalardan çözülmek ya da sırtıma geçirilmiş kementin dişlerinin gevşemesi gibi. Pek bir benzetme bulamıyorum, hatta şu sırada aklımın dokunduğu klavye tuşlarında şunu düşünüyorum benzetme yapma o zaman. Benzetme yapmadığım zaman işte tam bu zaman. Benzetmiyorum hiçbir şeyi hiçbir şeye hiçbir zaman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umudun sınırlarını bazen algılayabilmek hatta dokunabilmek isterdim en son umduğum bumudur. Umut ettiğim bumuydu. Yoksa Umut Umulmadık mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufak ufak notlar halinde okuyanı pek te yormadan bir fırtınaya sürükleme çabasıdır. Ben ne kadar mücadeledeysem o fırtınayla siz de en az o kadar o fırtınada. Bu arada fırtınadan sonra kalanlarla yaşayın yaşanılacaksa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatın karşıma bir romana konu olacak derecede her defasında dozajı yükseltilmiş farklı zorluk seviyelerini ve enteresan yaşanılmış zannedilen hayatları kıyıma getirmesinden sonsuz bir hoşnutluk hissiyle uyanıyorum bazı günlerime. Bu kadar çok hem gelip hem de o hızla algılayamayacağım derecede gitmelerim olmasaydı. Bu kadar zor olmasaydı belki hayat. Hep o kuru o kurak yollarda yaşadığını zannederek yaşamak Hali bana reva görülseydi ne yapardım.  Mazoşizmin uçurumunda. Ya da bir deniz ise neredeyse boğulmak üzere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen hemen bir haftaya kadar Haftada Bir 1 yaşında… Yazılacak elbette uzun uzadıya her şeyin başlangıcı (1) müsait 1 zamanda…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlangıcının Can’dan da Canan’dan da evvel yazıldığı, daha bedenlerin tasarım aşamasında olduğu, uygun görülüp o bir çift ruha biçilmediği zamanlarda, bebeklerin daha bebek olmadan önceki hallerinde, yani ruhlar alemin de öylesine uçuşurken çarpışmış mıydık? Bir hatırlama rahatsızlık verecek garip bir aşinalık yaşıyorum. Tam elimi atıp ta cep telefonuma düşen mesajına bakacakken tam o sırada geliyor olması gelmeden gelenleri algılama ötesindeki hissediş hali. Gelmesi itibariyle pek te ihtimali olmayan ama İşte şimdi geleceksin bunu biliyorum. Garip ki bunu bilme ihtimali. Ve biliş halinin oluşma haleti. Zaman’ın hükmü yok Yar. Bunu da sende ve içimde yok olmayan ateşte öğrenmişim. Ben doğmadan sana aşıkmışım. Ben ölürken uğruna ah edecekmişim. Böyle söyleyip bana bir sır verdiler Münker’ler Nekir’ler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 Ekim Cuma diğer bir deyişle Yusuf İle Züleyha :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuyu Zindan Züleyha…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağır bir nöbeti atlatan hastaya sabah ne demekse, ne demekse zindanın yüzyıllık mahkumuna bir mesnevi derinliğinden kopa gelen kan rengi bir gül buketi, bir vapur çığlığı, bir martı sesi, bir gelincik demeti,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne hissetiyse Alaaddin’in  cini lambanın oluğundan süzülerek sessizce, aydınlığa ilk kez çıktığında, Süleyman’ın küpünde binlerce yıl tutsak kalan ruh, mühürler kırılıp da kurtulduğunda, Yüz yıl uyuyan güzel yüzlerce yıllık uykusundan uyandığında ne duyduysa, Üç yüz dokuz yıllık uykudan gözlerini ilk açtıkları anda ne hissettiyse yedi uyurlar, ceplerindeki akçeler geçer olmasa da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sufi Kaf u Nun hatırladığında,Unutkan kalp ezel tanışıyla karşılaşıp da, o şimşek parıltısı anın hatırası içinde uyandığında hissettiği ne ise,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevlana kuyumcu Selahaddin’in çekiç darbelerini işitip de içindeki akışla dışında dönen akışın aynı olduğu zamanlar sema başladığında,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mecnun Leyla’nın gözüne bakıp da gördüğü her ne ise, bir ceylan kılavuzluğunda kendisini çöle attığında,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İbrahim Edhem, avlamayı niyet ettiği ceylana avlandığında ne duyduysa,&lt;br /&gt;Ferhad son külünk darbesini vurup da dağa, suyu bulduğunda, ne ise hissettikleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O’nu hissetti Yakup Yusuf’un kokusu ruhuna değdiğinde. Züleyha’nın gözleri O’nu hissetti. Böyle yazıyor yazıcı eşsiz kitap ta eşsiz kitabı eşsiz kitap yapan eşsiz aşk ta eşikteki sonsuz acıların bağrında bulunan aşkta…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönüp ne yazdın deseniz tek cevabım var ben de bilmiyorum Düşe Yazdım Düş yazdım. Eteklerimden dökülüyor düşler. Ha Düştüm ha Düşecem. Henüz düşmeden ve en azından henüz düşmemek için Yaradan’dan O’nun sonsuz fersahtaki sabır kesesinden dilenmeye koyulmuşken. Eğilip toplaması bana kalsın siz bu düş kırıntılarıyla önümüzdeki haftaya kadar idare edin…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biterken çalıyor -  kulaklıklarımdan son ses süzülüyor yüreğimi ezerek - Saçlarından bir tel aldım Haberin var mı Yar Yar. Ben gönlümü sana verdim Haberin var mı Yar Yar. Gözden uzak dilden ırak ben seni sevmişim eyvah haberin Var mı Yar Yar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftaya İnşaAllah görüşmek üzere. Bir dua dilencisi olarak kapınızda beklemekte&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2oo9&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-41751328232423059?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/41751328232423059/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/11/duse-yazmak.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/41751328232423059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/41751328232423059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/11/duse-yazmak.html' title='Düşe Yazmak...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Su16N-lUMAI/AAAAAAAAANU/c-Tl6lAf9FU/s72-c/85my.png' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-7381350676247316656</id><published>2009-10-23T06:49:00.000-07:00</published><updated>2009-10-23T07:21:28.725-07:00</updated><title type='text'>Dem Bu Dem...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SuG7zv9kiJI/AAAAAAAAAM0/6tLVuuGU4wI/s1600-h/97865.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 129px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SuG7zv9kiJI/AAAAAAAAAM0/6tLVuuGU4wI/s200/97865.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5395800326289000594" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;Daha iyi anlıyorum ben bu hayata bunun için geldim. Bu kalp yangını bu bitmeyen özlem için atıyorum adımlarımı. Yaşadığım her şey anlamsızlık çadırında yanıp kül oluyor her şey tükeniyor. Sen dışındaki her şey EY Üstad’ım. Bilmem hangi ruh sancınızın hangi sırrın ayan beyan olma halinizdeki izdüşümünü bilmem kaç kez okuduğumda bilmem kaçıncı gözyaşının yanaklarımdan gayri ihtiyari döküldüğünü hiç bilemem. Dile beyan olmaz zaten ben söyleyemem.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ağlamak kar etmez gönlümün içindeki fırtınaya ve onun çıkardığı yangına.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Hafız Ali geliyor aklıma. Beni de aynen siz gibi en çok o yaralıyor. Adı hayat ise zorlu yolculuğunuzda aynen siz gibi. Canına tak etmişler o gün alacaklar budur niyetleri onların. Sen gibi yıllardır hep o parça parça olmuş şalvarı giyen garibi. Ne yaptın ki sen onlara. Elinde zehirli iğne ile gelip vazifesini yapıyor hasta bakıcı ama sen zaten biliyorsun ecel gelmezse kul elinden ne gelir. Haber salınıyor talebelerine Hafız Ali dayanıyor duvara ve Yaradan’a haykırıyor Ya Hak benim canımı al Üstadınkini bağışla ve Hafız Ali rahatsızlanıyor önce revire ardından Morga kaldırılıyor Hafız canını bağışlıyor. Ve sen hala yaşıyorsun Üstad’ım. Her dem bu dem. Elimde okuyorum uzun süredir erteleyerek sabrederek zamanını bekledim Dem’in ve tam vaktinde geldi elime. Kaderimiz bazen bizi garip şekilde bir kitaba bir insana bir hayata taşıyabiliyor daha iyi gözlemleyebiliyorum. Kalbimin çakraları daha bir açık daha ötelerde.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Sadık Yalsızuçanlar’ın Dem kitabıdır sözünü ettiğim. Üstad Bediüzzaman Said Nursi ile tanışma hallerini kendi dilinde anlatmış söyleyivermiş.&lt;span style=""&gt;   &lt;/span&gt;Vallahi içim hala titriyor. Elhamdülillah…&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-7381350676247316656?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/7381350676247316656/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/10/dem-bu-dem.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/7381350676247316656'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/7381350676247316656'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/10/dem-bu-dem.html' title='Dem Bu Dem...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SuG7zv9kiJI/AAAAAAAAAM0/6tLVuuGU4wI/s72-c/97865.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-9000878787998857253</id><published>2009-10-18T04:35:00.000-07:00</published><updated>2009-10-18T04:37:53.829-07:00</updated><title type='text'>Hayal Doğum Enstitüsü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Str-ArpbBeI/AAAAAAAAAMs/xc42RnR53No/s1600-h/hayalet.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 140px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Str-ArpbBeI/AAAAAAAAAMs/xc42RnR53No/s200/hayalet.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393902791399507426" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayal işte&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlamaz ve bitmez bir alarm çalıyor durmadan. Bu vakte kadar hayatıma kurduğum bütün saatlerimi bozdum. Uzak diyarlardan çalıyorlar artık, ben onları bozma enstitüsünde çürümeye salıyorum. Yeni bir saatim var artık. Yıllar önce unutulmuş ama oldukça yeni bir saat. Bugün tam hatırlamıyorum belki de bugünlerden çok önce bir gün. Artık standart olmayan şeyler oluyor standart olmayan standartlardaki hayatımda. Biyolojik saatlerimi sonumuzun olduğunu kanıksadığım dönemlerde hayale kurdum. Bozuyorum işe kalkmayı okula kalkmayı çalışmaya paraya kalkmaları kaldırıyorum raflara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başarabildim nihayet. Hayallerime çalmaya başladı bu garip saat. Bana dair pek az şeyden biri bu saat eşsiz bir antika en büyük savaşları en derin yıkımları acıları görmüş korkmuş tırsmış bilmem kaç kez diz üstü çökmüşte asla kapaklanmamış. Unutulmuş harabeler altında kalmış ama eskimemiş.  Mutlu olmuş yer yer içi içine sığmamış sık sık gökyüzündeki kaçıncı yıldızla dertleşmiş gecelerce yatağının üzerinde yürümüş bu saat kendi kendine kendince.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim demiş ki yüzde yüz bir gerçeklikten ibaretiz diye zaten nihayetiyle asla durduramayacağımız zamanın peşinde kalmaktan, takılmaktansa onunla yürümek daha makul geldi çok önceki dünlerden.  Hayal etmeyi hayal ettim en başta yeniden oyuncaklar oluşturmalıydım kendime kimsenin dokunamadığı kimsenin kuramadığı en aptal en mantıklı en hayaller işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cebimde öksüz kalmış umutlara karıştırılması lazım hayallerin, hatta sevişmelerini izlemeli hayallerin umutlarla. Zaten biri bir diğerini çoğaltmaya gebe cebimdekilerin. Hayal etmenin umudundan sa. Artık hayallerimi umut ediyorum. Umutla bakıyorum geleceğe, dev acımasız bir savaştan bir ötekine atılmak neymiş çok iyi anlıyorum. Etimde tırnağımda hissediyorum nicedir sonsuz mücadelenin nasırlarını. Korkutuyor bazen bu kadar katı halleriyle hayatımın hayta keskin uçları, ama Şükür ki hala içimde cebimde yeşeren kelimelerim var. İçimi hafifletme mücadelesi devam ediyor her şeyden önce. Biyolojik saatimi artık hayallere kuruyorum zaten hayalden ibaret silüetimle daha iyi anlaşıyorum bu aralar. Er geç nihayetinde hayalden ibaret olacağımın düşüncesi de destek veriyor bu garip hissiyat haline.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğum Günü(n)(m)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmez misin sana gelmeyi ben ancak senden giderek başarabilmişim. Bu aşkın alnına ayrılık yazılmıştır.&lt;br /&gt;Ben aslında tam bugün dünyaya geldim tam 19 Ekim’di bütün takvimler tam bu saatler, bu zamanlar işte. Her şey uzak her şey yakın her şey olabildiğince acı ve ağza damağa değmeyecek kadar tatlı. Ulaşabilecek kadar yakın sonsuzluktaki kadar uzak. Aşkın o bitmez hasreti kadar rahatsızlık verici. Sabrın aşkı, Aşkın sabrı. Ama elbet bir gün çarpacaktır gözleri gözlerime ümidi kadar huzur dolu sakin bir kıyı bugün.  Bugün doğdu o yüzyıldır kemikleşmiş kozasını kırmayı bekleyen kelebek. Renkleri vardı kanatlarında Mor kadar Nazif, İstanbul kadar sakin. Gözleri yeşil bir kelebek. Üzerindeki eşsiz renklerine inat gözleri hala yeşil bir kelebek. Lokman hekim bugün buldu ölümsüzlük ilacını ve bugün buldu diye bugün öldü Lokman Hekim ilacın etkisiyle öldüren ölümsüzlükle. Ölmemeliydi neden öldü neden oldu. Olmayacak oldu gayri Leyla asırlardır kavuşamadığı Mecnun’u buldu sardı sarmaladı da aşka boğdu öldürdü bugün. İlk kez Leyla Fetheden oldu da Mecnun şaşırarak öldü. Doğuda Tarık Batıda Zöhre yıldızı bu gece kavuştu gezegenin üzerinde. Bir patlama oldu bütün dünya yıkıldı yeniden kuruldu bugün.  Aşktan oldum aşktan öldüm ben. Bugün doğdun. Ben seninle doğdum ikinci uyanışıma ben olarak yaşamışlıklara bugün açtım gözlerimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökyüzünün bütün yıldızlarını sermek isterdim ayaklarının dibine yol eyleyip ez geç diye. Gökkuşaklarını  hem de yaşanılmış veya yaşanıldığı zannedilmiş  bütün çağlardaki bütün gökkuşaklarını örmek, biçmek, dikmek ve onlarla sana ipekten yumuşak bir yorgan yapmak isterdim. Seni sarıp sarmalasınlar ve sen artık üşüme diye. Hazin Güz’ün bütün alacalarını çalmalıyım moruyla, alıyla, sararmış baharıyla senin için doğadan. Ve Pür-i Neş’e Baharında sunmalıyım bunları sana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneşli bir nisan yağmuru olmalı hediye kutumun içinde. Sabah meltemlerini doldurmalıyım kucağıma, Rüzgar Deviyle kıyasıya savaştıktan sonra. Sana huzur sunsunlar diye. Ya da bilmem o kaçıncı sabah namazlarındaki dualarım, ağıtlarım dokunmalı yanaklarına. Veyahut O tepede sen aklımı kemiriyorken, Ruhumdaki mabedinde zülfünü arkaya atıp depreşiyorken yani kalbimin sen ile dolu tarafları kanıyor, genişliyor iken gözlerimden dökülenler olmalı kesemde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana verilecekse bir hediye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzanıp alnına bir öpücük konduramıyorum gecenin derinliklerinde ilaç olsun boğulduğun acı denizinden nefes salsın bağrına diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok yok layık değil hiçbiri sana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olsa Olsa bir ayna gösterebilir dünyanın en güzelini yine sadece sana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağışla beni ey yar. Varsam yoksam bu kelimelerden ve senden ibaretim ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayal de sen gerçekte sen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen ki! Sen  bir bilsen!...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen doğdun. Ben de sana doğmuşum demek isterdim İyi ki doğdun demek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada iki haftadır durup durup telefonumdan dinlediğim bir şarkı var dogaicincal.com adresinden indirebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftaya İnşa Allah görüşmek temennisiyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2oo9&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-9000878787998857253?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/9000878787998857253/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/10/hayal-dogum-enstitusu.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/9000878787998857253'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/9000878787998857253'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/10/hayal-dogum-enstitusu.html' title='Hayal Doğum Enstitüsü'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Str-ArpbBeI/AAAAAAAAAMs/xc42RnR53No/s72-c/hayalet.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-2607594341052703679</id><published>2009-10-09T10:00:00.000-07:00</published><updated>2009-10-09T10:21:53.182-07:00</updated><title type='text'>NEDEN...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Ss9vLEdFZAI/AAAAAAAAAMk/kzhxgwYeNFU/s1600-h/sistc5.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 144px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Ss9vLEdFZAI/AAAAAAAAAMk/kzhxgwYeNFU/s200/sistc5.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5390649514950747138" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hayat akıyor kendi yolunda bir bedenin damarlarının içinde akan şey mahiyetinde sürükleniyor her olay. Ne akacak kan damarda duruyor ne de zaman.  Durdurmaya gücümde yetmiyor zaten. Ne kan durmalı ne de zaman. Ben bu hasretin içinde iken zaten ne kanın önemi var ne de zamanın.  Bir tepeye tırmanıyorum. Oradan tepeden yükseklerden izlemeliyim. Kendimi dinlemeliyim. Susmalıyım kesin suskunluğa boğulmalıyım.  Ruhuma dokunmalıyım biraz demlenmeliyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özlüyorum hasret çekiyorum bu kadar içten bu kadar derinden hissediyorum. Ellerim ayaklarım ruhum hepsi eşlik ediyor bu özleme her taraftan ağıtlar yağdırıyorlar. Kalbimin hasrete salınmış yüzüne. Bakıp bakıp acıyorlar çok garip kendi parçalarım yine kendi parçalarıma üzülüyor ağıt yakıyor.  Artık kalmayan o kalbime. Yanan küllenen biten yıkılan o kalp dediğim organa ruhumu fani bedenimde saklayan kalbime.  Yetmiyor içimdekiler durdurmaya bu hasreti.  Ne ben varım şimdi ne de sen aşk var ortada adı sadece hasret olan. Her defasında en olmayacak taşa ayağı takılıyor tam bitecek sonsuz özlem yeniden başlıyor şafaklar belki görme ihtimalleri sürüklüyor gecelerce ardında beni, hastalıklı gözlerimi, yangın yeri ruhumu.  Kenetleniyor bakışlar o kapılardan kapı açan tavana. Karanlık her şey her zaman şimdiki gibi. Bitmez bir karanlık var.  O kadar çok ki var olmayacak mutluluk hayalleri ve o kadar çok ki o kenarları kesik rüyalar. Hep te en önemli o kesilen parçacıklar tam ulaşıp elini işte benimsin artık diyerek tutacakken aslında ben bile yokmuşum bunu anlatıyor. O kesikler o parçalar.  Bir enteresan bu alem tam çözecekken düğümleniyor ve en önemli yerleri kesik o rüyaların. Aslında olması gereken yok hep. Aslolan değil artık yaşadığım aslın kopyasını bile yaşayamıyorum. Elimden alınmış birçocuğun en değerli oyuncağı, bir babanın en sevdiği evladı, elimden alınmış bir Leyla. Ne bir şair ne bir müzik kesiyor, ne de dillendiriyor içimdeki derin özlemi. O sonsuz ve sonu olmayacak yangını. Hayal işte benimki oturup dinlenmeliyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafta boyunca ne olduğunu kestiremediğim olaylar örgüsündeyim. Evet evet çok özlüyorum burnumun direği titriyor her aklıma geldiğinde sırtımdan ateş desen değil buz desen değil bir geçit töreni alayı süzülüyor. Her zerrem eşlik ediyor ardından. Bu aşka hayal halime, bu sevdaya makus talihin bulaşmış denklemine. Çözemiyorum. Çözmeye kalktığımda her defasında elime yüzüme bulaştırıyorum. Artık çözmeye korkuyorum.  Kalbim tersinden çalışıyor nicedir.  Ben neden buradayım, neden bu anları yaşıyorum ve nasıl taşıyorum yer yer hayret ediyorum.  Nedenleri toparlayıp onca gece olduğu gibi bu gecede sırtıma alıyorum. Ne garip nedenleri yüklenebilmek için binlerce neden daha oluşturuyorum. Neden diyorum. NEDEN.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın Enleri yaşam şartlarına takılmış durumda aslında en nihayetinde hayatın kendiside uzun uzadıya bir en... Ama uzun süredir izlemek istediğim Hancook adlı filmi nihayet izleyebildim. Serseri olmanın aslında kişiye özel yalnızlık getirdiğini. Trajikomik anlatım tarzı ve Filmin o çok derinlerinde kavuşunca yok olan aşktan bahsetmesi eşsizdi. Hem zaten Charlize Theron'un Gözyaşları görmeye değer...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik bu kadar Haftada bir - bir şekilde Yaradan'ın izniyle sizlere ulaşabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2oo9&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-2607594341052703679?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/2607594341052703679/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/10/neden.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/2607594341052703679'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/2607594341052703679'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/10/neden.html' title='NEDEN...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Ss9vLEdFZAI/AAAAAAAAAMk/kzhxgwYeNFU/s72-c/sistc5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-8080739926062413557</id><published>2009-10-05T04:50:00.000-07:00</published><updated>2009-10-05T04:52:37.478-07:00</updated><title type='text'>Kadim Bir Acı Aşk...</title><content type='html'>Kadim bir acının oluşturduğuyum aslında ben&lt;br /&gt;Sen var iken ses var imiş yol var imiş ben var imişim de ne olmuş. Nedir niyedir bunca güzellik bu koskoca alem nedendir. Sen güzel iken yani kısacası sen var iken.&lt;br /&gt;Bütün var olmuşlara inat sende yok olmuş bir acı deniziyim. Fırtına sonrası acılara inat daha sert acıya atılmaya muktedir. Bütünüyle acıyım ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok aslında hiçbir şey ne içimin acı yangını ne buram buram hüsran ne de tüten efkar…&lt;br /&gt;Senim ben sadece senden ziyade o uzaktaki tepeye bakarken.  Ağlarken gülerken. Sen işte ne kadar olunabilirse ve kim sen olabilirse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında haddim değil sen olmak yok yok olacak kadar yok layıkıyla sevilememiş&lt;br /&gt;Hep havada kalmış hayat senin kelimelerin benim kelimelerim gibi aynı sen aynı ben gibi.&lt;br /&gt;Gök yüzünde bir yerlerde takılı kalmış hikayemiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep geriye saran asla ilerleyemeyen bir video içinde kaseti olmayan aslında herhangi bir elektriğe de ihtiyaç duymayan bir video. Sırf geriye saran hep en başta başlayıp sonsuza uzanmaya meyilli. Sonsuza doğru başa alma tahakkümü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahkumiyet bu zincirlerle prangalarla her türlü işkence aletiyle bir esaret altında kalbim dediğim ülkem. Artık sadece söylenebiliyor o bana haiz olmayan onca ben parçasından herhangi biri kalbim. Zaten sen adlı kanser ilk oraya bulaştı söküp atmak istemedim ne garip onca yaksa kavursa da tedavi olmak istemiyor ne kalbim ne de ben. Acıyı taşımalı sırtında ancak bu sevdanın acısıdır bana yaşadığımı hissettiren kurak topraklarıma baktıran yer vahaya dönen güzel bir seraba inat. Ağlanacak o omuza inat. Bu aşkın hakkıdır acı. Asla ulaşılamayacak sonsuzluğa ulaştıracağını varsayarak susmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ağlamaktır en erkek cesur delikanlı halinle dünyanın orta yerinde. Bu aşkın hakkı hep özlemdir, hiçbir kavuşma ihtimali olmasa bile bütün yollar kapalı hatta anahtarı yıllar öncesinde kaybolmuş kilitlere vurulduğunu bile bile hep beklemektedir bu sevdanın adı. Asla birleşmeyecek iki eldir hep korkak hep korkacak iki el. Titrek kabuğuna çekilmiş iki hasretli el. Biri dünyanın en yarım adamı diğeri ise fazlasıyla fazla bir kadın bu aşkın iki garip tezat karakteri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Olmayacak bir şey olur iki farklı dildir konuşulan asla aynı sözcüğü söyleyemeyen iki uzak dil iki uzak kelimedir. Ne seni seviyorumdur ne seviyorumdur seni. Yoktur sözü dili kulağı. Delikanlı yıllardır dünyayı yüklenmiştir. Garip ki kız yüklenmeden yaşamayı çoktan keşfetmiştir dünyayı. Ve ayrılık çalar kapıyı. Yusuf’u önce zındana attırıp ardırdan Züleyha’yı bulduracak kader adı örümcek ise örmüştür ağlarını. Kays Kayslıktan olmuştur zaten Leyla’nın gözlerinde Mecnunlaşmıştır kader sayesinde. Hem Tahir ne kaybederdi sevdiğinin adı Zöhre olmasaydı fakat Zöhre bağrında gerçek sevdanın çocuğunu yani ayrılığı taşıyarak gelmiştir Tahir’e. Yani hayata tecelli, tecelli eden hayatlarda hep ayrılıklar kesindir. Hani aşktır adı bir yerde. Ne yüzyıllık  Maşuk  doyar Aşıkına ne aşık kana kana yanaşır kıyılarına Maşukunun.  Aşktır adı sevgidir hastalıktır ruha işlemiş. Lokman Hekime ölümsüzlük ilacını buldurandır. Ama yine de hayatta ölmektir yaşadığını varsayarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sel’in çoktandır heba ettiği ardından kuraklığı saldığı bir çift herhangi gözdür şu an ekranda gezinen çarpan çırpınan ölümsüz hasretini besleyen bir kalptir bu kelimeleri yazan. Aslında yazan değildir aşka dair öz yazdırandır. Zöhre’dir Ayşe’dir Leyla’dır. Tahir’i de Ali’yi de Mecnun’u da kendisi yapabilen.  Aslen aşk ALLAH’tır ancak Allah’adır sevgi cismani Batıni aşklar yoldur İlahi sevdaya adımlardır. Yaradan’a dualarımla sana nice geceler sabahı getirmeye çalışan bir kalptir Sevgili… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımı değiştiriyorum demiştim en sonunda adımlarımı attım ilk adım korkulduğundan da daha az rahatsızlık verici. Aslen sorular var aklımda beni uçan halıya oturta bilecek mi o ören durmadan çalışan sürprizlere gebe garip kader bilinmez. Fakat sorgularımdır bana yarenlik eden nice geceyi sabaha taşıyan gözlerime uykuyu haram kılmaya yeminli hesaplaşmalardır. Kendisi, dünyası var olan her ne ise işte onunla savaşan zırhlanan sorulardır içimdekiler.&lt;br /&gt;Haftada bir bu hafta yine burada. Kendime yazdığımı zannettiğim kağıtlar nasip denilen girdabın garip esintilerine kapılıp kopup şans eseri dünya ile bağını kurabilecek bir yol bulup gelmiştir işte buralara. Eylülden midir bilinmez ama hazan esiyor kulaklarımda korkuyorum ama çekinmeden ilerliyorum en korkulana doğru.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özümüzdü konumuz Aşk okuduk yazdık karanlık mum altında oturup dertleştiğimizdi. Aşk işte adı sanı olmayan belirsizlik boşluk belki beşinci elementtir şu an haykırdıklarım.&lt;br /&gt;Haftaya görüşmeyi umarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneşe Ve Ay’a boyun eğdirene  emanet ederek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Delikanlının dilinde Kendi deyimimle Selametle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2oo9&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-8080739926062413557?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/8080739926062413557/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/10/kadim-bir-ac-ask.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/8080739926062413557'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/8080739926062413557'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/10/kadim-bir-ac-ask.html' title='Kadim Bir Acı Aşk...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-1289703752916217166</id><published>2009-09-26T09:41:00.000-07:00</published><updated>2009-09-26T09:45:34.312-07:00</updated><title type='text'>Kendi Kendine...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Sr5FBPA84HI/AAAAAAAAAMc/qQSChgX9j5U/s1600-h/fft5_mf66318.Jpeg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385818091894399090" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 134px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Sr5FBPA84HI/AAAAAAAAAMc/qQSChgX9j5U/s200/fft5_mf66318.Jpeg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Word belgesini açtım nerede olduğumu ve ne yazacağımı kestiremeden tuşlara dokunuyorum. Henüz az önce baktığım mail adresine onlarca spamdan ve diabetik hastalara yönelik bir reklam mailinden başka hiçbir şeyler gelmemiş. Meğer kişinin dünyası ile irtibatını koparmasını istemesi yetiyormuş zaten kendi derdine düşmüş sizin zannettiğiniz dünya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzaktan yakından bütün alemle ilişkilerimi yol ayrımında bırakıyorum üstüme yıkılan geçmişin altından kurtarabildiklerimle hep yarım hep eksik ama şükür ve tefekkürle mücadele ediyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dakikalar bana bahşedilmiş eşsiz şans zümrütleri daha gözlerimi yarım ölüme, uykuya yummadım. Yummakta istemiyorum zati bu gece. Fakat çok iyi biliyorum birazdan gözlerimi uykuya kurban vereceğim. Yenilecek gafil bedenim . Bu dünyada sadece toprağa karışacak. Kim bilir belki de bir daha o şansı hayatı başlatma hayata karıştırma anını asla yaşayamayacağım. Bana bir daha bahşedilmeyecek. Bazen düşüyorum bir çıkrıkçı aslında geceyi ören gündüzü söken. Hayatımın etrafına belki bir ara görebileceğim renkler yayan, ya da bir askerdir. Tam ömrümce ve ömür defterimde şafağı karalayan artık sabırsızlanan bir asker. Benim deyimimle ömür onun için sadece askerlik süresince kullanacağı şafak defterine her gün bir çentik atıyor. Ya bir gün biterse bu sefer artık çentik yerine karalarsa sabırla attığı çentikli defteri. Bu aralar böyleyim ölümün katı sonsuz sessizliğini düşünüyorum. Bazen yanlışlıkla o caddenin ortasında ayağım kayıyor kafam bir aracın altında eziliyor. Ya da kör bir kurşun şakağıma isabet ediyor. Hep ani aceleci belki de acı süresi biraz daha kısa bir ölüm. Ölüm hallerinin olasılık sınırlarının var olmadığını bilerek ama hep olası içi ani ruh kaybı hayalidir gezinen beynimin bir ucundan öte tarafına. Pek zannetmiyorum acıdan korktuğumu aslında ardından ne olacağı merakıdır beni bitiren. Gerçek iken hayal. Yada katıksız hayal rüya iken gerçeğe koşuşturma hayali. Böyle yarım yamalak tek ayaküstünde yazılabilecek bir konu değil bu aslında sadece bir demleneyim dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada Bir de benim kaderimi paylaşmakta akıbeti belli olmayan uzak ir diyarda dünya ile bütün ilişkilerin dışında aksayabilir gecikebilir. Ama kendisi bir ütopyadır ben varlığımla bu dünyada bir yerlerde nefes almaya devam ediyor isem o da devam edecektir. Geç eksik yarım ben ne kadar isem işte o kadar. Sadece şu sıralar görünen o ki yer yer aksayabilir. Şimdiden affoluna.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadim bir acının oluşturduğuyum ben aslında. Sonsuz ayrılıkların mahkumu içinde ruhumu saklamaya and içmiş kalbim. Bedeni prangalarla ruhuna tutuşturulmuş bir muhacir. Ne yağ alırım ne de bal satarım. Ben daha ben olmayı bile başaramamışım. Yok yok aslında sevgili en sevgili bu dünyada ancak bu kadar sevilebilecek biri, sen dokunduğundan renklerini üzerime sıçrattığından beridir saçmalamam aşktandır. Bir sarılıp ağlasaydım. Suskunluğum aşktan. Adamlığım, yalnızlığım, vazgeçilmez vazgeçilmişliğim ve vazgeçmişliğim Aşk’tan…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftaya Görüşmek üzere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle… &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ali 2oo9&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-1289703752916217166?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/1289703752916217166/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/09/kendi-kendine.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/1289703752916217166'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/1289703752916217166'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/09/kendi-kendine.html' title='Kendi Kendine...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Sr5FBPA84HI/AAAAAAAAAMc/qQSChgX9j5U/s72-c/fft5_mf66318.Jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-4181588312416615957</id><published>2009-09-21T10:58:00.000-07:00</published><updated>2009-09-21T11:00:15.857-07:00</updated><title type='text'>Söz Ve Müzik</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Sre_Ej2dGmI/AAAAAAAAAMU/5If4t8Ak_AM/s1600-h/HELFGOTT_B_W_small.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Sre_Ej2dGmI/AAAAAAAAAMU/5If4t8Ak_AM/s200/HELFGOTT_B_W_small.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5383981964608739938" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;Sergei Rachmaninov’un 3. senfonisini çalabilmek için bir kişinin 2 beyninin ve 10 parmağından daha fazlasının olması gerekmektedir. İşte böyle yorumlara kabil bir senfonidir 3. senfoni. Ve bu senfoniyi dünya üzerinde eksiksiz kusursuz çalabilen bir piyanist ama normalin çok ötesinde bir piyanist Türkiye’deydi henüz geçtiğimiz hafta. David Helfgott tan bahsediyorum. Kişi Helfgott olunca olay sadece çalmak ve dinlemek olmuyor çok başka hatta bambaşka diyarlarda bulunmak gibi eşdeğeri var olmayan bir şey. Tanımayanlar için ufak bir tabirle dünya üzerinde yaşayan pek az deli dahiden biri dersek yerli yerinde olur herhalde. 62 yaşındaki Polonyalı piyanist bir şizofren bulunduğu ortamda herhangi bir şeyin kalabalığında ya duramıyor ya da piyano çalmaya başlıyor. Her gece aynı saatte sabahı karşılamak için çalan bir sanatçı. Sarılma fetişi olan 62lik bir çocuk. Zaten gazetelerden takip ettiğim konser izlenimlerinde de Türkiye de garip bir enstantene yaşatmış dünyayı bitirmiş ardından ikinci çocuklukla nail olmuş adam. Konser esnasında yaklaşık 40 dakikalık bir eser çaldığı sırada küçük bir kız ona gülümseyip gayri ihtiyari el sallamış ve o çalmayı bırakıp küçük kıza teşekkür edip el sallamış, aynı zamanda ara bildirimlerini yapan sunucuya da birkaç kez coşku ile sarılmış. Babasının yoğun baskılarının, eşinin yanındaki her şeye rağmen sağlam duruşunun yani kısacası eşsiz hayat hikayesini anlatan Shine filmi de Geoffrey Rush’a Oscar kazandırmıştı edinip izleyin derim.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt;    &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Dünya üzerinde yapmak istediğim pek az şeyden biridir David Helfgott’un konserine katılmak orda katıksız müzik dinlemek, bakalım nasip olacak mı? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;Bu hafta aynı zamanda garip bir değere sahip olduğumu anladım, sahip olmamakla. Sahip olmanın verdiği esaretten mahrum olmaktan memnun ve bahtiyarım. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;Haftada Bir birkaç hafta aksayabilir. Bilmediğim bir yolculuğa tanımadığım bir düşmana karşı zırhsız savaşa başlıyorum. Yıllardır o tozlu rafta unutulması istenen deli cesaretim ve katıksız yalnızlığım yol arkadaşım. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;Kadir gecesi yaşandı aynı zamanda şehrin en büyük camisinde yer bulma sıkıntısı yaşanırken üzerimdeki poları çıkarıp onun üzerinde Caminin&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;balkonunda namaz kılmak, Yeni bir Sahf oluşturmak çok başka bir tat Ve Yaradan’ın nasip eylediği hayır vesilesini görmek farkında olmak eşsiz bir mutluluktu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;Üzerime yağanın kar mı yağmur mu olduğundan şüpheliyim saat sabahın 04:12 si üşümüyorum, cadde kaygan yapış yapış yağmur ve yalnızlık var bulutları algılayabileceğiniz kadar aydınlık hava ve bir müzik kanatlandırıyor aklımı ruhumu artık ben ne isem işte onu sabah ezanından önce Müezzin tarafından okunan Tekbirler. Bayram diyorum çok şükür Sabır, Sebat, Sonsuz tahammül, Tükenmez Umut, en umutsuz anda bile umut vari yolculuk, kapanan yollara inat Yaradan’ın açacağı gizli patika yolları beklemek. Bayram çok şükür. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;Bu yazıya gözleri değen Bayramın Kutlu Olsun….&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;Müziğin sihirli halısının üzerinde seyredilen bir şehir enteresan bir yolculuk kalabalık ani ama sonlanabilen bir haftadan bir de önerim olsun Taksim Trio çalıyor Güle Yel değdi…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;Sözsüz müzikler vardı geçtiğimiz hafta. Tekrar görüşmek üzere Selametle&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;Ali 2oo9&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-4181588312416615957?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/4181588312416615957/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/09/soz-ve-muzik.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4181588312416615957'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4181588312416615957'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/09/soz-ve-muzik.html' title='Söz Ve Müzik'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Sre_Ej2dGmI/AAAAAAAAAMU/5If4t8Ak_AM/s72-c/HELFGOTT_B_W_small.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-3985388205020937524</id><published>2009-09-13T06:03:00.000-07:00</published><updated>2009-09-13T06:45:20.010-07:00</updated><title type='text'>Belki de?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Sqz2EqON8fI/AAAAAAAAAMM/RaJu3lZEIVE/s1600-h/ayrilik-resimleri-2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5380946214714733042" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 176px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Sqz2EqON8fI/AAAAAAAAAMM/RaJu3lZEIVE/s200/ayrilik-resimleri-2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#cc0000;"&gt;Belki de hiçbir şey yazmayacağım ya da her şey yazacağım ve sadece senin anlayabildiğin kadar ve sadece seni kendinden büyük eylemiş benim yazabildiğim kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de her şey kocaman bir rüya alemi ellerim ayaklarım kayıtsızlık boş vermişlik ağırlık ve hafiflik arasındaki ince temassızlık, uykusuz sancılı nice gece. Aşk’a dair eşsiz iz düşümler, senin yüzünü beni en severken suskunluğunda görme hali, kar altında sarılma ütopyası, temaşa kargaşaları, varlık ve yokluk her şey işte olduğu kadar. Eksiklik veya gayri ihtiyari tokluk. Sonsuz bir açlık yıllar yıllar bile yamacımda olsa bile doyulmayacak bir acının tatlı seğirtmeleri, işte rüya alemi. Masalcının yazdığı heybemize doldurduğu kadar hayat belki çok yürünecek ama yıllar sonra hep aynı yerde hep aynı adımla…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de böyle olmayacaktı ya da böyle olması gerektiği için her defasında böyle olacaktı sonsuza kadar kaçsak ta hep yakalanacaktık ben sen sen ben tarafından. Belki de hep aynı çemberin içinde sadece dönecek ve olduğumuz yerde sadece ve yıllar sonra oluverecektik. Oluşumsuzluğa mahkum bu ne akıla ne de mantığa sahip aşkın sadece çeperlerinde, hani tam içinde yada tam dışında. Ve Belki de senin için sonsuz vazgeçilmişlikte, kaç gece dökülen gözyaşlarında, akla inat saçma sapan çarpan kimsesiz kalp halinde, sana oluşturulmuş mabeddeki gölgeden hiç çıkmamasına. Birimiz başından sonuna giderken birimiz sonundan başına adımlayacak ve asla ortada bir yerlerde buluşamayacaktık küçük bir an ufak teğet olacaktık kim bilir belki de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de O tek yanlış bütün doğruları doğuracaktır. Belki de öyle küçük değildir aşk o zamansız tek yanlışa çakılacak kadar. Belki de Doğrunun gerçeğin aslın yanında olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de ya da belki de her gidiş gibi sonsuza ayrılış asla sonu olmayan sonsuzlukta…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de hayal…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de Rüya…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#cc0000;"&gt;Belki de bu kadar Gerçek&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#cc0000;"&gt;Belki de en gerçek, bir baba tahayyülü, bir evlat, bir anne belki de ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de NEYSE…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçime biriktiriyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim benimle ilgili bütün hallere en yakın mevsimi müjdeliyor Eylül, deli zamanlar yanaşıyor. Seni bekliyorum hazin hüzünlü bir sonbahar tablosunun içinde beni bende unutmuş sen olmuş halimle. Gerekirse bütün bir ömür boyunca ve hiç kavuşamayacağımı bile bile. En ikircikli en rahatsız ay bu Eylül aniden gelen soğuklar var belli bir saatten sonra hayatınız gibi, her şey onca zamandan sonra yeniden aleme inat var olmaya meyilli iken her şey kökten yok olmuştur birdenbire. Gerçektir Eylül Ekimi ve Kasımı doğurmaya Nazır…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vazgeçmişim bütün vazgeçilmeyeceklerden. Vazgeçeceğim bütün vazgeçilmezlerden ve anlıyorum tek bir vazgeçilmez benden bir ömür vazgeçmiş olsa bile uzakta tek başına, cinnet arifesi yalnızlıkta dahi asla vazgeçilmeyecek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim görmüş ki Leyla’nın Mecnun’u bıraktığı…&lt;br /&gt;Kim demiş ki Leyla kendi için Yarinden geçmiş diye…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ancak senin için senden geçilir. Zamanlı Zamansız Bilmem anlayabilir misin, gün gelir senden nasıl da vazgeçmek zorunda olduğumu görebilir misin? Böyle bir ayrılığı hiç mi hiç istememişken ölümüne diyetini çekmeyi, Ve ancak bu derece sevilebilmeyi. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#cc0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Lara Fabian Söylüyor hemen yan tarafta Je T'aime gün gecenin dibine dayanmış ufak ufak adım adım geldiğini haberdar ediyor içimi saran ise sonsuz bulutlu bir gece. gözyaşlarım gözlerimde donuyor bir çiğ damlası olduk olmadık...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Ali 2oo9&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-3985388205020937524?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/3985388205020937524/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/09/belki-de.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/3985388205020937524'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/3985388205020937524'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/09/belki-de.html' title='Belki de?'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Sqz2EqON8fI/AAAAAAAAAMM/RaJu3lZEIVE/s72-c/ayrilik-resimleri-2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-3282416502689769016</id><published>2009-09-06T01:43:00.000-07:00</published><updated>2009-09-06T02:23:56.085-07:00</updated><title type='text'>Aşk Kısa Bir Gölgeliktir Bu Dünyada...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SqN_hj9Rw_I/AAAAAAAAAME/o2D_cXwsnyU/s1600-h/immzaavz8.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 167px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SqN_hj9Rw_I/AAAAAAAAAME/o2D_cXwsnyU/s200/immzaavz8.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5378282594575172594" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(192, 80, 77);font-size:100%;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;“Rüzgar hediye edilebilseydi eğer&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Sana rüzgarı hediye etmek isterdim”(Lale  Müldür)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Evet, evet aşk böyle başlıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Yanmış bir ormanın üzerindeki  dumanı dağıtma arzusuyla.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Rüzgar olup onu nefeslendirme  heyecanıyla.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Acılara dokunma ve onları iyileştirme duygusuyla.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;“Bazen  ama bir insanla bir şey olur&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Kısa süren bir şey &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;İki geyiğin sıçrayıp  havada öpüşmesi gibi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Bazı insanlarla &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Yıllarca görüşsen de bir şey olmaz”  diyor ya şair (Lale Müldür,Saatler ve Geyikler) bazen bir insanla karşılaşıyor,  ne olduğunu anlamadan kalbinin labirentlerinde dolaşmaya  başlıyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Gördüğünüz her acıda ona daha çok yaklaşıyor, kendi  rüzgarınızla kalbinize düşen alevi büyütüyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Zamanla öyle bir  sevgiyle doluyorsunuz ki, onu “bir menekşe gibi göğsünüzde yatırmak”, orada  unutuşun bahçesine gireceği bir uykuya dalışını izlemek istiyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Üşüyen  yüreğini sevginizle örtmek, yaşlı gözlerinden öpmek, üzülme demek  istiyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Sancıdan kıvranan midesi için naneli bir yoğurt çorbası  yapmak, zonklayan başındaki ağrıları ritmik bir şekilde dolaştırdığınız  parmaklarınızla yapacağınız masajla bir nebze olsun rahatlatmak  istiyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Güzel ninnilerle kucağınızda uyutmak, tazelenerek gözünü açana  kadar kıpırdamadan öylece onu seyre dalmak istiyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Yüklerini  kabuslarında bırakmasını diliyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Boncuk boncuk terini her sildiğinizde  bir acısından kurtulmuş olduğunu düşünüyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Acılarına dokunduğunuzu,  birer birer iyileştirdiğinizi sanıyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Uykuya yenilmiyor, sabaha kadar  onu izliyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Yüzünün her halini ezberliyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Değiştiğini,  yenilendiğini ve bunun sizin kucağınızda olduğunu görüyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Sonra o yeni  yüze bir buse konduruyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Nefesinizle uyanıyor ve ilk sizi görüyor  gülümseyen gözleri.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;O tebessümü bir plaket edasıyla alıp havaya kaldırıyor,  büyüterek canlı bir günaydının içine koyuyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Tazelenmiş bir ruhun  öpücüğüyle sabahın serin rüzgarının içinizin yaralarının üzerinde tatlı  gezinişiyle sarhoş oluyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Güneşi seyrediyorsunuz sonra.Her sabah  ışıltıyla doğuşunu seyretmediğinize hayıflanıyorsunuz dakikalarca.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Bin  yıl sürecek bir masalın başladığını, aşkın ışığının acılarınızı yıkadığını  düşünüyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Sevginin en iyi çözüm, aşkın en kolay iyileşme metodu  olduğunu bir kez daha kabul ediyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;“Unutma bahçesi”nde iyileştirdiğiniz  adamın iyiliğini gördükçe siz de iyileşiyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;“Konuşulan aşkın boş,  gösterilen aşkın karşı konulmaz olduğunu” fark ediyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Zamanla “bir  başkasının ruhunun derinliklerine daldığınızda” su yüzüne çıkardığınız acıların  kendinizin olduğunu görüyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Aynadan bir köprü kuruyorsunuz, aşkın  matematiğiyle.Kalplerinizin etrafındaki surları, surlar ardındaki yanmış  ormanları, ölmüş kuşları görüyorsunuz.Kayıplarınıza beraber ağlıyor, gözyaşının  ipiyle daha da bağlanıyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Her bağla, acılara dokunduğunuzu, onları  kazıdığınızı, iyileştirdiğinizi, iyileştiğinizi sanıyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;“Aşkın  erkeği erittiği, kadını dirilttiği “söylenir ya, onun eriyip kaybolan  acılarından yaptığınız zafer tacını gururla takıyor, kutlamalar  yapıyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Her kutlama coşkunuzu arttırıyor, dolu dizgin koşmaya  başlıyorsunuz.Onu daha da iyi etmeliyim, daha fazla vermeliyim, daha fazla  sevmeliyim diyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Birdenbire bütün hayatınız oluyor, sizse onun unutma  bahçesinde güzel kokular saçan bir gül.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Zamanla bunu fark edince,  üzülüyor, yetinmiyor, yediremiyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Bütün bahçeyi  istiyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Hayatınızı teslim ettiğiniz gibi, hayatını teslim almak  arzusuyla doluyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Vermek istemiyor tabi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Gülümsün, diyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Hayır  diyorsunuz, ben senin her şeyinim, unutma bahçenden acı ayrık otlarını ellerimle  temizleyenim, seni ferahlatanım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Kokunda baharı yeniden duydum, diyor.Göğü  yeniden gördüm, renkleri fark ettim sende, gülümsün.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Hayır, diyorsunuz  yine.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Bahçenim, her şeyinim, sen benimsin, ben senin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Susuyor  sonra…Donuyor hareketleri, gözbebeklerindeki ışıkla beslemiyor gülüm dediğini  adam.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Hemen pes etmiyorsunuz, bekliyorsunuz , bahçenin sahibi elinize teslim  etsin diye istediğinizi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Zaman biranda yaklaştırdığı kalbleri aynı hızla  uzaklaştırma telaşına düşerken, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;bahçe güzel kokulara, gül, suya hasret  günlerde için için sırtını dönüyorlar birbirlerine.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Neden sonra peki  diyorsunuz, gülünüm, elinizi uzatıyorsunuz, sıcacık bir kavuşma arzusuyla  veriyor yüreğini adam da.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;İşte o anda tek bir hareketle dikeninizi  batırıyorsunuz kalbine.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Biranda her yer kırmızıya boyanıyor, bir diken bir  kalbi nasıl bu kadar kanatıyor buna siz bile inanamıyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Yüreğinizden  akanlara, onun kalbinden akıttıklarınıza şaşırıyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;İyileştirdiğinizi  sandığınız yaralarınızın hala orda olduğunu, acılara dokunulamadığını  anlıyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Ebed memleketine gidilen yolda, dünya nasıl bir gölgelikse  insanoğluna, aşkın da öylesi kısa bir gölgelik olduğunu görüyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Acılara  dokunmanın imkansızlığını kavrarken surlarınızı tekrar örüyor, ölen kuşu  gömüyorsunuz. Nietzsche’nin sözünü hatırlıyorsunuz: “İnsan arzularını sever,  arzuladıklarını değil.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Her bahçe ve her gülün hikayesinin aynı sonla  sonlandığını görünce ya serpilip boy attığınız bahçede dikenli de olsa bir gül  olarak durmayı seçiyor, bahçeye kokunuzu dağıtıyor, onun verdiği kadar suyla  yetinmeyi öğreniyorsunuz bu masalın sonunda ya da toprağınızı terk edip başka  bahçeler ararken zamanın solduruculuğuna mahkum oluyorsunuz, vatansız, topraksız  orda, burda.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Bahçenin sahibi ise, unutma bahçesi diye bir yer olmadığını  hatırlayarak, “yalnızlığın mutlu gerilimine” dönüyor usulca. Güllerin ne kadar  güzel, cazibedar ve çeşitli olsa da dikenli olduğunun farkındalığıyla yaklaşıyor  bundan sonra.Bahçesinde durmayı seçen güle vefasızlık yapmıyor, gül onu kanatsa  da.Seviyor onu, kokluyor sonra, hem acı hem balsın diyerek yatırıyor bağrına,  yatıştırıyor sabrıyla.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);font-size:100%;" &gt;Ve kulağına fısıldıyor gülün, aşk kısa bir  gölgeliktir, ebed yolculuğunda.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;Bu Hafta iki ayrı yazı var blogta ikisi de alıntı biri 1981 tarihinde Ömer Lütfi Mete tarafından yazılmış Gülce Şiiri ki şiirin İbrahim Sadri tarafından yorumlanmış hali de yine blogta....&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;Diğer yazı ise - Aşk Kısa Bir Gölgeliktir Bu Dünyada - Canım ablama ait Bahar Gelsin Kaleminden dökülen kelimeler. Gel Gitler içinde -&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-3282416502689769016?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/3282416502689769016/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/09/ask-ksa-bir-golgeliktir-bu-dunyada.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/3282416502689769016'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/3282416502689769016'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/09/ask-ksa-bir-golgeliktir-bu-dunyada.html' title='Aşk Kısa Bir Gölgeliktir Bu Dünyada...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SqN_hj9Rw_I/AAAAAAAAAME/o2D_cXwsnyU/s72-c/immzaavz8.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-7232455956125658793</id><published>2009-09-05T11:34:00.000-07:00</published><updated>2009-09-05T11:45:01.269-07:00</updated><title type='text'>Gülce</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SqKxmLo-LwI/AAAAAAAAALk/1JlVYB3jWso/s1600-h/u%C3%A7urum.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5378056174551576322" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 140px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SqKxmLo-LwI/AAAAAAAAALk/1JlVYB3jWso/s200/u%25C3%25A7urum.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Uçurumun kenarındayım Hızır&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Ulu dilber kalesinin burcunda&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Muhteşem belaya nazır&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Topuklarım boşluğun avcunda&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Derin yar adımı çağırır&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Dikildim parmaklarımın ucunda&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Bir gamzelik rüzgâr yetecek&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Ha itti beni, ha itecek&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Uçurumun kenarındayım Hızır&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Civan hazır&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Divan hazır&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Ferman hazır&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Kurban hazır&lt;br /&gt;Uçurumun kenarındayım Hızır&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Güzelliğin zulme çaldığı sınır&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Başım döner, beynim bulanır&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;El etmezGel etmez&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Gülce'm uzaktan dolanır&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Uçurumun kenarındayım Hızır&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Gülce bir davetMecaz değilMaraz değil&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Gülce bir afetPeri değil&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Huri değil&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Gülce beyaz sihir&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Gülce ölümcül naz&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Buram buram zehir&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Yar yüzünde infaz&lt;br /&gt;Bir gamzelik rüzgâr yetecekHa itti beni, ha itecek&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Güzelliğin zulme çaldığı sınır&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Uçurumun kenarındayım Hızır&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Ben fakir&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;En hakir&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Bin taksir&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;AteştenKalleşten&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Mızrakla gürzden&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Dabbetülarz'danDeccal’dan, yedi düvelden&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Korku nedir bilmeyen benTir tir titriyorum Gülce’den&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Ödüm patlıyor Gülce’ye bakmaktanNutkum tutuluyor, ürperiyorum&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Saniyeler gözlerimde birer can&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Her saniyede bir can veriyorum&lt;br /&gt;Ömer Lütfü Mete 1981&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-7232455956125658793?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/7232455956125658793/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/09/gulce.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/7232455956125658793'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/7232455956125658793'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/09/gulce.html' title='Gülce'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SqKxmLo-LwI/AAAAAAAAALk/1JlVYB3jWso/s72-c/u%25C3%25A7urum.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-1004823978846514962</id><published>2009-08-30T05:48:00.001-07:00</published><updated>2009-08-30T05:50:02.994-07:00</updated><title type='text'>Az Önce...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Spp1QmIDJTI/AAAAAAAAALc/WQ2LwYAHxI4/s1600-h/sonsuz1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 194px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Spp1QmIDJTI/AAAAAAAAALc/WQ2LwYAHxI4/s200/sonsuz1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375738033192772914" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Sabah uyandığımızda hayatın herkesin üzerine sinmiş kayıtsız  “play” tuşuna basmamızla başlıyor her şey hayat canlanıyor. Olacak her şey oluyor ve sabahla gözlerim bu serenat’a yani olacakların ahenginin seyrine dalıyor. Az önce belediyenin nicedir ilgilenmediği su patlağının oluşturduğu çukur su birikintisini hoyratça geçen araca okkalı küfürler sallayan adam az önce, tepemden benden habersiz geçiş töreni yapan kuş az önce işte, hafiften saramış yaprakta öyle, hayat hep geçmişe meydan okuyan geleceğin az önceleriyle.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Dünya dediğimiz otobüste yanıma oturan yabancıyla yaklaşık 7 yılımız geçiyor biz gerçekten birbirimize oldukça yabancı ama aslen aynen aynıları paylaşmaktan kaynaklanan adam akıllı bir dostluk içindeyiz O’nunla.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;-Kalk dedi tez canla Başvurular için son gün geç kalıyoruz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Zaten kaç yıldır rahatsız olan gözlerim bu aralar gerçek bir işkence ile karşı karşıya hem Ramazan ayının susuzluğu hem de uyku ritüelindeki belirsizlik tam manasıyla gözlerim için işkence. Bu şeyleri düşünerek uyku ile uyanıklık eşiğindeki tembellik halinde uyanıp kendimi acilen sokağa atıyorum. Hayat başlıyor işte az önce.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Otobüse ardından sabahın mahmurluğu her halinden anlaşılan sokağa ve bu ani  geçiş bana kalabalık olduğumu hissettiriyor nice uzun zamandır bunca tempolu hareketler  etmeyince basit bir koşuşturma bile kişi için acele hatta kalabalık belki de yorucu bile olabiliyordu, hayatımız gibi işte uzun süredir olmayan farklılığın bazen iyi bazen de eşsiz kötü etkileri. Kalabalık bana haiz bir şey bugün, Bugün herhangi birilerini bu kalabalığa alıp orayı daha da bulandırma kalabalıklaştırma niyetinde değilim. Düşüncelerle savaşa savaşa Hastanenin önünde hatta bahçesinde buldum kendimi ne işim var diye sormadan usulca o ani kalabalıktan yine o kadar ani bir şekilde usuliyet kıyısına vurduğuma bende şaşırdım gördüklerimden sonra.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;İlkokulda pek anlaşamadığım ama aynı istikametteki evin yolunu kullandığımız ve o yol üzerinde saçma sapan hikayelerimi sarfettiğim bir arkadaşa rastladım pekala olası bir şey diye düşüneceksiniz arkadaşa rastlamak ama siz o arkadaşı bıraktığınız gibi bulamamışsanız. Hatta eskisi ile yenisi arasındaki inanılmaz eşitsizlik aşırı derecede rahatsız ediyorsa ?  Gürbüz suratından tüm kanı aniden çekmişler gibi, iri cüssesini bir haftalık işkenceyle tıknaz bir adam etmişler. Ve en acısı gözlerine onlara bakana karşı  acımasız bir hüznü işlemişler gibi. Uykusuz sessizce başını çevirip    &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;         -Merhaba dedi nasılsın? Seni görmek iyi oldu bu son kelimelerini mırıldanarak dedi duyduğumun farkında olmadan.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;-    Sağol dedim sen nasılsın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;-    Gördüğün gibi dedi az önce&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;-    Metin dedim yıllardır görmediğim eskiden kocaman cüsseli ama şimdi bir yılan kadar incelmiş bedenli adama uzun zamandır görüşmüyoruz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;-    Ama çok değişmişsin. Şaşırtıcı derecede.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;-    Evet dedi her şey sadece bir hafta içinde oldu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Ve o sonsuz sohbetin başlayacağının işareti olan şeyi yaptı anlatılmaz çaresizlik refleksini iki elinin arasında aldığı ve artık taşıyamadığını hissettiğim başını.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;-    Annem dedi bir felaketin ilk kelimesiymiş gibi O’na Rahmini açan kadından bahsederken çok hasta Kansermiş.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Her şey sonsuz oluyor o sırada sırtınız kocaman bir kambur anlatılmaz bir çaresizlik içinde susarsınız, artık ne ben ne Metin kelime edemeyiz ki hem Metin bilmez mi ki bu tür durumlarda yükü taşıyandan daha büyük acı çeken varsa  O kişi de  yükün farkında olanın olduğunu. Ve bu büyük suskunluğun sonsuzluğa kadar uzanır ama konuşulamayacağını.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Kalkıyorum yanından kendimce bir gelecek kurabilmek için, kendi geçmişimden kaçıp başka birinin geçmişine sığınmaya çalıştığım dönemlerde, varlığı ile bütün geçmişe başkaldıran geleceğin artık var olmadığını anlıyorum geçmiş elimden tutuyor ayaktayken tek kelime edemiyorum. İki elinin arasında başını tutan adama.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;O kuru hasta gözlerim nemleniyor bir bahar oluyor kalbimdeki hazan gözlerim için. Ve devam ediyorum, az önceki kalabalıktan eser kalmamış aklımda sadece hastalık var. Her şey geçiyor oradan uçurumlarda buluyorum kendimi Tanrı’nın sınavı, şükür için ödül, ödüllendirmek için Tanrı’sal Bahane. Daha nice düşünce geçiyor ama aklım kalbime hükmedemiyor ki, Ve Geçmiş onca yok olmuşluğuna rağmen tozun dumanın arasında hem de bu kalabalıkta canlanıp ta geleceğe bakıyor. Ve ben seni doğurdum diyor bir Anne gibi. Hayat işte her şey AZ ÖNCE…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Bu yazı aynı zamanda www.illegalizma.com adlı sitede de yayınlanmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-1004823978846514962?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/1004823978846514962/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/08/az-once.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/1004823978846514962'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/1004823978846514962'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/08/az-once.html' title='Az Önce...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Spp1QmIDJTI/AAAAAAAAALc/WQ2LwYAHxI4/s72-c/sonsuz1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-6365374041992212221</id><published>2009-08-23T10:56:00.001-07:00</published><updated>2009-08-23T11:05:24.707-07:00</updated><title type='text'>Ey Oruç Tut Bizi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SpGC5mZ6QmI/AAAAAAAAALU/h0tkdcrskhU/s1600-h/Ramadan_by_muslimz.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 150px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SpGC5mZ6QmI/AAAAAAAAALU/h0tkdcrskhU/s200/Ramadan_by_muslimz.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5373219756503089762" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Anlıyorum ki Yaradan yılın bu aç kaldığımız ayında sadece sabrımızı sınamak ve hallerimizi izlemekle yetinmiyor, aynı zamanda dertlerimize kendiliğinden çözümlerde bahşediyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;Evet Ramazan ayındayız. Allah’ın biz kullarını, çok tanıdığı yarattıklarını, onca kez affetmesine rağmen her defasında hataya yeniden yönelen varlıkları affetmek için sistemlediği kurguladığı onca zamanlardan birindeyiz. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Allah’ın en yakınlarımızda olduğunu daha fazla hissettiğim dönemler çok iyi geliyor genel haliyle bu kendisinden vazgeçilmiş hayatıma esasında, durmak düşünmek gibi sanki çok aceleymiş ve yetişilecek bir yerler varmışçasına kovaladığımız hayatın fren pedalına basma mahiyetinde bir ay Ramazan. Derinlerinde Yaradan’ın eşsiz şefkati merhameti büyüklüğü saklı bir zaman dilimi aynı zamanda bu ay , Ruhumuzun açlığını hissettirebilmek için midemize ağzımıza gem vuran dini kurallar sizlere hiç bir şey anımsatmıyor mu? Ruhumuzun açlığını bastırmak hatalı kusurlu nefsimizi bilmek ve öyle hareket ederek onu bu haliyle besleme halimize midemizi aç bırakarak ulaşma hali. İşte Ramazan da bizlere sadece yer yer farkında olduğumuz derinlerimize seslenmek ve belki de kendi sınırları içinde Hakka ulaşma yolunda özgürlüğü bahşedebilmek için yani Batıni alemimizde uyanmaları sağlayabilmek için tam zıttı olan tamamıyle zahıri ihtiyaç olan açlığı bahşetti Yüce ALLAH…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Yazılacak çok ciddi gelişmelerin pek te baş göstermediği bir haftadan çıkmanın verdiği umursamazlığın hafifliği  aynı zamanda iftara az kalan sürecin baskısı altında ne yazabilirsem hesabıyla dokunduğum klavyenin tuşları acaba açlığımı ve bu zahıri alemdeki açlıkla tamamiyle zıt ve kafa kafaya tutuşmuş batıni alemdeki eşsiz doygunluğumu  hissedebiliyor mu acaba ?  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Dewreş ile Adule bitti oldukça sade bir dille yazılmış güzel bir aşk hikayesi idi. Asıl olan zamanın mekanın var olmanın ya da yok olmanın yani aşk ile ilişkili birlikteliğin veya ayrı kalarak bir ruhu yaşamanın işin özü zıtlıkların bir aradaki eşsiz uyumunun hangisi olduğuna dair yine kendisinin de çözümsüz kalması ve zaten aşkın grift sokaklarında daha derinlerde ve bütün dillerde eşit olarak kayıtsız bir çıkmazdan ibaret olduğunu gösterdi. Ayrılmak mıdır asıl olan sevgili olanın uğruna tüm alemden, peki ya yaşamak mıdır sevgiliyle bütün bir alemi hangisidir aşkın açıklaması? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Kız Kardeşimin Hikayesi ( My Sister’s Keepers ) : Film insanlıkla ilgili en derin meseleyi çıkmazı, sıkıntıyı, hüznü, kederi ve iç içe geçmiş zıtlığı bir aile içinde yaşanabilecek artık her ne ise hemen hemen her şeyi bir arada ele almaya çalışan ve eşsiz bir drama şöleni sunan bir gösteri halini alıyor. Sizler de ben gibi bu denli mazoşist dramalardan hoşlanıyorsanız kaçırmamanız gereken eşsiz  bir ağlama şöleni. Lösemili kızlarını yaşatabilmek için dünyaya getirilen ( Konu ile ilgili hukuki gerekliliklerde düzenlenerek ) bir kızın hikayesi var ve bu sonradan ablasının ihtiyacı olan ilik nakli ile O’nu kurtarmak için dünyaya gelen kız hukuki yollardan yaşamak istiyorsa ne olur işte cevap bu filmin içinde izleyin derim.&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve tabi aşk, Güzel bir dua küçük bir an büyük bir suskunluk...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Haftaya Görüşmek Üzere Selametle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2oo9&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-6365374041992212221?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/6365374041992212221/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/08/ey-oruc-tut-bizi.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/6365374041992212221'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/6365374041992212221'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/08/ey-oruc-tut-bizi.html' title='Ey Oruç Tut Bizi'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SpGC5mZ6QmI/AAAAAAAAALU/h0tkdcrskhU/s72-c/Ramadan_by_muslimz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-6198875048298478081</id><published>2009-08-16T09:36:00.001-07:00</published><updated>2009-08-16T09:37:18.979-07:00</updated><title type='text'>Ironik</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Sog1r3XaayI/AAAAAAAAALE/1EYskaVXiFs/s1600-h/%C3%B6zr%C3%BCm+engel.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 162px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Sog1r3XaayI/AAAAAAAAALE/1EYskaVXiFs/s200/%C3%B6zr%C3%BCm+engel.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5370601583352113954" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Özürlü :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimsenin eksik yanlarımı görmediği kimsenin sırf o yüzden bana bakmadığı bir diyardayım. Bedenimi kaplayan cüzzam kimseciklerin umurunda değil. Ya da ayaklarımın olmaması yarım olmam çirkin olmam önemli değil. Hiç kimse için, En güzeli de onların umurlarında olma halim sadece içimdeki gerçek ben ile ilişkili olması. Yani benim ve benimle ilgili gerçek görünmeyenlerim sahnede. Kendi mücadele mi veriyorum bu dünyada herkes gibi yaşıyorum onlarla birlikteyim. Ne eksik ne de yarım ne de can yakan bakışlar altındayım. Kimse güzel denilen şeyin ne olduğunun farkında değil aslında bende hatırlatmamalıyım ve hatırlamamalıyım. Ama her düşündüğümde o güne milyonlarca kez şükür ediyorum.  Zaten tam anımsayamıyorum ama o eşsiz büyücüden sonra böyle oldu bu alem. Herkesin beynine girip değer yargılarını ve kalabalık zannettikleri ama düşüncelerinde adı sadece çer çöp olan her şeyi temizlemesiyle başladı. Dünya üzerindeki güzeli çirkini en derinlerde saklandığı korkak ruhlarda hasarlı akıllarda buldu ve  sildi. Onlardan açılan yerlere daha kocaman harflerle ve daha erdemli olacak bir şeyler yaptı yine tam hatırlamıyorum ama sadece iki kelime idi yazdığı İyilik ve Kötülük. Bir büyücünün garip dokunuşuyla değişmiş bu dünyalıları seviyorum herkes dıştan bakılınca eksik hatta parça parça ama kimse size, sizin yüzünüze özrünüzü vurmuyor. Ya da bakışları özrünüze çarpınca suratları çarşamba pazarı'na da dönmüyor. Onlar kendi acınası hallerine rağmen size acımıyor. Acınası bakılmıyorsunuz yani. Ne güzel bir dünya burası demek isterdim, bunları yaşamak isterdim hem bunlar olmuş olsaydı anneme de isyan etmezdim neden eksik neden yarımım diye kırılmaz idi  o eşsiz kırık ve benden dolayı özürlü kalmış içinde bana anlamlandıramadığı bir özür biriktirmiş özürlü kalp.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Susan Boyle – I  dreamed a dream :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında göreceli güzellik ve çirkinlik kavramına fazla taktığım bu hafta da uzun süredir planladığım kısa videoyu bulup izlemek, Susan Boyle’un tam haftasına denk gelmesi ayrıca sevindirici. İngiltere’nin yetenek programının birine katılan bir kadın Susan Boyle 47 yaşında şişman ve hemen hemen böyle programlara katılabilecek kriterlerde ‘GÜZEL’ değil di aynı zamanda jüri üyelerinin zaten öylesine bakışları yani kriterlerimiz dışındaki ama olsun  eşsiz eğlencemiz gibi davranmaları da işin tuzu biberi olmuştu ama Susan eline mikrofonu aldıktan sonra bütün salonun ayakta alkışlaması görülmeye değer eşsiz bir manzara idi, Yaşadığımız dünyada için dışı dışın içi diye bir tabir mevcut. Biz  dışına aldanarak içini içine aldanarak dışını yorumlamaktan kaçınalım bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu Tönbekici -  Kıro :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar önce okuduğum gazete olan Vatan gazetesini şu sıralar yine alıyorum tam sebebini bilmiyorum ama geçmiş alışkanlıklarımızı arıyoruz bazen insanlar olarak belki de bazen unutmaya çalıştığımız geçmişimizin kimi fotoğraflarından kurtulmak ta istemiyor gibiyiz. Susuz kalmaktan hoşlanmak gibi.  Neyse asıl konumuz Mutlu Tönbekici – O  dönemlerde Tuğçe Baran diye asi bir kız vardı annesinin istediklerini yapmayan, eğlenceli, ayakları yere basmayı pekte öğrenememiş bir karakter.  Kendisi Mutlu Tönbekici imiş yani yıllardır hayali karakterini köşesinde yazmış. Yakından takip edenlerin haberi vardır eminim. Yine asıl mevzu dışına çıkıyoruz toparlayayım işin özü o kadar hafif meşrep denebilecek konuları yazan bir köşede demokratik açılım ile ilişkili güzel bir yazıyla karşılaşmak şaşırttı beni. Bu hafta içinde  basit bir kelimenin bilinen bilinmeyen yönlerle nerelere ve ne şekilde dokunduğu ya da dokundurulduğu güzel lanse edilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İroni :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bir hafta ironik olaylarla karşılaştım aynı zamanda bir başka ironiden bahsedeyim. Steven Spielberg’i bilirsiniz. Hollywood’un uzaydan gelmiş çocuğu. Uzayla ilgili en eli yüzü düzgün eserlerin yapımcısı, hakkında öğrendiğim garip bilgi gerçek manada ironinin ve kişinin kendisiyle yüzleşmesi sonucu neler yapabileceğini benimsetti bana bir kez daha. Meğer çocukken kendisi gökyüzüne bakmaya bile korkarmış ? (İRONİK) – Steven Spielberg demişken kendisinin iki eşsiz filmi var benim için sizlere de tavsiye edeyim. Biri Zaten bugünlerde 56. yıldönümü anmalarıyla devam eden Hiroşima ile ilişkili eşsiz bir sitem belki de önyargı yada özeleştiri bab’ında bir film olan Güneş İmparatorluğu. İkincisi ise her sinema severin arşivinde bulunması gereken bir başyapıt Olimpiyat oyunlarında katledilen Yahudiler’den yola çıkıp Ortadoğu’nun Grift derinliğine sizleri çekmeyi başarabilen ve bunu bir ajanın hayalleri eşliğinde boğarak sıkarak yapan bir film olan Munich.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın Enlerine kalabalık baş ağrılarından dolayı pek bir şey biriktiremememin mahcubiyetiyle yazıyorum bu kelimeleri. Fakat önümüzdeki hafta yapılacaklar yazılabilir mesela. Uzun süredir filminin seti ve gelişmelerini yakından  takip ettiğim Jodi Picoult’un çok satan kitabından Nick Cassavetes tarafından sinemaya uyarlanmış Kız Kardeşimin Hayatı ( My Sister’s Keper )  kesinlikle izlenmeli. Haftaya içeriğini ne olup ne olmadığını ve bana neler hissettirdiğini yazacağımdan emin olabilirsiniz. Aynı zamanda bu hafta elimde bir Kürt Destanı var Dewreş ile Adüle  - Bawer Ferhat adlı yazarın bir eseri kitap kurdu bir arkadaşımın kesinlikle oku diye önerdiği bir kitap. Olay Osmanlı döneminde iki aşiret arasında oluşan  düşmanlıktan filizlenen sonsuz bir aşkı anlatmakta. Bir tür Romeo Juliet hikayesi. Şimdilik kitap hakkında bildiğim bu kadar onu da yazarım haftaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiddetli baş ağrılarının beni terk etmeyi öğrenememiş eşlikleri arasında bir yazıyı daha sonlandırıyorum. İşin özü ne yazıp ne yazmadığıma dair kesin bir fikrim olmamasına rağmen şu an kelimelerimi okuduğunuzu bilmenizi isterim. Anlayacağınız tadına bakılmadan servise sunulan yemek gibi. Haftaya görüşmek üzere Selametle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2oo9&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-6198875048298478081?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/6198875048298478081/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/08/ironik.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/6198875048298478081'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/6198875048298478081'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/08/ironik.html' title='Ironik'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Sog1r3XaayI/AAAAAAAAALE/1EYskaVXiFs/s72-c/%C3%B6zr%C3%BCm+engel.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-259127700889878132</id><published>2009-08-08T10:51:00.001-07:00</published><updated>2009-08-08T11:01:13.466-07:00</updated><title type='text'>Başlıksız Olacak Kadar Serseri</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Sn27YjtVG7I/AAAAAAAAAKE/e3dMjyqIvFg/s1600-h/leon10.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5367652361472121778" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 112px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Sn27YjtVG7I/AAAAAAAAAKE/e3dMjyqIvFg/s200/leon10.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Uzun süredir aklımın köşelerinde yer edinmiş hatta kendime bile şimdilerde ancak ufaktan ufaktan itiraf edebildiklerimi yazayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anladım ki esaslı bir serseriyim ben. Standartta içi boş herhangi bir vasıfsızlık ibaresi belirten kelime imiş gibi dursa da bildiğiniz serserilik değil bahsettiğim. Serserilik bir hayat şekli, şimdi şöyle düşünüyorsunuzdur nasıl bir serserilik ki bu böyle yaşam tarzı olabilecek. Yıllardır bir diyarda yaşıyorsunuz, ama hiçbir şeyi sizin olamamış bir diyar. Siz hatta aileniz bile sizin değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözleriniz hep yeşil yaşadığınız diyarlar hep İstanbul.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi odanızda hep diken üstündesiniz, sanki misafirmişsiniz de çıkacağınız günü bekliyormuşsunuz gibi. Sanki bir diyet bir bedel ödüyormuşsunuz, yada çok ötelerde doğacak güneşleri doğurmaya yardımcı oluyormuşsunuz gibi. Okuduğunuz kitapları koyacak bir kitaplığınız yok sadece kolilerde saklıyorsunuz, kolilerde saklamak hayatı belki bir gün açabilirim niyetiyle. Elbiseleriniz o kadar aynı ve o kadar zamandır tek çizgi ki sade hayatınızı daha da sadeleştirecek herhangi bir olgu için etrafınızda her ne varsa ve elinizden ne geliyorsa ardınıza koymuyorsunuz. Sade bir dış alemde yaşamak iç hayatınızın sonsuz çalkalantılarına inat, yani iç dünyanızdaki deliliğe yakın kendinize rağmen müdahalesiz, bulanmadan, ama bir o kadar sabırla yaşanan ve sabrın sınırlarıyla çatıştığınız dıştan görünen basit saçma sapan bir hayat.&lt;br /&gt;Arkadaşlarınız ayrıca hem yıllardır aynı hayatı yaşarken bir elin parmaklarını bile çıkaramayacak kadar arkadaş kitlenizin olduğu bir hayat işte. Yani kalabalık etmeden hayata devam etmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar sadece acıtmayan yanları, hele kalbinizi yerinden alan yanları da var serseriliğin, delikanlı olmak lazım öyle kolay değil. Beni yok etmek lazım siz ve size dair hayata anlam katan insanlar için sizi yok etmeli ve bu sizin elinizle olmalı. Sen yok olacaksın ki anlam kazanacak. Benliğini yitirmelisin isterken ben dememelisin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada sık sık kaybedeceksin, ama kaybettikçe bocaladıkça yıkıldıkça daha bir sabırla şükredip bekleyeceksin sana ait vadenin, misafirliğinin vaktinin dolmasını hiçbir şeyi kırmadan gerekirse cam üstünde yürünecekse cam üstünde yürüyerek yaşayacaksın. Yaşamak sanarak yaşayacaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam çağlayan yaşlarınızdayken imkanlarınız ve sınırlarınız dahilinde kendi barajlarınıza bel vereceksiniz, kolay mı öyle taşmak taşırmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de çok ötelerde bekleyen baharları doğurmak için bu özürlü zamanlarda özürlerle yaşayacaksın. Bazen sağır olmalısın, bazen kör. Ve bunca karışık iken ve karmaşadayken, dünya üzerindeki sadece senin belirlediğin değerleri asla unutmayacaksın asla sırtından kopmayacaksın tutunduğun hayatın, elindeki her şeyi zamanla acıtarak almış olsa bile vazgeçmeyeceksin umuttan, belki faydam olur diye ben dışındakiler için  adım atacaksın kalbine dünyanın, çok konuşmayacaksın. Çünkü insanlar sonsuz suskunluğunuzda anlamaya başlayacaklar sizi. Bazen çıldırtıcı olacak bu suskunluk ya size ya da karşıdakine ama çıldırmanın çizgilerini görmeden çizilmez ki gerçek hayatın anlam dolu kalın çizgileri. Hayatı hemen hemen hep eee peki şimdi noktasında yaşamanın garip çekici ve dayanılmaz sinir bozucu halleriyle benimseyeceksin. Çizmeyeceksin hayatı o çizecek ve sana sunacak. Öylesine beklemekte anlamsız elbette gerekirse kılıcı alıp eline düşeceksin kocaman yaratıkların ölümü için savaşmaya. Düzenini kurma gibi bir kaygın olmayacak plan yapmayacaksın. Kısacası söyleyemediklerim birçok bütünlük içinde söylenecek son sözüm bu olsa gerek yani siz İçinizdeki gerçek küçük ama özünde  insan tipini Dıştan dokunulabilir yapmacık büyüklüğe adamak için hiçbir zaman yormayacaksınız kendinizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet evet tam bir serseriyim herkes gibi sıradan malzemeleştirilmiş, yavan, yalan ve isterik bir hayatım olmasındansa bu umutlarla dolu looser vazgeçen ama asla ardına bakmayan yıkılıp yorulmayan, umutlarla  koyun koyuna uyumak daha çekici gelen bir adam işte. Ve şunu anlıyorum bağlanmamaktan, kazanmamaktan, bazen kaçmaktan, bazen ise sonsuza kadar durmaktan, ve en önemlisi ardımda yakılan ağıtlardan yaşıyorum ben bu  alemi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın Enleri :&lt;br /&gt;Serseri : Bütün bir hafta serseri okudum serseri yazdım ve serserileri izledim Şampiyon filmindeki Mıckey Rourke yada Leon gibi&lt;br /&gt;Beraat : Bütün bir yılın üzerine döküleceklerin Allah katında ilahi boyutlarıyla yazıldığı güzel bir yılbaşı zaten öyle süslü cümlelere de gerek yok çıkarıp içindeki en sade halini dualarla gelmek lazım.&lt;br /&gt;Nilüfer : Kadife sesli Sessiz sanatçı Nilüfer çok uzun gecelerde yarenlik ediyor düşlerime.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çetelesini tutamadığım bilmem kaç gecedir süregelen, devam etmekte olup sonsuza uzanan saatlerde işte burada özüme sakladıklarımla baş başa sana ağıt yakıyorum. Demek isterdim işte, demek isteyip te onca biriktirdiğim dokunulmazlar gibi. Gözlerin değecek mi bilmem kelimelerime tanırlarmı ki seni bu sözcükler şefkatle dokunsalar senin gözlerine bari ben yerine. Üzülüyorsun, hüzünleniyorsun. Böyle anlarında nekadar istedim gözlerimi sana vermeyi. Benim gözlerimden sana baksaydın bir of demeyi fazla görürdün kendine, önüne serilmiş bir bahar bahçesini seyre dalardın, Zülfün dökülürdü ey Yar yüzüne. Güzel bir türkü olup yayılırdı saçların gökyüzüne, Burnun dudakların aşkı inkar ederlerdi yine en sen halinle. Ve ben sana verdiğim gözlerden mahrum halimle bile sana yeniden geçmişi geleceğe katarak büyüyen o delilik arifesi sevda haline bunalırdım.  Kör Görmeyen Halimle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolu Dolu bir haftadan en azından değişimin olduğu yorgunluğunda stresinde sıkıntının da ama bir o kadar umudun da bol olduğu bir haftadan farklılaşmalardan yeni bir hayatı tanıdığım zamanlardan yazıyorum. Bu arada Bahar Hoş geldin, burada üç beş kelimeyle geçirilecek bir hoş geldin merasimi olmayacak elbette sana yazılacaklar. Ama bitti artık en azından bu haftalık yazılacaklar, haftaya görüşmek üzere...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2oo9&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-259127700889878132?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/259127700889878132/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/08/baslksz-olacak-kadar-serseri.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/259127700889878132'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/259127700889878132'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/08/baslksz-olacak-kadar-serseri.html' title='Başlıksız Olacak Kadar Serseri'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Sn27YjtVG7I/AAAAAAAAAKE/e3dMjyqIvFg/s72-c/leon10.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-5789222276802251449</id><published>2009-08-01T06:44:00.000-07:00</published><updated>2009-08-01T06:57:05.306-07:00</updated><title type='text'>Kaç Sorusu Olabilir Bir Kedinin</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SnRJpbbHuqI/AAAAAAAAAJc/bYJ0B9tDTKY/s1600-h/kedi_ve_irin_ocuk.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5364994032190077602" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SnRJpbbHuqI/AAAAAAAAAJc/bYJ0B9tDTKY/s200/kedi_ve_irin_ocuk.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Ne çok sorusu var şairin. Kâh yolunu bekliyor, kâh yolunu kesiyor, kâh yoldan çıkarıyor onu. Kâh elinden tutuyor, kâh elinden çekiyor, kâh elden çıkarıyor onu. Kâh yağıyor toprağa, kâh buharlaşıyor topraktan, kâh toprak ediyor onu. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;‘Duyuyor musun ortasında sonbaharın/o sarı yıkılışları gümbürtüleri?’, ‘Alevler içinde yanan bu çimenler/zincirlerini koparmış ateşböcekleri mi?’, ‘Ne zaman verilir güle, söyleyin/ topraktan çıkma emri?’, ‘Kim uyandırabilir uykusundan güneşi/uyurken alevler içindeki yatağında?’, ‘Neden saklıyor dersin ağaçlar/bütün görkemini köklerinin?’, ‘Kaç sorusu olabilir bir kedinin?”&lt;br /&gt;Ne çok sorusu var şairin. Tabiatın her köşesinden fışkırıyor. Kimin ektiği meçhul sırlı bir tarlanın hasatçısı o. Topraktan çıkar çıkmaz vuruyor tırpanını boynuna her sorunun. Öbek öbek yığıyor harman yerinde. Vahşi atların çektiği düveninde şarkılar söyleyerek sıyırıyor kabuktan taneyi. Kabuklar mektubu çıkarılmış sarı zarflar gibi uçuşuyor havada. Sorular, o güneşin kavurduğu atlar, tabiattan insana koşuyor. “Kim daha çok acı çeker, bekleyen mi/ yoksa hiç beklememiş olan mı bir insanı?”, “Sonunda kendimi bulduğum/ yerde mi kaybettiniz beni?”, “Ve çekip gidecekse bu can tenden/neden böyle sadık bana iskeletim?”, “Ne aradığımı bu dünyada/ kime sorabilirim, var mı bilen?”, “Pablo Neruda adını taşımaktan saçma/ başka bir şey olabilir mi dünyada?” &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;On altı yaşındaydı Neftali Ricardo Reyes Basoalto, Pablo Neruda müstearıyla yazmaya başladığında. İsminin arkasına gizlenmişti babasıyla saklambaç oynarken. “Edebiyatın tehlikelerinden” uzak tutulan bu genç Şilili ozan, ne yapıp etmiş, on dokuz yaşında evindeki mobilyaları ve babasının verdiği saati satarak ilk kitabı “Akşam Alacası”nı yayınlamıştı. Daha on iki yaşındayken şair Gabriela Mistral’in ruhuna attığı tohumlar öyle bir fışkırmıştı ki, ilk kitabının üzerinden henüz bir yıl geçmişken, “Yirmi Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı”yı dinletmişti iki milyon kişiye. İki milyon Güney Amerikalı kitabın sayfalarını çevirirken şu dizelerle karşılaşmıştı: “Sende ırmaklar şakır ve ruhum onlarla hep/ istediğince kaçar istediğin bir yere/ Yolumu çiz de bana umut yayında senin/ bırakayım bir yığın oku delirmelere.” &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Neruda, zulmün oklarıyla delik deşik olan bir dünyada yayını “insan” için gerdi hep. Mısralarının ulaştığı her yerde ümit yangınları çıktı. İspanyol şair Lorca’yla tanışmak ne heyecan vericiydi, onun öldürüldüğünü duymak ne kahredici! Ah İspanya! “Ole!” demenin zamanı değildi. Neruda, yayını bu kez İspanya’ya çevirdi. “İspanya Gönüllerde” adlı kitabını basabilmek için cephedeki askerler eski bir değirmende kağıt yaptılar coşkuyla. Kağıdın malzemesinde yaralı askerlerin kanlı elbiseleri de vardı. Söz kutsaldı. “Şarkı söyleyen, yükselen ve düşen sözler...” Sahici olduklarında cephede mermiden daha değerli olan. Sahte olduğunda Neruda’ya, “Ne çok kitap, ne çok kitapçık... Kim okuyabilir ki bütün bunları? Onları yiyebilseydik! Şu açlık dünyasında onlardan salata yapabilseydik. Onları küçük küçük doğrayıp yemek yapabilseydik,” dedirten.&lt;br /&gt;Neruda, hem ülkesinden kovuldu hem ülkesini temsil etti dünyanın dört yanında. Ölümünden dört yıl önce Paris büyükelçisiyken L’Express dergisinin sorularını cevaplarken, söz dönüp dolaşıp dinlere gelmiş, Hindistan günlerinden söz etmişti Neruda: “Bir gün Rangoon’da bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu. Bir tapınağın önünde binlerce kişi toplanmıştı. Çamurlar içinde diz çökmüş duruyorlardı. Tapınağın içindeki rahiplerle aynı dindendiler, fakat içeri giremiyorlardı. Ne haksızlık! Buda, gücünü uygulamaya geçirememişti. Bana Müslümanlığın daha yakın düştüğünü fark ettim.” Gazeteci şaşkınlıkla, “Nasıl oldu bu?” diye sordu. Neruda, “Tuhaf bir şekilde...” diyerek anlatmaya başladı. Çok sıcak bir günde yürürken karşısına bembeyaz bir cami çıkmış, biraz dinlenmek ve serinlemek üzere camiye girmiş, halının üzerine kıvrılarak düşüncelere dalmıştı. Kimsecikler yoktu içeride. Fakat az sonra birkaç Müslüman gelip sorular sormuştular ona: “Müslüman mısın?”, “Buraya neden geldin?”, “Yapmak istediğin nedir?” Neruda, Müslüman olmadığını, biraz düşünmek için camiye geldiğini söylemiş, bunun üzerine “Hakkın var, burası fikre dalınacak bir yerdir. Yine gelebilirsin,” demişlerdi. “Doğu’da geçirdiğim yıllarda beni en çok etkileyen bu olay olmuştur. Bilirsiniz, fillerle yapılan ayinleri, maşlahlarla, ölü kafalarından kolyelerle süslü tanrıça Kali’yi... Üç beş kuruşa takla atacak rahipleri; bunları hiçbir zaman çekici bulmadım ben. Oysa, susuz bir havuz gibi serin, o aydınlık cami beni çok etkiledi.” &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Ne çok sorusu vardı şairin, ne güzel cevabı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bu yazı ZAMAN Gazetesi yazarlarından Ali URAL'a ait yıllar öncesinden okuduğum ve herkesin bir kaç kelimesinde kendisini bulacağına inandığım bir yazı bir alıntı ile Haftada Bir yoluna devam ediyor anlayacağınız. Ama Aşağıda Haftanın Enleri Mevcut...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Seven Pounds ( Yedi Yaşam ) : Orjinal anlamı Yedi Diyet anlamına gelen ve ülkemiz de Yedi Yaşam adıyla vizyona giren Will Smith'in başrolünde oynadığı film. Will Smith Özünü böylesine ağır filmlerde buldu diye düşünüyorum, bir önceki Filmi Umudunu Kaybetme'de de Performansı görülmeye değerdi ki bu filmde Hem senaryosu hemde anlatım tarzıyla önemli bir yer tutmakta. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Kite Runner ( Uçurtma Avcısı ) : Bir kitaptan bahsedeyim bir vakit oldukça uzun süre New York Bestseller listesinin ilk sıralarını fethetmeyi başarabilmiş bir kitap. Yıllardır okuma alışkanlığım genelde Popülaritenin dışındaki eserleri takip etmekle geçti fakat şu sıralar kaliteli yapımlar bulamadığımdanmıdır ya da, hikayeler büyüklere hikayeler duymak istiyor olma halimdenmidir. Alıp okudum aynı zamanda aynı hafta içinde filmini de izledim bir kitabın filminin bir kitabı nasıl katledebileceğine bir kez daha şahit oldum, Neyse siz en iyisi kitabı alıp okuyun. Katıksız Aşk'a dair bildiklerinizi ve önyargılarınızı yıkmaya gücü yetecek derecede güçlü bir eser. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Tez Geceler ( Azerice A Trio ) - Gülben Ergen Kördüğüm : İki müzik var bu hafta haftanın enleri arasında geceler boyu uzun uzun mp3 playerda sürekli çalan iki şarkı. Biri azerice bir eser her ne kadar söyleyenini bilmesemde sözleri çok güzel kafkaslardan kopup gelmiş acılı bir kalbin soluklarını dinlerken hissedebilirsiniz. Gülben Ergen Kördüğüm : Ufak ufak başlayan ama zamanla aklınıza kalbinize akan bir ses haline gelen eşsiz şarkısı herşeyden önce şarkının içindeki sözlere bakılırsa. Hepimizin yardıma ihtiyacı var.....&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Ali 2009&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-5789222276802251449?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/5789222276802251449/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/08/kac-sorusu-olabilir-bir-kedinin.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/5789222276802251449'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/5789222276802251449'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/08/kac-sorusu-olabilir-bir-kedinin.html' title='Kaç Sorusu Olabilir Bir Kedinin'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SnRJpbbHuqI/AAAAAAAAAJc/bYJ0B9tDTKY/s72-c/kedi_ve_irin_ocuk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-6374855158467755279</id><published>2009-07-24T07:47:00.000-07:00</published><updated>2009-07-26T03:52:54.558-07:00</updated><title type='text'>Anladım...</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SmnY8E3hy1I/AAAAAAAAAJU/202mXbUx6bk/s1600-h/eeg3.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5362055357971680082" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 199px; height: 200px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SmnY8E3hy1I/AAAAAAAAAJU/202mXbUx6bk/s200/eeg3.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: georgia;" align="justify"&gt;Başım parmaklarımın arasında son iki haftadır çok ötelerden gelmiş o nemden, o havadan yorulmuş, bıkmış her zaman olduğu gibi sadece kendi içime kendi dilimde artık bıçağın kemiğe dayandığına dair bir kaç kelime ediyorum. Artık beni ve benimle ilgili bu alemdeki mekanizmaları çalıştırmaya gerekli olan adı ruh, kalp ya da herneyse işte o gücün kollarımdan bacaklarımdan çoktan çekildiğini hissediyorum ve böylesine dar boğazlarda  kalan kırıntılarıda çekip gidiyor gibi. Onları takip etmek yoracaktı.  Artık izlemekten bile bıktığım gidişlerine izin verdim. Hem zaten benim iznimle alakası yok onlar zaten gidecekler. Artık ne olacaksa olsaydı ve artık olmalıydı çünkü sınırın tam sınırındaydım. Ve bundan en az adım kadar emindim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: georgia;" align="justify"&gt;Evet yeniden elde raporlarla bana doğru gelen hayalet . &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: georgia;" align="justify"&gt;"Hazırmısın delikanlı sıra senin" ( Sesindeki o umarsız tavır rahatsız ediyor - kendimce ya benim yerimde olsaydın diye düşünüyorum sonra bu düşüncem saçma geliyor koacaman bir neyse diyorum yine kendimce ve yine sadece kendime) &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: georgia;" align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Orada o esnada o kalabalıkta o sırada beklerken&lt;br /&gt;"Kahretsin istemiyorum, korkuyorum yapmayın"  &lt;br /&gt;diyesim vardı ama yıllardır kendimi sırf onun istediği gibi güçlü olmam gerektiğini algıladığım gözler yine bana bakıyordu. Yine sustum söyleyemedim, bir kez daha o sessizlikte aramızdaki o şeyin sadece kan bağından ibaret olmadığını ya benim kelepçenin anahtarını ya da onun kelepçenin anahtarını tutanın olduğunu gördüm. Dönüp o gözlerin sahibine haykırmalıydım ama ne söyleyeceğimi bilmiyordum. İçeriye girdik beş varlıkla birlikte ben, doktor, hemşire, ıssız rutubetli nemli oda, kekremsi Ankara havası ve Geçmişim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: georgia;" align="justify"&gt;Aslında varlık aleminde orada olmaya devam eden yani hayatın benim dışımdakiler tarafından devam kısmında Doktoru hemşireyi ve Kekremsi Ankara havasını bırakacaktım, sorsamıydım acaba geçmişimi almayı istermiydi kendinden bıkmış suratlı hemşire, ya da o sanki dünya kendisininmiş gibi davranan doktor. Bir iyilik yaparlar mıydı? &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: georgia;" align="justify"&gt;Hayır onlar sadece işlerini yapıyorlardı şu anda hemşire borçlarından yakınırken kim bilir doktor ne düşünüyordu umurlarındamıydım ? &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: georgia;" align="justify"&gt;Evet yeniden başlamıştık bile daha durun diyemeden.  Ufak ufak o perdeyi yani gerçek alemle hayal alemini birbirine bağlayan ya da sonuna kadar ayıran o perdeyi de usulca kendi ellerimle kaldırmıştım. Aynı bir önceki gibi oldu herşey. Uzaktaki hatta sanki bulunduğumuz alanın en dibindeymiş gibi duran o garip ağacın arkasından korkarak bakıyordum hava gri ve sert genizlerime dolan hava kurşun gibi kuru kuru parçalara ayrılıyor ordan her bir parça daha bir farklı acıtıyor gibi korkunç. Elinde taşı tutan çocuk ise yine şen şakrak belli belirsiz gülümsemesi ya da mutluluğunu ele verecek herhangi bir hali yok fakat yine de sanki benimle dalga geçmesinin verdiği muzurlukla eğleniyor gibi ya da ben tartamıyorum hangi boyutuyla baktığımı. Belki de gözlerime şen şakrak hayal perdesinden bakıyor. Benim orda olduğuma dair herhangi bir fikri olduğunu zannetmiyorum. Yani aklıyla ilgili algılama boyutunu aşmış bilgelikte zannediyor ve sanki hissettiğini hissediyorum. Belki de benimle dalga geçme hali şenlendirmiştir beni yapacağı o ufak hamleye hazırlıyor gibi bir ağır çekim filmindeki garip ufak bir sahne gibi gerildi ve elindeki taşı o gölet gibi karamsar duran su birikintisine gönderdi kendisinden bekleyemeyeceğim kadar uzağa atmıştı taşı yine aynı yere doğru. Herşey anı anına aynen tekrar ediyordu gözlerim taşı bile tanımış kanıksamıştı. Usul usul göletin dibini boylarken artık hazırlık yapıyordum o dev patlamaya. Ve tanıdık taş şimdi zemindeydi. Benim orda olduğuma dair herhangi bir fikri olduğunu zannetmiyorum. Yani aklıyla ilgili algılama boyutunu aşmış bilgelikte zannediyor ve sanki hissettiğini hissediyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: georgia;" align="justify"&gt;Yaklaşık 45 dakika boyunca sanki hiç bitmeyecekmiş gibi sonsuza uzanan gölete taş atma senfonileri arasından geçmişime dair parçalar toparlıyorum aklım karmakarışık darmadağın sanki yetmişine merdiven dayamışım da tam o eski günleri yaşıyorum. Bir kefen, bitmeyen bir ameliyat salonuna yürüyen 10 yaşındaki acemi korkak ama korkmayan kalp, Bir köpeğin kovaladığı serseri, bütün ömrünce sanki hep onun kahramanı olmak için kahraman gibi davranan ama asla kahraman olamayan bir kahraman. Ve bir taş, bir beton parçası şimdi yalvarıyorum yalvardığımı algılıyorum ne olur burada kal diyorum aradan dönmesem baksan gözlerimin içine ömrünün sonuna kadar beklesen ben köşeyi dönmem söz veriyorum. Ömrümün hiç bir döneminde bu kadar kendimce bulamamışım kendimi algılıyorum, ve düğümler çözülüyor, geçmiş dağılıyor. Anlıyorum kendimi ilk kez bu kadar sevilirken yakalıyorum. Ve Utanıyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: georgia;" align="justify"&gt;Sabır dolu beklemem gereken gerekirse beklemeyi bile beklemem kaydı ile oluşturulmuş  günlerden yazıyorum. Yabancılaşma ve kanıksamamın boyutlarını artık göremiyorum.  Bulanık, karanlık. Bekliyorum uzun uzun yazıyorum, fakat bir o kadar  anlatamıyorum , bilakis anlatamadığımı düşünüyor , susuyorum. Aslında şu sırala aramdaki köprüleri atmış  şehirde kararsız Kah yağmur yağıyor kah rüzgar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: georgia;" align="justify"&gt;Ali 2oo9&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-6374855158467755279?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/6374855158467755279/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/07/anladm.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/6374855158467755279'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/6374855158467755279'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/07/anladm.html' title='Anladım...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SmnY8E3hy1I/AAAAAAAAAJU/202mXbUx6bk/s72-c/eeg3.gif' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-6054549734541401979</id><published>2009-07-19T03:46:00.000-07:00</published><updated>2009-07-19T03:52:44.960-07:00</updated><title type='text'>Dönüşler Ve Ebediyete Gidişler Üzerine...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SmL69sdrkkI/AAAAAAAAAJE/7b2vQ7BTQvo/s1600-h/cobanyildizimkujhk78mb6.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360122444338926146" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 199px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SmL69sdrkkI/AAAAAAAAAJE/7b2vQ7BTQvo/s200/cobanyildizimkujhk78mb6.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;Bu Dünya çok garip bir yer havasıyla suyuyla yıllardır içinde bulunduğum garip ikilem hatlarını ve çizgilerini daha fazla benimsetir duruma geldi...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;Bir hayatı karartmamak yıkmamak için kendi hayatına dair vazgeçilmişlikler..&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;Bir kaç garip gün ve haftadan sonra Haftada bir geri geldi yıllardır saklanan gizlenen sağlık problemi uzun uzadıya hastane odası, tahliller, iki yüzlü sonuçlar, ve onların getirdiği mutluluklar mutluluğun doğurduğu garip hüzün bakış açısı ve kör olmak... &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;Her hafta yeniden ve yinelenerek yazılacaklar....&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;Senin gözlerinin dokunduğu iklimler olsa da olmasa da sana yazılanlar bitmeyecektir....&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Ali 2009&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-6054549734541401979?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/6054549734541401979/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/07/donusler-ve-ebediyete-gidisler-uzerine.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/6054549734541401979'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/6054549734541401979'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/07/donusler-ve-ebediyete-gidisler-uzerine.html' title='Dönüşler Ve Ebediyete Gidişler Üzerine...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SmL69sdrkkI/AAAAAAAAAJE/7b2vQ7BTQvo/s72-c/cobanyildizimkujhk78mb6.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-1384922714639142246</id><published>2009-06-23T01:38:00.000-07:00</published><updated>2009-07-24T08:54:52.373-07:00</updated><title type='text'>Zamana Ve Mekana Meydan Okuma Vaktidir...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Henüz on yaşında ve minicik ellerinde taşıdığı taş ile o göletin başında durmuş gözleri yaşlı bir çocuk var. Elindeki taşı suyun içine atıyor. Su içinde halkalar oluşturarak taşı bağrına alıyor. Taşın zemine yani suyun dibine düşmesini takip ediyorum bu durum buraya kadar çok güzel ama ne oluyorsa taş tam zeminle karşılaştığında oluyor. Çok büyük bir patlama meydana geliyor suyun dibindeki toprak ve su aynı anda gökyüzünün kucağına hücum ediyorlar. Beyin dalgalarım yeni dalgalarla kesiliyor. ve yarım saat kendini tekrarlayan hayal bitiyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Haftada Bir - Ucunu kestiremediğim bir süreliğine sizlere veda ediyor...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bir daha görüşmek üzere Selametle...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Ali 2009- 23/06/2009&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-1384922714639142246?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/1384922714639142246/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/06/zamana-ve-mekana-meydan-okuma-vaktidir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/1384922714639142246'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/1384922714639142246'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/06/zamana-ve-mekana-meydan-okuma-vaktidir.html' title='Zamana Ve Mekana Meydan Okuma Vaktidir...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-3066547931741738069</id><published>2009-06-14T05:21:00.000-07:00</published><updated>2009-06-14T06:06:26.064-07:00</updated><title type='text'>Zamanla Barışamayanların Hikayesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SjTzV6zHyVI/AAAAAAAAAI8/A1PCm9ooIYk/s1600-h/b-106673-sab%FDr.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5347166215482100050" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 172px; height: 200px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SjTzV6zHyVI/AAAAAAAAAI8/A1PCm9ooIYk/s200/b-106673-sab%25FDr.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: georgia;" align="justify"&gt;Zamanla barışamayanların hikayesidir anlatacaklarım. Hem doğru dürüst pek bir şey anlatmayacağım okurun gözleri anlayacak. Saat gecenin ruhu en karanlıklara ittiği zamanlarda. Kör karanlığa gecenin elini sıkı sıkı sarmış ruh ile ilerlemekte. Cumartesi gecesinin en karanlık saatlerini elindeki kürekle gömüyor yerine Pazar sabahını aydınlatacak saatlerini doğurmaya hazırlanıyor zaman. Pazar sabahı 03:06 ellerim ceplerimde bana külliyen tanınmış özgürlüğün dibine dalıyorum bu saatte yürüme saatlerimi yaşıyorum. Gezip turluyorum kıvranan sokakta. Bildiğim ama bu saatlerine pek tanık olmadığım yerler. Şimdi dönüp içeriye bakıyorum kapakçıklarımdan doğuyor garip hisler uzun zamandır adını unuttuğum organımdan tepelerime doğru yol alıyorlar. Beynime gidiyor kalbimden doğanlar. Hemen o sırada kuyruğunu tutuyorum saf his yazmak istiyorum sizlere uzanıp dokunduğunuzda monitörden üstünüze bulaşacak şeyler. Beni rahatsız ettiği kadar sizleri de rahatsız edecek ya da bir o kadar huzur verecek şeyler yazmak istiyorum. Ama dağılıyorlar parçalanıp bütün bedenime dağılıyorlar. Şimdi onların peşine düşüyorum misketlerini dökmüş gözünde yaşlar sekizinde bir çocuk oluyorum onların ardından. Koşturuyorum çaresiz.  Parmaklarımın uçlarındakilerini alıyorum döndüğümde içimdeki depremlerden dolayı kaçmış buluyorum geride kalan hepsini. Yok olmuş görüyorum onları. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: georgia;" align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: georgia;" align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: georgia;" align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: georgia;" align="justify"&gt;Ne yazık anlam ifade etmeyen edemeyecek olan bir pazar sabahı sancısı gökyüzünde. Hayal aleminin derinlerinde dağınık puzzle parçaları var aklıma dair. Pazar kahvaltısı hayalleri, sonsuz uzaklıktaki mutfaktan çıplak ayaklarının benliğini dünyaya haykırdığı adımlarının melodisi çalıyor kulaklarımda. Misafir ediyorum...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: georgia;" align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: georgia;" align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: georgia;" align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: georgia;" align="justify"&gt;Hayat bu işte ötelerden ötelere giden bir hasret olmadık bir gurbet. Sabır alıyorum bağrıma ilmik ilmik işliyorum. Ellerim ceplerimde, Tabiatıma dağılıyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: georgia;" align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: georgia;" align="justify"&gt;Kokluyorum saçlarını gönlüme salınan sabrın ve sabır senden bana sabır ihsan et diye dile gelip dileniyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bir kaç saniyeliğine bir haziran yağmuru....&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: georgia;" align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: georgia;" align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: georgia;" align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: georgia;" align="justify"&gt;Ali 2009&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-3066547931741738069?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/3066547931741738069/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/06/zamanla-barsamayanlarn-hikayesi.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/3066547931741738069'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/3066547931741738069'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/06/zamanla-barsamayanlarn-hikayesi.html' title='Zamanla Barışamayanların Hikayesi'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SjTzV6zHyVI/AAAAAAAAAI8/A1PCm9ooIYk/s72-c/b-106673-sab%25FDr.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-2904808652036813609</id><published>2009-06-08T11:15:00.000-07:00</published><updated>2009-08-10T10:59:51.101-07:00</updated><title type='text'>Bağlanma Fobisine Bağımlılık Yemini</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Si1W7j0HGFI/AAAAAAAAAI0/onJTdrQW8mU/s1600-h/S7302278.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5345023913984727122" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Si1W7j0HGFI/AAAAAAAAAI0/onJTdrQW8mU/s320/S7302278.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Kafamda kocaman kulaklık zifiri karanlık odada uyku ve uyanıklık arası sesin beynime usulca doluşmasını izliyorum kendimce melodilere, notalara, sözlere kılıflar giydiriyor dans ettiriyor onlarla eğleşiyorum. Aslında aklıma oldukça yumuşak davranıyor o şarkının sözleri usulca yormadan ama düştüğü yerlerde deprem etkisi yarattıkları kesin. Yankılanıyor, beynimin çeperlerine oradan kaptıklarıyla kalbime yol alıyorlar. Hatta düştükleri yerlerde bulunan karmaşık düşüncelerimi etrafa yayacak derecede yaygara çıkarıyorlar. Onları yakalayamıyorum, bağlanamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet evet ben bu dünyadan ayrılarak besleniyorum. Diğer bir deyişle hep eksik yarım kalarak, bağlılığı uzatmayarak hatta acıtacak derecede ayrılarak hayatımı sürdürüyorum. İnsanların büyük çoğunluğu belirli yollardan bir şeylere bağlanarak hatta bağımlılık yaparak yaşamaya alışmış, ben ise aksine kendi kurduğum kaleleri yine kendim yıkıyorum, Ve ya Onca zaman ve emek harcayıp kurduğum her şeyin yıkıldığını gördükten sonra kurmama hali oluşturuyorum kendimce kendimde. Kurmamam gerektiğini hissettiren bir bıkkınlık yayıyor içime. Bazen çok büyük bir mutluluk oluyor bu durum bazen ise haddimden fazla acıtıyor. Yine anlıyorum. Ayrılıyorum ve ayrılıklarla bağlanıyorum bu dünyaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz hafta - hafta içi bir gün bahar firarlarından birini sürpriz bir şekilde müsait bir akşam üstü yakalıyorum. Ve hemen salıyorum kendimi gölün ucuna ve tam kaçılması gereken bir akşam üstü imiş daha iyi algılıyorum. Garip karanlık bir sis var ve ufaktan çisildeyen yağmur var. Her damla göle düşüyor bir damla diğer damlayı öldürüyor ve damlalar varlıklarını birbirlerini yok ederek sürdürüyorlar. Hoşuma gidiyor var olmak için yok olmak, yok olmak için var olmak gerekir gibisinden bir masal anlatır haldeler. Damlalar benden habersiz toprağın koynuna girerken güle düşerken yani gökyüzü yeryüzünü gözyaşlarıyla kucaklarken ve sevişirken ve O aşk halinin eşsiz kokusunu yayarken. Ben pek içmek istemediğim bir sigara çıkarıyorum cebimden, yakıyorum. İkinci yudumundan sonra büyük bir huşü ile bütün bedenimi o zehirle ve belki de panzehirle dolduruyorum. Boğazıma selam vererek geçiyor kendinden bıkmış duman aynı zamanda ciğerlerime dağılıyor. Onu izlemeye, takip etmeye çalışıyorum, ama en fazla dördüncü yudumdan sonra ondan da sıkılıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağlanma fobisi olan bir insanım. Dünyam denen sınırların içinde kanıksadığım birkaç kişi dışındaki herkese karşı sadece selam vermek ve selam almak görevi addetmiş gibiyim. Kim bilir zaman denen süreç içindeki realiteyi şimdiden görmeye çalışıyorum. Bağlanma fobisine bağlılık yeminim var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın En’leri :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bağlanamıyorum, bağlandığımda da çözülemiyorum.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hınca hınç dolu camide kılınan Cuma namazı.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İki yıl önce yaptığım basit bir hatanın ceremesini tam iki yıldır çekiyordum nihayet bu hafta hafta içinde bu hataya dair hiçbir kalıntı kalmadı pahalıya mal oldu ama bana eşsiz tecrübeler kazandırdığını yadırgayamam. Bir kez daha gördüm ki dıştan küçük görünen içten kocaman olup sizi sarmalayabilir. Ya da dıştan kocaman görünen bazı şeyler içinde ufacık bir cüce barındırabilir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu şehirden bu kadar çok ayrılmak istediğimi bir kez daha çok derinlerden sezinliyorum. Ve ne garip ki bu şehri keşfetmeye uzağıyla yakınıyla tanımaya başlıyorum. Hem de şu süreçte Öyle bir hevesle çabalıyorum ki sanki sevgilisinden ayrılmaya karar vermiş de ama hala O na bağlı kalan yanlarını koruyan bir adam gibi. Elbette kökümden ayrılamam ama bu toprakların suyu da katığı da ya çok fazla ya da pek az gibi.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Siz de benim gibi bütün bir hafta Yasmin Levy’yi dinleyin. Yorum yapmayayım söz söylemeyeyim. Ama tutamam ki kendimi ve kendisi için kalbinin ses tellerinde attığına inandığım nadir varlıklardan biridir derim gayri ihtiyari.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ve KIRKALTI KARAKALEM her ne kadar ihmalkarlıkla ilk sayısını kaçırsam da en azından ikinci sayısına ulaşmanın verdiği garip hissi anlatmak tarifsiz. Psiko nörotik bir dergiden ne bekliyorsanız fazlası var Kırkaltı Karakalem’de. Bir ara nasıl bu isme kavuştuğunu da yazarım. Yazarların dilleriyle beyninizin taze ya da bayatlamış taraflarını yaladığı ve bundan acı çekerek hoşnut olduğunuz bir dergi.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sensiz yalnız kaldığımı zannetme sakın. Sen gittin ben kimsesizleştim. Siyahlar karanlık acemi hoyrat siyahlar senin üzerinde cennet olmuş. İçimdeki renklere birkaç renk daha katıyor o siyahlar senin siyahların asil keskin ve tam yerinde.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftaya görüşmek üzere Şafak saymaya başlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2oo9&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-2904808652036813609?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/2904808652036813609/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/06/baglanma-fobisine-bagmllk-yemini.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/2904808652036813609'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/2904808652036813609'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/06/baglanma-fobisine-bagmllk-yemini.html' title='Bağlanma Fobisine Bağımlılık Yemini'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Si1W7j0HGFI/AAAAAAAAAI0/onJTdrQW8mU/s72-c/S7302278.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-7702776673939454876</id><published>2009-05-31T03:31:00.000-07:00</published><updated>2009-05-31T04:09:32.608-07:00</updated><title type='text'>İçten Dışa Dıştan İçe</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SiJlOMhxtAI/AAAAAAAAAIs/xK50w8FdmRs/s1600-h/fall-poster-tarsem.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5341943402570298370" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 198px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SiJlOMhxtAI/AAAAAAAAAIs/xK50w8FdmRs/s320/fall-poster-tarsem.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;The Fall Düşüş (2006)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Eşsiz bir filmden bahsedeğim gerçekten eşsiz bir şaheser. Aklın uçlarında ancak aklın alabileceği kadar gerçek ve rahatsız edici bir konusu olan bir film Fall ( Düşüş ). Bir sinema dublörünün talihsiz kazasından sonra kaldığı hastane de Alexandria adlı ufacık pamuk gibi bir kızla tanışması ve O na masal anlatmasıyla devam eden bir film &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Film bazen Roy'un hikayelerindeki hayal alemlerinde - ki bu hayal alemleri eşsiz sinematografik çalışmalara sahip, ve bu durum izlediğiniz filme el ayak renk doku ve koku katmış - Bazen ise Roy'u hedefine taşıyacak Alexandria'dan istedikleri gerçek hayatta devam ediyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Yaşamak ve yaşamamak arasında ince bir çizgi gibi bir film herkesin hayatında en az bir kez izlemesi gerekli .&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Fetih (1453)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Aziz Şehrin önünde duran henüz 21 yıllık kalp atının üstünde duramaz, kalbinin koruna dur diyemez ve haykırır Ey aziz Konstantiniye ( İstanbul ) Ya sen beni alırsın Ya ben Seni. Yaşadığınız toprakların adı İstanbul ise bazen tam göbeğinde durun Bir semazen gibi dönmeye başlayın Yeditepesindeki yedi caminin durmadan haykırarak Allah a dua ettiğini göreceksiniz. Sonra aşıkların Sevdalıların bir iken bin sevdaya bulandığını algılayacaksınız hatta bazen boğazınıza boğaz dolacak ufak bir esinti size İstanbul'da olduğunuzu anımsatacak. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Asırlar öncesinden Kainatın kurulmasına sebep Peygamberin Müjdesi ile fethedilen Bir yüzyılı devirip yeni bir yüzyıl açan iki ayrı kıtaya kollarını açan bir şehirdesiniz. Şehir size dua eder, Sizde dualarınızı esirgemeyesiniz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Değişim (2009)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bodoslama daldığım 2009 için hala yapabilecek doğru dürüst bir yorumum yok yani hep olduğu gibi devam ediyor ama bu bir kesin 2009 a dair yapılabilme ihtimali ufak olan birçok olgu 2010 a kocaman olarak devir daim yapıyor. Ve inanıyorum ki 2010 uzun süredir hasretini çektiğim ve ummadığım nice değer verilmesi gereken değerleri yanıma getirecektir. Hayatımı az çok ciddiye almaya başlıyorum. Tamam zaten normal bir alem ve standart bir dünya içinde değilim ama bazen önemsemek te gerekmekte. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Baba (1984-20..)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Tam 25 yıldır evladımsın benim kanımsın canımsın fakat ben bu 25 yıldır senden tek birşey anlamış değilim...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bir babanın sabahın kör karanlığında evladına dediği kelimeler bunlar. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Ne garip şu sıralar hem ben hem de kendisi ciddi bir insomnia sıkıntısıyla karşı karşıyayız. Uzun uzun isyan etmem gerekirken ve bu kadar o istediklerimi anlatmaya cesaretlenmişken işte tam o sırada içimdeki Bazı ben'leri öldürdüm. Gözlerindeki o eşsiz o derin pişmanlığı gördüm üzüldüm hüzünlendim tek kelime edemedim. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Oğul (2009)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Kumral saçlarını suratıma - ufacık ellerini göğsüme sokuşturuyor içim içimden kalkıyor, hem zaten yabancıydı kendisi buralara. Kokluyorum başka alemlere dalıyorum ne kadar eşsiz yaratmış Yaradan. Ne inanılmaz bir koku bu böyle uğradığı yerlere çok güzel resimlerden fırlamış bulutlar yayıyor. Ve ben o eşsiz manzaraya hayran kalarak izliyorum. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Kardeş (30/05/2009 - 23:55)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bu aziz gece olsa olsa mubarek hayırlıdır. Gökyüzünden yıldızlar gözyaşların gibi bağrıma doluyor doluşuyor etrafa melekler saçılıyor. Kardeşim, Eşsiz Parçam, Eksikliğim, Tam Olmuşluğum - yanımda susuyorsun ve biz susuştukça ötelere kainatın alemin dünyanın çok ötesine hayırlı kapılar güzel zamanlar dağıtıyoruz. Allah'tan temennizlerimizin en başına sırtımızda bir çuval Ebubekir Görevinde, Olmayı ekliyoruz. Haddimize değil fakat, Ve ancak sen ve ancak ben ve sen varken ben Ve ben varken sen bunu isteyebilir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Aşk ( Sonsuz ) &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Zamanı vakti yok bunun söylenecek ve söyleyecekleri de yok sağır dilsiz kör &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Aşk ne uyku bilir ne de beni uyutur. Kıvrım kıvrım kıvranarak uyku ve uykusuzluk halinde sevginin cennetinden sevginin cinnetine akıyorum bilmiyorum ve algılayamıyorum uyuyor muyum uyanıyor muyum ? Ellerinden sarıyorum terini hissediyorum, uçuyoruz dünyanın tepesinde. Bilseydin kaç gece saat geceyi çok geçince senin kapının önünde dilsiz kulaksız beklediğimi, dolup dolup boşalırken birkez olsun ağlayamadığımı. Aşka ve hayata dair mutluluk huzur adlı bir yol keşfedildiyse eğer ben buna inanıyorum o şey deli gibi aşık olunmakta değil ancak bu derece aşık olmaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Ünlü bir yazar şöyle der : Bir parça beyaz boş kağıt Tanrı’nın bize tanrı olmanın ne kadar zor olduğunu anlatma yoludur der. Ve şimdi kendimi düşünüyorum ne yaparsam ne yazarsam koluma yasladığın başının beni sardığının hayalinin resmini çizemem söyleyemem. Sardığın anda ağla ey yar gözyaşların gözyaşlarıma bulansın ruhum özgür kalsın ifrad olsun seni ben değil ölümsüz ruhum sarsın. Onca yaşamaya ve yaşama rağmen. Ne anlatsam ne anlatayım bilmem ne söyleyeyim – bunca söyleyemezken söyleneceklerin sonu yok. Bir gariptir başlanacak ucu da yok bucağı da yok. Sana başlayacak cesaret güç yok. Takat yok bu alemde öyle bir kalp yok. Ve ne garip o sayfa hep beyaz sonsuz bir beyaz. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Sen alemi ötelerde ben her gece uyku yoluna seyrü seferde sana hayırlı geceler temennisiyle. Sırf gözlerimi kapadığımda aklımda fikrimde ruhumda sen ol ninnim kal.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Gece ve gündüz sadece tabir olur bunu anlatmaya hem gece ağırdır sensiz hem gündüz mahkum ve çaresizdir sensiz. Durmadan geceyi gündüzü Yaratan Yaradan’a dua ederim. Senin bana karşı duyduğun hüsn’ü zahnı da bana yüklesin de senin yükün hafiflesin, bir of bile çekmeyesin. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Şimdilerde dünya kadar ihtiyacım var sana dualarını esirgeme bende esirgemiyorum senden inanıyorum ki ancak dualarımız bizim derdimize devadır.....&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-7702776673939454876?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/7702776673939454876/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/05/icten-dsa-dstan-ice.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/7702776673939454876'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/7702776673939454876'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/05/icten-dsa-dstan-ice.html' title='İçten Dışa Dıştan İçe'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SiJlOMhxtAI/AAAAAAAAAIs/xK50w8FdmRs/s72-c/fall-poster-tarsem.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-8499072050748752964</id><published>2009-05-24T07:17:00.000-07:00</published><updated>2009-05-24T07:53:45.743-07:00</updated><title type='text'>Boşvermişliği Boşvermek...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/ShlfQG69zBI/AAAAAAAAAIk/3m56Ei2yL2Q/s1600-h/_dilek.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/ShlfQG69zBI/AAAAAAAAAIk/3m56Ei2yL2Q/s320/_dilek.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5339403563564911634" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: georgia;"&gt;Susmak ve konuşmak üzerine uzun uzun gelgitler var şu sıralar hayatımda herkes  çok konuşuyor, ya da ben haddimden fazla susuyorum. Umursamıyorum olağan şeyleri herşey çok olağanmış gibi geliyor. Aaa baksana filler uçmayı öğrenmiş deseler kafamı kaldırmaya niyetim yok. bir tür uyumaya başlama yada uyumadan uyanma hali gibi. şimdilik anlamış değilim fakat hayata karşı bu önemsememe halimden hoşlanıyorum. Aslında aksine asıl önemsemem gerekenleri önemsemeye başlıyorum. Bu durum yani dünyevi şeylere ilgimin sıklıkla kopması madde alemi ile ilişkimin bağlarını zayıflattıkça manevi alemimde yeni pencereler açıyor.  Dünya üzerinde görünen dokunulabilen  herşeye dair duyduğum hissizlik önemsememe hali beni, asıl önemsemem gerekenlere yönlendiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu boşvermişlik hissi ağırlığımı alıyor biraz üzerimden. Hayata dair sorumlulukları ya da tamamlanmamış hayalleri, ve sonsuz bir suskunluğu veriyor koynuma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitaplarımı yeniden yazıyorum, kalemi yeniden elime alıyorum, zamanın zaman olduğu zamanlara yolculuklarda bulunuyorum. Üzerimdeki o ölü toprağından kurutuluyor sıyrılıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece zamana zaman tanımam gerekiyor. Ve ben O na o tahammülde olduğumu göstererek ona istediği  vakti vereceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kısacık yazının altına haftanın enlerini de ekleyip sizlere veda edeyim. Ya yeniden aşık oluyorum ya da zaten deli gibi aşığım farkına varıyorum. Her akşam onca olumsuzluğa rağmen sana yazmak senden yazı almak herşeye değer. İmkansız inanılmaz hatta çok acı fakat ikilem arasındaki huzur, onca olası talihsizliğe rağmen bir talih gibi sevgi, çünkü herkese nasip olmuyor gerçek sevmek, gerçekleri sevmek, gerçekten sevmek. Katre-i Matem var elimde İskender Pala'yı ilk Kitab-ı Aşk ile tanımıştım şimdilerde kendisi Divan Edebiyat topluluğu ile meşgul. Ama harika yazmış yine son kitabında. Sizlerde ben gibi İstanbul, Mor, Lale Ve 6 rakamına aşık iseniz hepsini bir arada bulabileceğiniz kişiye özel tarzda yazılmış bir kitap. Cennet ve Cehennem de bu enlerin arasında 20 dakikada her taraf sele boğulabilir yine 20 dakikada her taraf cennete dönebilir herşey bir kaç dakika var ve yok -  hep ve hiç gibi. Soluklarıyla gönüllere başka taraftan seslenen bir kadın var. Türkülere eşsiz kıyafetler diken, usta bir terzi gibi işleyen tarzda nefesli bir sanatçı  Yeninur Ada 2009 yılının ocak ayında yeni albümü çıkmış ta o dönemin yoğunluğunda ulaşmak nasip olmamış -  şimdilerde o günlerin acısını çıkarır gibi bir kaç kez  dinliyorum her şarkısını. Hele bir şarkısı var ki derinden aman ettiren ah çektiren tarz da Sözler aynen şöyle Ben bir güvercinin olsam/ Çadırın başına konsam/ Çırpınıp yanına gelsem / Ah eli karanfilli Gelin./ Aklım aldın bir bakışta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2oo9&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-8499072050748752964?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/8499072050748752964/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/05/bosvermisligi-bosvermek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/8499072050748752964'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/8499072050748752964'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/05/bosvermisligi-bosvermek.html' title='Boşvermişliği Boşvermek...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/ShlfQG69zBI/AAAAAAAAAIk/3m56Ei2yL2Q/s72-c/_dilek.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-4346183623633262964</id><published>2009-05-17T03:16:00.000-07:00</published><updated>2009-08-10T10:56:49.318-07:00</updated><title type='text'>Suskunluk Sonsuzluktur...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Sg_t927uj9I/AAAAAAAAAIc/AVtwJW65QHU/s1600-h/%C3%A7i%C3%A7ke.GIF"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5336745730431160274" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 210px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Sg_t927uj9I/AAAAAAAAAIc/AVtwJW65QHU/s320/%C3%A7i%C3%A7ke.GIF" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-STYLE: italic; FONT-FAMILY: georgia" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;İklimime dokunuyorsun kalbimde senden ziyade oluşmuş cennette yalın ayak turluyorsun. Bastığın yerler sen kokan güller, eşsiz çiçekler, sana dair her şey işte….&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-STYLE: italic; FONT-FAMILY: georgia" align="justify"&gt;&lt;?xml:namespace prefix = o /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-STYLE: italic; FONT-FAMILY: georgia" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Ey güzel – Güzel olan ne varsa sendendir sen var isen alem güzeldir dünya yaşanacak bir yerdir. Her iki cihan cennettir. Cennete açılmış cinnetli beynin izdüşümleridir. Varlık ve yokluk arasındadır. Gerçek yoktur senin dışında varsa gerçek doğru dürüst bir şey ise o da senden kaynaklanmaktadır. &lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;/span&gt;Senin dışındaki hayatımın çekilmez halini çekip çevirmeme neden olan tek şey belki 1 yıl belki 100 yıl sonra sana ulaşma ütopyamın – aklımın içinde her gün yeniden yenilenen yeni bir ışıkla yeni tutma gayretimdir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-STYLE: italic; FONT-FAMILY: georgiafont-family:georgia;" align="justify" &gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-STYLE: italic; FONT-FAMILY: georgiafont-family:georgia;" align="justify" &gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Savaşım mücadelem uykusuz hallerim gecenin bir vakti kalkıp içtiğim bir bardak su gibisin. Çöldeyim serabın mehtabın yansır adımlarımı savurduğum yerlere de öyle yürümeye takat gelir kalbime gönlüme ayaklarıma. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-STYLE: italic; FONT-FAMILY: georgiafont-family:georgia;" align="justify" &gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-STYLE: italic; FONT-FAMILY: georgiafont-family:georgia;" align="justify" &gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bazen seni içine hapsedip kendimce hayaller kurduğum o evin önünden geçiyorum çocukluğum geçmiş eski anılarımın hiçbiri canlanmıyor orada dilsiz sağır kelimelerim bağırıyor içimde. Sadece sen olabilecek hayaller yeşeriyor kalbimin ufuklarında, güneşler doğuyor, güneşler batıyor, bir yaz yağmuru başlıyor gözyaşlarıma karışıyor. Yaşıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-STYLE: italic; FONT-FAMILY: georgia" align="justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-STYLE: italic; FONT-FAMILY: georgiafont-family:georgia;" align="justify" &gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Su akar yolunu bulur hayat bu gayri yarım yamalak hep bir tarafı eksik, lakin o taraf tam merkezindeymiş hayatımın. &lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-STYLE: italic; FONT-FAMILY: georgiafont-family:georgia;" align="justify" &gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-STYLE: italic; FONT-FAMILY: georgiafont-family:georgia;" align="justify" &gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bir ömre sığdıramam seni. Bir ömür alamaz bağrına seni yok yok bitmez sana yazılacak kelimelerim, sonu olamaz sonu gelmeyen cümlelerimin. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-STYLE: italic; FONT-FAMILY: georgiafont-family:georgia;" align="justify" &gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-STYLE: italic; FONT-FAMILY: georgiafont-family:georgia;" align="justify" &gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Güne güzel uyanırsam senden bir iş bir olgu bu dünyaya dair geçici herhangi bir mutluluk bir huzur var ise senden taraf esiyor bu rüzgar. Her tarafımdasın bazen poyraz olur. Bazen samyeli misali esersin. Farkın damısın? &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-STYLE: italic; FONT-FAMILY: georgiafont-family:georgia;" align="justify" &gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-STYLE: italic; FONT-FAMILY: georgia" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Yeni bir dünya kurdum hem sana hem bana ait dokunulmayacak bir diyar dan ulaşılmaz geçmişten ulaşılamayacak gelecekten öteye belki asırlar öncesine, Mecnun gibi çöllerde belki Şems-i Tebrizi misali Rumi çarpan gözlerde duran kalplerde duyulurum var olurum, belki bir asır sonra unutulmuş bir çiçeğin bünyesinde can bulurum belki asırlar sonrasında alnıma dayayıp silahı çekerim tetiği de ölmek ve olmak için. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-STYLE: italic; FONT-FAMILY: georgia" align="justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-STYLE: italic; FONT-FAMILY: georgia" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Şimdi bakmaya kıyamadığım kendi nazarımdan korkup nazara sarıp saklayarak baktığım gözlerinden bir dünya oluyor orası. Gördüklerini paylaşıyorsun. Bizi bize bağlayan şey konuşmak değil anlıyorum, biz biz olmayı susarak başardık. &lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;/span&gt;İçimdeki onca deprem, onca şey oluyor biriken ben burada buraya yazıyorum herkes susuyor ben sana konuşuyorum. Herkes konuşuyor ben susuyorum suskunluğumu da bir sen duyuyorsun. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-STYLE: italic; FONT-FAMILY: georgia" align="justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-STYLE: italic; FONT-FAMILY: georgia" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Güzel bir çiçeğe yansıyor silüetin ya da beni hüzüne salan bir manzara misali alıyor kendimi almaya çalıştıkça daha fazla boğuluyorum ama huzur ama sabır artık adı her neyse O oluyor. İşte. O oluyorsun içimde büyüyorsun küçük bir çocuk oluyorum bağrında. Her türlü yalnızlığıma her türlü kimsesizliğime ilaç oluyorsun. İçimde yaralar açıyor. Yeni yaralara merhem oluyorsun. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-STYLE: italic; FONT-FAMILY: georgia" align="justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-STYLE: italic; FONT-FAMILY: georgia" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Elimi göğüs kafesime uzatıyorum. Yaşıyorum….&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-STYLE: italic; FONT-FAMILY: georgia" align="justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-STYLE: italic; FONT-FAMILY: georgia" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Aşka dair dünyada bir şey varsa ancak sen gibi hem aşık hem de maşuk dinlenir. Sen söylersin en eşsiz türküyü ruhumu kıran, mantığımı yıpratan, ancak sende senfoni olur kelimeler eşsiz bir uyumla tınılarını işitirim her türlü enstürmentalin, ve ancak sendendir tüm&lt;span style="font-size:+0;"&gt; &lt;/span&gt;şarkılar sözler kelimeler. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-STYLE: italic; FONT-FAMILY: georgia" align="justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-STYLE: italic; FONT-FAMILY: georgia" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Dediklerim altına ismimi alacak tarz da şeyler değil ismim yok ismin yok bu alemde Varsın. Varlıktan da yokluktan da ötede bir var sın.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="FONT-STYLE: italic"&gt;Yarana tampon olabilirim demiştin. Farkındamısın Anam Oldun Babam oldun koca koca alem oldun bana...&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Ali 2oo9&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-STYLE: italic; FONT-FAMILY: georgia" align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-STYLE: italic; FONT-FAMILY: georgia" align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-4346183623633262964?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/4346183623633262964/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/05/suskunluk-sonsuzluktur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4346183623633262964'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4346183623633262964'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/05/suskunluk-sonsuzluktur.html' title='Suskunluk Sonsuzluktur...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Sg_t927uj9I/AAAAAAAAAIc/AVtwJW65QHU/s72-c/%C3%A7i%C3%A7ke.GIF' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-5237558525435628010</id><published>2009-05-12T10:22:00.000-07:00</published><updated>2009-05-13T10:56:16.458-07:00</updated><title type='text'>Enstanteneler</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SgsJulWfq0I/AAAAAAAAAIM/NgVBigGnQos/s1600-h/GetAttachment.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5335368879455578946" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 239px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SgsJulWfq0I/AAAAAAAAAIM/NgVBigGnQos/s320/GetAttachment.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Umudumu yitirmemek için elimden gelen ne varsa yapıyorum ama o içimdeki sonsuzlukta dolanmaktan çekip alamıyorum kendimi....&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Cep telefonumun dış ekranında gülümsüyor beni en seven herkesten fazla seven ama benden çekip giden eşsiz varlık...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Yaradan geçecek mi bu günler. Sana isyan etmem Ey Allah'ım Sen Beni benden iyi bilirsin. Şükür Tefekkür ve Tevekkül ile bağlıyım ve şükretmektir harcım hem zaten gelip geçici dünyaya dair sıkıntı bile fazla gelir özüme kızarım...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Sık sık dinlerim ne kadar da beni anlatır Azam Ali Im a stranger in this world ( bir yabancıyım bu dünyada ) - Bazen bu düşünce her tarafımı kaplıyor gerçekten yabancıyım ve her geçen gün yabancılaşıyorum bütün bütün Bütün Aleme...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bu yaşamak zor iş sağdan kaçarsan soldan yakalanıyorsun yukarıya zıplayayım derken dibe çekiliyorsun...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-5237558525435628010?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/5237558525435628010/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/05/enstanteneler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/5237558525435628010'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/5237558525435628010'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/05/enstanteneler.html' title='Enstanteneler'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SgsJulWfq0I/AAAAAAAAAIM/NgVBigGnQos/s72-c/GetAttachment.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-4347106014315768748</id><published>2009-05-10T02:22:00.000-07:00</published><updated>2009-05-10T02:40:47.501-07:00</updated><title type='text'>Kalbimde Bir Yılan Var...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Sgag8dActmI/AAAAAAAAAHk/eTTAaKPh0Eg/s1600-h/Safe_by_StefanThompson.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5334127769106036322" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 218px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Sgag8dActmI/AAAAAAAAAHk/eTTAaKPh0Eg/s320/Safe_by_StefanThompson.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Çıplak ayak koşuyorum. Heyecan ve korkudan ölmek üzereyim. Tepemde dört başlı bir kuş var. O kadar garip bir yaratık ki cüssemin birkaç katı kadar. Hatta gagasında dişleri, gördüğüm kadarıyla kılıç kadar keskin tırnakları var. Sırf ardımdan gelen tek mahlukat o olsa yine neyse ejderha ya benzeyen çift başlı başka bir varlık ta ardımdan koşturuyor yakaladı yakalayacak nefesini boynumda hissediyorum. Yığılıp kalabileceğim yere bakıyorum meğer çiğnediğim zemin kocaman kocaman böcekler türlü türlü yılanlar ve akreplermiş. Dizlerime kadar çıkmayı başarmışlar ben koşturdukça onlarda bedenimin üstüne doğru çıkıyorlar. Aniden boğazıma kadar süzülmüşler hissediyorum, neredeyse nefesimi kesecekler ağzımı burnumu kapatacaklar. Ama el uzatıyorum gökyüzünden bana uzanan ele elini tutuyorum kurtuluyorum. Bu ne güzel bir melek, bu nasıl bir cennet, nasıl bir kabus tu gördüklerim.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Hayatım hep bu döngü üzerine devam ediyor. Ben hata yaptıkça, çuvalladıkça, yalnız kaldıkça, yani herkesin uzaklaştığı sırada hep yanı başım da oluyorsun.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Herhalde dünya üzerindeki her sevgiye mantığa uygun açıklama getirilebilir, güzelliğinden dolayı sevilen kıza, dürüstlüğünden dolayı takdir edilen arkadaşa hemen hemen her sevgiye, Ama ancak bir annenin evladına duyduğu sevgi herhangi bir açıklama taşımaz. Sadece senin ayaklarının altına yakışır, sadece ellerin sunabilir, ağzın söyleyebilir cenneti. Ancak Yaradan kulunu senin biz evlatlarına duyduğun şefkat ve merhametle sevebilir. Ben bir evladın annesine duyduğu aşk ile az çok bir şeyler yazacağım. Annem sana yazıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece kabus görmüşüm başucumdaymışsın beni uyurken izliyormuşsun bir bardak su içirdin, içime serptin başka diyarlardan güzellikleri, burnuma saldın elini koklattın eşsiz misk-i amberleri. Beni o garip ucubelerin pençesinden kurtardın. Hem senden başkasının eli de o hengameye girmezdi gayri. Kendine sardın. Yıllar sonra hayatımızda eğer gerçekten birini sevdiğimizde uykudaki haline deli gibi sevdalandığımızı öğrendim. Dünyada ki hiçbir şeyin o sahnedeki kadar mükemmel olamayacağını algıladım. Şimdiler de daha iyi anlıyorum hatta hissetmeye çalışıyorum seni. Meğer kalbin çok genişmiş bir ben olsam yine neyse üç kardeşimin de sevgisini nasıl barındırdın orada öyle. Hiç teklemedi mi ?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Savaşın, barışın, zorlamaların, dünyanın dayatması ahlakın, kaygının, soruların, cevapların olmadığı bir yer senin kalbin saf sorgusuz sualsiz beklentisiz yıpranmayan bir aşk var. Kocaman bir okyanus gibi içine daldığımda dünyanın en güzel meyvelerinin tadını veren en eşsiz rüyalarını gösteren bir okyanus. Beni bilmem hangi başarım için sevmiyorsun, ya da kaşım ya da gözüm içinde sevmiyorsun, karşılıkta beklemiyorsun bu aşktan, her hatamda üzülüyorsun üzüldüğünü anlayıp üzülmemem için ben yanına vardığımda üzgün durmuyorsun. Çünkü parçalanmışsın da dünyaya gelmişim bu hayatı yaşamama sebep olmuşsun, çok ötelerde göklerde kaderimin hayatımın yazıldığı sıralarda ancak sana emanet edebilirlermiş. En iyisini de yapmışlar. Nasıl bir şeysin sen ne kadar sıcak ne kadar yumuşak.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Annem veda ederken, sen benden yana muradını gördüğünü söylemiştin. Seni sen henüz bu yerlerdeyken herkesten çok sevdiğimi bilirdin. Bende sevinirdim, şenlenirdim. Şimdi hayatımı yaşarken her şey varken, yokken, karışıkken, birini seviyorken, birine kızarken, yani büyümüşken çiçek toplamaya çıktım taze çiçekler kokladım hiçbirine kıyamadım. Bir anayı evladından ayırmamak toprağı çiçekten almamak için belki de, ama gelip sana toprağın çiçeğe analığını anlattım bu da benim hediyem kabul edersin umarım.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bu hafta haftanın Enleri yok ömrümün bütün Enleri zaten sensin annem nasıl desem ne etsem de sevgimi somut hale çevirip dokunmanı sağlayabilsem. Gerek yok ta hani zaten biliyorsun. İçinde baharın akıl çelen müziklerini barındıran cıvıl cıvıl Makedon türküsünde bir nakarat geçer / Kalbimde bir yılan var anneciğim / O yılan aşk bir sen bilirsin Anneciğim/ Bu yazı hayatın başlangıcı olan kadınlara, Ayşe’lere, ve bütün annelere yazılmıştır. Elini öptüm dudaklarımın arasından içime o eşsiz rüzgar doluştu kalbimi gökyüzünde uçuşan her hangi bir yaprak gibi hafifletti. Alnıma koydum.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Ali 2oo9&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-4347106014315768748?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/4347106014315768748/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/05/kalbimde-bir-ylan-var.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4347106014315768748'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4347106014315768748'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/05/kalbimde-bir-ylan-var.html' title='Kalbimde Bir Yılan Var...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Sgag8dActmI/AAAAAAAAAHk/eTTAaKPh0Eg/s72-c/Safe_by_StefanThompson.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-7756625964659587072</id><published>2009-05-07T04:00:00.001-07:00</published><updated>2009-05-07T04:38:38.477-07:00</updated><title type='text'>Yok Varsaymak...</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bir hayalim vardı ancak seni ancak beni gökyüzünde bulamazlardı içimdeki çocukla kurduk biz bunu bir balon kiralasaydık herhangi bir kentin herhangi bir tarafında gökyüzünde sarıp sarmalasaydım seni hep engel hep problem olmuş ama aslında adı aşk olmuş rüyaya dair...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir hayalim vardı bütün bir gece seni uykudayken izlemek elimi yüzüne sürmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir hayalim vardı boğazda bir retourantta bir yemek yemek sanki huzur sanki mutluluk gibi ne açıklamamız olsa oraya buraya ne korkularımız ne endişelerimiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir hayalim bin hayalim vardı söylemeye korktuğum hatta bazen kurgulamak bile acı gelirdi bana Hani sanki hayallerimizde kısıtlanmış gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve gözlerimi kapatıyorum deli gibi sarıyorum onca hasretle bu sonsuz gurbetle seni. Orada ölmeliyim orada canlanmalıyım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen cennetten kaçmış sonra kanatlarını gökyüzünde kaybetmiş bir melek bir anne bir merhamet yuvası bana. Cenneti getirmişsin gayri yeter bana...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi içimi açsan benden çok sen olmuşum. Ve seni mabedim eylemişim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerin bu yazılara dokunacakmı bilmem...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onca zamandan sonra tekrar anlıyorum bağır çağır haykırıyorum alemin bağrına, senden ziyadesine yasak kırık buruk suskun gönlüm....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zahıri alem yaşıyorum mecburen. Batıni alemde buluşuyorum seninle ve işte gerçek bu ANLIYORUM ALGILIYORUM....&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Şimdi tam şu sırada Loreena Mckenneth söylüyor. hayallerime işleyecek o adımlarını attığımız yol gibi The Old ways. Gözlerimi kapıyorum gökyüzünde biryerlerde ellerini tutuyorum kanına karışıyorum ruhuna bulanıyorum....&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-7756625964659587072?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/7756625964659587072/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/05/yok-varsaymak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/7756625964659587072'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/7756625964659587072'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/05/yok-varsaymak.html' title='Yok Varsaymak...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-5991031915023549017</id><published>2009-05-02T09:42:00.000-07:00</published><updated>2009-08-10T10:58:17.102-07:00</updated><title type='text'>Din</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify;font-family:georgia;" &gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Tepemde kendinden bile rahatsız olan bir sonbahar güneşi var. Yürüyorum ve farkındayım kendi rahatsızlığımı güneşe yıkarak kendimi aklamaya çalışıyorum. Ve farkındayım farkında olmanın. Yüksek duvarların olduğu uzunca bir caddeden. Ardımdan sırtımı kolaçan eden güneşin dünyaya bana dair bıraktığı izi takip ederek ilerliyorum. Herşeyin bittiği yerde tam caddenin sonunda, hayatımızın sonu gibi uzun caddenin sonunda da tesadüfmüdür tevafuk mu bilinmez fakat, Bir hristiyan mezarlığı var Buraya kadar görüp algılayabildiğim herşey oldukça normal ama tam köşede yani mezarlık sınırları içinde de Kocaman bir Camii var günün muhtelif saatlerinde orada sonsuz uykuda ve uyanmada olanlara ninni söyleyen, Bir de üzerlerinde haç olan mezarlıkların başında ellerini düğümlemiş ağlayarak dua eden hahamlar var. Medeniyetler ittifakından söz edeceğimi sanmayın sakın , fakat sırasıyla ihtiyaca cevaben bir din sisteminin yeni bir sistemine dönüşümünü ve 3 din olarak bildiğimiz Kutsal dinlerin tek bir din yolu üzerinde devam ettiği görüşümü beyan edeceğim. Dilimin döndüğü derece bu sakıncalı konudan bahsedeceğim. &lt;?xml:namespace prefix = o /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify;font-family:georgia;" &gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify;font-family:georgia;" &gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify;font-family:georgia;" &gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify;font-family:georgia;" &gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify;font-family:georgia;" &gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify;font-family:georgia;" &gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Biz müslümanların kutsal kitabında Bakara suresi 62. ayette İman edenler, Yahudiler, Hristiyanlar, Sabiiler... Her kim Allah'a ve Ahiret gününe gerçekten iman eder ve Amel-i Salih ( Hayırlı Amel ) işlerse, elbette onların Rab'leri yanında mükafatları vardır. Onlar için herhangi bir korku olmadığı gibi kendilerini üzecek bir şeyle de karşılaşmazlar. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify;font-family:georgia;" &gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify;font-family:georgia;" &gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify;font-family:georgia;" &gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify;font-family:georgia;" &gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Burada Ayet'i kerime'de anlatılana bakılırsa Allah tarafından Yahudilerin, Hristiyanların ve Sabiilerin de affedileceği buyurulmaktadır. Aslında İncil ve Tevrat'ta dinin kendini tamamlası ve son peygamber den bahsedilmiş olduğu dile getirilmektedir. Fakat nihayetinde tahrif ( Tahrif : aslının değiştirilmesi ) edilen yada aslen tam manasıyla tahrif kelimesini karşılamasa da, kişisel görüş beyan eden kutsal kitaplar ( Kişisel Görüşe misalen : Hz. İsa dönüp dağa bakar ve dağ ne kadar büyük der ardından Matta : İsa Allah'ı dağda gördü - Luka : İsa Rabbine Hamd etti gibi iki farklı görüş beyan ederler yani Matta'ya ve Luka ya göre ki bu durumu 12 olarak düşünürsek nasıl bir değişimin söz konusu olduğu kabil ve göz önündedir. - (Hz. İsa'nın 12 havarisi vardı, Aynı zamanda Peygamber Efendimiz Akabe Biatlarında 12 elçiyle iletişim kurmuştu.- Tesadüf müdür ? Tevafuk mu ? ) Bu kadar çok çelişki ve bunca cevap varken soru sorulan kitap kesin cevabı tam manasıyla verememektedir. Kendimden hatırlıyorum bir vakit gizli gizli incil okurdum, sırf babam görüpte küplere binmesin diye, ( Bu konu ile ilgili yani İncil ve Kuran'ı Kerim ile ilgili gözüme çarpan aynılıkları ve farklılıkları da bir vakit burada okuyacaksınız. ) O zamanlardan aklımda kalan şu olmuştu 4 kopyalı incilin 4 kopyası da birbirinden farklı bir bakış açısıyla anlatılmaktaydı, yani her birinden pekala farklı bir cevap elde edilebilir idi. Asıl cevap kesin değil di herhangi bir şüphe taşımaktaydı. Bir kaç farklı pencereden bakılabilir ve kendine en yakını seçilebilir durumdaydı. Yani kişisel hareketin inanç dokunulmazına müdahale hali. Fakat Kur'an-ı Kerim kesin cevaplıdır. O vakit okuduğum İncil İman bağlarımı pekiştirmiş içimdeki şüphe tepelerini yıkmıştı, dönüp geleceğim konu şu ki şahsen 3 din diye bir tabiri kabul etmiyorum. Allah'ın yeryüzündeki dini kendini tamamlamıştır. Yani şimdiki dinimiz bir final niteliğindedir. Süreç içindeki değişimlere ayak uydurmak için peygamberi kitabı farklılaşan ama biz insanlar tarafından ötekileştirilen parçalara ayrılan savaş gerekçesi olan tek din. Hem bu durumla ilgili Kur'an-ı Kerim de bir ayette - Dini tamamlayacağız - diye buyurulmuştur. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify;font-family:georgia;" &gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify;font-family:georgia;" &gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify;font-family:georgia;" &gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify;font-family:georgia;" &gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Burada blogumda inanç din ibadet kavramlarını yazacağımı pek te düşünmüyordum, çünkü bu konu oldukça özel ve her tarafa ve her yoruma karıştırılabilecek bir konu o manada dilimiz sürçmüş ise affola, fakat içinde bulunduğum durum beni buna mecbur kıldı. Ki zaten şu sıralar kendi ajandama okuduğum ve hikmetine mazhar olduğum bölümleri de kaydediyorum. Evet elimde bir Öz var - Bu kainatın özü - herşeyden inceden inceye bahseden bir kitap dün okuduğunuzda başka bugün okuduğunuzda başka algılar yaratacak bir eser. Allah'ın mucizesi Kur'an-ı Kerim - Kur'an-ı Kerim'i onca zamandan sonra elime almam gerekliliğini tatlı öfke ve büyük bir şefkatle bana gösteren kişiye teşekkür ederim. Yer yer haddim olmadan bu durumla ilgili yazacağım. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify;font-family:georgia;" &gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify;font-family:georgia;" &gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify;font-family:georgia;" &gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify;font-family:georgia;" &gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Ve haftanın enleri : Mevlana ve Şems'i Tebrizi arasındaki eşsiz bağlanılmışlığı anlatan iki kitap var biri pek te tesadüf olmadan bana uğrayan ve finaline ulaşan kitap'tı ( Elif Şafak - Aşk ) Elif Şafak'ı ilk Bit Palas'la tanımıştım daha sonraki kitap ve yazıtları pek te bana hitap etmemişti ama bu kitap hakkında ne yazarsam yazayım sonunda siz en iyisi okuyun söyleyeceğim ben de sonu baştan yazayım dolandırmadan. Siz okuyun. Bir diğeri ise - Ahmet Ümit - Bab'ı Esrar - Ahmet Ümit okuyanlar bilirler çok ağır bir dile sahip olur genelde kitapları siz de ilk 100 sayfasına katlanabilirseniz ardını kendisi getirecek bir kitaptır. Ki konu zaten ilgi çekici olunca kurgu kendiliğinden okutuyor. Ve bir film var bu hafta Waltz With Bashir ( Beşir'le Vals ) kendisini bulana kadar ciddi bir uğraş harcadığım ama o uğraşa da değecek bir eserdi. Tamamiyle animasyon olan yer yer hayali kurgularla betimlenen ama o kadar çok hayatımıza dokunan bir yapım ki şaşıracaksınız. Filmin konusu ise şu Saba ve Şatilla filistin mülteci kamplarındaki katliamlar. Geçmişi unutan ve geçmişinin peşine düşen bir İsrailli tarafından başlatılan hikaye, Bu arada film İsrail yapımı iç hesaplaşma niteliğinde hatta izlediğinizde hem itiraf hemde iftira belki de dürüst bir aklanmayı göreceksiniz. Bu iftira sözcüğünün içinin dolu ya da yarım dolu olabileceğini varsayabiliriz. Bende kestiremedim olur da filmi izlemiş olanlarınız varsa bir açıklama sevindirir. Belki de ben yanlış ve önyargılarla izliyorumdur. Böylesine garip bir film, Kış bitti Yaz adım adım geliyor özlemişim ayaklarımı soğuk suyla uyandırmayı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify;font-family:georgia;" &gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify;font-family:georgia;" &gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify;font-family:georgia;" &gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Hadi şimdilik veda edeyim önümüzdeki haftaya görüşmek üzere Bahar Aşk ve Suskun yazısının devamı ulaşması gereken yere ulaştı, okundu dinledim burada yazmaya lüzum görmüyorum. Sesini duydum şenlendim o heyecanla çocukluğa büründüm fakat fazla sürmedi. Hayat çelme taktı kocamışım dimdik duramadım yere eğildim. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Ali 2oo9&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-5991031915023549017?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/5991031915023549017/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/05/din.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/5991031915023549017'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/5991031915023549017'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/05/din.html' title='Din'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-7282036793374095765</id><published>2009-04-27T00:57:00.000-07:00</published><updated>2009-04-27T01:03:31.231-07:00</updated><title type='text'>Kısa Kısa..</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; font-family: georgia;"&gt;Uzun hatta bitmeyecek bir haftadan kısa kısa...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: georgia;"&gt;Uykusuz gözler, Bilgisayar ekranı, Kocaman sert bir isyan, Yeniden şükür...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: georgia;"&gt;Sonsuz gece, hasta ve bir tarafında beni taşıyabilen bir kalp, Yalnız odayı aydınlatan ışık, Bab'ı Esrar...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: georgia;"&gt;Kadın kalbi, Erkek elleri, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: georgia;"&gt;İşkenceye kadar yolu olan umut dolu bekleyiş...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia; font-weight: bold;"&gt;Sağlık problemlerinden dolayı Bahar Aşk yazım önümüzdeki haftaya ertelendi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia; font-weight: bold;"&gt;Görüşmek Üzere...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia; font-weight: bold;"&gt;Selametle...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia; font-weight: bold;"&gt;Ali 2oo9&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-7282036793374095765?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/7282036793374095765/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/04/ksa-ksa.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/7282036793374095765'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/7282036793374095765'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/04/ksa-ksa.html' title='Kısa Kısa..'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-4385926179175530513</id><published>2009-04-19T22:36:00.000-07:00</published><updated>2009-04-19T22:40:03.442-07:00</updated><title type='text'>Bahar Aşk Ve Suskun</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SewKlrle7eI/AAAAAAAAAGs/IQ8dql_a9s8/s1600-h/Use_This_52_by_Inthename_Stock.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5326644101743832546" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 272px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SewKlrle7eI/AAAAAAAAAGs/IQ8dql_a9s8/s320/Use_This_52_by_Inthename_Stock.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;strong&gt;15/04/2009 23:58&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen şimdi başlıyorum yazmaya o kadar doluyum ki kelimelerimle çağlayıp taşabilirim. Ve en nihayetinde iki haftadır içinde bulunduğum o eşsiz kavuşma ve ayrılma kumpasına dair kararımı verdim. Meğer zaten en başından belliymiş kararım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Çıkıp Yaradan ı aradım. Oldukça uzun bir zamandan sonra bu yere bu göğe bu kadar yakın olduğumu hissettim. Bin bir coşku ile saldım sadece kendimin dinlediği kendimi göl kenarına. Her şeyden uzaktaydım şimdi şu sırada ne kredi kartı borçlarım vardı ne gelecek kaygısı ne mazinin sert derin acısı ne iş ne güç hiçbir şey kalmamıştı. Kainat-ın uzak köşesinde tuz buz heykel olmuşlardı. Tanımadığım biri tarafından yıkılmıştı. Çok şükür ısıtan ve ziyadesiyle rahatsız etmeyen bir bahar güneşi var tepemde. Uzaktan izliyorum iki genç var bankette oturan. Delikanlı kıza bakarak bir şeyler söylüyor bir heyecan bir alel acelelikle. Kız gözlerinin içine bakıyor ya da buradan kavrayamıyorum. Usulca delikanlının omzunu öpüyor. Çok iyi biliyorum ki onun omuzu onca elbiseye rağmen hissediyor. Ve ikisi arasında bir sessizlik oluyor. Bu sessizlik sesi onları birbirine yakın kılıyor. Dönüp içime bakıyorum suskunluklarını kendimce ölçmeye çalışmaktayım. Manevi bir bağ onları birbirlerine bağlıyor. Ve eminim ki ikisi de farkında değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bahar gelmiş en nihayetinde kaç zamandır istiyordum bu firar halini. Kendime kalacağım bir yarım saat bir saat pek ala kafi gelecektir. Etrafta garip bir hengame gülenler gülüşenler susanlar bağıranlar dalgalar yapraklar. Caddeden bangır bangır bağıran bir araba geçiyor içindeki delikanlının ilgisini çekiyorum anlaşılan. Gözlerime bakıyor. Gözlerinin içinden anlıyorum. Ruhunun sesini dışarıya bağırarak bağırtarak bastırıyor. Bu da Onun tekniği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse uzanıyorum toprağı seyre dalıyorum çiçekler var. Arsız bahar sarısı çiçekleri var. Ne kadar enteresan bir dünyadayız henüz sonbaharda canları acımasın diye Nazif sakin onlardan canlarını geri alan şimdi geri veriyor. Onları başka bir Nev bahara uyandırıyor. Gördüklerimi yazmaya gerek görmüyorum. Kalemde yetmiyor elimde dilimde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16/04/2009 – 22:54&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağzımdan gözümden dökülüyor seçemiyorum hangisini nasıl yazayım diye kelimelerimin. Şimdi anlıyorum. O kasabayı terk ederken, O şehri izleyince neden bu kadar ağlamaklı olduğumu. İki adım yakınındayken bir sevgiliyi dünya işi için ziyaret etmekten kaçmıştım. Garanti gördüğüm zannettiğim ama sonradan gerçekleşmeyen bir iş için. Önce Konya ardından Ankara ya gidecektim. Konya ya gittim lakin göremedim Mevlana’yı. Henüz kapısından girmeden insanı boğan derin elem keder fakat bir o kadar neşe ve düğüne salan O his içime doluşamadı ne yazık. Şimdi daha iyi anlamaktayım o gün neden ağlamak isteyip te ağlayamadığımı ve neden O bütün gece ağladığımı.&lt;br /&gt;Yazmaya buradan sonra yeniden ara veriyorum çok şey yazacağım ama yazamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17/04/2009 – 21:59&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buz gibi suya ayaklarımı daldırıyorum. Günü unutmaları için geceye uyanmaları için. Beni taşıyorlar zor iş onların ki. Yer yer derimin içine kaçtığını hissediyorum o suyun hayal işte. Kanımı biraz daha akışkan hale getiriyor sanki. O su ile dolaşsam mı içimde. Gözlerimi kapatıyorum gayri ihtiyari. Akdeniz in uzun bir sahilini tek başıma ellerim cebimde ve kimsenin orada olmadığı bir anda yürüyorum. Yerde parlak bir Şeytan heykeli var elime alıp incelemeden cebime atıyorum. Sonra hiç görmediğim diyarlarda uçmaya başlıyorum. Bayılıyorum ve aslında başka bir dünyaya uyanıyorum. Bilinçli rüyalar görmeye başlıyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırf karışık değil karmakarışık bir Ali var ( Alish hatta Aliş i bırakıyoruz bir kenara en aslı ne ise öyle olmalı artık. Kusuruma bakmayın sözümü tutup düzelemiyorum. Ama bu karışıklık olmazsa eğer ne yaşayabiliyor ne de yazabiliyorum.&lt;br /&gt;Haftaya kaldığı yerden devam edecek bir yazıyı okuyorsunuz. Siz değil yazı size hüzünle veda ediyor. Bilmem anlıyor ya da algılayabiliyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali 2oo9&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-4385926179175530513?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/4385926179175530513/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/04/bahar-ask-ve-suskun.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4385926179175530513'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4385926179175530513'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/04/bahar-ask-ve-suskun.html' title='Bahar Aşk Ve Suskun'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SewKlrle7eI/AAAAAAAAAGs/IQ8dql_a9s8/s72-c/Use_This_52_by_Inthename_Stock.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-1725593869213593508</id><published>2009-04-12T22:50:00.000-07:00</published><updated>2009-04-13T01:32:52.885-07:00</updated><title type='text'>Yazmayacağım</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;strong&gt;Bu hafta Yazmayacağım karar verdim.&lt;br /&gt;Ne olmayandan söz edeceğim. Ne de olan bitenden.&lt;br /&gt;Ne Senden Ne Benden. Ne de bizden Ne de sizden.&lt;br /&gt;Yazmayacağım evet kararlıyım. Kafamı karıştıran onca sebep varken yazmayacağım.&lt;br /&gt;Aklımın kalbimin içindeki o eş zamanlı savaşın sonlanmasını&lt;br /&gt;Enkazın ufaktan toparlanıp yaralıların ve ölülerin ayıklanmasını&lt;br /&gt;Savaş meydanındaki sis bulutunun kalkmasını ve görülerimin hepsinin olmasa da bir çoğunun&lt;br /&gt;Net olmasını bekliyorum.&lt;br /&gt;Dünyanın biraz daha hızlı dönmesini istiyorum&lt;br /&gt;Bu yaşları devirmek bir an önce&lt;br /&gt;Daha ileri zamanlar da var olmak ama aynı kalmamak isteği belki de&lt;br /&gt;Baharın en azından ısıtabilecek kapasitedeki güneşini&lt;br /&gt;Bu zamanlarda asılıp kalmanın bir an önce geçmesini bekleyeceğim.&lt;br /&gt;Yazmayacağım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir hafta da bitti henüz geçen hafta önümüzde ki hafta daha az agresif Aliş'le karşılaşacaksınız&lt;br /&gt;diye yazmıştım ama şimdi hayat işte. Sonranın sonrası.&lt;br /&gt;Çok ağır bir acı çekiyorum. Ulaşılmaz imkansız sınırlarda.&lt;br /&gt;Haddimden Fazla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada bu haftanın enleri arasında Okami var kendisini bu araya sıkıştıramam uzun uzun hakkında&lt;br /&gt;yazacağım bir sanat eseri aslında değil siz onu sanatlaştırıyorsunuz. Keşke sınırları biraz daha&lt;br /&gt;geniş olsaydı diyorum ama hala harika fikirleri karşısında hayran kalmaktan kendimi alamıyorum.&lt;br /&gt;Okami ( Playstation Oyunu ) Başlar başlamaz içiniz sert bir boşlukta dönmeye başlıyor ama rengarenk. Bir ara oyunları yazdığımda uzun uzun anlatacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Candan Erçetin - Sitem söylüyor bir kemanın tellerinde yeşeriyor sesi&lt;br /&gt;Beni özlüyormuşsun öyle diyorlar. Ve karanlık el veriyor kapatıyorum gözlerimi derinlerde&lt;br /&gt;Bazen isyan edip yalnızlığıma....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzuyor uzuyor sonsuzluğa doğru gidiyor gece sanki hiç sabah olmayacakmış gibi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aliş 2oo9&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-1725593869213593508?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/1725593869213593508/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/04/yazmayacagm.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/1725593869213593508'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/1725593869213593508'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/04/yazmayacagm.html' title='Yazmayacağım'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-4317377823062942917</id><published>2009-04-05T22:25:00.000-07:00</published><updated>2009-04-06T04:04:38.914-07:00</updated><title type='text'>Sorgu Sual Volume 2.</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SdmWD--PFGI/AAAAAAAAAGg/iLDCTIx7UF8/s1600-h/Innocent_by_ShamiART.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5321449429902759010" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 243px; height: 320px; text-align: center;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SdmWD--PFGI/AAAAAAAAAGg/iLDCTIx7UF8/s320/Innocent_by_ShamiART.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;Yaşamak zaten başlı başına zaten cesaret işi... hele gerçekten yaşamayı hissettiğinizde deli akıllı olmanız lazım. Saat yine gecenin kör karanlığı, Tam manasıyla karanlık olduğunda yazmayı çok seviyorum sadece ekranın aydınlattığı belli belirsiz harfler klavyemde. aynı aklıma sırasıyla doğan kelimelerim gibi. Fiziksel ortamın ruhsal bünyeme uyum sağlaması halini seviyorum sanki çevreniz sizi algılıyor gibi sisli bulanık bir ilkbahar havası ya da dökülen sonbahar yaprakları anlamsız rüzgarlar. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;Yine en sorgu sual halimle yazıyorum yani bu ikinci iç hesaplaşma - savaşma - belki de dünyayla hafiften bir barış ( Anlaşıldı kendisiyle tam manasıyla barışamayacağız.) için yazılan bir yazı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;Acaba rüyalarımı yazabilir miyim ( deneyeceğim ) ya da ben ne zamandandır rüya görmüyorum? Hayatımdaki son 7 yıl içinde kendi isteğimle yaptığım tek rutinim kaldı elimde. Sadece tek birşey Buna da Şükür. Yani artık rutinlerde anlam ifade etmiyor benim için. Eskiden iyi gelirdi yeni bir kitap, her ay okuduğum dergiyi beklemek ya da gazete almak, köşe yazarlarını okumak, Bazen sırf alışkanlıktan bir paket sigara alıyorum ama bir çok zaman ancak bir haftada tüketebiliyorum. Sigara örneği pek te anlamsız olmasa da sanki basit ve saçma sapan oldu farkındayım karmaşıklığıma verin. Fakat eskisi kadar hani yarın doğacak sabah olacak hissi yok hiçbir tarafında bana dair hayatımın. Farkına varıyorum hep aynı şeyi yapıyorum. Sanki bir gece bugünlere yakın bir gece bir işaret bir olgu olacak ta artık yarın olmayacak yarın kelimesi lügatlerden silinecek gibi hep bugünde çakılıp kalacağız bizler hep aynı günü yaşayacağız. hergün aynı saatte yemek yiyeceğiz. aynı sigarayı yakıp söndüreceğiz hep aynı adama hep aynı zaman diliminde selam vereceğiz de farkında olmadan. Hep aynı olacakmış gibi - tamam yaş alacağız yaşlanacağız da ama hep olduğumuz yerde olacağız sanki. Belki bir kaç adım geri ama ileri olmayacak belli. Sizde aynı hissi taşıyormusunuz ? &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;Kendi İnsiyatifimiz altındaki rutinimize ve kontrolümüze o kadar hayranız ki biz bile bu kadar nasıl hayran olabiliriz diye hayret ediyoruz yer yer gayri ihtiyari agresif devinimlerimizde. O kadar el bebek gül bebek yetiştiriyoruz ki o dokunulmazlarımızı, En sevdiğimiz diye adlandırdıklarımız bile sıkıyor yer yer varlıklarıyla, O rutinin akışına engel olmakla. Sanki insan değilmişiz gibi davranıyoruz bizleri buna programlamışlar gibi. Hep kendi dışımızdakilerden bir adım daha önde olabilmek için verilen savaşa aşığız. Bugünü yaşamaz hale getiren kaygılarınız da kambur olmuştur sırtımıza. Kim bilir hem hemen yan komşunun oğlu/kızı /kuzen / akraba bizden hep başarılıdır hep biz sadece herhangi olmuşuzdur. Hep mücadele etmemizi söyleyen uyarı levhası en sevdiklerimiz tarafından boynumuza asılmıştır. Hayat zor denmiştir felaket senaryolarıyla zaten zor halimiz çıkmaz denklemlere salınmıştır. Hem zaten ekmek aslanın midesine kadar inmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Hatırlıyormusunuz en son ne zaman adam akıllı ağladınız? ya da güldünüz içten? Sizinde gözlerinizde o ağır kuru ve yapışkan his varmı bütün gün gece terketmeyen içsel sıkıntılarınız varmı ya da? Aniden uyanıp ta ben neden uyandım diye sordunuz mu? Yoksa siz de mi rüya göremez oldunuz. Hep iyilik vermenize rağmen neden dünya size bütün lanetini dökmüştür. Eminim hepimize olmuştur. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;Bu hafta haftanın enlerinde zaten daha bir kendileştirdiğim hayatımı ekstra yalnızlaştıracak yeni eklediğim bir alışkanlık var, Kulaklığın son sesini açıp dvd film izliyorum. Tek olmaktan yalnız kalmaktan büyük bir haz alıyorum. Sanki herkesten uzak ve özgürmüş gibi. - Kaderin ne demek olduğunu Danny Boyle tarzında yüzümüze tokat gibi yapıştıran film olan Slumdog Millionare'i acilen izleyin. Neden mi hüzünlü mizahi yapısı saçma sapan bir düşünce ve ruh haline sokabilir. Ama gerçekten de filmde anlatılan kader ancak gerçek olabilecek kadar inanılmaz. Şimdi tam şu sırada kulaklığımın kulaklarımı delerek beynime akıttığı ve beni mest eden daha sert ve daha yumuşak - yaşamalıyım yazmalıyım artık herneyse karmaşıklığına sokan şarkı da Slumdog Millionaire den A.R. Rahman and M.I.A - O.... Saya ( Netten bulabilirsem yayınlayacağım hemen yan tarafta ) Haftanın en önemli An'ı ise Eşsiz yaratığın hastalığı. İyileşmesi. O kalabalık sokakta dünyadaki herşeyin tek bir ağızdan yanlış olarak bağırdığı ama bizim inadına kendi doğrularımızı haykırdığımız Sarılışımız. Kalbimin aklına gelince durmak üzere. (Bunu nasıl başarabiliyorsun ? ) Yine elele verip zamanı durdurduğumuz Zaman... &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;Söz bir sonraki haftaya bu kadar karmaşık bir Ali(ş) ( Türkçe Rütuş ) görmeyeceksiniz diye umuyorum. Haftaya görüşmek üzere. Biliyormusunuz? Tam zamanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aliş 2oo9 &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-4317377823062942917?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/4317377823062942917/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/04/sorgu-sual-volume-2.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4317377823062942917'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4317377823062942917'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/04/sorgu-sual-volume-2.html' title='Sorgu Sual Volume 2.'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SdmWD--PFGI/AAAAAAAAAGg/iLDCTIx7UF8/s72-c/Innocent_by_ShamiART.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-2431247089057427338</id><published>2009-03-29T23:03:00.000-07:00</published><updated>2009-03-29T23:25:51.323-07:00</updated><title type='text'>Şizofrenin Aşkı</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SdBk0WaeORI/AAAAAAAAAGY/lxICXHL1Om4/s1600-h/n1321473190_30375235_7320129.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5318862010457143570" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 314px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SdBk0WaeORI/AAAAAAAAAGY/lxICXHL1Om4/s320/n1321473190_30375235_7320129.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;Babam öleli 12 yıl olmuştu ve ben 20 yaşına geldiğimde babasız olmanın acısını artık çok daha iyi anlıyordum. Annemle birlikte küçük ama mutlu bir dünya kurmuştuk kendimize. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;Mevsimlerden bahardı, sokaklarda parklarda dolaşıyordum. Bu bahar daha bir coşkulu hissediyordum kendimi. Birçok arkadaş edinmiştim. Mehmet,Can Can'ın kuzeni Merve ve daha birçoğu.Her gün belirli saatlerde buluşup eğlenceli zamanlar yaşıyorduk.Onlarla o kadar eğleniyordum ki işe dahi gitmiyordum.Yine işe gitmediğim bir günde yalnız başıma dolaşırken arkadaşlarımla her zaman oturduğumuz parkta gördüm onu.O kadar güzeldi ki.. Bir süre çevresinde dönüp beni fark etmesini umdum ama bana hiç bakmıyordu. Tam umutsuzluğa kapılmışken son bir cesaretle yanına yaklaştım ve "Oturabilir miyim?" diye sordum. Deniz mavisi gözleriyle bakıp, küçük bir tebessümden sonra."Oturabilirsiniz" dedi. Kalbim heyecandan deli gibi çarpıyordu. Ne söyleyeceğimi bilemiyordum. Sonra kısık bir sesle,"Adım Vedat," diyebildim. Bana dönüp "Nazlı" dedi. Bir süre sonra telefonlarımızı birbirimize verdik ve ayrıldık. Akşam olanları anneme anlattım. Annem gözlerimdeki mutluluğu fark edince çok sevinmişti. İlerleyen günlerde Nazlı ile daha sık görüşür olduk. Zaman ilerledikçe ona daha çok bağlanıyordum. O hayatıma girdikten sonra işe gitmeye bile başlamış, diğer arkadaşlarımla da daha az görüşür olmuştum. Arkadaşlar sitem edince kendimi affettirmeye, onları akşam yemeğine davet ettim. ve hazırlık yapmak için erkenden eve gittim. Anneme arkadaşlarımın geleceğini ve güzel bir yemek yapmak için hazırlığa başlamamız gerektiğini söyledim. Akşam gelip çatmıştı. Kapı çaldı, hemen koşup açtım, Arkadaşlar gelmişti. Onları salona alıp sofrayı hazırlamak için mutfaktaki anneme yardıma gittim. Sofra hazırlandıktan sonra salona geçip onları içeri çağırdım. Arkadaşlarımı masaya alırken annemin bakışlarındaki korku ve şaşkınlık ifadesine bir anlam verememiştim. Tam arkadaşlarımı tanıtıyordum ki annem büyük bir feryatla masadan ayrılıp gitti. Olanları bir türlü anlayamıyordum. Arkadaşlardan özür diledim ve yemeğe başladık. Yemeğin ve sohbetin ardından arkadaşlar gitti. Annemin odasına çıkıp olanları sorduğumda hiç cevap vermedi. Sadece yüzüme bakıp ağlıyordu. Aradan 3 ay geçmişti. Arkadaşlarla ve özellikle Nazlı ile görüşmelerimiz iyice sıklaşmıştı. Bir ara anneme sözü Nazlı'dan açıp onunla birbirimizi ne kadar sevdiğimizi ve evlenmek istediğimizi anlattım. Annem mutlu olmamdan gülüyordu. Ama gözündeki korkuyu ve acıyı hissedebiliyordum. Öbür gün iş dönüşü eve geldiğimde bir misafir vardı. Tanıştık ve annem o arada kayboldu. O adam bana tuhaf sorular sorup durdu.1-2 saat oturduktan sonra annem gelip misafiri yolcu etti. Anneme gelenin kim olduğunu sorduğumda doktor olduğunu söyledi."Yoksa hasta mısın?" dedim. Annem doktorun benim için geldiğini ve sadece genel bir kontrol yaptırmak istediğini söyledi. Sabah erken kalkıp hastaneye gittik ve birçok testten geçirildim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Bir kaç saat sonra doktor gelip hiçbir şeyimin olmadığını söyledi ve annemi odasına çağırdı. Akşam eve geldiğimde annemin gözleri ağlamaktan şişmişti. Ne olduğunu sorduğumda, "Bir cenazeye gittim, çok etkilendim,"dedi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Artık Nazlı ile hemen hemen her gün görüşüyorduk. Her geçen gün ona olan aşkım içimden taşacak gibi oluyordu. Eve erken döndüğüm bir gün misafirler olduğunu gördüm. kimse beni fark etmedi. Mutfağa gidip atıştırırken ister istemez konuşulanlara kulak misafiri oldum. Konu bendim ve annemin niye böyle üzgün olduğunu o an anladım. Meğer hastane, doktor hep bu yüzdenmiş. Meğer ben şizofreni hastasıymışım adını bile bilmediğim bu hastalık beni hayal dünyasında yaşamama neden oluyormuş. Misafirler gidene kadar ortaya çıkmadım Annem onları geçirince beni arkasında gördü ve "Bir şey duydun mu?" der gibi yüzüme bakıyordu. Ona, "her şeyi duydum," dedim. Kadıncağızın gözleri dolmuştu ve bana sarılarak ağladı. Ona üzülmemesini ve kendimi çok iyi hissettiğimi söyledim ama gerçekten korkmuştum. Bana arkadaşlarımı davet ettiğim gün hasta olduğumu anladığını söyledi. Annemin anlattığına göre benim hiç arkadaşım yoktu. Eve davet ettiğim kişiler tamamen hayal ürünüydü. Annemin hazırladığı sofrada sadece ben oturmuştum ve sanki arkadaşlarım varmış gibi saatlerce o hayali varlıklarla konuşmuştum. Hiçbir şey umurumda değildi. Her şey, bütün bir Dünya hayal olabilirdi ama ya Nazlı. Ya o da hayalse? Bu ihtimal beni delirtmeye yetiyordu. Annem birçok ilaç getiriyor ve bunların rahatlamam için olduğunu söylüyordu. Ama ben zaten rahattım. İşten ayrıldım ve aradan 3 gün geçtikten sonra dışarı çıktım. Her zaman gittiğimiz parka gittim. Arkadaşlar yine oradaydı. Aslında belki oradan hiç ayrılmamışlardı. Onlarla konuşurken parktaki diğer insanların alaylı alaylı güldüğünü fark ettim. O gülen insanlara,"Siz gerçek değilsiniz!" diye bağırdım. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Ama onlar sadece gülüyorlardı. Peşimi bırakmalarını söyledim. Nereye gidersem onlarda benimle beraberlerdi. İlaçlar beni iyice dağıtmıştı. Düşüncelerimi toplayamıyordum. Arkadaşlar da yavaş yavaş benden uzaklaşıyorlardı. Nazlı'yı aramaktan korkuyordum. Çünkü ararsam Nazlı diye birinin olmadığını anlayabilirdim. Bir gün dayanamayıp aradım ve her zamanki yerimizde buluştuk. Ona bir yandan başıma gelenleri anlatırken diğer yandan da çevredeki insanları süzüyordum. Yine bana gülmelerinden korkuyordum. Eğer bana gülüyorlarsa bu Nazlı'nın olmadığını gösterecekti. Evet çevredeki insanlar yine bana alaylı bakıyorlardı ama bu defa gülmüyorlardı. Nazlı olayı beni gün geçtikçe bitiriyordu. Bir gün anneme Nazlı'yı eve getireceğimi söyledim. Annemin gözleri kocaman oldu. Yine bir hayali eve getireceğimden korkuyordu. Ama ben kendime güveniyordum. Nazlı bir hayal değil gerçekti. Annem isteksiz olsa da benim ısrarımla kabul etti. Bir gün Nazlı'yla buluştuk ve ona ,"Seni biraz sonra anneme götüreceğim," dedim. Nazlı çok telaşlandı. Hazırlıksız olduğunu söyledi ama ben ısrar edince kabul etti. Artık geri dönüş yoktu. Biraz sohbetin ardından eve doğru yola koyulduk. Sokağa gelip eve yaklaştığımızda son bir kez kulağına eğilip "Seni çok seviyorum," dedim. Eve geldik, kapıyı çaldım. Annem kapıyı açtığında ben önden girip ayakkabılarımı çıkardım ve Nazlı'yı içeri aldım. Anneme bakıp gözlerimle Nazlı'yı işaret ederken kalbim duracaktı sanki. Annemin gözlerindeki yaşı görünce olduğum yere yığıldım. Demek yine hayaldi...Ama annemin ağzından çıkan şu kelimeler benim için o an bir dua kadar kutsaldı; "Hoş geldin, güzel kızım,,,"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta bir alıntı yazdım aslında pek alışık değilim başka yazarların yazılarını yazmaya biraz edebiyat yönü olmayan gerçekliğe birkaç adım yakın bir yazıydı. Aslında dünyamızda pek gerçek realist bir yer değil Bayan Lazaros desem herhalde söz konusu söylevimin söylevden öteye gerçekliğe uzandığını algılayabilirsiniz. Henüz 30 larında şiirler yazan küçükken babasının intihar ederek kendisini terk ettiği bir kadın Sylvia Plath Bayan Lazarus adlı şiirinde şöyle söylüyor. Bir ölürüm ki cehennemden gelir gibi olurum./ Bir ölürüm ki adeta hakikaten Olurum./ Bu üçüncü sefer /Ne lüzumsuzluk/ On yılda bir imha…. diye dizeleri vardır tam 30 yaşında eşinin kendisini başka bir kadınla aldatması sonucunda zaten sağlam olmayan psikolojik yapısının derin çatlakları artık yıkılacaktır. Ve Sylvia ardında iki çocuğunu bırakarak dünyanın pek te alışık olmadığı bir tarz da intihar eder. O ardında bıraktığı ve kendisine Boşlukların kıskanarak yaslandığı. Gerçeksin sen adını verdiği erkek çocuğu Nick ( Nicholas ) ondan 46 yıl sonra geçtiğimiz hafta intihar etti dünya bir garip işte bilmem algılayabiliyormusunuz.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yan tarafta Cüneyt Ergün Söylüyor 2OO4 yılında Fransız yapımı Jeux D'enfants ( Cesaretin Var mı ? ) adlı filmden toparlama güzel bir klip olmuş.. Filmde izlenmeli kesinlikle &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Alish 2oo9 &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-2431247089057427338?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/2431247089057427338/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/03/sizofrenin-ask.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/2431247089057427338'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/2431247089057427338'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/03/sizofrenin-ask.html' title='Şizofrenin Aşkı'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SdBk0WaeORI/AAAAAAAAAGY/lxICXHL1Om4/s72-c/n1321473190_30375235_7320129.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-4015835096152276231</id><published>2009-03-23T00:13:00.000-07:00</published><updated>2009-03-23T03:46:49.341-07:00</updated><title type='text'>İstanbul</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Scc4JqJzvrI/AAAAAAAAAGQ/kQN82cngKXo/s1600-h/Istanbul_Bosphprus_Bridge_Laser1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5316279623719567026" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 221px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Scc4JqJzvrI/AAAAAAAAAGQ/kQN82cngKXo/s320/Istanbul_Bosphprus_Bridge_Laser1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;Hiçbir şehir İstanbul kadar başka diyarlara başka dünyalara taşıyamaz gönüllerimizi herhalde. Onca acımıza ve kendi içinde taşıdğı kendine özel o eşsiz hüzüne rağmen güldürmeyi bilen aziz şehir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;İstanbul konumuz sadece İstanbul....&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Kaç delikanlının en deli sevdası demek İstanbul Kaç aşk demek bilirmisiniz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Nazende bir sevgidir o aslında. Hiçbir zaman adamakıllı konuşamazsınız açılamazsınız İstanbul a hep kırar kolunuzu kanadınızı. Ama bu dayanılmazlığı çeker kendine. Bu kendisine basleyipte tek kelime edemediğiniz kelimeler büyütür kalbinizde o şehri. İstanbul da asla yalnız değilsinizdir ama bu kadar yalnızlığı da hissedeceğiniz başka hiç bir diyar yoktur koca dünyada İstanbul gibi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Soluk aldığınız yerin adı İstanbul ise eğer bir başkasınızdır aklınız hep bir kaç karış havadadır. Her an herşey olabilme ihtimaliniz vardır. İstanbul da her defasında farklı kapılarını açar size siz görmeseniz bile ve ancak bu kadar kesişebilir ve bütünleşebilirsiniz bir şehir ile. Yaşamınızı ancak bu kadar yaşıyor ve hayatta hissedebilirsiniz. Düşünsenize o kalabalık sokakta herhangi bir pencereden izliyorsunuz burnunuza yer yer baharat kokuları geliyor bir tarafa uzandığınızda bitmez bir çizgi gibi uzanıyor karışınızda. Sanki uzandığınızda ruhunuza kalbinize dokunacakmışsınız gibi hissedersiniz o kadar savunmasız yakalar ki sizi bir an gözyaşları içinde kalırsınız ve bir o kadar kalabalık yakalar ki kahkahalara boğulabilirsiniz aniden anlamsızca. Uyanmak istemezsiniz bir çok zaman kimseniz orada olmazsa bile sanki ardınızda bıraktığınız şehir size sizin dilinizden ağıt yakar gibi bakar. Ve başka hiç bir şehire bu kadar hüzünle bakamazsınız..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Yüzyıllardır hep bir başka olmuştur hep bir sevda hep bir acı ve acılardan doğan mutluluk huzur olmuş, huzur vermiş kendince. Kader olmuş adı bazen koca şehrin. Nicelerine umut kapısı olmuşken nicelerini yutmuştur. İki ayrı vazgeçilmez kılar belki hayatınızın bu yeknesak hali sadece İstanbul da yerli yerinde teselli de bulunur. Bir kadın gibidir nazlı şehir tam 32 sinde sanki onca acıdan aşktan arta kalan ve bütün güzelliği ve gücüyle ayaktaymış gibi dimdiktir. Tam 32 sinde ne çok genç ne de yaşlanmış bir silüeti vardır kendisinin olgun bir kadın ruhudur onda olan. Ulaşılmazdır hep hani kendi duvarları kendi sınırları vardır ve siz sadece ah çekersiniz ardından işte böylesine birşeydir İstanbul. Tariflerinize sığmaz genelde. Yürürsünüz caddelerinde sıcak bahar güneşi olmasa da bazen yakar içinizi buralar baharın sersem mutluluğu dökülür üzerinize ordan burdan. Yağmur yağmasa da sırılsıklam olursunuz hazan sarar dört bir yanınızı bu şehirde. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Eyüp tepesinden hüzünle izlersiniz bir vakit bakarsınız ve sadece kendinizin ve İstanbul un duyacağı tondan hıçkırırsınız yer yer. Ardından uzanıp karaköy iskelesinden vapura binersiniz o kalabalıkta boğulacakmış gibi olursunuz ama o kadar geçici bir histir ki bu iki kıtayı birleştiren deniz hemen bağrına alır kalbinizi birlikte çarparsınız. Bir bakmışsınız ki herşey tuz buz yok olmuştur sadece siz ve deniz kalmıştır. Az önce ağlayan koca adamdan eser kalmamıştır hani uzatıp simitlerinizi paylaşırsınız boğazın asıl sahipleriyle martılarla. Ve dönüp dalga geçersiniz kendinizle nasıl bir ruh nasıl bir kalbim var benim böyle iki saniye önce ağlayan ben değilmiydim ki şimdi bu derece huzurluyum. Ama hayır hayır bu benim karışıklığım değil ancak bu şehir yapabilir bunu diye uzun uzun izlersiniz yeditepeli aziz dostunuzu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;İstanbul hala sana ait kutsal bir gecede ay ışığı altında saçlarını taramak hayali vardır Yar'in. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Yazarım yazarım da bitiremem sevgililerimden İstanbul'u. Kimbilir ne zaman karşılaşacağız nasıl görüşeceğiz tam bilmiyorum ama buna inanıyorum O beni kabul edecektir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Haftanın enlerine gelince. Nil'in son albümü gerçekten güzel dinlemelisiniz hele bir şarkısı var Yalnız Kalplerde Atar diye devam eden. Aslında zaten Nil'in özünde yaşlı bir kadın ( bu şarkı sözlerine yansımakta ) dışında şımarık bir kız ( bu yaşam tarzına ve hareket dolu kıpır kıpır şarkılarına yansıyor ) vardır şarkılarından bunu pekala anlayabilirsiniz. Bu hafta 2 filmimiz var bir Babel ( Babil ) 4 farklı ülkeden 4 farklı hayatın birbiriyle ilişkisi işlenmiş dramatik Alejandro Amenabar tadında bir film hala izlemeyenlere tavsiye ederim. Ve Eternal Sunshine Of The Spotless Mind ( Sil Baştan ) sondaki veda'ya ilişkinin kadın yüzünün tutunması - Yeni eski ilişkinin yeni başlangıcında sabrı telkin eden erkek yüzünün tutunması harikaydı. Hikayesi itibariyle zaten yeterince enteresan bir film edinilip izlenmesi gerekenler arasına yazmalısınız. Neyse en son muzicons sisteminin göçmesiyle ne yazık ki artık bol keseden müzik paylaşamıyorum ama yakın zamanda bu konuyu da halledeceğimden (yani buradan önerdiğim şarkıları burdan dinletme imkanı) eminim. Şimdi paylaşamasam da herkesin pekala ulaşabileceği bir şiirimiz var Rahmetle andığım son dönemlerde daha bir hayran kaldığım Cem KARACA baskın sesiyle başka bir ruh kattığı şiir İstanbul'u Dinliyorum&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;Haftaya Görüşmek üzere, Her an herşey olabilir ne malum belki İstanbul dan yazarım bu defa...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Alish 2oo9&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-4015835096152276231?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/4015835096152276231/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/03/istanbul.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4015835096152276231'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4015835096152276231'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/03/istanbul.html' title='İstanbul'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/Scc4JqJzvrI/AAAAAAAAAGQ/kQN82cngKXo/s72-c/Istanbul_Bosphprus_Bridge_Laser1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-8633003813703559706</id><published>2009-03-16T00:42:00.000-07:00</published><updated>2009-03-16T00:47:33.480-07:00</updated><title type='text'>Kardeş</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İki ucu açık kurşun kalem kullanarak ve eski bir saman kağıda yazıyorum yazının anlam kazanması için sanki. Tam manasıyla dokunmak gibi kelimelere..&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Nicedir yapmadığım birşey yapıyorum gecenin bir vakti radyo dinliyorum genelde müzikteki çok sesli ve erken sıkılan tercihlerim beni radyodan uzaklaştırdı ama yıllardır çizgisinden ayrılmayan Trt gece yayınları hala dinlenebilir kapasitede..&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta cumartesi gecesi yazıyorum ama yine pazartesi yayınlanacak yazım yani siz okuduğunuzda yazı biraz daha yaşlanmış olacak.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta hafta içinde önemli bir olay var - 18 Mart - Çanakkale Geçilmez..&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale'de bir ulusun bir vatanın nasıl şahlandığını anlatmak benim haddime değil elbette&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Orada o vadide Türk'ü de vardı Kürdüde Ermeni'si de oradaydı Çerkez'i de yani kültürler mozaiği ülkemiz orada omuz omuza çarpıştı.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Bir uzay bilimci şöyle der dünyaya açıklayamadığımız bazı gerçekler var mesela dünya dışında yaşayan canlılar da var haberi gibi. Ama açıklamamamızında adamadakıllı dayanakları ve gerekçeleri de var. Düşünsenize böyle bir durumda toplumlarda dünyalı olma bilinci oluşacak ve o zaman dünyamızın büyük devletleri hüküm aralıklarını kaybedecek. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;İşte biz yani Türkiye orada Çanakkale'de Türkiye'li olduk elele savaştık. Ama ne gariptir ki tam 24 yıldır kardeş kardeşe savaşı yine biz yapıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Evet anlaşıldığı üzere bu haftaki konu - Güneşi Gördüm -&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Aslında yazının yani konunun çıkış noktası film le ilgili değil ama film de bu haftaya denk geldi gidip izledik iki arkadaşımla her ikisi içinde her türlü fedakarlığı yapacağımdan çok emin olduğum iki Kürt arkadaşımla. Kardeşlerimle.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Ülkenin en doğu şehirlerinden birinde yaşamam orada yaşayanların çoğunun kürt olmasına istinaden bu Cuma cuma namazında karşılaştıklarım çok farklı duygular yarattı içimde. Şehrin en büyük Camii nde namazdayım orada o kalabalıkta&lt;br /&gt;İmam'ın Şehitler günü dolayısıyla hutbesi esnasında okuduğu o şiirin ( Mehmet Akif Ersoy ) çok derin bir sessizliği ve içten bir saygıyı Camii'nin koca kubbesinden yaydığını hissedebilir algılayabilirdiniz.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Bizler yıllardır hep bu topraklarda birbirimizi sevdik. Bazen yabancılaştık kırdık kalplerimizi ama hepimiz bu topraklarda doğduk bu yörelerdenmidir yaradılışımız gereği sıcakkanlılığımızla. Konuştuk zamanla kaynaştık uzaklaştık ama asla kopmadık kardeşleriz işte. Alevisiyle Türküyle Kürtüyle Çerkezi Zazasıyla. Ve bu bir kesin İslamiyet adlı dinin kardeşlik bilinci tuttu bir çok zaman bizleri bir arada. Varolmaması gereken bir savaş ülkemizi yıllar öncesine sürükledi. Ve hala devam ediyor. Yıllar öncesinden dünyanın süper güçleri arasında Avrupa'nın dizimizin dibinde yalvarmaya devam ettiği bir ülke olacakken biz birbirimizi öldürmekten kinden nefretten dolayı hep olduğumuz yerde kaldık Avrupanın bekleme salonunda haketmediğimiz şekilde bekletildik. Hala hastanelerimizde taburcu olamayan insanlar ve ölenler var ekonomik sıkıntılardan. Ve biz hala savaşıyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Mahsun Kırmızıgül'ün ilk filmini ta ki herkes unuttuktan sonra izlemiştim şaşırtmıştı beni bu film de ise daha yüksek performans beklerdim ne varki dokunduğu nokta bu ülkedeki herkes tarafından çekinilecek konuşulamayacak uçları olan bir taraftı ve sanki çok aceleci davranılmış ve bir çok hikaye anlatılmaya çalışılmış gibi. Mesaj kaygısı dolu hafif yer yer acı ve dramatize edilmiş bir filmdi - öneririm. En azından batıda doğulu olmanın ne anlama geldiğini nasıl yabancılaştırıldığımızı ülkemizi birçok insandan daha fazla sevmemize Türk olmamıza rağmen nasıl farklılaştırıldığımızı algılamak için bile olsa gidilip izlenmeli bu film.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Aslında siyasetin ilgi alanıma girmemesinden olsa gerek bu tür konularda yazmaktan pek te hoşlanmam ama yine de insan sormadan edemiyor hani neden savaşıyor biz kime karşı?Herkes bir kaç kelime etmiştir e hadi bende yazayım dedim...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta şarkımız yok sessiz sedasız geçecek bir hafta olacak durup şehri dinleyelim...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Bu arada aynı anadan olmasakta orada bana sarılan sen bana gerçek kardeşimden daha kardeşsin...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Alish 2oo9 &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-8633003813703559706?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/8633003813703559706/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/03/kardes.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/8633003813703559706'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/8633003813703559706'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/03/kardes.html' title='Kardeş'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-7863463224031717921</id><published>2009-03-08T23:33:00.000-07:00</published><updated>2009-03-08T23:38:50.799-07:00</updated><title type='text'>Hikaye</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SbS5c1GG9BI/AAAAAAAAAFo/00mPw06l14g/s1600-h/ayrilik.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 306px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SbS5c1GG9BI/AAAAAAAAAFo/00mPw06l14g/s320/ayrilik.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5311073765516833810" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div  style="text-align: justify;font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1914    yılının ortası bir Karadeniz kasabasında yaşanmaktadır olayımız. Onca toprağı ve O kadar milleti barındıran Osmanlı’nın yıprandığı dönemlerdir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Her zamanki gibi bir hikaye’dir her zaman olduğu gibi fakir delikanlıyla zengin kız vardır hikayemizde. Gerçek dünyamızda  karşılaşma şansına pek te sahip olamadığımız bir şeyler olur yine gençler arasında – Güzel çirkine   Zengin Fakire sevdalanır işte hikayemiz başlar öylesine...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kasabanın soylu ermeni ailelerinden birinin kızıdır Angela ismi gibi bir melektir kendisi. Kasabanın  Hıristiyan ailelerinin kızlarına dini dersler verir ve aynı zamanda kasabanın aşevine haftada 2 kez yiyecek taşır evlerinden. Ve dünya üzerinde görebileceğiniz en güzel güzelliklerden biridir kendisi. Dudak büzdüğünde sanki dünya küsüp te yıkılacakmış gibi olur...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kasabanın fakir Müslüman ailelerinden birinin oğludur Yasir. Hayatını  küçük marangoz dükkanın da yaşar -  bir de yatalak annesi vardır. Dünyası bu iki durumdan ibarettir. Gün içinde sabah namazından hemen sonra işine doğru yola koyulur. Böylece yaşar...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Yasir’in annesine gündüz vakitlerinde   belirli bir ücret karşılığında  komşularının ufak kızı gelip bakar ilgilenir. Haftanın bir kaç günü sırtına alır annesini Karadeniz’in hırçın dalgalarını izlemeye götürür, yatağına taşır geceleri, saçlarını tarar. Susarak izler bir  vakit bebeği olduğu bebekleşmiş annesini. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Hemen hemen aynı mahalle sayılacak bir muhitte otururlar kahramanlarımız. Yasir her sabah sabah namazından hemen sonra yola koyulur her gün  oradan Angela'nın evinin önünden geçer haberi yoktur o saatte izlendiğinden. Haberdar değildir korkak ürkek bir yüreğin onun için çarptığından...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Angela her hafta  cuma günü rutinleşmiş saatlerde  aşevine yemek götürür.  Hep aynı muhitten geçer ve o muhit üzerindeki gizli bir sapağın öte tarafından izlendiğinin farkında değildir. Bilmemektedir kendisine büyütülmüş nice hayatlar nice masallar toparlandığının. Nasıl dualar edildiğinin neler anlatıldığının. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Anlayacağınız büyük bir ateştir büyük bir tehlike işte kendi kapasitesine göre her aşk gibi. yani iki farklı uzantının aynı varlıklarıdırlar ama ne önem arz eder ki sadece insan olmanın ortak özellik olması.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Angela son iki yılını bir tesbihin taşlarına şekil vererek geçirmektedir. en sevdiği zamanlar bunlardır tam kendine kaldığı sıralarda sessiz sedasız tek tek her taşa farklı desenler işler gümüşten oltudan, Çünkü kainat üzerindeki en eşsiz insana yapılmaktadır O sanat eseri. O eşsiz insan bilmese de...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Yasir son iki yıldır bir  hikaye yazar koca kara kitabına bıkmadan usanmadan. Seçer kelimelerini. Çünkü dünyada onun için en önemli varlığa yazılmaktadır O önemli varlığın haberi olmasa da  nice  uzun geceleri sabah ederek... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Ve dualar duyulur, Ortak İnanılan tarafından. iki ayrı dinden iki ayrı dilden yükselen ve bir yerlerde birleşen dualar kabul olur. tanışır kahramanlarımız...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Ama bildiğimiz gibi bir tanışma değildir susmuşlardır birbirlerini gördüklerinde gençler konuşamamışlardır işte. Ama artık yeni bir buluşma ortamı ve zamanı  bulmuşlardır tam Yasir’in annesi uyuduktan sonra çıktığında ve tam Angela’nın yan komşularından eve dönüşünde karşılaşırlar. Bu durum ayda sadece 1 kez gerçekleşir ve her birbirlerini  gördüklerinde tek kelime etmeden bir kaç dakika bakışır çekip giderler. Sessiz sedasız işler her şey!  - Dünyanın kainatın ya da o artık biz insanlarla birlikte yaşayan o varlığın dili olsa da neler haykırdıklarını anlatsa. Tüm alemin bağrını o iki deli-kanlı'nın kelimelerinin nasıl ısıttığını.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Ve zaman tutulmaz ilerler hızla 2 yıldır bu durum devam eder sessiz sedasız. Yasir durmadan yazar son sayfasına ulaştığı kitabında.  Angela o eşsiz ruh devinimlerini yansıttığı  tesbih’in son taşını  işler...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;O gece annesi Angela hakkında düşündüklerini anlatır babasının arkadaşının oğlunun onu istediğini falan söyler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Olmayacak bir şey olur bu ayki o suskun buluşmaya Yasir gelmez. Angela kafayı yemek üzeredir. sabahı zor eder perşembeyi ancak cumaya taşır ve güneş doğar. “Bu sabah geçmedi bu yol üzerinden O Yar...”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Yasir dün gece alelacele kasabadaki derme çatma revire götürülmüştür komşuları tarafından. Delikanlı yere yığılırken şans eseri çıkan sesten dolayı kurtulmuştur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Solgun yüzünü siler toparlanır ve yola koyulur dükkana gitmelidir.  Adımlarını attıkça adını bile bilmediği aşkını düşünür. Yürür yürür.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Angela bu cuma erken davranır Yasir'i Cuma namazı  çıkışı görebilecektir. uzak bir köşede kendini gizleyerek namazdan çıkanları izlemeye koyulur. gözü karşı tezgahtaki kırmızı elmaya takılır sanki ruhunu boğacakmış gibi bakıyor o elma O’na.  Kırmızı  karışık darmadağınık.  Kalbinin garip çarpıntılarını kontrol altına  almaya çalışır ama tutamaz kendini daha hızlanmıştır nabzı. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Yasir o kalabalık cemaat arasından sakin sakin ilerlediği esnada ensesinde rüzgarı hisseder mutluluk vericidir. Ve bilmediği garip bir histen dolayı heyecanlanır kalbi daha hızlı atar.  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Ve tam orada tam o esnada Dünyanın kalbinde bir mucize gerçekleşir hemen caminin  avlu kapısındaki dilsiz  delikanlı Ermenice bağırır Kader diye bu O’nun ilk ve son kelimesidir. Caminin öte tarafındaki kız Türkçe bağırır kader diye bu O’nun ilk değil ama son kelimesidir. İkisi de aynı anda dizleri üstüne çöker. Yasir yeniden bayılmıştır. Angela toprağa kapaklanmış ağlamıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;O gece kalbine yenilmiştir Yasir ne mücadele edebilmiştir sevgisi uğruna ne de büyük bir savaşa girmiştir sadece kalbi futursuzca bir sürpriz yapmıştır. Yenilmiştir bu sevgiye..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Zaman durmaz ilerler yine. Yasir’in son yazdığı mektup annesine bakan küçük  kız tarafından fark edilir.   Ve her şey Yasir’in istediği gibi işler o gece…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Angela bir sonraki  gece Yasir’in kabrinin başına gelir orda o kara kitapla karşılaşır. Kitabı alır tesbihi kabrin üzerine bırakır ve ağlar ve arkasını döner Hayat devam eder…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kimbilir Yasir Ne yazmıştır? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;- Hikaye için açıklama : Bu hikayenin sonu belli değildi ve hala belli değil aslında. Siz nasıl bir son isterseniz öyle bir son yazın. Belki de Osmanlı karışmıştır sizin hikayenizde Ermeni ayaklanmalarıyla. Belki de Kızın babası insafa gelmişte Yasir'e vermiştir kızı kimbilir? Bu hikaye  bir gece hayatıma girememiş ve anlam ifade etmeyen ilgisiz birine cep mesajlarıyla  anlatıldı.  Şimdi neden yayınlandı onu bile  tam olarak  bilmiyorum ama dün gece The Curious case of Benjamin Button adlı filmi izledikten sonra bu hafta için  yazmalıyım ve yayınlamalıyım diye düşündüm.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bu arada haftanın enleri arasında Sandy Tolan'ın Limon ağacı kitabı - Özgür kardeşimin önerisi Dead Can Dance grubunun gothic arap müzikleri - Seabiscuit adlı eski filmin orjinal diliyle yeniden The Curious Case Of Benjamin Button filminin ise ilk kez izlenmesi  ve  Avatar The Last Airbender adlı eşsiz Çizgi filmin finali vardı. Hala şoktayım. Meğer A'ang de aşkını söyleyemeyenlerdenmiş Katara ya deli gibi aşıkmış. Neyse sonu iyi bitti en azından.  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Son söz :  Biliyormusun yıllardır hep  senin için yaşıyorum ve daha iyi anlıyorum yıllarca hep  senin için yaşayacağım...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Alish 2009&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-7863463224031717921?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/7863463224031717921/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/03/hikaye.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/7863463224031717921'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/7863463224031717921'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/03/hikaye.html' title='Hikaye'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SbS5c1GG9BI/AAAAAAAAAFo/00mPw06l14g/s72-c/ayrilik.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-3399155571587632770</id><published>2009-03-01T08:55:00.000-08:00</published><updated>2009-03-05T02:25:45.951-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Orly'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Saygı'/><title type='text'>Bir İnsan...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SarAvPYblPI/AAAAAAAAAFg/QRizai_9jnE/s1600-h/Moment_Of_Silence_by_saltshaker911.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308267028624938226" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 320px; height: 240px; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SarAvPYblPI/AAAAAAAAAFg/QRizai_9jnE/s320/Moment_Of_Silence_by_saltshaker911.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;Dünyamızın tarihi bir bakıma büyük insanların tarihidir diyebiliriz. Bütün bir hafta Marie Curie – James Pageit – gibi büyük bilim adamlarının hayatlarını internetten ve elimdeki kitaplar gibi kaynaklardan takip ettim. Ne kadar enteresan hepsi çok büyük acılardan doğmuş yoksunlukla savaşan aynı zamanda tutkuları olan insanlar yani saygı duyulmaya layık insanlar. Hiç düşündünüz mü ? Gerçekten çevrenizde kaç kişi var ki saygıyı hak edecek. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Kendisiyle ilk tanıştığımda National Geographic’in VCD lerinin kapaklarıyla ilgili yorumunu çok abartılı bulmuştum. Ve hatta o zaman ki çocuk heyecanı aklımla ve kendimce bu kadar ayrıntının nasıl yaşanabilir bir hayata yer açabileceğini bile sorgulamıştım fakat zaman bana onu tanımayı nasip eyledi ve ben geçtiğimiz onca yıldır O'nun hayatının ayrıntılarını tanıdıkça O’na katıksız bir hayranlık ve saygı duyuyorum. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Bir insan düşünün bulunduğu yeri layıkıyla hak eden bir insan işte. Dünyanın onca güzelliğine sahip olmuş ama bir kez olsun o anlamsız dünyevi kibiri tanımamış bir insan. Kendisinden 20 yaş küçük bir delikanlıya saygı gösterme lütfunda bulunabilen bir insan. Muhatabı olduğu kişinin yaşının anlamsız olduğunu algılama erdeminde olan biri. Her kelimenizi her hareketinizi büyük bir dikkatle izleyen ve sizin halinizi tam manasıyla yorumlayabilecek yani sizi kaale alan bir dost düşünün. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Hayatındaki her şeyi tam vaktinde yapan hayatını tam bir programa göre yaşayabilen. Her şeyi dakik olan biri olsun. Yaptığı iş televizyon seyretmek internette gezinmek gibi basit yollu bir eylem olsa bile o eyleme ciddiyetle yanaşan ama bu ciddiyetle kendi hayatının sınırlarını sıkmayan daraltmayan biri olsun. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bir keresinde Hazreti Muhammed’ (S.A.V.)’e bakış açısını görmeye nail oldum. O Hz. Muhammed’i sırf ve sadece peygamber olduğu için sevmiyor aynı zamanda Hz. Muhammed (S.A.V.)’i tam manasıyla insan olmayı başarabildiği için seven, Peygamberin dürüstlüğü gibi ince bir ayrıntıyı keşfeden biri. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;O insan ki içindeki ülke sevgisini kelimelere döktüğünde haksızlıklara diş sıkan. Güzelliklere gözyaşı döken bir insan olsun. O nasıl zorluklarla kazanılmış bir kültür mozaiğinde yaşadığını çok iyi bilen. Bu ülkeyi bu toprakları bize bahşedenleri büyük bir onurla anlatan algılatan biri olsun. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Keman dinlerken violin telinin kemanın tellerine sürtündüğünde ufak kısık sesi bile ayırt edebilen seçiciliğe sahip bir müzik dinleyeni ve uzun zamanlarını bir Saz, Bağlama yapmaya harcayacak bir müzik düşkünü olsun. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İşin özü Burhan Abi'mi anlatmaya benim kelimelerim kifayetsiz kalır. O tam bir Kral sadece bir süre sabretmesi gerekiyor. Ve inanıyorum ki o tahta eskisinden çok daha güçlü dönmüş bir Kral olacak. - Ki isminin önüne koyduğum abi kelimesi yetersiz kalıyor kendisine dair duyduğum sevgi ve saygıyı anlatabilmek için - Ve ben onu tanıdığım için kendimi şanslı atfediyorum. Zaten dünyamızda epi topu 3 - 5 kişi kalmış saygı duyulmayı hakedecek biriyle tanışmak ve hala konuşuyor görüşüyor olmak benim için büyük bir onurdur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Melihat Gülses Sadece O'nun için söylüyor. Önümüzdeki hafta tam burada buluşmak üzere Selametle Kalın...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Alish 2oo9&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-3399155571587632770?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/3399155571587632770/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/03/bir-insan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/3399155571587632770'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/3399155571587632770'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/03/bir-insan.html' title='Bir İnsan...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SarAvPYblPI/AAAAAAAAAFg/QRizai_9jnE/s72-c/Moment_Of_Silence_by_saltshaker911.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-2021845701343495930</id><published>2009-02-22T22:50:00.000-08:00</published><updated>2009-02-24T00:50:35.069-08:00</updated><title type='text'>Zenginler...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SaJI22aANAI/AAAAAAAAAFY/xW4sTr3_7Nw/s1600-h/The_arrogant_little_prince_by_albynism.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5305883418150581250" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SaJI22aANAI/AAAAAAAAAFY/xW4sTr3_7Nw/s400/The_arrogant_little_prince_by_albynism.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;Neden filozoflar zenginleri ziyaret eder de zenginler filozofları ziyaret etmezler bilirmisiniz ?&lt;br /&gt;Çünkü filozoflar ne istediklerinin, neye ihtiyaçları olduğunun farkına vardıkları için zenginlere uğrarlar ama zenginler neye ihtiyaçları olduğunu algılayamadıkları için filozoflara ihtiyaç duyarlar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;Konumuz para. Onunla da olunmayan Onsuz da kalınamayan bir nesne.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Garip halleri vardır paranın en güzel özelliği de insanların insan olma seviyelerini bizlere gösterme özelliğidir. Kendisi daha fazlasına da yaramaz zaten. Hakikati ve hakikatın ardındaki perdeyi gösterir bizlere. Toplum bize kimlik yakıştırır paramız kadar varlığımız vardır. Ailemiz için bilmem kimin çocuğuyla yada kendi kardeşlerimizle bile kıyaslanabilmemize yarayan malzemedir. Genel geçer oluşumlaşmış kuramlara göre, Bir birey olarak adlandırılıp Var olmamız ne fikirlerimizdir ne dünya ya dair görüşlerimiz ne çevreye dair ( Bizim çevremiz - bizim ve hepimizin çocuklarının yakın zamanda paylaşacağı dünyadan bahsediyorum - ki burda bir parantez içi paranteze ihtiyaç var çünkü çocuk bir insanın sonu gibidir. yada yeni bir başlangıcı. Herşeyini evladın için gözünü kırpmadan feda edebilirsin. Her ne kadar bir çocuğum olmasa da dünya üzerinde deneyimlerim bunu gösterdi. ) verdiğimiz mücadeledir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;Herşeyimiz paramız kadardır. Elimizdeki paramız kadar şımarıklaşır o kadar ezebilir ve/veya yücelebiliriz. Ancak bizim paramız kadar parası olanı sevebiliriz. Ancak kendimiz kadar. Kıyafetlerimizdir güzelliğimizdir mesela, Model arabamız kadar olabiliriz. Cep telefonumuz kadar itibar edinebiliriz ancak. Yani biz insanoğlu yapmacık bir nesne den dolayı değer kazanabilir ya da kaybedebiliriz. Biz ancak bu kadar edebiliriz. (Yani kısacası biz biz bile olamamaktayız). Onlarla severler insanlar birbirlerini sadece onlar oldukları için kimileri yanıbaşımızdadır. Ve onların varlığı o kimilerinin çok acıyarak bakmasına rağmen ama yine de mecbur veya farklı sebeplerden dolayı içine dürüst olamayarak tekrar gülerek tebrik etmesi alkışlamasıdır anlamsız hayatımızı.Yani o kimilerinin yanıbaşımızdaki varlığını devam ettirebilmemiz paramıza bağlıdır. Bunu bizde yanımızdaki kimileri de pekala bilmektedir. İşte para böylesine mantıksız birşeydir. Aslında paraya hükmetmesi gerekenin insanlar olması gerektiği yerde biz insanlar buna da yenildik. Hükümdarımız para oldu. İmajımız oldu para karakterimizin ölçü sebebi işte. Ne kadar kişiliksiz olsak bile paramız kadar kişilikli büyük adam olduk ve paramız bize o gücü verdi yani hertürlü yanlışı yanılgıyı yapma ama ardından paranın verdiği güç ile dimdik durma halini de öğretti bizlere mesela.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;Bahanemizde hazır dünya bizden bunu istiyor. İyi Amenna para kazanalım ama bence bunu deneyelim sol elimizi sağ elimiz tanımasın aklımız paramız var diye çalışmasın para bize güç katmasın Egomuz paramız var diye kabarmasın mesela, sırf insanlara iyi biri görünebilmek için iyi insan davranışlarını cümle alemin gözüne soka soka yapmayalım mesela içten verelim vereceklerimizi. Sadece devam edebilmek için kalsın yanımızda Ya da günübirlik mi yaşasak? Neyse birbirlerine arkadaş demiş iki kişinin ilişkilerinin iki günlük izlenimleri bu yazdıklarım bu izdüşümler. O iki zat-ı muhterem yalanlarla büyümeye devam edecekler. Belki de gerçeği hiç algılayamadan. Aslında bu kadar da sert bakmasam mı bu maddiyat işine? Hem hala bu durumda olmam adamakıllı bir iş tutturamam hala bu serseriliğim belki bu görüşlerimdendir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;Neyse uyusam iyi olacak Saat gecenin 3 ü kalkıp cebime bakıyorum. Sadece 7 TL 50 Kuruşum var ilk önce sabah kahvaltısına Hacı baba ya çorba içmeye gitsem ardından bi çay içerim belki o civarda. Allah tan daha sigaram bitmedi, Yoksa tam çulsuzduk. Bu hafta tamamiyle özümüze döndük o eşsiz türküyle devam ettim tüm haftaya anlayacağınız. Sabahat Akkiraz Söylüyor. Siz de yan taraftan dinleyin derim. Bu ne biçim sevda imiş - sinem kül oldu kül oldu.... Konumuzla ilgisiz oldu şarkımız ama illa ilişkili olacak diye bir kaide yok zaten hem burada kuralları ben koyuyorum. Ama sizde dinleyin hak vereceksiniz. Gerçekten alışkanlık yapıyor. zaten o derinlerden gelen yanık ses yokmu. Aman yavaş Alish Sabahat Akkirazı Anlatmaya kalkışırsan bir kaç haftayı yersin. Önümüzdeki hafta görüşmek üzere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alish 2oo9&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-2021845701343495930?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/2021845701343495930/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/02/zenginler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/2021845701343495930'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/2021845701343495930'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/02/zenginler.html' title='Zenginler...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SaJI22aANAI/AAAAAAAAAFY/xW4sTr3_7Nw/s72-c/The_arrogant_little_prince_by_albynism.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-4377230060198492654</id><published>2009-02-18T23:11:00.000-08:00</published><updated>2009-02-24T00:51:48.026-08:00</updated><title type='text'>Hep Daha Fazla Belki de Çok Az...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SZ0HNxoCtSI/AAAAAAAAAFQ/D8fvW4Ahr0Q/s1600-h/depresyon_bunalim_stres.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304403869353293090" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 250px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SZ0HNxoCtSI/AAAAAAAAAFQ/D8fvW4Ahr0Q/s400/depresyon_bunalim_stres.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;Okuyacağınız yazıyı yazan kişi bile farkına varamamıştır ne yazdığının ve ne yazmadığının. Neyse karışıklıklarım siz blog alemini beklemekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düğüm düğüm olmuş hayat adlı garip alemin orasında burasında aslında ne peşinde koşarken nelerden kaçtığımızı yolun hep en sonunda öğreniyoruz. Ki şanslıysak o da bir ihtimal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazanma ve kaybetme ciddi bir yer edinmiyor hayatımda ama şu sıralar bu kazanma ve kaybetme adına dünyanın bize çılgınca dayattığı aynı zamanda çevrede bu konuyla ilgili deli gibi savaşanları gördükçe daha bir ilgi duyuyorum. Onları bu savaşa itenin ne olduğunu düşünmeden edemiyorum ne yapayım. Kazanma ve kaybetmenin iki ayrı seçenek olduğunu varsayalım. Ve o tercih üzerinde kazanmayı seçtiğimizde ya başardığımızı farzedelim o zaman da kaybetmenin miskinliğini kazanamayacağız mesela! O yenik varsaydığımız ruh bunalımını yada - veya kaybetme sürecinin ardından gelecek kazanılanları kaybedeceğiz. Hem zaten dünyamız şartlarla dolu neden birini seviyorken karşıdakininde sevmesi gerekiyor. İşte o zaman sevebilmenin halleri mi çıkıyor ortaya ? Birini seviyorsak onun sadece mutlu olması neden doyurmaz ki insanı ? Kişi neden karşı tarafı kendi için sever. Konu buraya nasıl geldi anlamadım neyse bu muhabbet çok uzar bu mevzuyu da başka zaman yazayım bu karmaşada araya katakulli ye gelmesin daha değerli bir an da - İyi &amp;amp; Kötü - Doğru &amp;amp; Yanlış - Güzel &amp;amp; Çirkin adlı eşitsizlik denkleminin aslında ne kadar da eşit olduğunu yazmaya çalışayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeterlerimizi daha yetmez hale getirerek aslında yeten yetmezliklerimizin ardından içten isterik gözyaşları döküyoruz. Bu bu kadar basit.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az biraz beklesem mi ? Biraz daha mı yavaş dönmeli Dünya(m)? ( m harfi özellikle parantez içinde (sahiplenmemenin hafifliği) )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi atamız söylemiş ki iyilik yap denize at!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden burada bu şehirde bir deniz yok ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden bu şehir var ki ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah ben uyanınca play düğmesine basınca mı uyanıyor herkes?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördüklerim yaşadıklarım gerçek mi yoksa uyanacakmıyım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şafak görmeyi beklerken yeni bir şafak defteri tutuşturdular kaşla göz arasında. Daha bir isyanla karalıyorum daha bir boğuluyorum dünya(m) da Henüz bir hafta önceydi parmaklarımdan ışıklar renkler saçılıyordu bahar gelmişti her yana sayemde. Ne manasız ve ne manalı yaşamak. Hadi tamam anladık beklentilerin çıkmaz çaba ister, uğraş ister, ardında durmak inanmak ister ama herşey bir duvara çakılı kalır mı ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönüp bakıyorum kaza mahaline kanım akıyor duvardan süzülüyor dalga geçer gibi alay ediyor ardından haykırıyor. Sen kimsin be... biraz kan biraz su Var ve Yok arası Hani ne tam varsın ne de tam yok Aralarda işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse Burada bir heyecanla pause tuşuna basıyorum yanlışlıkla save etmiş te olabilirim. ki bu yanlışlık adıma kötü sonuçlar doğurabilir. Öyle ise ve kaydettiysem (bir yerlere) bu kaybetmeyi ya da belki kazanmayı - yağmaya başlar üzerime gökyüzünden karlar gibi küllerim - boğacağını sanmıyorum ama onların arasından yeniden doğmak için biraraya toparlamak zaman alır…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimdeki Tek As’ı kaybettim şaka gibi ya. İnanamıyorum böyle birşeyin olma ihtimali bile yokken! Ve hatta olasılık ihtimali olmayan bir anda kaybettim. Sırf As gitmiş olsa yine neyse kartlar uçuştu köşelere bucaklara. En olmayacak en olmaması gereken oldu. Dünyanın haykırarak benden istediği o As o tek el oyun son buluyor. Mağlup oluyorum. Belki de kazanıyorum zaman gösterecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alanis Morisette'nin o sessiz sedasız şarkılarını hep böyle anlarda yani hep yenilgilerde ebediyete yeminlerde ve sonsuz varoluşlara uzanma çabalarında dinliyorum. Bana çok iyi bir dost kendisi kızmıyor sinirlenmiyor ona ihtiyacım olduğunda çıkıp geliyor ve benim dönüşlerimi sorgulamıyor. Aklım nerelerdeyse artık o şarkıya bile ağıt yakabilir yetenekteyim şu sıralar. Ve çok sessiz pek te dokunmadan söylüyor. Sanki hissetmemiz gerekmediğini düşünerek ve sanki kendi bile algılayamıyor gibi çok umarsız çok öyle öylesine söylüyor gibi. Hele o şarkının sonunda aydınlıktan söz ederken Rock müziğinin karanlığına boğuyor yine umrunda değilmiş gibi. Ama farkında değilmidir dersiniz uçurumda elele tutuşmuş iki çocuk oluşturduğunun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yenilgi, hüzün - sanki mutluluk gibi bak şimdi geçecek hissiyle mutlu olma umut olma yada olmama arası!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne ve nasıl beklediğini bilmeden beklemek daha zor daha rahatsız. Alanis Söylüyor. Sahip olduğum tek şey kendisi bu aralar hayatımda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında hep bu anlarda yani ya ölüme dokunacak kadar yakınlarda ya da herşeyi kaybetmeler de anlıyor insan hayatının ne kadar olduğunu ve ne anlama geldiğini! Yani uzun lafın kısası kaybetmek ve kazanmak çok ince bir çizgiyle ayrılıyor. İşte o çizgi bazen mutluluk verici bir mor oluyor teselli buluyor avunuyoruz kendisiyle. Bazen ise sert karanlık kırmızı. Neresinden bakarsak bakalım bizim adını verdiğimiz varolmayanlar işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse. I need a big DREAM Or a little life (Büyük bir DÜŞE Yada küçük bir hayata ihtiyacım var.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alish 2oo9&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291518422526458497-4377230060198492654?l=illegalizma.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://illegalizma.blogspot.com/feeds/4377230060198492654/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/02/hep-daha-fazla-belki-de-cok-az.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4377230060198492654'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/291518422526458497/posts/default/4377230060198492654'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://illegalizma.blogspot.com/2009/02/hep-daha-fazla-belki-de-cok-az.html' title='Hep Daha Fazla Belki de Çok Az...'/><author><name>illegalizma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02727679371276520221</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SoGYqC5jeUI/AAAAAAAAAKM/0ly3OHPUI38/S220/whybylasaroqe4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SZ0HNxoCtSI/AAAAAAAAAFQ/D8fvW4Ahr0Q/s72-c/depresyon_bunalim_stres.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-291518422526458497.post-6334285660459073742</id><published>2009-02-09T23:57:00.000-08:00</published><updated>2009-02-24T00:52:49.700-08:00</updated><title type='text'>.Almanak.</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SZE0o-qGmsI/AAAAAAAAAFI/QKAT-ze3b7k/s1600-h/dunya170408.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5301076115010788034" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_QiyIxz0CW7U/SZE0o-qGmsI/AAAAAAAAAFI/QKAT-ze3b7k/s400/dunya170408.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;2008 Öylesine çekip gitmiş bir yıl olmuş meğer düşünüyorum da. Bir taraftan küresel ısındık hatta bir ara çok şiddetlendik. Ama devam etmeye devam ettik. Ardından Yunanistan da bir ahlak dersi vardı kaybetmenin ahlakıyla binlerce insan yönetime başkaldırdı henüz 16 yaşındaki çocuğun öldürülmesiyle. Bu isyandan ziyade kim kazandı kim kaybetti anlamındaydı. Kaybeden kazanan, kazanan kaybeden olmuştu. Bir oyun oynandı ve oyun gerçeğe sonra sokaklarda insanların yüzlerine oradan camlara ve kentlere yayıldı. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;Dünyamızın uzak ucunda yöneten ülkenin başına bir başkan seçildi hepsinden farklı deri rengine sahip bir başkan yıllarca siyahları inkar eden bir ülkeye Siyahi bir başkan gelmişti şaka gibi. O tarafta demokrasi vardı. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;İsviçre de maddeyi keşfetmek için büyük Hadron çarpıştırıcısı denendi. Gerçekleştirildiği sırada dünyanın yok olacağı söylentileriyle uzun süre gündemde kalan Big Bang deneyi , evrenin oluşumu esnasındaki sırları ortaya çıkarması beklenen ve tüm zamanların en çok konuşulan deneyi olma özelliğine sahipti. Sonraki koşulları amaçlayarak maddenin oluşumu hakkında ipuçları aramaya yol alan deney. Çıkan arızalar nedeniyle bir süre ertelendi bakalım insan yapımı insanı çözebilecek mi? O sıralarda uzaya Amerikanın ardından Çinde adım atmıştı artık dünyamız yetmiyor anlaşıldı zaten bu kadar küreselleşmiş ve ısınmışken nerede yalnız kal
